Türkiye’de henüz bağımsızlığını yitirmemiş, siyasal iktidarın, dogmatik güç odaklarının emrine ve güdümüne girmemiş, dünyada ve ülkede olup bitenleri kavrayan yetkin avukatların ve baroların varlığına inancımla…

Baroların Toplumcu Yönü ve Adli Yardım

Türkiye’de henüz bağımsızlığını yitirmemiş, siyasal iktidarın, dogmatik güç odaklarının emrine ve güdümüne girmemiş, dünyada ve ülkede olup bitenleri kavrayan yetkin avukatların ve baroların varlığına inancımla…

2026 Türkiye’si hemen her alanda eşitsizliklerin yaşandığı bir ülke haline geldi. Ekonomik gücü olmayanların hak arayış mücadelesi ile gücü olanların hak arayışı birbiriyle kıyaslanamayacak kadar eşitsiz. Temel bir insan hakkı olan adalete erişimdeki eşitsizliği ortadan kaldırmak amacıyla adli yardım kurumu geliştirilmiştir. Adli Yardım, hukuk devleti ve sosyal adalet anlayışını temel alarak, hak arama özgürlüğünü korumak, toplumsal eşitsizlikleri azaltmak için benimsenmiş kamusal bir hizmettir. Bu hizmetin yerine getirilmesi görevi, Avukatlık Kanunu’nun 176.maddesiyle barolara verilmiştir.

Adli yardımın amacı, bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve hak arama özgürlüğünün kullanımında eşitliği sağlamak üzere, avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanların avukatlık hizmetlerinden yararlandırılmasıdır.(Adli yardım Yön.m.1)

Bu görev bir sosyal sorumluluk projesinden öte toplumsal bir sorumluluktur. Barolar yurttaşların hukuki korunmasına destek olmak ve adalete erişimini sağlamakla görevlidir. Bu bakımdan adli yardım, baroların asla kaçınamayacakları toplumsal sorumluluğudur. Bir baro, öncelikle kurulu olduğu şehirde, hatta tüm yurtta adalete erişimi olmayan ya da kısıtlı imkanlara sahip bireylerin adalete erişimi için hukuk hizmetlerinden yararlanabilmesi için çaba göstermelidir. Baroların toplumsal sorumluluğu bakımından böyle bir çaba birincil görev olmalıdır. Gelir dağılımın hiç olmadığı kadar bozulduğu günümüz Türkiye’sinde adli yardımı toplumda bilinir kılmak, tanıtmak, etkinliğini artırmak kadar bu hizmeti sunacak avukatların emeklerinin karşılığının ödenmesi de önemlidir. Bu iki hedefin birlikte gerçekleşmesi halinde adli yardım kurumu canlı ve verimli olabilir.

Avukatlık Kanunu’nun180.maddesinde adli yardım bütçesinin nasıl ve hangi kalemlerden oluşacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Maliye Bakanlığının aktardığı miktar ve varsa diğer adli yardım gelirleri Türkiye Barolar Birliği (TBB) bünyesinde toplanmakta, buradan barolara dağıtımı yapılmaktadır. Türkiye Barolar Birliği bu dağıtımı baroların avukat sayısı ve bağlı olduğu ilin nüfusuna göre puanlama sistemiyle yapmaktadır. Türkiye Barolar Birliğinin 2026 yılı adli yardım bütçe 1.448.682.029,84 TL’dir. (Kaynak barobirlik.org.tr) Bu miktarın oldukça yüklü bir miktar olduğu kabul edilmelidir.

Baro seçimlerinin yaklaştığı şu günlerde baroların iki yıllık faaliyet raporları paylaşılmaya başlandı.(Faaliyet raporlarının baroların kendi web sitelerinde yayınlaması kağıt sarfiyatını önlediği gibi genel kuruldan önce avukatlara raporları inceleme olanağı verdiği için oldukça yerinde bir uygulamadır.) Gerek web sitelerindeki paylaşımlardan gerekse farklı bölgelerde farklı nüfusa sahip barolarımızla yaptığım görüşmelerde çarpıcı bilgilere ulaştım. Hemen hemen tamamı, Barolar Birliğinden aktarılan adli yardım bütçesinin tamamını kullanmalarına rağmen taleplere yetişemediklerini bütçeyi gözeterek belli kısıtlamalar getirmek zorunda kaldıklarını dile getirdiler. Birçok baro da TBB’nin dengeleme fonundan ek bütçe talep edeceğini bildirdi. Elbette bu durum bana şaşırtıcı gelmedi. Biri bitmeden ötekinin başladığı krizler, -ister ekonomik olsun ister siyasi ve hatta hukuki- toplumda çatışmalara sebep olmakta, insanlar arasında sürtüşme ve anlaşmazlıklar artmaktadır. Dolayısıyla hak arayışı, adalet arayışı da artmaktadır.

Adana Barosunun genel kurul öncesi yayınladığı faaliyet raporunu incelediğimde diğer tüm barolardan farklı bir sonuçla karşılaştım. TBB’den Adana Barosuna 2025-2026 dönemi için aktarılan adli yardım ödeneği 48 Milyon TL (ayrıca yıl sonuna kadar 16 milyon TL daha ödenecek). Toplamda adli yardım bütçesi 60 Milyonu geçiyor. Oysa Adana’da iki yıl boyunca sadece 306 görevlendirme yapıldığı rapor edilmiş. Yani baro iki yıl boyunca 306 vatandaşa avukatlık hizmeti götürebilmiş, hizmeti sunan avukatlara iki yılda toplam 9 Milyon TL ödenmiş. Artan para personel ve büro masrafları çıktıktan sonra faiz getirisi ile birlikte 20.919.608 TL olarak sonraki yıla devretmiş. (Kaynak Adana Barosu 2024-2026 Faaliyet Raporu sayfa 49, sayfa 62)

Adana gibi nüfusu iki milyonu geçen bir şehirde iki yıl boyunca hukuki desteğe ihtiyacı olan kişi sayısı 306 olabilir mi? Belli ki Adana’da yaşayan ve hukuki desteğe ihtiyacı olan onca insan böyle bir hakkı olduğundan bi-haber. Oysa kullanılmayan milyonlarca liranın ve onun faiz getirisinin ne vatandaşa ne de hizmet sunacak avukatlara bir yararı yok.

Adli yardım, barolarda mesleki sorumluluk ile toplumsal sorumluluğun kesiştiği alandır. Eğer Baro, bütçesinde milyonlarca para olduğu halde bunu ihtiyaç sahibi yurttaşa ulaştıramıyorsa, adli yardımda görev bekleyen avukatlara (-ki çoğu genç meslektaş) ulaştıramıyorsa o baronun toplumcu yönünü sorgulamak gerekir. Çünkü barolar herhangi bir meslek örgütü değildir. Adli yardım da bir yardım ve bağış faaliyeti değildir. Bireylerin temel haklarını kullanabilmesini sağlayan kamusal bir hukuki güvencedir.

Barolar, hak arama özgürlüğünün yaygınlaşmasına ve toplumda adalet bilincinin güçlenmesine hizmet etmek için vardır. Hesapta tutulan paranın ne hakkını arayamayan vatandaşa ne de bu hizmeti vermeye gönüllü avukata bir faydası yoktur.

Sosyal adaletsizliğin tavan yaptığı, yoksulluğun, ayrımcılığın, her türlü şiddetin, siyasi baskının egemen olduğu ülkemizde adli yardım fonunu tam olarak kullanmayan bir baro ya toplumdan kopmuştur ya da bulunduğu şehrin refah seviyesi çok yüksektir. Sizce hangisi doğru?

Av. Yurdagül Gündoğan