TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR HUKUK DEVLETİ OLMAKTAN NE ZAMAN ÇIKTI?


Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olmaktan;

Ø Hukuk fakültesi bölüm birincilerinin ve düşünme, araştırma, sorgulama yetisi olan vicdan sahibi hukukçuların hakimlik ve savcılık sınavlarında fütursuzca, bilinçli ve kasıtlı olarak elendiği; bu kimselerin, ilerleyen süreçte yok edilmek istenen hukuk sistemi projesinin önünde tam anlamıyla bir engel ve siyasilerin sözünü dinlemez olarak görüldüğü tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin başbakan olduğu dönemde, 2014 yılı Danıştay kuruluş yıldönümünde Türkiye Barolar Birliği eski başkanına "Bir saattir sen konuşuyorsun…Böyle bir edepsizlik olmaz ki!...” dediği, konuşanın sözünü kestiği, ayağa kalkıp tepki gösterdiği, bulunulan alanda adeta kavga ve kaos ortamı yarattığı, bu kimsenin cumhurbaşkanı olmadığı dönemde dahi o dönemin cumhurbaşkanını da ezip geçtiği ve herkese karşı saygısızlık yapmakta sınır tanımadığı, savunma mesleğinin itibarını ve gücünü yok ettiği, savunma kanadını yerle bir ettiği tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda yer alan "yüksek" ibaresini kaldırıp hakimlik ve savcılık mesleklerini itibarsız hale dönüştürdüğü, savunma kanadından sonra bu defa da geriye kalan diğer iki kanadı kafasına taktığı ve onları da yok etmeye kararlı olduğunun sinyallerini verdiği, bu haliyle yargıyı tümden mahvetmeye ve ele geçirmeye doğru adım adım ve kendisine göre emin adımlarla ilerlediği, mülakatları da bu yüzden torpil ve önceden belirlenmiş isim listelerine dayandırıp bu listeleri aldırdığı, devamında da yargının hakim ve savcı kanadını adeta kendi emir eline dönüştürdüğü, bağımsız ve tarafsız yargıyı yok ettiği, hakim ve savcı kanadını tek başına karar veremez hale getirdiği, hukuku bitirdiği, hukuk sistemini yerle bir ettiği, bunu da 2017 yılında kabul edilen sözde anayasal değişiklik adı altında yaptırdığı, hukuk sisteminin bir kişinin iki dudağının arasına alındığı ve tüm bunların, devamında kabul edilen, adına da tek adam rejimi denilen ve ülkeyi uçuruma sürükleyen bir sistemle yapıldığı tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin tüm bunlarla kalmayıp Türkiye Barolar Birliğinden "Türkiye", Türk Tabipler Birliğinden "Türk" ibarelerini kaldırmak istediğini belirttiği, “…Kullanamayacaksınız, ne Türk kavramını ne Türkiye ismini…” dediği, kimsenin Türklüğünü tanımadığı, hatta çok kişiyi ülkeden kovduğu, kendisinden başka herkesi hor gördüğü, aşağıladığı, küçüksediği, yok saydığı, değer vermediği, değersizleştirdiği, kimseyi ve kimsenin düşüncesini tanımadığı ve dikkate almadığı tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin kendisi gibi düşünmeyen, politikalarını beğenmeyen ve eleştiren herkese “Eyyy…” “Eyyy…” diye bağırdığı ve herkesi aşağıladığı tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin ülkeye torpil sistemini dayattığı, hakları yediği, yedirdiği ve milyonlarca kulun hakkına girdiği tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin "Bu ülkenin çalışkan ve dürüst evlatları, vatandaşları" yerine "Benim adamlarım" dediği ve kendisinden sandığı yalancı, torpil kovalayan, kişisel menfaati uğruna her şeyi yapabilecek, hatta ülkeyi bile satabilecek kişileri tercih ettiği ve diğer tüm halka sırt ve yüz çevirdiği, yazılı sorularını vere verdire kendisine bile darbe yapılmasına yol açtığı tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin her fırsatta halka, kendisinin başkomutan olduğunu söylemesine rağmen kendisi yüzünden oluşan ve doğrudan kendisinin sebebiyet verdiği 2016 yılındaki kaos ve darbe olayında bulunduğu otelden kaçtığı, hatta o dönemde de şimdiki gibi cumhurbaşkanı olduğu için o dönemin başbakanı olan ve cumhurbaşkanına hitaben sıklıkla “Bin Ali derse binerim, in Ali derse inerim” diyen kimsenin de makam aracıyla ve şoförüyle birlikte geriye doğru beş yüz metre kaça kaça bir kaymakamın evine sığındığı, halkınsa sokaklara döküldüğü, cumhurbaşkanı eliyle tehlikeye atıldığı, vatandaşın canının hiçe sayıldığı, kendileri için kaçma planlarının, halk için sokağa çıkma çağrılarının yapıldığı, buna da ne hikmetse kahramanlık destanı denildiği, oysa bunun haksızlık ve hukuksuzluktan başka hiçbir şey olmadığı, halkın tümden mağdur edildiği, halkın ölümüne, yaralanmasına ve kamu mallarının zarar görmesine yol açıldığı tarihte,

Ø Tam da bu darbe olayından sonra Manisa’nın Alaşehir ilçesinin girişindeki bir imam hatip okuluna hiç utanmadan ve halkla dalga geçer gibi “Milletin Parası Millete Kaldı” yazısının asıldığı, bu itiraftan da anlaşıldığı üzere halkın gelir ve haklarının darbe tarihine kadar hatta şu anda dahi sürekli olarak başka yerlere gittiğinin açığa çıktığı, ülke gelirlerinin ve servetlerinin fütursuzca dağıtıldığı, halkın ekmeğiyle oynandığı, ahımızın alındığı tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin partisi olan mevcut iktidar partisinin kurulduğu tarihten bu yana gereksiz, yanlış ve olmaması gereken Anayasal ve yasal değişikliklerin yapıldığı, hukuk sisteminin siyasetin bir aracı ve oyuncağı hale getirildiği, hakların yok, hukukun ziyan edildiği, hakların ve özgürlüklerin kısıtlandığı, tanınmadığı, yargının iş göremez, iş yapamaz, işlevsiz, etkisiz hale getirildiği tarihte,

Ø Şu anki Cumhurbaşkanı R.T.E.’nin partisi olan mevcut iktidar partisinin kurulduğu tarihten bu yana temel kanunların neredeyse tümünün değiştirildiği ve sırasıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun kabul edildiği ve daha yüzlerce hatta binlerce kanunda değişikliklerin yapıldığı, Anayasal değişikliklerde sayı ve içerik yönünden sınır tanınmadığı, mevzuat değişikliklerinin durdurulamadığı, adeta cumhurbaşkanı ve hükümet ne istiyorsa ya da canları kime veya neye sıkılıyorsa aynı günde hemen o konuda mevzuat hükmünün kabul edildiği ya da mevcut hükmün değiştirildiği, Anayasa ve kanunlar dahil mevzuat hükümlerinin günlük isteklerin ve kızgınlıkların hukuki karşılığı haline dönüştürüldüğü, hukukun hiçe sayıldığı, küçümsendiği, itibarsızlaştırıldığı ve hukukla alay edildiği tarihte,

Ø Mevcut hükümet eliyle evliliğin, karı koca kavramlarının, çocukların, ailenin, okuma yazmanın, eğitimin, çalışmanın, emeğin, alın terinin, başarının, liyakatin, insan ilişkilerinin, komşuluğun, insanlığın, nispi eşitliğin, hak ve hak etme kavramlarının, adaletin, hakkaniyetin, ortalama gelir düzeyinin, orta halli vatandaşın, ekonomik yönden orta seviyede geçinebilmenin, serbest ekonominin, hakkınca rekabetin, çiftçiliğin, tarımın, hayvancılığın, usta çırak ilişkisinin, çekirdekten yetişme kavramının, zanaatın, sanatın yok edildiği tarihte,

Ø Tek adam rejiminin kabul edildiği ve dayatıldığı tarihte,

Ø Bu tek adam rejimindeki tek adamın tutulamaz, durdurulamaz ve laf anlatılamaz bir hale geldiği, bu yolla tüm halkın susturulduğu ve haklarının yok edildiği, kimsenin konuşturulmadığı, konuşmanın yasaklandığı, konuşanın tutuklandığı ve/veya cezalandırıldığı tarihte,

Ø Yargının yalnızca hakime, savcıya ve hükümete çalıştığı, diğer herkesin mağduriyeti karşısında sessiz kalındığı ve kıs kıs gülündüğü tarihte,

Ø Çocuğu öldürülen annenin sokakta üç gün yas halinde oturma eylemi yapmak zorunda bırakıldığı tarihte,

Ø İnsanların onurlu, gururlu, haysiyetli bir yaşamdan koparıldığı, insan onuruna yakışmayacak bir yaşama sürüklendiği ve çaresiz bırakıldığı tarihte,

Ø Tüm bunlar dile getirildiğinde ve “Hiç utanmıyor musunuz?” denildiğinde, hükümet kanadının “Evet utanmıyoruz. Gurur duyuyoruz yaptığımız işten. Gurur duyuyoruz. Niye utanalım biz?” dediği, bunu diyeninse kendi öz yeğeninin hakim yapıldığı, haberlere göre de erkek kardeşinin başhekim yapıldığı tarihte,Çıktı.

Sonuç itibariyle Türk Yargısı ve Türk Hukuk Sistemi Cumhurbaşbanı R.T.E. ve hükümet eliyle yok edildi.

LL.M. Av. Uzm. Arb. Uzl. AYŞEN GÜZEL