23 Nisan 2017 Pazar 09:41
Mahkemeden boşanma davalarının seyrini değiştirecek tarihi karar



Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'nde 2010 yılında evlenen, 2 çocukları olan, ikisi de özel sektörde yöneticilik yapan C.A.T. ile Y.H.T çifti, Çorlu 1'inci Aile Mahkemesi'ne 'Evlilik birliğinin temelden sarsılması, şiddetli geçimsizlik'  nedeniyle anlaşmalı olarak boşanmak için avukatları aracılığıyla başvurdu. Birbirinden talepleri olmayan ve çocukları için ortak velayette bulunup, kimin yanında kalıyorsa, eğitim masraflarını ortak karşılamak için anlaştıklarını belirten çift, anlaşma protokollerini de mahkemeye sundu.

MAHKEME: TÜRK TOPLUMUNUN TEMEL YAPISINA TERS DÜŞMEZ

Çorlu 1'inci Aile Mahkemesi, geçen 14 Nisan'da görülen duruşmada, 2 kız çocuğunun velayetinin anne C.A.T ve baba Y.H.T'ye ortak verilmesini kararlaştırdı. Mahkeme kararında, tarafların bir yıldan fazla evli oldukları ve boşanma yönündeki serbest iradelerini mahkemeye sunduklarını belirterek, boşanmaya ilişkin tüm sonuçlarına ilişkin anlaşmaya vardıklarını kaydetti. Tarafların düzenledikleri ve mahkemeye sundukları protokolün incelendiği belirtilen kararda, iç hukukta yer alan 'eşlerin evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocukları ile olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluklar açısından eşit oldukları' sözleşmesine vurgu yapıldı. Kararda, 'ortak velayet' kavramının Türk kamu düzenine aykırı olmadığı Türk toplumunun temel yapısına ters düşmediği' belirtilerek, şöyle denildi:

"Somut olayda ise her iki tarafın da velayet hakkından vazgeçmek istemediği, hazırladıkları protokolde velayeti ortak kullanmak istediklerini açıkça beyan ettikleri, müşterek çocukların ne zaman ve ne kadar süre ile kimin yanında kalacaklarını belirledikleri ve giderlere de beraber katılmak istedikleri, ortak velayet talebinin küçüklerin yüksek menfaatini ve güvenliğini tehlikeye düşürecek bir şekilde değil, onların fiziksel ve ruhsal gelişimlerine olumlu katkı sağlayacak şekilde düzenlendiği ve bu durumun küçüklerin yüksek menfaatine olduğu kanaati ile anlaşma şartlarının tümünün mahkememizce de uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği hukuksal sonuç ve vicdani kanısına ulaşılarak hüküm tesisi yoluna gidilmiştir."
Mahkeme, tarafların müşterek çocukları A.M. ve A.M.'nin  velayetlerinin davacı anne ve davalı babaya müştereken (ortak olarak) bırakılmasına, çocukların fiilen pazar günü saat 12.00'den perşembe günü saat 17.00 kadar anne yanında, perşembe günü saat 17.00'den pazar günü saat 12.00'ye kadar baba yanında bırakılmasına; her yıl Temmuz ayının 1 birinci günü saat 10.00'dan  31'inci günü saat 17.00'ye kadar, yarı yıl tatilinin ilk haftası birinci gün saat 10.00 dan 7'nci gün saat 17.00'ye kadar gerek görmek, gerekse yanına almak suretiyle fiilen davalı baba yanında bırakılmasına karar verdi.

AVUKAT: DEVRİM NİTELİĞİNDE KARAR

Boşanan çiftin avukatlarından Mehtap Yeter Engin, Yargıtay 2'nci Hukuk Dairesi Başkanı hakim Ömer Uğur Gençcan'ın bu yılın Şubat ayında bu konuya ilişkin uluslararası sözleşmeye atıf yaparak görüş açıkladığını belirterek, "Çorlu 1'inci Aile Mahkemesi'nin kararına kadar müşterek velayet hukukçular arasında oldukça tartışıldı. İstanbul mahkemeleri henüz bu konuda bir karar vermiş değil. Bu durum hukukumuz açısından devrim niteliğinde bir karardır. Anne, babalar, çocukların velayeti konusunda uzlaşamadıkları takdirde velayet üzerindeki tartışmalar sebebi ile mahkemeler boşanmaya da karar veremiyordu. Bu uygulama ile toplumun temelini oluşturan evlilik birliği sulh ile sonlandırılabilecek. Çocukların anne veya baba destek ve ilgisinden yoksun bireyler olarak yetiştirilmesinin önüne geçilecek. Karar aynı zamanda boşanmış olan anne ve babalar içinde çok önemli. 'Velayetin nez'i davası ile müşterek velayet uygulamasına geçilebilecek" dedi.
 


Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 23.04.2017 11:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.