Olaylar

Başvurucu; eşi ve üç çocuğuyla Türkiye'ye yasal yollarla giriş yapan, ardından ikamet izni alarak Türkiye’de yaşamaya başlayan bir Irak vatandaşıdır. Cumhuriyet başsavcılığınca başvurucunun da aralarında olduğu bazı kişiler hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında soruşturma açılmış, valilik tarafından da başvurucu hakkında sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma kararları tesis edilmiştir. Ayrıca başvurucunun ikamet izni, hakkında tahdit kaydı ve sınır dışı etme kararı bulunması nedeniyle iptal edilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, sınır dışı etme kararının iptali için idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare mahkemesi ara kararıyla davalı idareden başvurucu hakkında konulan tahdit kaydının dayanağını, başsavcılıktan ise soruşturmanın akıbetini sormuştur. Emniyet Genel Müdürlüğü, başvurucuya tahdit kaydı konulduğunu; başsavcılık ise soruşturmanın devam ettiğini belirtmiştir. İdare mahkemesi başvurucunun açtığı dava kesin olarak reddetmiş, başsavcılık yürütülen soruşturma kapsamında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

İddialar

Başvurucu, kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının, sınır dışı etmenin usul güvencelerine aykırı olması nedeniyle de yerleşme hürriyeti ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Mahkemenin Değerlendirmesi

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

Baba Olduğunu İddia Eden Kişinin Soybağının Reddi Davasını Açma Şartlarına İlişkin Kuralın Anayasa’ya Aykırı Olduğu Baba Olduğunu İddia Eden Kişinin Soybağının Reddi Davasını Açma Şartlarına İlişkin Kuralın Anayasa’ya Aykırı Olduğu

Kötü muamele yasağıyla korunan hakların gerçek anlamda güvence altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması yeterli değildir. Devlet, aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da korumalıdır. Sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Fakat her sınır dışı işleminde devletin araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir iddia ortaya konmalıdır.

Somut olayda başvurucu, ülkesine geri gönderilmesi durumunda karşılaşacağı riski iki nedene dayandırmıştır: Bunlardan biri eşinin babasının Irak'ın eski lideri döneminde general olması, diğeri ise farklı mezhepten olmasıdır. Başvurucunun kayınbabası nedeniyle risk altında olduğuna ilişkin -herhangi bir belgeye veya rapora dayanmayan- soyut iddiası araştırma yapmaya yeter seviyede ciddi değildir. Öte yandan başvurucunun idare mahkemesinin ara kararı uyarınca verdiği yazılı beyanında ya da göç uzmanıyla yaptığı mülakatta mezhebi nedeniyle ülkesinde sorun yaşadığına ilişkin bir anlatımı yoktur. Bu iki durum incelenip değerlendirildiğinde başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin iddialarının araştırmaya değer nitelikte ve yeterlilikte olmadığı anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

B. Sınır Dışı Etme İşlemlerindeki Usul Güvenceleri Kapsamında Yerleşme Hürriyetiyle Bağlantılı Olarak Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

Başvurucunun adının terör örgütü mensuplarına ait olduğu öngörülen bir listede yer aldığının öğrenilmesi sonrasında kamu makamlarınca başvurucu ile terör örgütü arasında bir bağ kurulması yersiz ve dayanaksız bir değerlendirme değildir. Dolayısıyla idari ve yargısal makamların ulaştığı veriler ışığında sınır dışı etme işlemiyle ilgili yaptığı değerlendirmeler öngörülebilir olduğundan sınır dışı etme işleminin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

Öte yandan başvurucunun sınır dışı edilmesine dayanak olan tahdit kaydının hangi gerekçeyle konulduğu bilgisi Başsavcılığın yazısı üzerine davası dosyasına girmiştir. Söz konusu yazıdan başvurucunun haberdar olduğu dosyaya yansımamış ise de başvurucu idare mahkemesinden sınır dışı etme işlemine gerekçe oluşturan tahdit kaydına dair verileri öğrenmek için talepte bulunmamış, bunları değersiz kılacak karşı iddialar öne sürmemiş veya lehine olup değerlendirilmesi gereken bir delil sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun sadece kamu makamlarının verilerine itibar edildiği iddiası dayanaksızdır. Başvurucunun idare mahkemesinde ileri sürdüğü iddialar herhangi bir yasa dışı eylemi olmadığı ve ceza soruşturmasında aleyhinde bir delil bulunmadığıyla sınırlıdır.

Sınır dışı etme işleminin kamu güvenliğine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle tesis edildiği dikkate alındığında terör örgütü üyeliğine ilişkin bir araştırma yapılmamasının veya bu kapsamda açılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin iptal davası yönünden bir önemi bulunmamaktadır. Kamu makamlarının başvurucunun kamu güvenliğine tehdit oluşturduğu şeklindeki değerlendirmesinin hukuka uygun olduğuna karar veren idare mahkemesi, yeniden durumunu inceletme güvencesine aykırı davranmamıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle yerleşme hürriyetiyle bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

https://www.anayasa.gov.tr/