25 Şubat 2017 Cumartesi 17:01
‘Toprak Ana kendi çocuklarını da yer’

Hatırlamayan var mı bilinmez, yine de anımsatalım: Mehmet Aksoy, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ucube” demesiyle başlayan sürecin sonunda yıkılan İnsanlık Anıtı heykelinin yaratıcısı. Aksoy o dönem herhalde tarihin en müthiş heykel savunmalarından birini yapıp, heykeli hiç bilmeyene bile tanıttı. Bu yıl 55’inci sanat yılı. Beş yıl önce Tophane-i Amire’de hazırlanan 50’inci yıl sergisinden sonra ilk sergisini açtı. 20 Nisan’a kadar Karaköy’ün çiçeği burnunda galerisi Anna Laudel Contemporary’de izlenebilecek serginin adı ‘Çekicin Rüzgarındaki Ezoterik İllüzyonlar’. Sergide geçmiş yıllardan heykelleri olduğu gibi, son dönem çalışmaları da var. Sanatçının farklı kültürlerin ışık ve gölge oyunlarından faydalandığı heykeller bunlar. Belli ki Şamanlar, Kibele geleneği, doğa-insan ilişkisi gibi konular kurcalıyor yine Aksoy’un kafasını. Sergide heykellerinin yanı sıra yağlıboya resimleri de var. Tam da bir heykeltıraşın elinden çıkmış resimler... Yine ışığın başrolde olduğu üç boyutlu çalışmalar. Aksoy, zaten ressam olmak isterken heykeltıraş olduğunu söylüyor. Ayrıca bir resim sergisi açmak istediğini. Sergideki resimleri görünce, kendinizi sözünü ettiği sergiyi bir an evvel açmasını dilerken bulabilirsiniz. Aksoy’la sergi ve sergideki eserleri üretirken düşündüğü meseleler üzerine söyleştik. Hiç araya girmeden aktarıyoruz...

Işık ve gölge oyunları

“Heykelde bir yenilik gibi görünen ne varsa, içeriği kavrayan biçimden dolayı geliyor. Bu sergide de öyle oldu. Şamanlar, ruhlar dünyası, insan - doğa ilişkisi içinde transparan formlar, gölge düşürmeler, ışık oyunları... Karagöz Hacivat’tan tut Hintlilerin gölge oyunlarına kadar pek çok mirastaki illüzyondan üç boyuta uygun şekilde faydalandım. Dünya sanat mirası diye bir şey var. Biz de bunun mirasçılarıyız. Bu mirası alıp günümüze nasıl getirebilirsiniz? Asıl mesele bu.”

‘Her insan biraz şamandır’

“Her insan biraz şamandır. Herkes köklerine dönmek ister. Doğadan uzaklaşmış olmanın rahatsızlığını hisseder. Her insan aslında doğanın bir parçası olduğunu bilir, onu kaybetmenin hüznünü yaşar. Her insanın içinde bir enerji vardır. O enerjiyi çıkarma metotlarını keşfederse güçlenir. Şamanlar dakendi enerjimizi dışa vurmayı, ruhlar dünyasına girip çıkmayı, daha çok güçlenmeyi öğretirler bize. Genetik yapımıza girmiş eski bilgilerin yüzeye çıkmasına yardımcı olurlar.”

‘İnsan artık zararlı’

“Teknoloji ne kadar ilerlerse insanlık o kadar kaybediyor. Hem birbirimizle, hem de doğayla bağımız kopuyor. İnsan artık zararlı. Doğal değil, doğanın bir parçası olduğunu hiçbir şekilde fark etmiyor. Bence yüzyılın çelişkisi bu. Doğa affetmez. Nuh’un Gemisi efsanesi filan da olamaz. 7-8 milyar insanı nereye götüreceksin? Başka dünya da yok. Onun için iyi kullanmak gerekiyor havayı, suyu, toprağı, kuşu, böceği, her şeyi... O yüzden sergide bir ‘Hayat Ağacı’ yaptım. Bir dalına dokunursan her şey bozulur. Zarar vermeyeceksin. Ama bizde milyonlarca ağaç kesilip bir havaalanı yapılabiliyor. Ya da üçüncü köprü, beşinci köprü, onuncu köprü... Onunla uyum içinde olmayınca doğa cezalandırır. Toprak Ana kendi çocuklarını da yer. Ben şamanlardan, Kibele’den neden bahsediyorum? Bunun için.”

‘Hani kutsaldı?’

“Para kıblemiz oldu. Bugün İslam düşüncesinin merkezinde de para var. Kıble gerçekten de o. Bugün Kâbe’nin etrafına o apartmanlar dikiliyorsa bu para demektir. Bana kimse bunu anlatmasın. Hani kutsaldı? Bu, piramitlerin etrafına apartman dikmek gibi bir şeydir.”

‘Farklılıklar doğada da var ’

“Farklılıkların güzelliğini hâlâ anlayamadık. Doğada da hiçbir şey birbirinin aynı değil. Her şeyin aynı olmasını isteyen diktatör sistemlerdir. Buna baktığımda varyasyonların ne kadar önemli olduğunu anlıyorum. Onun için bir heykeli yaptım bitti, heykeltıraş oldum, demek çok boş laf. Milyonlarca sene yapılmış, hâlâ yapılır. Postmodernist düşüncenin umutsuzluğuna inanmıyorum. Her şey yapıldı artık kolaj sanatı yapalım, filan... Böyle düşünmüyorum. Her zaman yapılmış yine yapılır, daha güzeli yapılır.” 

‘İnsanlık Anıtı yıkılamaz’

“İnsanlık Anıtı yıkılırken ben hep heykeli savundum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez heykel savunması yapıldı. Heykeli anlatmış olduk insanlara. Bugün Kars’a kim giderse gitsin, o tepeye çıkıyor. Yok olan anıtı görmeye gidiyorlar. Yokluğuyla var olan bir anıt yapmış oldum. Bu dünyada bir ilk. Bunu hiçbir zaman yıkamazlar işte.”

‘NEDEN HAYIR DİYECEĞİM’

“Başkanlık sistemi gibi bir konuda referandum yapılmaz. Bu evet - hayır denecek bir şey değil. Evet ya da hayır için yapılan hiçbir propagandayı güzel bulmuyorum. İnsanları birbirine düşman etme referandumu gibi bir şey oldu bu. Sonuç olarak hayır diyenler terörist, vatan haini ilan ediliyor. Neden o zaman referanduma gidiyorsun? Bu kadar küçük, yoz bir şey olamaz. Pratik olarak bütün bu istenen kanunlar zaten yürürlükte. Adam OHAL’le zaten her istediğini yapıyor. Padişahın bu kadar yetkisi yoktu. Onun için ‘hayır’ diyeceğim."

Kaynak: Cumhuriyet.com.tr
Son Güncelleme: 25.02.2017 17:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.