Yeşim
Yeşim
08 Şubat 2019 Cuma 12:19
Türkiye Barolar Birliği'nden Açıklama

Sayın Adalet Bakanımız,
Beraberlerindeki saygın heyet,
Değerli basın mensupları,
Sayın Bakanımızın bizi ziyareti dolayısıyla mutluyuz. Bir kez daha Sayın Bakanımıza ve onun şahsında Adalet Bakanlığı’nın tüm yetkililerine karşılıklı çaba ile oluşturduğumuz sağlıklı ve yapıcı iletişim ortamı için teşekkür ediyorum.
Türkiye Barolar Birliği, kanunumuzun, yani devletimizin verdiği yetkiye dayanarak tedavüle çıkardığı vekalet pulları yoluyla, tamamen meslektaşlarımızın oluşturduğu fonla meslektaşlarımıza, eş ve çocuklarına yatarak tedavide, son beş yıldır, anlaşmalı hastanelerde bir lira bile ödetmeksizin 70 şehir, 165 hastanede sağlık hizmeti sunmaktadır. Avukatlarımızın öksüz ve yetimlerini üniversiteyi bitirinceye kadar sahiplenmektedir. İş göremezlik halinde meslektaşlarımızın ele güne muhtaç olmaması için önemli katkıda bulunmaktadır. Dünyada hiçbir meslek örgütünde emsali bulunmayan bu sosyal yardımdan yararlananların sayısı bugün itibariyle 100.000’i geçmiştir.
Avukatlar yargının kurucu unsurudur. Ancak bilgisi olmayanın sözü de etkili olmaz. Biz kendi üzerimize düşeni yapıyoruz. Bugüne kadar beş yılda meslek içi eğitim ve staj eğitimi hizmeti verdiğimiz avukat sayısı 100.000’i geçmiştir.
Türkiye Barolar Birliği, yargının kurucu unsuru olan avukatları temsil eder. Bu sebeple, hiç kuşkusuz yargı erkinin çatısı altında bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel bir taşıdır. Türkiye Barolar Birliği anayasamızda temel özellikleri tanımlanmış olan devletimizin dimdik arkasındadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni siyasi iktidardan ayırmayı bilmeyenlerin ya da kasıtlı olarak istemeyenlerin türlü saldırısına karşı devletimize göğsümüzü siper etmeye devam edeceğiz.
Türkiye Barolar Birliği tartışmasız milli bir yapıdır. Önce Türk Milleti der. Türk Milleti’nin menfaatleri başka devlet ve milletlerin veya küresel ekonomik güçlerin menfaatlerinden üstündür der. Türkiye Barolar Birliği, 82 milyon vatandaşımızı anayasamızın emrettiği gibi etnik köken, dil, inanç, mezhep, cinsiyet ve siyasi görüş ayrımı yapmaksızın kucaklar. Aynı geçmişten gelip geleceği birlikte inşa etme ülküsünde olan herkesi ayrım yapmaksızın Türk Milleti’nin asli unsuru görür. Bunun adı milliyetçiliktir. Mustafa Kemal Atatürk’ün tanımladığı şekilde yapıcı bir milliyetçiliktir. Dolayısıyla, kanunun bize yüklediği sorumlulukları yerine getirirken ölçümüz hukukun üstünlüğü paydasında vatandaşlarımızı kucaklaştırmaktır. Önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti demektir. 82 milyon vatandaşımızın her birini asli unsur kabul ederek önce Türk Milleti demektir.
Milli birliğimizi ve beraberliğimizi korumak hepimizin görevidir. Bunun yolu yargımızın üzerine bir toz tanesi bile düşmemesini el birliğiyle sağlamaktır. Birbirine yabancılaştırılmak, hatta düşmanlaştırılmak istenen insanlarımıza hep birlikte önayak olup diyalog kapılarını açmaktır. Böylece  milli sorunların çözümüne ilgili herkesin katkıda bulunarak oluşturacağı milli çözümlere ulaşmamız mümkün olacaktır. Başarmamızın önündeki tek engel olsa olsa birbirimize karşı önyargılarımızdır. Bu önyargılar elbette yapıcı adımlarla kırılacaktır.
Kavgadan ve düşmanlıktan beslenen terör örgütleri, milletimizin kucaklaşması ve gücünü hukuktan alan devletimizin kararlılığı sayesinde kahredilecektir. Kullandığımız milli kelimesinden, milli birlik ve beraberlik için yaptığımız çalışma ve söylemlerimizden rahatsızlık duyanların tepkileri, göğsümüzde birer madalyadır.
Hatırlayacağınız üzere, yerel seçimler sürecinde Türkiye’ye yönelik önemli bir uyarı yapmış idik. Demiştik ki, seçmen kayıtlarına ilişkin usulsüzlük iddialarını delilsiz ve dayanaksız bir şekilde sosyal medyada bir kara propagandaya dönüştürmek, sandığı itibarsızlaştırır. Görev, kanuna göre siyasi partilerindir. Siyasi partiler, ellerine adres listelerini alırlar. Usulsüzlükleri delillendirirler. Yetkili mercilere resmi olarak bildirirler. Yetkili makamların kasıtlı ve organize bir şekilde görevlerini yapmadıklarını iddia ederlerse de, bunu hukuk çerçevesinde gerekli yerlere taşırlar ve kamuoyunu bilgilendirirler. Bunu yapmadan, dedikodularla sandığı değersizleştirmek, hem bir kısım seçmenin sandığa gitmesini önler. Daha da önemlisi, Türkiye’ye müdahale planlarını her vesile ile ima eden, örneğin arkalarına haritalar koyarak mesajlar veren emperyal güçlere ve onların içerideki bağlantılarına uydurma mazeretler üretme imkanı sağlar. Usul neyse, o uygulanmalıdır dedik. Ve bazı kesimlerin ağır saldırısına uğradık. Hukuk devletini ve demokrasiyi korumak, hiç kuşkusuz sandığı korumaktan geçer. Şu halde bu uyarıyı yapmak bizim tarihi ve milli görevimiz idi.   Nitekim, bu uyarımızdan kısa bir süre sonra, aynı gerekçe ile Venezuella’da dış destekli bir darbe girişimi oldu. Şu anda Venezuella, tehlikeli bir belirsizliğin eşiğinde.
 
Yaptığımız erken ve etkili uyarı, anlaşılan bazı kesimleri iş üzerinde yakaladı. Bize karşı öfkelerini anlıyor ve memnuniyetle karşılıyorum.
 
Bundan sonra ne oldu? Toplumsal barış adına şiddet söylemini bırakalım, birbirimizle iletişim kurarak her sorunumuzu çözebiliriz, milli sorunlara milli çözümleri böyle üretebiliriz, milli birliğimizi böyle koruyabiliriz ana fikrindeki söylem ve ziyaretlerimiz, bazıları tarafından özellikle çarpıtıldı. Olayları yakından izlemeye ve bağlantıları kurmaya vakti ya da imkanı olmayan iyiniyetli insanlarımız üzerinde organize bir şekilde algı operasyonları başladı. Eğrisi doğrusuna gelmez. Doğru her zaman kazanır. Türk Milleti’nin ve milletimizin her derdini kendi derdi bilen, adalet için her gün mücadele veren değerli meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu gerçekleri görmekte ve sessizce ama kararlı bir şekilde doğrunun yanında durmaktadır.  
 
Sayın Bakanım;
İşte bu adalet savaşçılarının, genelde tüm yargı mensuplarının, özelde biz avukatların sizin de çok iyi bildiğiniz büyük sorunları vardır.  
Bu sorunların çözümü için Sayın Adalet Bakanımız Abdulhamit Gül’ün daima yapıcı ve sonuç odaklı gördüğümüz yaklaşımı sayesinde, adalet bakan yardımcılarımızın ve tüm bakanlık bürokrasisinin büyük katkılarıyla son derece önemli bir süreç başlamış ve önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Umut ediyorum ki, yargı reformu stratejisi planı ve bu plandaki başlıkların teker teker somutlaştırılarak hayata geçirilmesine ilişkin ikinci aşama büyük bir başarıyla sonuçlanacaktır. Böylece yargı reformunun öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti çağdaş uygarlık seviyesinin de üzerine çıkma yolunda büyük bir ilerleme kaydetmiş olacaktır.
 
Sayın Bakanımıza ve beraberindeki saygın heyete ziyaretleri ve toplumsal kucaklaşmayı güçlendirmek adına verdikleri destek için bir kez daha teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
 
Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu
Türkiye Barolar Birliği Başkanı

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.