Mihriban
Mihriban
06 Ocak 2021 Çarşamba 16:58
Müyesser Yıldız duruşmasında karar

Gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel’e “Devletin güvenliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklama" gerekçesiyle açılan davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

KARAR VERİLDİ

Duruşmada karar çıktı.

Verilen kararda şöyle denildi:

"Yanıtlanmayan yazışmaların durumuna ilişkin ek yazışmalar yapılmasına, ihbarcının kimliğinin tespit edilip edilmediği hususunun talebine; sanık Erdal Baran yönünden TCK'nın 32. maddesi kapsamında alınacak raporun dosyaya gönderilmesi için Ceza İnfaz Kurumu'na yazı yazılmasına; sanık Müyesser Yıldız müdafiinin Hanefi Avcı'nın dinlenilmesi talebi yönünden dosyaya Hanefi Avcı tarafından düzenlendiği belirtilen uzman raporunun dosyaya sunulmuş olması, bu şahsın yeniden dinlenmesinin dosyaya bir katkısı olmayacağından, sanığın eyleminin gazetecilik faaliyeti kapsamında olup olmadığı yönünde bir gazetecinin dinlenilmesine yönelik talebi ise, bu hususun yargılama faaliyeti kapsamında mahklemece yapılacağından her iki talebin reddine;

Sanık Müyesser Yıldız'ın telefonlarının daha önceden dinlenip dinlenmediğine yönelik araştırma talebinin, ilgili talep soruşturma makamlarına yapılması gerektiğinden reddine;

MSB'den gönderilen belgelerin CMK'nın 125/2. maddesi kapsamında incelendiği, yargılamanın devam ettiği aşamada mahkemece ihsas-ı rey oluşturacak şekilde bu belgelerin gizli belge niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün olmayacağından bu yöndeki talebin reddine;

Ek savunma için süre talep eden sanıklara ve müdafiilere ek savunmada ayrıca gelen belgelere karşı beyanda bulunmak isteyen müdafiilere gelecek celseye kadar süre verilmesine;

Dosyadaki mevcut delil durumu, tape kayıtları, MSB'nın soruşturma aşamasında dosyaya göndermiş olduğu yazı cevabı ile celse arasında dosyaya gönderilen ve mahkeme heyetince incelenen belgeler göz önüne alındığında sanık Erdal Baran yönünden atılı suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, atılı suçlarının kanunda öngörülen süresi nedeniyle adli kontrolün yeterli olmayacağına ve tutukluluk halinin devamına; diğer sanıklar için adli kontrolün devamına" karar verildi.

Sonraki duruşma 5 Şubat 2021'e ertelendi.

Erdal Baran'ın annesi Mahkeme Heyetine bağırarak bunun "haksızlık" olduğunu söyledi. Anne, "Haksızlik bu hakimim. Adalet bu mu? Beni de içeri alın. Sizin çocuklarınız daha kötü olsun, daha beterini yaşasın" diye seslendi.

Anne çıktıktan sonra, Savcı'nın "Keşke azıcık da çocuğunu yetiştirseydin, bağırıp çağıracağına" sözlerinin dinleyiciler tarafından duyulması dikkat çekti.

KİMLER KATILDI

Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız, TELE 1 Ankara Temsilcisi İsmail Dükel ve Astsubay Erdal Baran hakkında “Devletin güvenliği veya yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçundan 6 yıl 3’er aydan 17 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 9 Kasım 2020’de görülmüştü. Duruşmada dinlenen sanık Astsubay Erdal Baran'ın ifadeleri de Müyesser Yıldız’a kurulan kumpası ortaya çıkarmıştı.

Davanın ikinci duruşması bugün Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü...

Davayı izlemeye gelenler arasında; KUMPASDER Genel Başkanı Ahmet Tatar, TESUD Genel Başkan Yardımcısı Hüsnü Şimşek, Eski Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, CHP Milletvekili Utku Çakırözer ve sanık yakınları da bulundu.

DURUŞMADA NELER OLDU

Müyesser Yıldız'ın ve İsmail Dükel'in duruşması başladı.

Davada, Aralık ayında yeni bir iddianamenin hazırlandığı ortaya çıktı.

"Zincirleme olarak devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçu"ndan hazırlanan yeni iddianamenin, mevcut dosyayla da birleştirildiği ifade edildi.

"İDLİB HAREKATI'NA KATILDIM"

Erdal Baran yaptığı savunmasında, "Ben televizyon ve tartışma programları takip etmeyi seven bir insanım. Bunların hepsi açık kaynaklardan ulaşılabilen bilgilerdir. Benim kaynağım internet haber portallarıdır. Ben küçük yaşta bu mesleğe başladım... İdlib Harekatı'na katıldım" diyerek kendisinin casusluk yapmayacağını söyledi.

"Yeni iddianameye karşı bir savunmanız var mı" sorusuna ise Baran, "Yok efendim. Haber kaynaklarım belli. Televizyon, internet, basın" şeklinde yanıt verdi.

Erdal Baran, şunları söyledi:

"Önce açıklamaktan dava açıldı, daha sonra temin etme yönünde isnat edilen suçlamalar geldi... 'Devletin güvenliği ve iç veya dış siyasal yararları gereği gizli kalması gereken bilgiler'den söz edilıyor. Temin sırasında bilgi sır olmaktan çıktıysa, bilinir hale geldiyse bu bilgi sır olmaktan çıkmış sayılır. Temin kelimesi gizli kalması gereken bilgileri elde etmek için çaba göstermek gerektiğini de içermekte."

Erdal Baran'ın Avukatı, Genelkurmay veya Kara Kuvvetleri Karargahı'nda hiç görev yapmadığı için Baran'ın MSB'nin iddianamede "gizli" diye sınıflandırdığı belgelere erişmesinin, doğal hayatın akışına aykırı olduğunu belirtti.

Erdal Baran'ın Avukatı, Gizli belgelerin ilgili bölük komutanlıklarında çift kilit altında tutulmasının, ıslak imzalı tutanaklarla insanlara gösterilebileceği gibi gereklilikleri hatırlattı.

MÜYESSER YILDIZ SAVUNMA YAPTI

Heyete ve yargı camiasına iyi yıllar dileyerek başlayan Müyesser Yıldız, şunları söyledi:

"Casusluk iddiasıyla gözaltına alındık, arkasından böyle olmadığı ortaya çıktı ve ifşa ile suçlandık. Şimdi de iddia makamı temine getirmeye çalışıyor. Anlıyorum ki mutlaka bir şey bulunmak ve cezalandırılmak isteniyoruz. Keşke iddia makamı bu çabanın yanında; ihbarcının bulunması, daha da önemlisi bütün dosya bilgi ve belgelerinde benim çok önceden dinlendiğim, ana hedefin ben olduğum ortadayken acaba beni yasa dışı biçimde kimlerin dinlediğini de ortaya çıkaran bir iddianame düzenleseydi.

Temin nedir? Gazeteciliğin temel faaliyeti budur. Tabii kabul etmiyorum Erdal Baran'dan bir şey temin ettiğimi, ama gazeteci bilgiyi temin eder ve yazar. Ben gazeteciyim. Bilgiye ve belgeye ulaşacağım ki yazı yazabileyim.

Genelkurmay, İzmir Casusluk Davası'nda sanıklardan ele geçen telefon rehberine de 'gizli' dedi. Metin Gürak'ın Libya'daki komutan olduğunu ABD biliyor, Rusya biliyor; gizli mi bu? Ben Libya'da şu andaki komutanımızın da kim olduğunu biliyorum. Ve bunu bir astsubaydan değil General'den öğrendim. Ama yazmadım, ne'me lazım, bunu da iddianameye katarlar diye. Sonra Akar'ın ziyaretindeki fotoğraflarda o komutanı arkada gördüm. Bunu yazmak ifşa mı olur şimdi?

Sakıncalı piyadeyi icat eden zihnin torunları şimdi sakıncalı gazeteciyi yaratmak peşinde. Gelin adalet reformunun ilk işaret fişeğini siz atın ve bu davayı kapatın."

Mahkeme heyeti, Yıldız'a, kendilerinin sorularına yanıt verip vermeyeceğini sordu. Yıldız, yanıt vermeyeceğini söyledi.

"BURADA YARGILANAN GAZETECİLİKTİR"

Müyesser Yıldız'ın avukatı Erhan Tokatlı konuşmasına başladı.

Erhan Tokatlı, konuşmasına temin hakkında düzenlenen ikinci iddianameye ilişkin başladı. MSB'deki evrakların var olduğu konusunda bir şüphesinin olmadığını söyleyen Tokatlı, ancak suçun oluşması konusunda heyetten farklı bir kanaatte olduğunu ifade etti.

Erhan Tokatlı şunları söyledi:

"Celse arasında gelenlerin bizce en önemlisi; TCK 329/1 ‘den İFŞA’dan yargılanan Müvekkilin fiilinin aynı zamanda TCK 327’de düzenlenen TEMİN suçunu oluşturduğundan bahisle bu yönde BİRLEŞTİRME Talepli iddianame düzenlendiğini ve Sayın Mahkeme’nin de bunu kabul ettiğini görüyoruz. 

Her ne kadar Sayın Mahkemece bu karara dayanak olan YRG 16. CD’nin (2016/6690 E- 2018/604 K) içtihadı gösterilmişse de biz huzurdaki dosyanın emsal karar ile örtüşmediği aynı mahiyette olmadığı kanaatindeyiz. Bu konuda Saygın Mahkeme ile aynı görüşte değiliz. Dolayısıyla bu birleştirme kararına karşı, mahiyeti itibarıyla hükümle birlikte kanun yoluna başvuracağız.

Özetle, bu 2. İddianamede Savcılık diyor ki; Biz MSB’den talep ettik onlar da 11.09.2020 tarihli yazıda cevap verdiler ki, “... devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, GİZLİ nitelikteki bilgileriSanık Erdal Baran’dan temin ettiklerini, suçun oluştuğunu” söylüyor. Elbette Savcılığın bu yorumuna katılmıyoruz.

Zira, MSB’nin (04.12.2020 tarihli) yazısının Heyetinizce incelendiğine dair Tutanak başlıklı 4 sayfalık yazıda, MSB’nin yazısının yazısının 17 ve 12 maddelik 2 başlık halinde tasnif edilerek incelendiğini imzalandığını görüyoruz.

Bakınız, tam da bu noktada Sayın İddia Makamı ve Sayın Mahkeme ile huzurdaki meseleye/yargılamaya farklı baktığımızı arz etmek isterim. 

Her ne kadar gözümüzle doğrudan görmemişsek de, MSB’nin yazdığı sizin de heyetçe incelediğiniz hususların/belgelerin varlığından ve gerçekliğinden zerre kadar tereddütümüz yok.

Ancak bu yargılama, daha doğrusu soruşturma kapsamında, Yaratılan algı ile Biz TCK anlamındaki gizli bilgilerin ister "temini" isterse "ifşası" veya ikisi birden olsun, bunlar ile – bu suçlar ile, Müvekkil özelinde icra edilen gazetecilik arasında son derece ince ve muğlak bir çizginin oluşturulma gayreti olduğunu düşünüyoruz.

Bu iddiamı şöyle bir örnek ile somutlaştırmam gerekirse; Malum, bir müddet önce Hatay şehir yandı veya yakıldı, bunun üzerinden temsili olarak, gazetecilik ve gizli bilgi olayını izah edersek, gazetecilik yaklaşımı diyor ki, “Şehir yanıyor, itfaiye tek başına söndüremedi, civar illerden takviye bir sürü araçpersonel geldi, söndürme helikopterleri geldi; dumanlar ortada, ateş ortada, devletinmilletin-kamunun uğradığı zarar ortada...” Ve Gazeteci devam ediyor, “bu yangını, bu vatanın evladı yakamaz, bu iş dışardan destekli terör eylemidir, bağrımız yanıyor- ciğerlerimiz yanıyor”.

Bakınız gazetecinin burada ilgilendiği ve haberleştirdiği olay son derece somut, haberi temin edip-toplayıp-yorumlayıp yazması bu yönde.

Şimdi bu gazetecilik faaliyetini bir yana bırakıp, gazeteci hakkında aynı bu suçlardan “temin ve ifşadan” soruşturma/kovuşturma aşamalarında, MİT’e- EGM’ne-Jandarma’ya-Genelkurmay’a-MSB’ye sorduğumuzda, bu yangınla ilgili bir çok yazışma çıkacak ve bunların çoğunluğu da gizli vasfında olacak.

Misalen ve muhtemelen söylüyorum, bu suçun, Hangi illegal örgütün veya bunun alt oluşumu tarafından gerçekleştirildiği, Ne zaman, nasıl, hangi isim veya kod isimli örgüt üyelerince gerçekleştirildiği, Bu kişilerin yakalanması ve sorgulanması için verilen emir ve talimatlar, Yakalandıysa bunların ifadeleri, sonrasında hangi kurum/kişilerce ne tür tedbirlerin alındığı/alınacağı vs gibi devletin emniyet ve istihbarat birimlerince yürütülen/yürütülecek faaliyetlere dair bir çok gizli yazışmanın varlığından bahsedilecek.

Oysa gazeteci işin bu boyutuna hiç girmeden ortada olan, aleni olan hususları haberleştiriyor. Veya bu hususta resmi hiçbir açıklama yapılmamışken, internetteki bir kısım sitelerden, Twitter’dan Facebook’tan bir kısım yazılar çıkıyor ortaya veya bahse konu örgütün kendi medya kanallarında/kaynaklarında, bu yakma eylemini birileri üstleniyorlar. Resmi kurumlar hiç bilgi vermemiş olsa da Çok değişik şekillerde olay aleni hale geliyor. Ney çocuklarıydı alevin çocukları? Ateşin çocukları? Diyor ki biz yaktık. 

Müvekkil özeline dönersek, diğer sanık ile Müvekkil arasında geçen bilgi alışverişi iddiasına dahil edilen ve her biri konuşma-görüşme anından çok önce aleni hale gelmiş olan, dolayısıyla ne devlet ne de kişisel bazda 'sır kapsamında olmayan', soruşturma aşamasında karşımıza konan 28 Tape kaydından 1’i haberleştirilmiş, 26. ACM 2. Celse 06.01.2020 SB; biz, huzurda yargılananın Müyesser Yıldız değil, bağımsız gazetecilik olduğunu, Anayasal teminat altına alınan haber alma özgürlüğünün olduğunu düşünüyoruz. 

Bu itibarla yargılama konusu yapılan atılı fiilin; temelde, 'devlet sırrının temini' ve 'ifşası' değil, sır olduğu iddia edilen hususlardan hareketle yapılan haberin-yorumun-analizin verdiği rahatsızlık olabileceğini, Bunun da TCK anlamında suç olmadığını düşünüyoruz. 

SB-SDH, geçen celse kısmen arz etmiştim; Müvekkilin mesleki yaklaşımı, “herhangi bir haberi önce vereyim” tarzında değil, yazılarına baktığımızda, tamamına yakında, yazdığının önce bir kronolojik geçmişini, yaşananları yazıyor, analizini yapıp bunlardan bir sonuç çıkarıp geleceği yönelik bir takım öngörülerde bulunuyor hatta birçok yazısında konunun akıbetini okuyucunun düşünmesini sağlıyor.

Dolayısıyla müvekkilin yazdığı tüm hususlar, o yazmadan önce kamuoyu tarafından zaten malum olan, devlet sırrı vasfı olmayan veya kalmayan hususlardır. Bizce somut yargılama konusu da bu şekildedir.

Bu hususun sübutu noktasında,

* Yani Müvekkilin yaptığı haberlerin veya temin ettiği iddia edilen bilgilerin teminden ve haberden önce maddi aleme çıktığı, alenileştiğinin tespiti ve 

* Müvekkilce yapılan haberlerin veya ortaya konan çalışma şeklinin devlet sırrının temini/ifşası mı yoksa gazetecilik faaliyeti kapsamında kaldığının tespitinin de,  

Yine gazetecilik mesleğinde duayen olmuş kişilerden, gerekirse Mahkemenizin re’sen seçeceği kişilerden Bilirkişi Raporu’nun/Uzman Mütalaası’nın alınmasını talep ediyoruz. 

Uzman mütalaasına röportaj havasında olmuş demiştiniz, bu sefer Sayın Mahkemenin uygun göreceği bir usul ve üslup içersinde olmasını Tevsii Tahkikat talebi olarak sunuyoruz.

Hukuki değerlendirme hususunda ise birkaç cümle söylemek gerekirse,

Bu konudaki doktrindeki en güncel 2 kaynaktan bahsedebiliriz. Dr. Mehmet Yayla’nın (Devlet Sırlarına karşı suçlar ve casusluk) ile Doç Dr. Seydi Kaymaz’ın (Ceza Muhakemesi Hukukunda Devlet Sırrı) isimli eserleridir.

Çok kısa bir hususu Heyetin dikkatine arz edeceğim. Mehmet Hoca’nın eserinin 64. sayfa 2. paragrafı, Esasen huzurdaki yargılamayı izah ve özetlemektedir.

'... TC Anayasasının 26 maddesi .... ortaya koymamaktadır.'

Sonuç olarak; eksik hususlar tamamlansın, Yukarıda tevsii tahkikat talebi olarak arz ve izah ettiğimiz şekilde rapor aldırılsın, Teşekkürler, saygılar."

"BU BELGELERİ GÖRMEDİ"

Müyesser Yıldız'ın avukatı ve eşi Naci Uğur söz aldı.

Naci Uğur, şunları söyledi:

"Bir hususu vurgulamak istiyorum. Başından beri sadece tapeler vardı ve müvekkil tutuklandığında da onlardan soru soruldu. Tutuklandıktan sonra Savcılık Bakanlığa yazı yazdı ve belgelerin gizli olup olmadığını sordu. O noktaya kadar bilgilerin gizli olduğu bile belli değil, sadece kanaat var. MSB'nin yanıtında bir yazı bile yok, bir Excel tablosu var... Sadece 'konuşulanlarla ilgili gizli bilgi var' şeklinde bir yazı var. Siz duruşmada doğru olarak o belgeleri talep ettiniz ve yazıları incelediniz... Sanıklar ciddi bir suçtan yargılanıyorlar ve belki de ceza alacaklar; ama ne sanıklar ne de iddia makamı bu belgeleri görmedi.

Müvekkilin büyük, tekrarlı bir çabası yok. Çoğunu Baran'ın başlattığı, aradığı konuşmalar var.

Size daha önce iki belge sunmuştuk. Biri, müvekkilin iddianameye konu olan yazılarındaki her bilginin, yayımlanma tarihinden önce başka kaynaklardaki haberlerinden oluşan kaynakçalarını içeriyor. Diğeri de iddianamede sunulduğu gibi, madde madde tüm tapelere ilişkin, konuşulan konuların, yazıların yayımlanma veya konuşmanın yapılmasından öncesinde yayımlandığı kaynakların listelendiği bir çalışma.

Sonuç olarak ne ifşa ne temin suçu oluşmamıştır."

EK SÜRE TALEBİ

Mahkeme Heyeti söz alırken, sanıklara ek savunma hakkı verildi.

Erdal Baran'a, eylemlerinin TCK 334 ve 336 kapsamında değerlendirilebileceği söylenerek ek savunma isteyip istemediği soruldu.

Baran'ın Avukatı, ek süre talep etti.

Aynı ek süre talebi sorusu Müyesser Yıldız'a da soruldu, Yıldız ek süre istemedi. Yıldız'ın Avukatı Erhan Tokatlı ek süre istedi. Benzer şekilde Dükel'in avukatları da ek süre talebinde bulundu.

İddia makamına talepleri soruldu. İddia makamı, yazışmaların yanıtlarının beklenmesini ve akıbetinin sorulmasını, Baran'ın tutukluluğunun devamına karar verilmesini, Yıldız ve Dükel hakkında uygulanan adlli kontrol kararlarının (yurt dışı yasağı) devamına karar verilmesini talep etti.

Erdal Baran'a tutukluluk hali ve devamı talebi hakkında sözleri soruldu.

Baran, 7 aydan beri tutuklu olduğunu, eşinin kanser tedavisi gördüğünü, mağdur olduğunu ve tahliyesini talep ettiğini belirtti.

Baran'ın avukatı, müvekkilinin 10 yıla yakın süredir bipolar bozukluk yaşadığını, mevsimsel geçiş döneminde manik durumun daha da arttığını, ataklar geçirdiğini anlatırken, "Müvekkilim kendisini bu rahatsızlık nedeniyle çok önemli belgelere erişimi olan çok önemli biri gibi görse de zaten size MSB'den gelen yanıt yazısında da gördüğünüz gibi bu bilgi ve belgelere erişimi aslında yoktur" dedi.

İSMAİL DÜKEL SAVUNMA YAPTI

İsmail Dükel kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasına iyi yıllar dileyerek başlayan Dükel, du haksız davanın temizlenmesi görevinin bu heyete düştüğünü belirtti.

İsmail Dükel'in avukatı da söz alırken, ikinci iddianameyi gereksiz bulduğunu belirtti. İkinci iddianamede temine ilişkin yeni bir şey olmadığını, yalnızca birinci iddianameye atıfta bulunulduğunu ifade ederken, bu usülü kabul etmediklerini vurguladı.

Dükel'in avukatı, "Başbakanlık genelgesine göre herhangi bir merciye iddiada bulunurken, isim ve soyismin yanında ikamet adresi gibi bilgilerin bulunmasının gerektiği de öngörülüyor. Bu genelgeye aykırı bir ihbar dilekçesinin işleme alınması hukuka aykırı" derken, şunları söyledi:

"Devlet sırrı kapsamındaki belgelere göre bir inceleme yapılmış; ancak bu Genelkurmay'ın gizlilik kategorilendirmesindeki bu sınıflar, ilgili bilgi ve belgelerin devlet sırrı olup olmadığını net olarak belirtmiyor. Bunun net olarak belirlenmesini istiyoruz. MSB'den gelen ve ilk kez gördüğümüz yanıt yazısına dair ayrıca inceleme yapıp beyanda bulunmak için süre istiyoruz."

Avukat, Dükel'in temin kastıyla hareket ettiğinin söylenemeyeceğini; çünkü kendisinin bu yönde bir çabası olmadığının tapelerde ve aramalarda görüldüğünü belirterek konuşmasını bitirdi.

Yıldız'a mütalaaya karşı taleplerine ilişkin görüşleri soruldu. Telefonlarının, kendisinin soruşturmaya dahil edilmesinden çok önceden beri dinlenmeye başlanması olgusunun araştırılmasını talep eden Yıldız, benzer usülsüzlüklerin darbe davaları yargılamalarında da yaşandığını, bu heyetin bu gibi bir hukuksuzluğu ortaya çıkartmakta öncülük etmesi gerektiğini talep etti.

Avukatı Erhan Tokatlı ise adli kontrol hükümlerinin kaldırılmasını talep etti.

Duruşmaya karar için 5 dakikalık ara verildi.

KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme Heyeti aradan sonra tekrar salona geldi.

Heyet, kararını açıkladı.

Verilen kararda şöyle denildi:

Verilen kararda şöyle denildi:

"Yanıtlanmayan yazışmaların durumuna ilişkin ek yazışmalar yapılmasına, ihbarcının kimliğinin tespit edilip edilmediği hususunun talebine; sanık Erdal Baran yönünden TCK'nın 32. maddesi kapsamında alınacak raporun dosyaya gönderilmesi için Ceza İnfaz Kurumu'na yazı yazılmasına; sanık Müyesser Yıldız müdafiinin Hanefi Avcı'nın dinlenilmesi talebi yönünden dosyaya Hanefi Avcı tarafından düzenlendiği belirtilen uzman raporunun dosyaya sunulmuş olması, bu şahsın yeniden dinlenmesinin dosyaya bir katkısı olmayacağından, sanığın eyleminin gazetecilik faaliyeti kapsamında olup olmadığı yönünde bir gazetecinin dinlenilmesine yönelik talebi ise, bu hususun yargılama faaliyeti kapsamında mahklemece yapılacağından her iki talebin reddine;

Sanık Müyesser Yıldız'ın telefonlarının daha önceden dinlenip dinlenmediğine yönelik araştırma talebinin, ilgili talep soruşturma makamlarına yapılması gerektiğinden reddine;

MSB'den gönderilen belgelerin CMK'nın 125/2. maddesi kapsamında incelendiği, yargılamanın devam ettiği aşamada mahkemece ihsas-ı rey oluşturacak şekilde bu belgelerin gizli belge niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün olmayacağından bu yöndeki talebin reddine;

Ek savunma için süre talep eden sanıklara ve müdafiilere ek savunmada ayrıca gelen belgelere karşı beyanda bulunmak isteyen müdafiilere gelecek celseye kadar süre verilmesine;

Dosyadaki mevcut delil durumu, tape kayıtları, MSB'nın soruşturma aşamasında dosyaya göndermiş olduğu yazı cevabı ile celse arasında dosyaya gönderilen ve mahkeme heyetince incelenen belgeler göz önüne alındığında sanık Erdal Baran yönünden atılı suç yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, atılı suçlarının kanunda öngörülen süresi nedeniyle adli kontrolün yeterli olmayacağına ve tutukluluk halinin devamına; diğer sanıklar için adli kontrolün devamına" karar verildi.

Sonraki duruşma 5 Şubat 2021'e ertelendi.

Erdal Baran'ın annesi Mahkeme Heyetine bağırarak bunun "haksızlık" olduğunu söyledi. Anne, "Haksızlik bu hakimim. Adalet bu mu? Beni de içeri alın. Sizin çocuklarınız daha kötü olsun, daha beterini yaşasın" diye seslendi.

Anne çıktıktan sonra, Savcı'nın "Keşke azıcık da çocuğunu yetiştirseydin, bağırıp çağıracağına" sözlerinin dinleyiciler tarafından duyulması dikkat çekti.

İLK DURUŞMADA NE OLMUŞTU

Müyesser Yıldız ilk duruşmada tahliye edilmişti.

155 gün tutuklu kaldıktan sonra, 9 Kasım'da ilk kez mahkeme karşısına çıkarılan Müyesser Yıldız, duruşmada, "Huzurunuza gelmeme sebep olan, bir iddianame değil, bir intikamnamedir. O yüzden sözlerimin başında bu intikamnameye karşı herhangi bir savunma yapmayacağımı belirtmek istiyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Hakkında tahliye kararı verilen Yıldız'a yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti.

YILDIZ HANGİ YAZILARDAN SUÇLANMIŞTI

Müyesser Yıldız'a savcılık aşamasında iki tane yazısı suçlama olarak yöneltilmişti. Yazılardan birisi 24 Aralık 2019 tarihli "Kim bu Hafter'le görüşen Türk komutanlar" başlıklı yazıydı.

Yıldız, söz konusu yazısında yabancı basında yer alan haberleri derlediği ve açık kaynakları kullandığı görülüyordu.

Müyesser Yıldız’ın suçlandığı diğer yazı ise 20 Ocak 2020 tarihli “Libya'ya hangi komutan gitti... Yerine kim geldi” başlıklı yazıydı. Yıldız söz konusu yazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 Ocak'ta bir televizyon programında yaptığı Libya’da bir korgenaral görevlendirecek açıklamasına değindi.

Yıldız’ın mahkemede konuyla ilgili olarak “Köşe yazılarımda konu ettiğim bilgilerin tamamı açık kaynaklarda olan, referanslarını yazıma yazdığım bilgiler söz konusudur. Ben Ankara'da oturmakta olan bir gazeteciyim. Karargahtaki gelişmeleri takip eden bir gazeteciyim. Dolayısıyla bir kısım bilgileri öğrenip bunları haberleştirmemizde herhangi bir suç yoktur. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum” demişti.

2011 yılında Odatv kumpasından 16 ay hapis yatan Müyesser Yıldız, 37 yıllık meslek hayatında yazdığı yazılar nedeniyle ikinci kez demir parmaklıkların ardına atılmıştı. Kemik erimesi rahatsızlığı bulunan Yıldız’ın tutuklanmasına, itirafçı olmak isteyen, psikolojik rahatsızlığı bulunan bir astsubay ve isimsiz ihbar mektubu neden olmuştu.

Odatv.com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.