Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
17 Ocak 2018 Çarşamba 14:32
'Balık Dedektifi' oltasıyla ülkeyi dolaşıyor

BİLECİK - Harun Kaymaz

Yıllarca basın sektöründe çalışan, küçük yaşta merak sardığı balıkçılığa 50 yılını veren Derya Yolyapan, Türkiye'nin dört bir yanında deniz, göl ve barajlarda kar yağmur demeden oltadan gelecek zil sesini bekliyor.

Olta balıkçılığının püf noktalarını, nerede hangi tür balık tutulacağını, misina ve iğne seçiminde nelere dikkat edilmesi gerektiğini emekli olduktan sonra kendi hazırladığı televizyon programında balıkseverlerle paylaşan 57 yaşındaki Yolyapan, balığı adeta gözünden tanıyor.

Yolyapan, küçük yaşta İstanbul Boğazı'nda haftanın 7 günü oltasını sulara bıraktığını belirterek o yıllarda boğazda her türlü balığın bol bulunduğunu, oltaları boş çekmediklerini söyledi.

Şimdilerde ise boğazda fazla balık olmadığını ifade eden Yolyapan, "Uzun yıllar basın sektörünün her bölümünde çalıştım, sürekli basın kartı sahibi oldum. Emekli olduğumda sevdiğim işi yapayım dedim. Yarım asrı doldurdum balık işinde. Vatandaşları da bilgilendireyim dedim ve televizyon programına başladım." dedi.

Hangi balık hangi yemi yer?

Yolyapan, bir televizyon kanalında 4 yıldır "Balık Dedektifi" ismiyle program yaptığını belirterek şöyle devam etti:

"Biz önceden sadece boğazı ve Marmara'yı bilirdik. Şimdi gördük ki Türkiye'nin her yerinde balık tutulabilir. Ben ülkenin hangi bölgesinde hangi balık tutulur, hangi yemle tutulur, mevsiminde nasıl pişirilip yenilir biliyorum. Örneğin levreğin Akdeniz'de, Marmara'da, Kuzey Ege'de, Karadeniz'de yemi başka bir şey olur. Hepsinde farklı yeme gelir. Sır değil ama bazı püf noktaları var. Balık yağlı ise az yağda kızartacaksın, yağlı değilse daha güzel. Çıtır çıtır pişirir yersin."

"Balığı gözünden tanırım"

Bilecik'e bir haftalık çalışma için geldiğini ve Pelitözü Göleti'ne oltalarını bıraktığını dile getiren Yolyapan, şunları söyledi:

"Balığı gözünden tanırım. Burada üçüncü günümüz halen bekliyoruz bir tane vursun diye fakat kış olduğu için arabanın içinde zil sesini bekliyoruz. Böyle olmayan yerlerde çadırımızı kurup ateşimizi yakıyoruz. Soğuk havada balık dibe indi, yem bile istemiyor. O da üşüyor iki adım bile atmak istemiyor. Ayılar gibi inlerine giriyorlar. İsrail sazanı iki ay yemese de olur. 9 gün dışarıda yaşayabilir. Bizim bu zil sesini üç gün değil bir hafta beklediğimiz oluyor. Bir kişi şaka yapsa kalkıp geliriz. Tilki gibi tek göz açık uyuyoruz."

Türkiye'de Doğu Karadeniz hariç her bölgeye balık tutmaya gittiğini anlatan Yolyapan, "Hepsinin yakalanış tarzı, yemleri ayrıdır. Ülkenin geliştiği gibi bu işler de gelişti. Hamsi fakirin gıdasıdır sözü doğrudur ama aslında bana göre hamsi fikrin gıdasıdır. Omeganı alır bakarsın işine." dedi.


Kaynak: AA

Son Güncelleme: 17.01.2018 14:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.