Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
11 Nisan 2017 Salı 16:32
'16 Nisan önemli bir dönüm noktası olacaktır'

ÇANKIRI

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "İnşallah 16 Nisan Türkiye'nin siyasi tarihi bakımından önemli bir dönüm noktası olacaktır. Devrim niteliğinde bir adım olacaktır. Türkiye yeni hükümet modeliyle birlikte çok daha etkili, çok daha hızlı karar alabilen ve küresel yarışta çok daha güçlü bir şekilde var olabilen bir Türkiye haline gelecek." dedi.

Kurtulmuş, Çankırı'nın Kurşunlu ilçesi Çarşı Meydanı'nda düzenlenen mitingin ardından Belediye Başkanı Şakir Kaymak'ı ziyaret etti.

Kaymak'tan ilçe hakkında bilgi alan Kurtulmuş, gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Halk oylamasında 16 Nisan'da en yüksek oranda "evet" oyu çıkmasıyla Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı hükümet modelini onaylamış olacağını belirten Kurtulmuş, yeni sistemin şimdiden bereket, iyilik ve güzellik getirmesi temennisinde bulundu.

Türkiye'nin çok daha hızlı yönetilecek, çok daha etkin karar alma mekanizmaları bulunacak ve yeni, güçlü Türkiye'yi taşıyabilecek güçlü bir yönetim modeline sahip olacaklarına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Türkiye'nin yol ayrımını güzel şekilde geçeceğine inanıyorum. Dışarıdan yapılan baskı, Türkiye'de 'evet' cephesinin oylarının azalması, 'hayır' cephesinin güçlenmesiyle ilgili yapılan baskıların milletimiz tarafından büyük bir ferasetle, derin bir basiretle anlaşılmakta olduğunu da ifade etmek isterim. Milletimiz belki sessiz duruyor, sessiz şekilde karşılıyor ama bunları da 16 Nisan'da sandıkta çok iyi şekilde değerlendirecektir. Meydanlarda Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP'li arkadaşların söylemiş olduğu, yanlış olarak ifade ettikleri, halkı yanıltarak ifade etmiş oldukları sözleri, bunların da gerçek olmadığı anlatıldıkça, bunlar da düzeltildikçe milletimizin meseleyi çok daha iyi anladığı görüyoruz. İnşallah 16 Nisan Türkiye'nin siyasi tarihi bakımından önemli bir dönüm noktası olacaktır. Devrim niteliğinde bir adım olacaktır. Türkiye yeni hükümet modeliyle birlikte çok daha etkili, çok daha hızlı karar alabilen ve küresel yarışta çok daha güçlü bir şekilde var olabilen bir Türkiye haline gelecek. Hepimiz için mübarek olsun."

"Ne olursa olsun sonuçta milletimiz teröre diz çöktürecek"

Kurtulmuş, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ek birimlerinin yer aldığı alanda Bakım Onarım Şube Müdürlüğüne ait tamir atölyesinde panzer tamiri sırasında meydana gelen patlamada yaralanan polis memurlarına acil şifalar diledi.

Türkiye'nin tüm güvenlik güçlerinin etkin şekilde terörle mücadele ettiğini vurgulayan Kurtulmuş, mücadeleden de sonuç alındığını, sonuç alındıkça PKK, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin çıldırdığını anlattı.

Terör örgütlerinin kaybettikçe, dışarıdan aldıkları desteklerle Türkiye'ye karşı hareketlerini artırmaya çalıştıklarına işaret eden Kurtulmuş, "Ne olursa olsun sonuçta milletimiz teröre diz çöktürecek. Bu ülkede terör ve terör örgütleri mağlup olacaktır. İnşallah terörün sıfıra indiği bir Türkiye'yi en kısa zamanda kurmak mümkün olur. Polislerimize, Emniyet Teşkilatımıza geçmiş olsun. İnşallah en kısa zamanda yaralı arkadaşlarımız da ayağa kalkar." ifadelerini kullandı.

"Layüsel cumhurbaşkanlığı yetkileri kısıtlanıyor"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kurtulmuş, tek adam söylemlerini "zırva" olarak nitelendirdi.

Bunun halka güvenmemek demek olduğunu belirten Kurtulmuş, tek adama yetki verilmediğini, tam tersine mevcut sistemde bulunan layüsel cumhurbaşkanlığı yetkilerinin kısıtlandığını anlattı. Yani sorumsuz, hiçbir sorumluluğu bulunmayan cumhurbaşkanlığı yerine büyük yetkileri ama sorumluluğu olan bir cumhurbaşkanlığı modelinin geleceğinin altını çizen Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanını kim denetliyor, Cumhurbaşkanı ve hükümeti? Tamamıyla halk tarafından seçilmiş olan parlamento denetliyor. Yasa çıkarıyor, cumhurbaşkanının yasaların üstünde ya da yasal olan konularda herhangi bir şekilde kararname getirme yetkisi yok. Hükümetin hiçbir şekilde yasa gönderme yetkisi yok. Dolayısıyla yasa çıkarma işi tamamıyla milletin oylarıyla seçilmiş milletvekillerinden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisince belirleniyor. Ayrıca TBMM eğer yeterli sayıyı bulursa cumhurbaşkanı hakkında bir iddia varsa onu da yasal olarak takip edebiliyor ve cumhurbaşkanından hesap sorabiliyor, mahkemeye çıkarabiliyor. Ayrıca bunu da gerek yok. Beş yıldan beş yıla zaten millet hesap sorar. Millet beğenirse oy verecek, beğenmezse görevden alacak. Dolayısıyla 'Tek adamlık, bir kişiyi kandırırsanız şu olur, bu olur' lafları 80 milyona güvensizliğin tezahürüdür.

Açık söylüyorum, 80 milyona güvenmeyenler efendim tek adam sistemi vesaire... İyi de kirli gizli pasaklı Güneş Motel otellerinde adamlar kandırılırken neredeydiler? Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı seçilip kapalı kapılar ardında tespit edilirken neredeydiler? Onları 80 milyon mu seçti? Beş tane adam geçtiler kapalı kapıların ardına, 'Falanca cumhurbaşkanıdır' dediler onu seçtiler. Hükümetlerin üzerinde baskı kuranlar, başbakanları pijamayla denetleyen medya patronları olduğu zaman neredeydiler? Millet seçeceği zaman 'Aman tek adam, kandırılır' diyorlar da milletin yerine vesayet odakları seçtiği, yönlendirdiği, baskı altına aldığı zaman niye ses çıkarmadılar? Niye o sisteme karşı çıkmadılar? Bu millete güvensizliğin açık bir tezahürüdür."

Karar verecek milletin yanlışta ittifak etmeyeceğini, yüzde 50 artı 1 oy almanın kolay olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, 80 milyonun en doğru kararı vereceğini dile getirdi.

"Suriye halkının geleceğini barışçıl şekilde kurmak mecburiyetindeyiz"

Numan Kurtulmuş, vekalet savaşlarının bir sonu olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son olaylar bir kere daha teyit ediyor. Vekalet savaşlarının bir sınırı var. 'Falanca silahlı grubu desteklerim, böylece Ortadoğu'da ya da falanca bölgedeki kendi milli politikalarımı maksimize ederim' derseniz bir yere kadar yaparsınız. Bence o sınır çoktan bitmiştir. Amerika için de Rusya için de diğer uluslararası koalisyon için de bölge ülkeleri için de artık taşeron örgütler üzerinden birtakım silahlı gruplar üzerinden Suriye politikalarını ya da Ortadoğu politikalarını realize etme dönemi bitmiştir. Bundan sonra Suriye konuşuyoruz, Amerika diyoruz, Rusya diyoruz, DEAŞ diyoruz, PKK diyoruz, PYD diyoruz ama kimse Suriye halkından bahsetmiyor. Bir de burada yaşayan on milyonlarca Suriye halkı var. Bu insanlar asırlardır burada yaşıyor. Bütün bu meselenin aslı Suriye halkıdır. Biz Suriye halkının geleceğini barışçıl şekilde kurmak mecburiyetindeyiz."

Bundan sonra Türkiye olarak dertlerinin bütün toplumsal kesimleriyle temsil edildiği demokratik bir Suriye'nin inşa edilmesi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Bunun için her türlü desteği vermeye hazırız. Bunun için de özellikle halkına fosfor bombaları, sarin gazları kullanabilecek kadar maalesef insanlıktan uzaklaşmış bu rejimin bir şekilde dizginlenmesi ve bunların da bir şekilde haddinin bildirilmesi, işledikleri bu savaş suçlarının Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesine çıkartılması lazım. Eğer bunları yapabilirsek uluslararası camia Suriye'de barışın önünü açmış olur." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Astana sürecinin Türkiye'nin gayretle ortaya koyduğu bir süreç olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Ümit ederim ki bundan sonra da devam eder. Türkiye, Rusya ve İran bölgedeki olaylara bir şekilde bölgedeki olaylarla ilgili ülkeler olarak bu sürecin önünü açtı. Astana süreci Cenevre sürecinin alternatifi değildir. Bu şekilde herkes, bütün ilgili taraflar, başta Amerika, Rusya ve koalisyon güçleri olmak üzere Suriye'de barışı nasıl sağlarız, empoze edilmiş bir barış değil, halka zorla kabul ettirilmiş bir barış değil, halkın gönüllü olarak kabul ettiği, Suriye'nin geleceğini inşa edebilecek demokratik bir barışı kalıcı, bir barışı nasıl kurarız, bunun için gayret sarf ediyoruz. Bırakın şu vekalet savaşlarını, bu iki yüzlüğü bırakın. 'Falanca örgüt kötü bize yakın örgüt iyi.' Yok böyle bir şey. Bütün örgütler insanlık suçlusudur. Bütün örgütler Suriye halkına maalesef büyük zararlar verdiler, bunu bir an evvel bitirelim. Özellikle rejimin bu agresif tavrını da kısıtlayalım ve bir barış sürecinin inşallah önünü açalım. Vekalet savaşlarının sonu gelmiştir. 'Hayır böyle yapmayacağız. Biz vekalet savaşlarına devam edeceğiz' diyorlarsa sonu çok tehlikeli ve çok karanlık. Çok açık söylüyorum. Allah korusun kısa bir süre sonra karşılaşacağımız büyük bir bölgesel savaş eğer devam ederlerse küresel savaşın başlangıcı olabilir. Amerika'nın, Rusya'nın, diğer tarafların aklını başına alması lazım. Vekalet savaşlarına bir an evvel son verip Suriye'de halkın istediği bir barışın önünü açmaları gerekir ki dünya küresel bir felaketten kurtulabilsin."

Muhabir: Fatih Mehmet Kürkçü

Kaynak: AA

Son Güncelleme: 11.04.2017 16:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.