Rahmi
Rahmi
28 Mart 2019 Perşembe 18:56
Vergi suçlarında adaletin tecellisi

213 sayılı VUK’un 359’uncu maddesi ile düzenlenen vergi suçlarından dava açılması dava şartının varlığına bağlıdır. Vergi suçlarında dava şartı vergi müfettişlerince hazırlanan vergi suçu raporu ve ilgili rapor değerlendirme komisyonunu onayıdır. Eş söylemle, “Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları” yaptıkları inceleme sonunda bir vergi suçu raporu hazırlayacak ve bu rapor ilgili rapor değerlendirme komisyonunu tarafından onaylanacak ve ilgili savcılığa sunulmak üzere mütalaa düzenlenecektir. Bu prosedür tamamlanmadan vergi suçlarından dava açılamaz.

Cumhuriyet savcıları 359’uncu madde ile düzenlenen vergi suçlarından doğrudan dava açamazlar, herhangi bir şekilde bir vergi suçunun işlendiğine bilgisi ulaşırsa , ihbar v.s gibi, ilgili vergi dairesini haberdar ederek şüpheli hakkında inceleme yapılmasını ve mütalaa verilmesini ister.

Naylon fatura (SMİYB) davaları vergi suçu raporu ve rapor değerlendirme komisyonu raporu ile başlıyor. Aslında vergi suçu raporu ile de bitiyor diyebiliriz.

Neden?

Çünkü son aşamada dosya bilirkişiye gidiyor, bilirkişi de suç raporundan kopyala yapıştır yöntemiyle bilirkişi raporunu hazırlıyor ve hakim de bilirkişi raporuna göre hüküm kuruyor.

Hep böyle mi olur? Evet, genellikle böyle olur, yargılama yapılıyormuş gibi..

Ancak bu şekilde yargılama hem yasaya hem de Yargıtay kararlarına aykırılık oluşturmaktadır.

Biz başından beri vergi suçlarında birinci derece mahkemelerinin Yargıtay kararlarına uygun olarak yargılama yapıp hüküm oluşturmadıklarını savunmaktayız.

Bu şekilde oluşan hüküm Yargıtay’da (şimdi İstinaf)  iş yoğunluğundan gözden kaçmazsa bozulacaktır. Şunu hemen belirtelim vergi suçlarında bozma oranı %70’in üstündedir.

Hata vergi suçu raporu ile başlayıp hükümle devam etmektedir.

Vergi suçu raporundaki temel hata failin belirlenmesinde yatmaktadır. VUK 333/3 “Bu Kanunun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerin işlenmesi halinde bu fiiller için 359 ve 360’ıncı maddelerde öngörülen cezalar bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunur” demesine karşın istisnasız bütün vergi suçu raporlarında şirket yetkililerin suçun faili olarak gösterilmektedir.

Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin vergi sorumluluğu hakkındaki bu Kanun’un 10'uncu maddesi hükmü vergi cezaları hakkında da uygulanır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi Esas Numarası: 2002/1198, Karar Numarası: 2001/3995, 09.05.2002 tarihli kararında “..suça konu olup sahte oldukları anlaşılan faturaları temin eden ve kullanan temsilci tespit edilerek, cezai sorumluluğun tayin ve takdiri gerekirken yönetici durumunda sorumlu olduklarından bahisle her iki sanığın mahkûmiyetlerine hükmolunması…” bozmayı gerektirdiğine hükmetmiştir.

19. Ceza Dairesi 2015/3105 E. , 2015/4098 K.

“Örneğin sahte veya yanıltıcı faturanın kullanılması sırasında, bu niteliğinin anlaşılması ya da anlaşılır olmasına rağmen vergi dairesinde kullanılması, fiilin işlenmesine izin ve onay verildiğini göstermiş olduğundan kanuni temsilci cezai sorumluluktan kurtulamaz. Ama her durumda; kanuni  temsilcilerin, personelin fiillerini işlendiği sırada bilmediği, işlendikten sonra da bilmeyerek kullandığı savunma ve olgusunun geçerliliği; tüzel kişinin iş ve yer yönünden faaliyet alanı, iletişim yoğunluğu ve olanakları, örgütlenme biçim ve yapısı, büyüklük ölçeği, personel sayısı, görev dağılımı, iş hacmi ve kapasitesi, bağımsız hareket etme olasılığı, mali bünyesi, mal varlıkları, kasa ve banka mevcudu, fiilin mahiyeti ve konusu gibi unsurlar dikkate alınarak bir değerlendirme yapılıp bir sonuca varılmalıdır. Bu şekilde isabetli ve adil sonuçlara varılır ve cezaların şahsiliği ilkesine de uygunluk sağlanır.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ceza daireleri 359’uncu maddedeki fiili işleyenlere 359 ve 360’ıncı maddelerdeki cezanın fiili işleyenlere verileceği doğrultusundaki yasal ve ilkesel kararları 4369 sayılı yasayla VUK 333’uncu maddede değişiklik yapıldığı 22.7.1998 tarihinden beri uygulana gelmektedir.

Yasanın açık hükmüne, istikrar kazanmış Yargıtay kararlarına rağmen aynı hatanın ısrarla tekrarlanmasının nedeni Ticaret Sicili Gazetesinde kayıtlı temsilciye ceza vermenin kolaylığı ve tabii ki bilgisizliktir.

Bilgisiz vicdani kanaatle verilen ceza hükmü, Yargıtay kararında vurgulanan isabetli ve adil sonuçlara değil zulme varmaktadır.

Söz konusu yargıçlarımıza zahmet edip Yargıtay’ın kararlarını okumalarını salık veriyoruz.

Sonuç olarak vergi suçları uzmanlık isteyen bir alan, yargıçlarımızın bu alanda uzmanlıkları bulunmamakta, vergi suçu raporu ile başlayan hata bilirkişi raporu ile devam etmekte ve ortaya çoğu kez adil olmayan cezalar çıkmaktadır.

Bugün artık vergi cezaları 5 yılın altında olduğundan Yargıtay’a gitmemektedir ve korkarız aynı hata İstinaf aşamasında da devam etmektedir.

Vergi suçundan yargılanmanın tıpkı karşılıksız çek gibi çok büyük bir şansızlık olduğunu düşünmekteyiz. Vergi suçları, karşılıksız çek ve icra iflas suçlarından yargılanmaktansa Türk Ceza Kanunundan yargılanmak evladır. Eğer masumsanız TCK’daki suçlardan bir şekilde beraat edersiniz ama bu suçlarda işiniz zor.

 Özellikle vergi suçlarında mutlaka işin uzmanı avukatlarla savunma yapmak gerektiğini söylemek gerekir.

Av. Rahmi Ofluoğlu

Biz

Son Güncelleme: 28.03.2019 19:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.