Yeşim
Yeşim
28 Mayıs 2019 Salı 15:05
FETO Davaları ve Düşman Ceza Hukuku

FETÖ Davaları başlığı altında bir yazı dizisi başlattık.

Dosya, mahkeme bilgileri ve isimleri paylaşmayacağız ancak yazdığımız her şey, her yorum dosya ve belgelere dayalı olacak.

FETÖ olarak anılan yapı bir dönem Gülen Cemaati veya Hizmet Hareketi olarak bilindi, 26 Mayıs 2016 tarihli MGK tavsiye kararından sonra FETÖ silahlı terör örgütü olarak anılmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 27 Mayıs 2016 tarihinde MGK kararını Kırşehir’de şöyle açıklıyordu:

"Paralel yapının "Fethullahçı terör örgütü" olarak nitelendirilmesi için dün tavsiye kararı aldık, Bakanlar Kurulu kararı çıkınca PKK ve PYD ile aynı kategoride yargılanacaklar. Dün MGK'da Fetullahçı terör örgütü olarak tavsiye kararını alıp, hükümete gönderdik."

MGK’nın söz konusu kararından 19 gün sonra 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı.

Darbe girişiminin ardından bütün ülkede iki yıl sürecek olağanüstü dönem başladı. Bu dönemde ülke hukuk açısından çok tartışılan KHK’larla yönetildi.
BBC olağanüstü halin sona ermesini
OHAL sona erdi: İki yıllık sürecin bilançosu”başlığı ile verdi.

BBC’nin haberi;

“23 Temmuz 2016'da çıkarılan bir KHK ile gözaltı süresi 30 gün olarak belirlendi.

Ocak 2017'de ise 7+7 güne indirildi. Savcılara gözaltındaki kişilerin avukatlarıyla beş gün boyunca görüşmesini engelleme imkanı veren düzenlemede aynı tarihte kaldırıldı.

Temmuz 2016 sonrasında, darbe girişimiyle bağlantılı davalar nedeniyle on binlerce kişi tutuklandı, daha fazlası da gözaltına alındı. CHP, darbe girişiminin birinci yıldönümünde yayınladığı raporda 169 bin 13 kişi hakkında adli işlem yapıldığını açıkladı.

Raporda "Yürütülen soruşturmalar kapsamında hakkında işlem yapılan kişiler ya da yakınlarından en az 25 kişi canına kıydı. 4 kişi de intihar girişiminde bulundu. Bu olayların 8'i cezaevlerinde, gözaltında ya da gözaltına alınırken gerçekleşti" ifadeleri yer aldı.

Tutuklu sayısının 50 binden fazla olduğu belirtiliyor.

Fakat bu süreçte tutuklanan yalnızca darbe girişimine karışanlar veya Gülen yapılanmasına bağlı olmakla suçlananlar olmadı. Aynı zamanda aralarında gazeteciler, akademisyenler ve siyasetçiler gibi toplumun farklı kesimlerinden isimler de var.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-44799489

Olağanüstü hal döneminde 150 binden fazla kişi kamudan ihraç edildi.

Bu dönemin yargılamaları “Düşman Ceza Hukuku”  anlatısı ile açıklanabilir mi?

Düşman ceza hukuku Alman hukukçu Günther Jakobs tarafından 1985 yılında ortaya atılan ve halen tartışılmakta olan bir konudur. Burada kişinin tutuklanmasında kusurunun bir önemi yoktur. Bu tedbirin amacı,  failin ıslah edilmesi olabileceği gibi, toplumun failin yol açacağı tehlikelerden korunması da olabilir.

2004 yılında Alman Ceza Kanununa giren 66b’nin bir düşman ceza hukuku düzenlemesi olduğu söylenebilir. Kamu menfaati amacıyla hürriyeti kısıtlama tedbiri kurumu, bugün artık akla gelebilen her versiyonu ile yasada yerini almıştır.

Türk Ceza Hukukunda 3713 sayılı yasanın bir düşman ceza hukuku ürünü olduğu iddia edilmektedir.

FETÖ yargılamalarını tümüyle düşman ceza hukuku teorisine sığdırmak mümkün değildir. FETÖ yargılamalarının kısmen ıslah etme ya da toplumu tehlikeden koruma amacı taşıdığı söylenebilir.

Bir kişinin aynı delilden 25 ay tutuklu kalması, delil durumunda hiçbir değişiklik olmadığı halde sonradan oluşturulan bir içtihat ile serbest kalması düşman ceza hukuku konsepti içerisinde mi değerlendirilmeli, hatalı yargılama veya yargıdaki ilkesizlikle mi ilişkilendirilmeli uzun, uzun tartışılabilecek bir konudur.

İlk derece mahkeme kararlarının %50’sinden fazlasının Yargıtay ceza dairelerince bozulduğunu, Yargıtay ceza daireleri kararlarının da %43 oranında Ceza Genel Kurulunda bozulduğu düşünülürse Türk yargı sisteminde ciddi arızalar olduğu açıktır. Yargının bu hali iktidarlara göre değişmemiş olup aşağı yukarı hep aynıydı. FETÖ’nun yargıda etkili olduğu dönem, vesayet diye adlandırılan önceki dönem, FETÖ sonrası durum çok fazla değişmedi. Bu nedenle denilebilir ki FETÖ yargılamaları daha çok hatalı ve ilkesiz yargı sistemi ile ilişkilendirilebilir.

Bizce FETÖ yargılamalarını salt hatalı ve ilkesiz yargılama ile ilişkilendirmek yetmez.

Bu yazı dizisinde bütün bu sorunları dosya ve belgelere dayalı olarak ele alacağız.

Av. Rahmi Ofluoğlu

BİZ

Son Güncelleme: 28.05.2019 15:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.