<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuk Haberleri ADALETBİZ!</title>
    <link>https://www.adaletbiz.com</link>
    <description>Hukuk Haberlerinde Güncel Haberler Adaletbiz...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.adaletbiz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 16:05:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ezbere ilaç kullananlar... Bu haberi iyi okuyun!]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnternette gıda takviyesi olarak satılan ve bir ayda 10 kilo verdirdiği iddia edilen üründe sibutramin maddesine rastlandı. Sibutramin ani ölümlere, kalp krizi ve felçlere neden olabiliyor.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan "Sibutramin" maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, “Sibutramin” maddesinin beyinde neden olduğu etkiyi ve tehlike boyutuna dikkati çekti.</p>
<p>Tehlikenin temelinde yatan yasal boşluğa ve denetim zafiyetine vurgu yapan Prof. Dr. Uzbay, "Buradaki problem aslında bu gıda takviyelerinin Tarım Bakanlığı tarafından onaylanması, kolayca piyasaya sürülmesi ve denetimlerinin az olmasıdır. Sibutramin maddesi başka nelere konuyor, onu bilmiyoruz. Bu yetkinin tamamen Sağlık Bakanlığı'na geçmesi ve bu ürünlerin bu kadar kolay piyasaya çıkmaması lazım." dedi.</p>
<p>Halk arasında yaygın olan yanlış bir algının tehlikeyi büyüttüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, "bitkisel" ve "ilaç değildir" etiketlerinin birer aldatmaca olduğunu belirterek, "Halkın ilaç okuryazarlığı maalesef çok düşük ve şöyle bir şey pompalandı: 'Bitkisel olan, bitki kökenli ürünlerin tamamı zararsızdır.' O nedenle de burada Sağlık Bakanlığı denetimi devre dışı kaldı. Önemli olan etken maddenin böyle bir etki oluşturmasıdır. Bitkisel olması, bir etken maddenin yan etkileri olmayacağı anlamına gelmiyor. Bu ürünlerin üzerinde ne yazıyor? ‘İlaç değildir.’ Ama bunların hepsi sağlık için pazarlanıyor, hastalıklara iyi geleceği iddia ediliyor ve aynen bir ilaç gibi eczanelerde de satılıyor." diye konuştu.</p>
<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/07/1756190243-tayfun-uzbay-002-1757258880-793-x750.png" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p><strong>"VİAGRA ETKEN MADDESİ DE KATILIYOR"</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, bu sahtekarlığın sadece zayıflama ürünleriyle sınırlı olmadığını, cinsel gücü artırdığı iddia edilen takviyelerde de benzer bir durumun yaşandığını ifade ederek, “Cinsel gücü arttırdığı iddia edilen birçok başka takviye var piyasada satılan. Bunlar üzerinde de inceleme yapılsa çoğunda Viagra diye bildiğimiz sildenafil etken maddesi bulunuyor. Bunlar internetten ve elden pazarlayan şirketlerden de temin edilebiliyor, kuryelerle kapıya kadar getirilebiliyor." ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu ölümcül ticaretin önüne geçmek için atılması gereken adımları şöyle sıraladı:</p>
<p>"Bunu yapan firma ve bunu piyasaya sürenler her kimlerse, bunların cezalandırılması gerekiyor. Yani yasaklamaktan önce caydırıcı cezaların açık seçik ortaya konması lazım. Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor. Ve denetimi yapmaya yetkili olan bakanlığın Tarım Bakanlığı'ndan ziyade Sağlık Bakanlığı olması lazım. Üzerinde ‘ilaç değildir’ yazınca sorumluluktan da kurtuluyorsunuz. Hâlbuki bir hekim böyle bir ilaç verse ve hasta zarar görse ciddi sorumlulukları var. Bunların da bir sorumluluk dâhilinde olması lazım."</p>
<p><strong>"EZBERE İLAÇ KULLANMAYIN!"</strong></p>
<p>Bir ayda 10-15 kilo vermek çok sağlıklı bir şey olmadığının altını çizen Prof. Dr. Uzbay, "Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz. Mutlaka bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi, reçetesi veya tavsiyesi ve bir diyetisyenin gözetiminde yapılması lazım. Yoksa insanlar çok ağır sonuçlarla karşılaşabilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Sep 2025 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/09/agency/igf/ezbere-ilac-kullananlar-bu-haberi-iyi-okuyun.webp" type="image/jpeg" length="45879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek sağlığını korumak için ne yapılmalı? UZman hekimler Sakarya'da bilgilendirdi]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/bobrek-sagligini-korumak-icin-ne-yapilmali-uzman-hekimler-sakaryada-bilgilendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/bobrek-sagligini-korumak-icin-ne-yapilmali-uzman-hekimler-sakaryada-bilgilendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen konferansta vatandaşlar, “Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım?” sorusuna uzman hekimlerden yanıt buldu.<strong>SAKARYA (İGFA) -  </strong>Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğü, 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü’ndevatandaşlara böbrek sağlığı konusunda önemli bilgiler verdi. “Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım?” konulu konferansta böbrek sağlığını korumak için önemli notlar aktarıldı.</p>
<p>Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü münasebetiyle Sosyal Gelişim Merkezi’nde (SGM) düzenlenen konferansta, erken teşhisinönemine vurgu yapıldı.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Mustafa Özer ileİl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir’in katıldığı programın Moderatörlüğünü Prof. Dr. HamadDheir yaptı.<br />Dr. Öğretim Üyesi Mahmud İslamise konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Program öncesinde hemşireler, katılımcıların tansiyon ve kan ölçümlerini gerçekleştirdi. Alanında uzman isimler konferansta böbrek sağlığını korumak, takip etmek ve iyileştirmek için yapmaları gerekenleri öğrendi.</p>
<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/05/1-79-1757076280-778-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>İl Sağlık Müdürü Doç Dr. Kayhan Özdemir, “Erken farkındalık çok kıymetli. Hemvatandaşlarımıza hem siz kıymetli hastalarımıza birçok noktada bilgilendirme yapmak istiyoruz. Aslında size çok küçük gelen ağrının veya bir baş dönmesinin belki de daha ciddi bir şey olabileceğini buralarda sizlere anlatmaya çalışıyoruz. Bu eğitimler önemli katkılar sunuyor gerçekten. Küçük bir bulgu ile birlikte belki ileri derecedeki kanseri erken yakalama şansına sahip oluyoruz. Bu tür eğitimler bunun için çok kıymetlidir” dedi.</p>
<p>Konferansta böbrek kistleri hakkında bilgi veren Dr. Mahmud İslam ise, “Böbrek kistleri olan her hastamız hep endişe ile geliyorlar bize kistler kanserleşir mi diye. Basit kistlerde biz bir şey beklemiyoruz öyle kalır çoğu zaman. Kanserleşme riski olan kistlerde var. Onları da değerlendirip tedaviye alıyoruz. Tedavi edilmesi gerektiğinde boşaltılma yapılabilir. Cerrahi işlemlerle de alınabiliyorlar. Eğer total böbrek hacmi çok büyükse, idrarda kan çok sık oluyorsa bunlar iyiye işaret değildir” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/bobrek-sagligini-korumak-icin-ne-yapilmali-uzman-hekimler-sakaryada-bilgilendirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/09/agency/igf/bobrek-sagligini-korumak-icin-ne-yapilmali-uzman-hekimler-sakaryada-bilgilendirdi.webp" type="image/jpeg" length="95985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/dikkat-kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/dikkat-kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, 03.00-07.00 saatleri arasında kalp krizi veya ritim bozukluğu tehlikesinin arttığını, bunun nedeninin de vücudun uyku düzenini ayarlayan biyolojik saatin sirkadiyen ritmin etkileri olduğunu kaydetti. Dr. Alagiç, özellikle bu saatlere dikkat edilmesini istedi.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Sirkadiyen ritim yani vücudun doğal biyolojik saatinin bozulması, kalp damar sistemi üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olabilir.</p>
<p>Özellikle gece vardiyasında çalışanlar ve farklı zaman dilimlerine seyahat ederek sıklıkla jet lag yaşayanlar çoğunlukla uykusuz kalır, düzensiz beslenir dolaysıyla da stres hormonları yükselir. Vücut saatinin sürekli bozulmasının, uzun vadede kalp hastalıkları riskini artıracağına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörlerini en aza indirerek sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp sağlığını korumalıyız” dedi.</p>
<p><strong>ERKEN MÜDAHALE HAYAT KURTARIYOR</strong></p>
<p>Kalp krizinde müdahale zamanlamasının çok kritik olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, Yalnızca hayata tutunmak için değil kriz sonrasında kalp yetmezliği yaşamamak için de zamanlamanın önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Özellikle gece saatlerinde gelişen semptomlarda hastaların zaman kaybetmeden hızlıca sağlık merkezine başvurmalarının şart olduğunu dile getiren Uzm Dr. Alagiç, "Bu belirtiler; göğüste sıkışma, baskı, yanma tarzında ağrı, ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı, bilinç değişikliği veya panik hissi olarak sıralanabilir. Hastaların ambulans arandıktan sonra efor sarfetmemeleri gerekir. Sarf edilen efor kalbi daha fazla çalıştıracağı için durumu kötüleştirebilir. Ayrıca fenalaşan ve ambulansı çağıran kişinin, tek başına yaşıyorsa müdahalenin gecikmemesi için dış kapıyı açık bırakması önerilir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Gece saatlerinde meydana gelen kalp krizinin bir başka sorumlusunun uyku apnesi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Alagiç, uyku apnesi, kalp damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturur ve mutlaka tanı alıp tedavi edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için şu öneri paylaştı:</p>
<p><ul>
 <li>Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.</li>
 <li>Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.</li>
 <li>Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.</li>
 <li>Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı.</li>
 <li>İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.</li>
 <li>Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.</li>
</ul></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/dikkat-kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 14:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/09/agency/igf/dikkat-kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor.webp" type="image/jpeg" length="95470"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastalığa değil sağlığa odaklanın]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/hastaliga-degil-sagliga-odaklanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/hastaliga-degil-sagliga-odaklanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Topçu'ya göre, aşılar ve düzenli check-up'lar halk sağlığı için kritik. Aşılar birey ve toplumu korurken, check-up'lar erken hastalık tespiti sağlıyor. Üst düzey önlemler hayat kalitesini artırır, rutin kontroller önemlidir.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>3 – 9 Eylül Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle bilgi veren İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Tolga Topçu, hastalanmadan önce önlem almanın bireysel iyilik hâlinin ve toplum sağlığının temelini oluşturduğunu vurguluyor. Aşılar, düzenli check-up ve rutin kontroller riskleri azaltmada, olası hastalıkları erken evrede yakalamada ve yaşam kalitesini artırmada belirleyici rol oynuyor.</p>
<p><strong>AŞI: BİREYSEL KALKAN, TOPLUMSAL DAYANIŞMA</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Topçu, çocukluktan erişkinliğe uzanan aşıların bulaşıcı hastalıklara karşı en etkili korunma yöntemlerinden biri olduğunun altını çizdi. “Aşılar, yalnızca bireyi değil, yakın çevresini ve toplumu da korur" diyen Topçu, "Yaşam boyu aşı yaklaşımı, çocukluk aşılarının tamamlanması, erişkinlikte önerilen aşıların uygun zamanda uygulanması ve risk gruplarında hekim önerisiyle güçlendirilmesi prensibine dayanır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p><img height="855" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/04/1756975052-tolga-topc-u-1756992802-838-x750.png" width="750" /></p>
<p>“Birçok kronik hastalık belirti vermeden ilerleyebilir” diyen Uzm. Dr. Topçu, check-up’ı şöyle çeçeveledi: “Düzenli taramalar, kan basıncı, kan şekeri, kolesterol gibi temel parametrelerin yanı sıra kişiye özel risklerin de erken fark edilmesini sağlar. Check-up, tek seferlik bir liste değil; yaş, cinsiyet, aile öyküsü ve yaşam tarzına göre kişiselleştirilen, sürekliliği olan bir süreçtir.”</p>
<p><strong>RUTİN KONTROLLER HAYAT KURTARIR</strong></p>
<p>Koruyucu sağlığın yalnızca aşı ve check-up’tan ibaret olmadığını belirten Uzm. Dr. Tolga Topçu, rutin kontrollerin önemini şöyle özetliyor: “Hipertansiyon, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi durumlarda, şikâyet başlamadan önce yapılan takipler komplikasyonların önüne geçebilir. ‘Kendimi iyi hissediyorum’ düşüncesi, kontrolleri ertelemek için gerekçe olmamalı.”</p>
<p>Kimler Önceliklendirmeli?</p>
<p>Uzm. Dr. Topçu’ya göre aşağıdaki gruplar koruyucu sağlık uygulamalarını özellikle ihmal etmemeli:</p>
<p><ul>
 <li>Aile öyküsünde kalp-damar hastalığı, diyabet veya kanser bulunanlar</li>
 <li>Düzenli ilaç kullananlar veya kronik hastalığı olanlar</li>
 <li>Yoğun stres altında çalışanlar ve düzensiz yaşam ritmine sahip olanlar</li>
 <li>Gebelik planlayanlar ve ileri yaş grupları</li>
</ul></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/hastaliga-degil-sagliga-odaklanin</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/09/agency/igf/hastaliga-degil-sagliga-odaklanin.webp" type="image/jpeg" length="25414"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Telefon tablet kullanıcıları dikkat! Çağın duruş bozukluğu: Text neck!]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/telefon-tablet-kullanicilari-dikkat-cagin-durus-bozuklugu-text-neck</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/telefon-tablet-kullanicilari-dikkat-cagin-durus-bozuklugu-text-neck" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Telefon ve tablet gibi teknolojik cihazların aşırı kullanımının omurgaya zarar verdiğini belirten uzmanlar, özellikle başın öne eğilmesiyle text neck adı verilen bir duruş bozukluğunun ortaya çıktığını söyledi. Uzmanlar, günlük hayatta omurgayı korumak için "dik durmayı unutmayın" uyarısında bulundu.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, telefon, tablet kullanımı ve yanlış oturma alışkanlıkları gibi duruş bozukluklarının omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetti.</p>
<p><strong>SÜREKLİ BAŞI ÖNE EĞMEK OMURGAYA BİNEN YÜKÜ ARTIRIYOR!</strong></p>
<p>Telefonu başı öne eğerek kullanmanın ‘text neck’ olarak bilinen tabloya yol açacağını dile getiren Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, “Baş öne eğildikçe omurgaya binen yük artar; örneğin normalde 5–6 kilogram olan baş ağırlığı, 45 derece öne eğildiğinde 20 kilograma kadar çıkabilir.” dedi. Bu durumun boyun kaslarında aşırı gerginlik, sırt ağrısı, baş ağrısı ve ilerleyen dönemde disklerde yıpranma ve fıtık riskini artırdığını ifade eden Avcı, uzun vadede omurga dizilimini bozarak kalıcı duruş bozukluklarına zemin hazırlayacağını vurguladı.</p>
<p><strong>DURUŞ BOZUKLUĞUYLA BAŞLAYARAK KALICI HALE GELEBİLİR!</strong></p>
<p>Yanlış oturuş alışkanlığının kalıcı kamburluk veya bel fıtığına yol açabileceğini kaydeden Op. Dr. İdris Avcı, “Özellikle uzun süre masa başında kambur oturmak omurgada kalıcı şekil bozukluklarına neden olabilir.” dedi.</p>
<p>Genç yaşlarda ‘duruş bozukluğu’ şeklinde başlayan kamburluğun, ilerleyen yıllarda kemik yapının uyum sağlamasıyla kalıcı hale geleceğini aktaran Avcı, “Aynı şekilde, sürekli öne eğilerek veya destek almadan oturmak bel bölgesindeki disklerin üzerine fazla yük bindirir. Bu da zaman içinde bel fıtığı gelişimine zemin hazırlayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Çocukluk ve ergenlik dönemini omurga gelişiminin en kritik olduğu dönem olarak tanımlayan Op. Dr. İdris Avcı, “Uzun süreli tablet veya telefon kullanımı sırasında eğilme ve kambur durma, büyüme çağındaki kemiklerde şekil bozukluklarına neden olabilir. Omuzlarda öne kapanma, sırt kaslarında dengesizlik, omurgada eğrilikler görülebilir. Ayrıca hareketsizlik obezite, kas zayıflığı ve genel sağlık sorunlarına da yol açar.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>DİKİ DURMAYIN UNUTMAYIN!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Günlük hayatta omurgayı korumak için edinilebilecek basit alışkanlıklara değinen Avcı, “Dik durmayı unutmayın. Telefonu göğüs hizasında kullanın, başınızı eğmeyin. Çalışma masanızı boyunuza uygun ayarlayın, monitörünüz göz hizasında olsun. Uzun süre oturmayın; her 30–40 dakikada bir kalkıp esneme hareketleri yapın. Düzenli egzersiz yapın. Özellikle core (karın ve sırt) kaslarını kuvvetlendirmek, omurgayı korur. Orta sertlikte yatak kullanın ve uzun süre yüzüstü yatmaktan kaçının.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/telefon-tablet-kullanicilari-dikkat-cagin-durus-bozuklugu-text-neck</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/09/agency/igf/telefon-tablet-kullanicilari-dikkat-cagin-durus-bozuklugu-text-neck.webp" type="image/jpeg" length="20252"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmit'te 4 merkezde ücretsiz diyetisyen desteği]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/izmitte-4-merkezde-ucretsiz-diyetisyen-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/izmitte-4-merkezde-ucretsiz-diyetisyen-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşam için önemli bir adım atan İzmit Belediyesi, diyetisyen kadrosunu güçlendirerek vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı sunuyor<strong>KOCAELİ (İGFA) - </strong>İzmit Belediyesi, vatandaşların sağlıklı beslenme ve yaşam alışkanlıkları kazanması için diyetisyen kadrosunu genişletti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren merkezlere iki yeni diyetisyen daha görevlendirilerek, vatandaşlara sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetlerinin kapasitesi artırıldı.</p>
<p>Yeni görevlendirmelerle birlikte; Hilal Katırağ Demir – İZGİM Kadın Girişimciler Merkezi, Dilan Avcı – Kuruçeşme Yaşam Merkezi, Büşra Yıldız – İzmit Belediyesi B Blok 7. Kat ve Akpınar Gençlik Merkezi, Emre Damar – Cumhuriyet Yaşam Merkezi olmak üzere dört farklı noktada diyetisyen desteği sağlanacak. Vatandaşlar; sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, çocuk ve yetişkinlerde dengeli beslenme gibi konularda ücretsiz danışmanlık hizmetlerinden yararlanabilecek.</p>
<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/09/02/diyetisyen-2-1756824498-233-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p>Belediyenin sunduğu diyetisyenlik hizmetleri, 7’den 70’e herkese açık olup; hastalıklarda beslenme, kilo alma-verme, gebelik ve emzirme dönemi beslenmesi, çocuk ve ergen beslenmesi, sporcu beslenmesi ve kilo yönetimi gibi alanlarda ihtiyaçlara göre destek veriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/izmitte-4-merkezde-ucretsiz-diyetisyen-destegi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/09/agency/igf/izmitte-4-merkezde-ucretsiz-diyetisyen-destegi.webp" type="image/jpeg" length="32107"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parlak ve sağlıklı cilt için gençlik aşısı]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/parlak-ve-saglikli-cilt-icin-genclik-asisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/parlak-ve-saglikli-cilt-icin-genclik-asisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, cilt gençleştirme uygulamaları arasında son yıllarda öne çıkan ‘gençlik aşısı’ hakkında önemli bilgiler verdi.BURSA (İGFA) - Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, cilt sağlığını desteklemek ve yaşlanma belirtilerini geciktirmek isteyenlerin tercih ettiği gençlik aşısının aslında bir mezoterapi yöntemi olduğunu söyledi. Açıklamasında gençlik aşısının klasik mezoterapilere kıyasla daha yoğun içeriklere ve daha derin uygulama alanına sahip olduğunu belirten Dr. Mediha Yılmaz, “Gençlik aşısı, deri altına çok ince iğnelerle enjekte edilen yoğun hyaluronik asit içerir. Hyaluronik asit, markaya göre kollajen sentezini uyaran kalsiyum hidroksiapatit ve çeşitli peptidlerle de desteklenebilir” dedi.</p>
<p><img height="770" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/30/mediha-yilmaz-1756558173-864-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p><b> Cilt Kalitesi Artıyor, İnce Kırışıklıklar Azalıyor</b></p>
<p>Gençlik aşısının temel amacının cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma sürecini yavaşlatmak olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Yılmaz, “Uygulama sonrası cilt daha parlak, daha sağlıklı görünür. İnce kırışıklıklarda azalma sağlanır. Ayrıca hyaluronik asidin etkisiyle cilt nem desteği kazanır” şeklinde konuştu.</p>
<p><b> 2-3 Seanslık Uygulamayla Kalıcı Etki Mümkün</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Gençlik aşısının etkin sonuçlar vermesi için birkaç seansın gerektiğini ifade eden Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, “Bir ay arayla 2 ila 3 seans uygulanmalıdır. Elde edilen etki kalıcıdır ancak yaşlanma devam eden bir süreç olduğu için yılda bir kez hatırlatma seansları öneriyoruz” diyerek düzenli bakımın önemini vurguladı.</p>
<p>Estetik kaygıların ötesinde, sağlıklı ve canlı bir cilt görünümüne kavuşmak isteyen herkesin bu uygulamayı değerlendirebileceğini belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, doğru zamanda ve doğru uzman eliyle yapılan işlemlerin cilt sağlığı açısından önemli kazanımlar sunduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/parlak-ve-saglikli-cilt-icin-genclik-asisi</guid>
      <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/parlak-ve-saglikli-cilt-icin-genclik-asisi.webp" type="image/jpeg" length="48872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA tedavisinde Türkiye gelişmiş ülkelerin önünde]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/sma-tedavisinde-turkiye-gelismis-ulkelerin-onunde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/sma-tedavisinde-turkiye-gelismis-ulkelerin-onunde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ise erken tanı programları, tedaviye erişim olanakları ve toplumsal farkındalık çalışmalarıyla bu alanda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. SMA'nın dünya genelinde görülme sıklığı 10 binde 1 iken, Türkiye'de ise bu oran 6 binde 1 oldu.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Ağustos ayı dünya genelinde SMA (Spinal Musküler Atrofi) farkındalık ayı olarak kutlanıyor. Türkiye'de yaygınlaştırılan yenidoğan ve evlilik öncesi tarama testleri sayesinde, hastalık belirtileri başlamadan tanı konulabiliyor ve yeni vakaların önlenmesine yönelik kritik adımlar atılıyor.</p>
<p>Çocuk Nöroloji ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı, Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uluç Yiş, Türk Nöroloji Derneği Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe, Türkiye SMA Vakfı Başkan Vekili Ece Soyer Demir ve Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli; Türkiye'deki erken tanı uygulamalarını, tedaviye erişim olanaklarını ve toplumsal farkındalık çalışmalarını değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p><img height="1125" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/29/1-uluc-yis-1756482105-23-x750.png" width="750" /></p>
<p>Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uluç Yiş konuyla ilgili olarak, “SMA, kas hareketlerini kontrol eden motor nöronların kaybıyla ortaya çıkan kalıtsal bir hastalık olduğunu belirterek, "Yutma ve solunum sorunları gibi ciddi ek rahatsızlıklar, semptomlar başlamadan tedavi edilen hastalarda neredeyse hiç görülmüyor. Türkiye, dünyada yalnızca yaklaşık 30 ülkede bulunan SMA tarama programına sahip ve 2022'de Ulusal Yenidoğan Tarama Programı'na dahil edilen topuk kanı testi ile hastalık doğumdan sonraki ilk günlerde saptanabiliyor" dedi.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2022'de 1,55 milyon bebeğe test yapılmış ve 235'ine SMA tanısı konulmuştur. Ayrıca, 2021'de başlatılan evlilik öncesi tarama programı kapsamında 2023'e kadar 1,83 milyon kişinin tarandığı belirtilirken, erken tanının yanı sıra, mevcut ilaç tedavileri ve çok yönlü bakım yaklaşımlarıyla (fizyoterapi, beslenme desteği, cihazlar) hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde arttığı kaydedildi.</p>
<p><img height="1126" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/29/hacer-durmus-tekce-1756482114-974-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p>Bu arada Türk Nöroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe ise, SMA'nın belirtilerin ortaya çıkış yaşı ve şiddetine göre Tip 0, Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 4 olmak üzere 5 gruba ayrıldığını, toplumda yalnızca çocuklukta görüldüğü düşünülse de Tip 3 ve Tip 4 gibi geç başlangıçlı tipler ergenlik ya da erişkinlik döneminde de ortaya çıkabildiğinin altı çizildi. Türkiye'de yaklaşık bin 300 SMA hastası tedavi gördüğünü belirten Prof. Dr. Tekçe, "Erişkin hastaların kullanabildiği iki tedavi seçeneği hem hastalar hem de yakınları için süreci önemli ölçüde kolaylaştırmakta; iş ve sosyal yaşamdan kopmadan yaşam kalitesini artırmaktadır” dedi.</p>
<p><img height="1000" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/29/ece-soyer-demir-1756482124-994-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p>Türkiye SMA Vakfı Başkan Vekili Ece Soyer Demir ise, toplumda her 40-60 kişiden biri taşıyıcıdır; bu nedenle test, mücadelede atılacak ilk ve en kritik adım olduğuna dikkati çekerken, Yenidoğan Tarama Testi'nin henüz belirtiler başlamadan tanı konulmasını ve erken tedaviyle kas kayıplarının önlenmesini sağladığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/sma-tedavisinde-turkiye-gelismis-ulkelerin-onunde</guid>
      <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/sma-tedavisinde-turkiye-gelismis-ulkelerin-onunde.webp" type="image/jpeg" length="11275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHRS’de yeni dönem: Üniversite hastanelerine randevu imkanı]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/mhrsde-yeni-donem-universite-hastanelerine-randevu-imkani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/mhrsde-yeni-donem-universite-hastanelerine-randevu-imkani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 1 Eylül itibarıyla MHRS üzerinden Yozgat ve Pamukkale üniversite hastanelerinden randevu alınabileceğini açıkladı.<strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden üniversite hastanelerine erişimi kolaylaştıracak yeni bir uygulamayı kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p>Bakan Memişoğlu, aile hekimlerinin desteğiyle üniversite hastanelerinin bir kısmından MHRS aracılığıyla randevu alınabileceğini belirtti. Pilot uygulama kapsamında, Yozgat Bozok Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi hastanelerinde 1 Eylül 2025 tarihinden itibaren MHRS üzerinden randevu verilmeye başlanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Yeni uygulamanın, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması ve üniversite hastanelerinin daha etkin kullanılmasını sağlaması hedefleniyor.</p>
<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/saglikbakanligi/status/1961036413840843158
</div></figure></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/mhrsde-yeni-donem-universite-hastanelerine-randevu-imkani</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/mhrsde-yeni-donem-universite-hastanelerine-randevu-imkani.webp" type="image/jpeg" length="50564"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş beyazlatmanın herhangi bir zararı yok]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzün popüler uygulamalarından beyazlatma işlemi ile diş renginin iki tona kadar açılabildiğinden bahseden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Arzu Tekkeli, doğuştan gelen sararmaların dışındaki tüm değişimleri klinik destekle beyazlatmanın mümkün olduğunu belirterek, bu işlemin, diş minesine veya dokusuna herhangi bir zararı olmadığını söyledi.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Gün içinde tüketilen yiyecek-içecekler ve beslenme tarzı, diş renginde belirleyici rol oynar. Sık çay ve kahve tüketimi, tütün kullanımı ve bakım eksikliğinin diş sararmasında önemli bir etken olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Arzu Tekkeli, çocukluk çağında alınan bazı antibiyotiklerinde diş minesine zarar vererek renk farklılıklarına sebep olabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>SONSUZ BİR BEYAZLIK SÖZ KONUSU DEĞİL</strong></p>
<p>Beyazlatma işleminin, diş renginin birkaç ton açılması anlamına geldiğini ifade eden Tekkeli, “Sınırsız bir beyazlatmadan bahsetmek gerçekçi değil bu nedenle hastaların özellikle bu konuda çok dikkatli davranarak, doğal sınırların ötesinde beyazlık vaadinde bulunan yerlerden uzak durmalarında fayda var. En güncel teknolojilerle en fazla iki ya da üç ton geriye gidilebildiği unutulmamalı. Ayrıca bu olasılık her hasta için de geçerli değil, kimi dişlerde yalnızca bir ton açılabiliyor” dedi.</p>
<p>Beyazlatmanın, diş hekimi muayeneden sonra eğer iyi sonuç alınacağına yönelik bir değerlendirme yaparsa, tek seferde 15’er dakikalık üç seansla gerçekleştiğini açıklayan Tekkeli, "İlk adımda ağız içine diş etlerini ve dokularını koruyacak bir malzeme uygulanıyor ardından sadece diş yüzeyine değecek şekilde beyazlatma jeli sürülüyor. Özel bir beyazlatma ışığıyla da süreç sonlanıyor. Sonraki 24-48 saat boyunca da beyazlatma işleminin etkisi devam edeceği için hastanın bu aralıkta çay, kahve ve meyve suyu gibi içeceklerden uzak durması kıymetli. Uzun vadeli olarak beyazlığın kalıcılığı içinse diş hekiminin önerdiği ürünleri kullanmak gerekir” diye konuştu.</p>
<p><strong>D VE C VİTAMİNLERİ İLE BEYAZLIK SÜRESİ DESTEKLENMELİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Diş beyazlatma işleminin en fazla 2 yıllık bir kalıcılığı olduğunu dile getiren Tekkeli, “Özel bir gün ya da kendini iyi hissetme ihtiyacıyla beyazlatma işlemi yaptıran pek çok kişi için yeterli ve makul bir süre olsa da hastalar beslenme tarzını değiştirmedikleri sürece dişler bu süre sonunda eski rengine dönmeye başlar. Kemik ve diş dokularımızın sağlığı için D ve C vitaminlerinin iki önemli kaynak olduğunu unutmamalıyız. Bu iki vitaminin eksikliği, dişlerde zayıflığa ve renk değişimine yol açabilir. Bu nedenle rutin sağlık taramalarında vitamin seviyelerine mutlaka baktırılmalı” açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/dis-beyazlatmanin-herhangi-bir-zarari-yok.webp" type="image/jpeg" length="47343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonuna erken müdahale hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, bu nedenle çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, bu enfeksiyonların erken tanı ve tedavisiyle böbrek sağlığının korunabileceğini, aksi takdirde kronik böbrek yetmezliği riskinin artabileceğini belirtti.</p>
<p><strong>KIZ ÇOCUKLARINDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonları, ilk 6 AYDA sünnet derisi altındaki bakteriler nedeniyle erkek çocuklarda daha sık görülürken, 6 aydan sonra üretranın kısa olması ve anüse yakınlığı nedeniyle kız çocuklarında daha yaygın hale geliyor.</p>
<p>Enfeksiyonların yüzde 80’inden fazlasında E. Coli bakterisi sorumlu. En yaygın nedenler arasında az su tüketimi, idrar tutma, kabızlık, küvette banyo, kirli havuzlar ve parfümlü dezenfektan kullanımı yer alıyor. Ayrıca, idrar kesesi işlev bozuklukları ve yapısal anormallikler de riski artırıyor.</p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonları, alt ve üst idrar yolu enfeksiyonu olarak ikiye ayrılıyor. Alt idrar yolu enfeksiyonunda idrarda kötü koku, yanma, sık idrara çıkma ve hafif ateş görülüyor. Tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere ulaşarak üst idrar yolu enfeksiyonuna yol açıyor; bu durumda yüksek ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi ciddi belirtiler ortaya çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Prof. Dr. Aydoğ, üst idrar yolu enfeksiyonunun böbrek hasarına neden olabileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARI İDRAR YOLU ENFEKSİYONUNDAN KORUMAK İÇİN 7 KRİTİK KURAL!</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonundan korumak için almanız gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p><ul>
 <li>Bol bol su içmesini sağlayın</li>
 <li>İdrarını tutmamasına, yani sık idrar yapmasına dikkat edin</li>
 <li>Günlük dışkılaması önemli. Bunun için diyet uygulanabilir, gerekirse dışkıyı yumuşatan ürünlere ve lavmana başvurulabilir.</li>
 <li>Perineal ve perianal bölge hijyenine dikkat edin. Ancak parfümlü ve alkollü dezenfektan içeren ürünlerden, ıslak mendil kullanımından kaçının.</li>
 <li>Banyosunu ayakta, duş şeklinde yaptırın.</li>
 <li>Temizliğinden emin olmadığınız havuza sokmayın.</li>
 <li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
</ul></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/cocuklarda-idrar-yolu-enfeksiyonuna-erken-mudahale-hayat-kurtariyor.webp" type="image/jpeg" length="60884"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzenli ilaç kullananlar... Bu içecekleri tüketirken dikkat!]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/duzenli-ilac-kullananlar-bu-icecekleri-tuketirken-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/duzenli-ilac-kullananlar-bu-icecekleri-tuketirken-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı olduğunu düşünerek tükettiğimiz bazı besin ve içecekler, kullandığımız ilaçlarla etkileşime girerek sağlık açısından beklenmedik etkiler doğurabiliyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Selin Yavuz, kronik hastalığı olan ve düzenli ilaç kullanan bireyler için hayati öneme sahip bilgiler paylaştı.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Sağlıklı olduğu düşünülerek tüketilen bazı besin ve içecekler, kullandıkları ilaçlarla etkileşime girerek sağlık açısından beklenmedik etkiler doğurabiliyor.</p>
<p>Özellikle; nar suyu, yeşil çay, greyfurt, süt ürünleri ve soya tüketimi ilaçlarla en fazla etkileşime giren besinler arasında yer alıyor.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Selin Yavuz, birden fazla ilaç kullanan bireylerin, kronik hastalığı olanların ve ileri yaş gruplarının besin-ilaç etkileşimleri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Yavuz, yapılan bilimsel araştırmalara göre tüketilirken dikkat edilmesi gereken besinler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><img height="568" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/26/1756103688-dyt-selin-yavuz-780-915-1756223716-130-x750.png" width="750" /></p>
<p><strong>NAR SUYU</strong></p>
<p>Nar suyu; zengin antioksidan içeriği sayesinde faydalı görünse de bazı ilaçlarla birlikte alındığında vücutta istenmeyen durumlara yol açabilir. Çünkü nar suyu, ilaçları parçalayan bazı karaciğer enzimlerini yavaşlatabilir. Bu da ilacın vücutta daha uzun süre kalmasına, etkisinin artmasına ve yan etkilerin görülme ihtimaline neden olabilir. Özellikle epilepsi, tansiyon, diyabet ve kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde bu etki daha da belirginleşebilir. Eğer düzenli olarak nar suyu içiyorsanız, kullandığınız ilaçlarla etkileşim ihtimalini mutlaka doktorunuza bildirin.</p>
<p><strong>YEŞİL ÇAY</strong></p>
<p>Yeşil çay; içerdiği güçlü antioksidanlar sayesinde pek çok fayda sağlarken bazı ilaçlarla birlikte dikkatli tüketilmeli. İçindeki EGCG adlı bileşen, ilaçların vücutta işlenmesini sağlayan enzimleri yavaşlatabilir veya bazı ilaçların bağırsaktan emilimini engelleyebilir. Düzenli ilaç kullanıyorsanız yeşil çay tüketimini doktorunuza danışarak sınırlamanızda fayda var.</p>
<p><strong>GREYFURT SUYU</strong></p>
<p>İçeriğindeki bazı maddeler nedeniyle ilaçların parçalanmasını engelleyebilir. Bu durum, ilacın kanda birikmesine ve toksik düzeylere ulaşmasına yol açabilir. Özellikle kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol, depresyon gibi durumlarda kullanılan ilaçlar greyfurttan etkilenebilir. Bilimsel araştırmalar, sadece bir bardak greyfurt suyunun bile bazı ilaçların etkisini değiştirebildiğini ve bu etkinin 12 saate kadar sürebildiğini gösteriyor. Greyfurtun etkisi bazen 72 saate kadar çıkabilmekte. Greyfurt veya greyfurt suyu tüketiyorsanız, özellikle ağız yoluyla aldığınız ilaçlarla birlikte alamamaya dikkat edin.</p>
<p><strong>SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ</strong></p>
<p>Süt ve süt ürünleri de bazı ilaçların emilimini azaltabilen besinlerden. Bazı antibiyotikler, sütten gelen kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerle birleşerek çözünemeyen yapılar oluşturabilir. Bu da ilacın bağırsaktan yeterince emilememesine ve tedavi etkinliğinin azalmasına yol açabilir. Antibiyotik kullanırken süt ürünlerinden uzak durmak, ilacı süt ürünlerinden en az 2 saat önce veya sonra almak en sağlıklısıdır.</p>
<p><strong>SOYA</strong></p>
<p>Soya; doğal yapısında bulunan izoflavonlar sayesinde bazı hormon benzeri etkiler gösterirken, ilaçlarla da önemli düzeyde etkileşebilir. Soya tüketimi; bazı ilaçların parçalanmasını sağlayan karaciğer enzimlerini yavaşlatabilir ya da ilaçların bağırsaklardan emilmesini engelleyebilir. Eğer soya ağırlıklı bir diyetiniz varsa, ilaç etkilerinde değişim yaşanmaması için bu tüketimin sabit ve ölçülü olması önemlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/duzenli-ilac-kullananlar-bu-icecekleri-tuketirken-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 18:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/duzenli-ilac-kullananlar-bu-icecekleri-tuketirken-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="61183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Koroner arter hastalığına karşı erken önlem hayat kurtarır]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/koroner-arter-hastaligina-karsi-erken-onlem-hayat-kurtarir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/koroner-arter-hastaligina-karsi-erken-onlem-hayat-kurtarir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan koroner arter hastalığının risk faktörlerine dikkat çekti. 20 yaşında yapılacak bir muayenenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Ağlar, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla hastalığın önlenebileceğini belirtti.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, iskemik kalp hastalığı olarak da bilinen koroner arter hastalığının (KAH) dünya ve Türkiye’de ölüm istatistiklerinde ilk sırada yer aldığını ifade</p>
<p>etti. Hastalığın risk faktörlerini yönetmenin yaşamsal önem taşıdığını vurgulayan Ağlar, “2019’da yayımlanan bir makalede, yaş, cinsiyet ve genetik gibi değiştirilemez faktörler hastalığın oluşumunda yüzde 63-80 oranında etkiliyken, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrolüyle klinik olaylarda belirgin azalma sağlanabiliyor. Düzenli sağlık kontrolleri, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve gerekirse ilaç tedavisi bu faktörlerin yönetiminde kritik rol oynuyor” dedi.</p>
<p><strong>20 YAŞINDA MUAYENE ÖNERİSİ</strong></p>
<p>Koroner arter hastalığının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirten Dr. Ağlar, “Şikayet olmasa bile 20 yaşında bir doktor muayenesi yapılmalı. Takip gerekmezse, erkekler için 35, kadınlar için 45 yaşında tarama muayenesi öneriyoruz. Takip sıklığı ise kişiye özel belirleniyor” diye konuştu.</p>
<p>Dr. Ağlar, düzenli egzersizin endotelyal fonksiyonu iyileştirerek ve damar oluşumunu destekleyerek koruyucu bir etki sağladığını belirtti. 2004’te 52 ülkede yapılan bir çalışma, yetersiz fiziksel aktivitenin miyokard enfarktüsü riskini yüzde 12,2 artırdığını ortaya koydu.</p>
<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/25/1756103303-dr-ahmet-ar-f-a-lar-1756134695-180-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p>Dr. Ağlar, koroner arter hastalığının başlıca risk faktörlerini şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Yaş: </strong>40 yaşından sonra risk erkeklerde yüzde 49, kadınlarda yüzde 32 artıyor.  Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaş sonrası risk daha belirgin.</p>
<p><strong>Cinsiyet: </strong>Erkekler, kadınlara göre daha yüksek risk altında.</p>
<p><strong>Aile Öyküsü: </strong>55 yaş öncesi babada/erkek kardeşlerde, 65 yaş öncesi annede/kız kardeşlerde KAH tanısı riski artırıyor.</p>
<p><strong>Hipertansiyon: </strong>Her 3 hastadan 1’inde bulunan hipertansiyon, en önemli risk faktörlerinden biri.</p>
<p><strong>Hiperlipidemi: </strong>Yüksek kolesterol 2.6 milyon ölüme neden oluyor. Trigliseridlerin etkisi ise diğer faktörlerle birlikte değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Diyabet: </strong>Diyabetli erkeklerde KAH riski 2.5 kat, kadınlarda 2.4 kat daha yüksek. HbA1C seviyesi yüzde 7’nin üzerindeyse risk yüzde 85 artıyor.</p>
<p><strong>Obezite: </strong>Obezite, KAH riskini 2 kat artırıyor ve diğer risk faktörlerini tetikliyor.</p>
<p><strong>Sigara Kullanımı: </strong>Kardiyovasküler ölümlerin yüzde 20’si sigaraya bağlı. Pasif içicilerde risk yüzde 25-30 artıyor.</p>
<p><strong>Kötü Beslenme: </strong>Trans yağlar ve işlenmiş et tüketimi riski yüzde 15-42 oranında artırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p><strong>Sedanter Yaşam: </strong>Hareketsiz yaşam riski artırırken, düzenli egzersiz morbidite ve mortaliteyi azaltıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/koroner-arter-hastaligina-karsi-erken-onlem-hayat-kurtarir</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/koroner-arter-hastaligina-karsi-erken-onlem-hayat-kurtarir.webp" type="image/jpeg" length="29890"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yatmadan önce yapılan bu egzersizler, uyku kalitesini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/yatmadan-once-yapilan-bu-egzersizler-uyku-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/yatmadan-once-yapilan-bu-egzersizler-uyku-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uykusuzlukla baş etmenin en etkili yollarından biri, doğru egzersiz rutini. Fizyoterapist K. Zafer Aksungur’un önerdiği nefes ve gevşeme temelli 3 hareket, parasempatik sistemi aktive ederek uykuya geçişi kolaylaştırıyor.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Günümüzde uykusuzluk, hem fiziksel sağlığı hem de zihinsel performansı olumsuz etkileyen yaygın bir sorun haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Ancak yatmadan önce yapılan kısa ve bilinçli bir egzersiz rutini, bu döngüyü kırmak için güçlü bir çözüm olabilir.</p>
<p>Fizyoterapist K. Zafer Aksungur, bilimsel araştırmalara dayanan üç etkili egzersizle, kaliteli bir uykunun tesadüf değil; düzenli bir hazırlık süreciyle mümkün olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Aksungur’un önerdiği hareketler, yalnızca vücudu gevşetmekle kalmıyor; aynı zamanda parasempatik sinir sistemini uyararak beyne “uykuya geçiş” sinyali gönderirken, bunun da uykuya dalma süresini kısalttığı ve derin uyku kalitesini arttırdığını kaydetti. </p>
<p><strong>DİYAFRAM NEFESİ VE VAGAL TONLAMA İLE SİNİR SİSTEMİNİ YATIŞTIRIN</strong></p>
<p>Journal of Clinical Psychiatry’de yayımlanan çalışmalara dayanan bu teknik, vagus sinirini uyararak bedenin gevşemesine katkı sağlıyor. Yatar pozisyonda yapılan nefes egzersizi, stres hormonlarını azaltırken, bedenin uykuya hazırlandığını sinyalliyor.</p>
<p><ul>
 <li>    Sırt üstü uzanın, bir elinizi göğsünüze, diğerini karnınıza koyun.</li>
 <li>    Burnunuzdan derin bir nefes alın (4’e kadar sayarak), yalnızca karın elinizin yükseldiğini hissetmelisiniz.</li>
 <li>    Nefesi 6’ya kadar sayarak ağızdan verin.</li>
 <li>    Nefes verirken hafifçe “mmm” sesi çıkararak vagus sinirini uyarın.</li>
 <li>    5–7 nefes boyunca tekrar edin.</li>
</ul></p>
<p><strong>BACAKLARI DUVARDA POZ: KORTİZOLÜ DENGELEYİN</strong></p>
<p>Komplementer terapide sıkça kullanılan bu egzersiz, venöz dönüşü destekleyerek özellikle gün boyunca ayakta kalan bireylerin alt ekstremite yorgunluğunu azaltıyor. Kalp ritmini yavaşlatarak vücudu sakinleştiren bu pozisyon, uyku öncesi ritüele güçlü bir destek sunuyor.</p>
<p><ul>
 <li>    Yatağın yanında ya da yerde, bacaklarınızı dik açıyla duvara yaslayarak sırt üstü uzanın.</li>
 <li>    Kollar yanda açık, avuçlar yukarı baksın.</li>
 <li>    3–5 dakika boyunca bu pozisyonda kalın.</li>
</ul></p>
<p><strong>SOMATİK TARAMA + YAVAŞ PELVİK TİLT (YERDE)</strong></p>
<p>Bu uygulama, hem omurgayı rahatlatıyor hem de kişiyi anda kalmaya teşvik ederek zihinsel gevşemeyi sağlıyor.</p>
<p>Fizyoterapist Aksungur, bu egzersizin yalnızca fiziksel değil, duygusal gerginliğe karşı da etkili bir araç olduğunu söyledi.</p>
<p><ul>
 <li>    Yere sırt üstü uzanın, dizler bükülü, ayaklar yerde olsun.</li>
 <li>    Nefesle birlikte yavaşça belinizi yere doğru bastırarak pelvik tilt yapın, sonra serbest bırakın.</li>
 <li>    Her hareket 4–6 saniye sürsün.</li>
 <li>    Egzersiz sırasında bedeninize odaklanın: “Şu an bedenimde en çok rahatlayan yer neresi?” gibi sorularla beden farkındalığını artırın.</li>
</ul></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/yatmadan-once-yapilan-bu-egzersizler-uyku-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/yatmadan-once-yapilan-bu-egzersizler-uyku-kalitesini-artiriyor.webp" type="image/jpeg" length="59153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okula göz muayenesi ile hazırlanın!]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/okula-goz-muayenesi-ile-hazirlanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/okula-goz-muayenesi-ile-hazirlanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla, çocukların göz sağlığının eğitim başarıları üzerindeki kritik rolüne dikkat çekti. Atilla, göz sağlığının ihmal edilmesi durumunda, öğrencilerin akademik performansında düşüşler yaşanabileceğini belirtti.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Okulların açılmasına kısa bir süre kaldı. Okullarına yeniden başlayacak çocukların yanı sıra ilk defa okul sıralarıyla tanışacak öğrenciler tatlı bir telaş içinde.</p>
<p>Bir yandan okul arkadaşlarıyla bir araya gelme bir yandan da yeni şeyler öğrenme heyecanı yaşanıyor, hazırlıklar yapılıyor.</p>
<p>Okul için yapılacak alışverişin ve hazırlıkların yanı sıra akademik başarılarını olumlu etkileyebilecek göz muayeneleri  de çok önemli.</p>
<p>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla, görme sorunlarının çocukların dersleri takip etme, okuma ve yazma becerilerini doğrudan etkilediğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Göz sağlığının çocukların öğrenme sürecinde temel bir rol oynadığına dikkati çeken Prof. Dr. Atilla, "Net bir görüşe sahip olmayan çocuklar, tahtadaki yazıları göremeyebilir, kitapları okumakta zorlanabilir ve derslere odaklanmakta güçlük çekebilirler” diyerek, özellikle miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının erken teşhis edilip tedavi edilmesinin önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Çocukların göz sağlığı ile ilgili olarak hem anne babaların hem de öğretmenlerin dikkatinin önemli olduğunu paylaştı.</p>
<p><img height="418" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/25/1756100365-prof-dr-huban-atiila-1756101930-261-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p><strong>TÜRK OFTALMOLOJİ DERNEĞİ’NDEN ÖNERİLER</strong></p>
<p>Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla çocukların göz sağlığını korumak ve okul başarısını desteklemek için ebeveynlere ve öğretmenlere şu önemli tavsiyelerde bulundu:</p>
<p><strong>Düzenli göz muayenesi: </strong>Çocukların okul öncesi dönemde ilk göz muayenesini yaptırmaları büyük önem taşır. Ayrıca, okul çağında olan çocukların her yıl düzenli olarak göz kontrollerine götürülmesi, olası görme problemlerinin erken teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle miyopi okul çağı çocuklarında ortaya çıkar ve gözlerini kısma, baş ağrısı gibi şikayetlere sebep olur.</p>
<p><strong>Görme şikayetlerine duyarlılık: </strong>Çocuklar genellikle görme problemlerini fark edemez veya bunu ifade edemezler. Ancak sık sık baş ağrısı, gözlerini kısarak bakma, tahtadaki yazıları görememe, kitap okurken zorlanma gibi belirtiler göz problemlerinin işareti olabilir. Bu tür belirtiler gözlemlendiğinde vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Aydınlatma ve çalışma ortamı: </strong>Çalışma masalarının iyi aydınlatılmış olması, gözlerin zorlanmasını önlemek açısından önemlidir. Çocukların ders çalıştığı ortamda doğal ışık tercih edilmeli, yapay ışık kullanılıyorsa da göz yormayan, yeterli düzeyde aydınlatma sağlanmalıdır. Loş ışıkta veya karanlıkta yakın çalışma, telefon veya tablete bakmak miyopinin artması için risk teşkil etmektedir.</p>
<p><strong>Ekran süresine dikkat: </strong>Günümüzde çocuklar, ders çalışırken veya oyun oynarken uzun süre ekran başında vakit geçiriyor. Bu durum göz yorgunluğuna ve uzun vadede göz problemlerine yol açabilir. Ebeveynler, çocuklarının ekran karşısında geçirdiği süreyi sınırlamalı ve 20-20-20 kuralını uygulamalıdır. Çocuklar her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 metre uzaklıktaki bir nesneye bakarak gözlerini dinlendirmelidirler. Ayrıca miyopi varlığında açık havada geçirilen sürenin arttırılması ve yakın mesafeden bakmanın engellenmesi miyopinin ilerlemesini azaltabilir.</p>
<p><strong>Dengeli beslenme: </strong>Göz sağlığı için gerekli vitamin ve minerallerin düzenli olarak alınması gerekmektedir. A, C ve E vitaminleri ile omega-3 yağ asitleri açısından zengin besinler tüketilmelidir. Düzgün ve sağlıklı beslenen çocuklarda ek vitamin A desteğine ihtiyaç yoktur.  </p>
<p><strong>Okul ve aile iş birliği: </strong>Öğretmenlerin, öğrencilerin göz sağlığı konusundaki olası şikayetlerine karşı dikkatli olmaları ve ebeveynlerle iş birliği içinde olmaları gerekmektedir. Okulda tahtayı görememe, yakın okuma veya gözlerini kısma kırma kusurlarının habercisi olarak değerlendirilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/okula-goz-muayenesi-ile-hazirlanin</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/okula-goz-muayenesi-ile-hazirlanin.webp" type="image/jpeg" length="99278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Kalsiyum eksikliği diş kaybına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalsiyumun, sadece kemik sağlığı için değil, dişlerin gelişimi ve korunması için de önem taşıdığını belirten uzmanlar, diş minesinin ana bileşeninin kalsiyum olduğunu söyledi.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kalsiyumun ağız ve diş sağlığı üzerindeki temel rolü ve eksikliğinin yol açabileceği sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Kalsiyumun, diş sağlığı açısından temel bir mineral olduğunu ve pek çok fonksiyonu bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Kalsiyum mine ve dentin yapısının ana bileşenidir. Diş minesi yaklaşık yüzde 96 oranında inorganik maddelerden oluşur. Bunun büyük kısmı hidroksiapatit kristalleridir. Bu kristallerin temel yapı taşlarından biri de kalsiyumdur.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Özellikle çocukluk döneminde dişlerin oluşumu ve gelişimi sırasında sağlıklı mineralizasyon için kalsiyum gerekli olduğunu dile getiren Şen, “Demineralizasyon ve remineralizasyonda rol alır. Örneğin asidik gıdalar sonrası ağız içi pH düştüğünde, diş yüzeyinden kalsiyum ve fosfat iyonları çözünür. Tükürükte yeterli düzeyde kalsiyum bulunması, bu iyonların tekrar mineye geçişini ve minenin güçlenmesini sağlar. Yeterli kalsiyum düzeyleri, diş dokularının asitlere karşı dirençli kalmasına katkıda bulunur ve çürük oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Dişleri destekleyen alveolar kemik de kalsiyuma bağımlıdır. Uzun vadede yetersizlik, kemik kaybına ve diş kaybına neden olabilir” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımının, osteopeni veya osteoporoz gibi sistemik kemik kayıplarına yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu durum, dişleri çevreleyen alveolar kemiği de etkiler ve diş kaybı riskini artırır” dedi.</p>
<p>Kalsiyumun doğal yollarla mı yoksa takviyelerle mi alınmasının daha etkili olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Doğal kaynaklar daha iyi emilir.” dedi.</p>
<p>Süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler ve badem gibi besinlerde bulunan kalsiyumun, genellikle vücut tarafından daha verimli emildiğini vurgulayan Şen, kalsiyumun yanı sıra diş sağlığı için ana besinler olan proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller ve yağda çözünen A, E, D ve K vitaminlerinin ağız sağlığı için son derece önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “A vitamini minenin erken gelişiminde rol oynar. Epitel hücrelerinin proliferasyonunu kontrol eder ve eksikliği tüm ektodermal oluşumları etkiler. Kaynakları balık yağı, biber, domates, inek sütü, balkabağı olabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Şen, D vitamininin dişlerin mineral yoğunluğuna, diş minesinin inşasına, kalsiyumun diş ve kemik dokusuna aktarılmasına ve emilmesine katkıda bulunduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Kalsiyum eksikliği sadece sistemik kemik sağlığını değil, diş dokularının yapısını, çene kemiğini ve periodontal sağlığı da olumsuz etkileyebileceğini belirten Şen, bu nedenle, her yaşta yeterli kalsiyum alımı ağız-diş sağlığının sürdürülebilirliği açısından da kritik olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/dikkat-kalsiyum-eksikligi-dis-kaybina-yol-acabilir.webp" type="image/jpeg" length="67683"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel fıtığı tedavisinde ilk seçenek ameliyatsız yöntemler!]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/bel-fitigi-tedavisinde-ilk-secenek-ameliyatsiz-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/bel-fitigi-tedavisinde-ilk-secenek-ameliyatsiz-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel fıtığında ilk aşamanın genellikle ameliyatsız tedaviler olduğunu belirten uzmanlar, bu yöntemlerin büyük oranda başarılı olduğunu söyledi.<strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong> Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Op. Dr. İdris Avcı, bel fıtığının ameliyatsız yöntemlerle nasıl tedavi edilebildiği, bu tedavilerin kimlere uygun olduğu, başarı oranları ve tekrar riskini azaltmanın yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Bel fıtığı tedavisinde ilk aşamanın, özellikle kuvvet kaybı, idrar kaçırması gibi durumlar yok ise, genellikle ameliyatsız yöntemler olduğunu dile getiren Op. Dr. İdris Avcı, “Amaç, ağrıyı azaltmak, fonksiyon kaybını önlemek ve yaşam kalitesini artırmaktır.” dedi.</p>
<p>Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinde sıklıkla kullanılan yöntemlere değinen Avcı, “Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve gerektiğinde antiinflamatuvar ilaçları içeren ilaç tedavileri kullanılır. Uygun olan hastalar manuel terapi, sıcak-soğuk uygulamalar, elektrik stimülasyonu, traksiyon ve egzersiz programları gibi fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarına yönlendirilir. Yine uygun hastalarda epidural steroid enjeksiyonları veya sinir kökü blokajları, sinir üzerindeki ödemi ve inflamasyonu azaltabilir.” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p><strong>YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ VE DESTEKLEYİCİ TEDAVİLER AĞRI KONTROLÜNDE ETKİLİ…</strong></p>
<p>Kullanılan diğer yöntemlerden de bahseden Op. Dr. İdris Avcı, “Uygun hastalarda radyofrekans ablasyon tedavisi ağrıları kontrol etmek için fayda sağlayabilirler. Kilo kontrolü, oturma ve çalışma pozisyonunun düzeltilmesi, düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri de faydalı olabilir. Bazı hastalarda kuru iğne, akupunktur veya ozon tedavisi destekleyici olarak kullanılabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Ameliyatsız tedavilerin kimler için uygun kimler için uygun olmayabileceği hakkında bilgi veren Op. Dr. İdris Avcı, “Hafif veya orta derecede bel fıtığı olanlar, kuvvet kaybı, idrar-dışkı kontrol kaybı gibi acil cerrahi gerektiren bulguları olmayanlar, ilaç ve fizik tedavi ile şikayetleri azalan hastalar, yaşam tarzı değişikliklerini uygulayabilecek motivasyona sahip kişilerde ameliyatsız yöntemler uygulanabilir. Kauda ekuina sendromu (idrar-dışkı tutamama, ileri nörolojik kayıp) gelişmiş hastalar, şiddetli güç kaybı veya ilerleyici felci olanlar, uzun süreli ilaç tedavisine rağmen şikayetleri artan hastalar ile ciddi sinir basısı bulunanlarda ise uygun olmadığı söylenebilir.” dedi.</p>
<p>Ameliyatsız tedavilerle birçok hastada tamamen iyileşme veya belirgin düzelmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İdris Avcı, “Özellikle küçük ve orta boy fıtıklarda, zamanla diskin büzüşmesi ve sinir basısının azalmasıyla şikayetler büyük ölçüde kaybolabilir” dedi.</p>
<p>Ameliyatsız bel fıtığı tedavisinin ardından tekrarlama riski olduğuna vurgu yapan Avcı, “Özellikle yanlış hareketler, ağır kaldırma, uzun süreli oturma veya obezite riski artırır. Tekrarlama oranı yaklaşık yüzde 10–15 civarındadır. Düzenli egzersiz, bel ve karın kaslarını güçlendirme, doğru duruş alışkanlığı kazanma ve kilo kontrolü ile bu risk belirgin şekilde azaltılabilir.” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/bel-fitigi-tedavisinde-ilk-secenek-ameliyatsiz-yontemler</guid>
      <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/bel-fitigi-tedavisinde-ilk-secenek-ameliyatsiz-yontemler.webp" type="image/jpeg" length="32644"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suda doğum giderek yaygınlaşıyor... Suda doğumla ilgili merak edilenler]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/suda-dogum-giderek-yayginlasiyor-suda-dogumla-ilgili-merak-edilenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/suda-dogum-giderek-yayginlasiyor-suda-dogumla-ilgili-merak-edilenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, suda doğumun ağrı şiddetini azalttığını, anne ve bebek için daha doğal ve konforlu bir doğum sunduğunu belirtti. Anne ve bebek için faydaları neler? Kimler suda doğum yapabilir? Dr. Gasimova, riskler ve yanlış bilinenleri açıkladı.<strong>İSTANBUL (İGFA) -  </strong>Gebeliğin son aylarında anne adaylarının en büyük beklentisi, stresten uzak ve sağlıklı bir doğum.  Bu nedenlede suda doğum yöntemi, doğal, az ağrılı ve psikolojik destek sunan yapısıyla giderek daha fazla tercih ediliyor.</p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, suda doğum hakkında merak edilenleri yanıtladı.</p>
<p><strong>SUDA DOĞUM NEDİR, NASIL GERÇEKLEŞİR?</strong></p>
<p>Suda doğum, doğumun sancılı ve aktif evresinin ya da tamamının 35-37 derece sıcak suyla dolu özel bir havuzda gerçekleşmesini sağlıyor. Sıcak su, kasları gevşetiyor, spazmları azaltıyor ve ağrıları hafifletiyor.</p>
<p>Dr. Gasimova, “Sıcak su, ağrıyı 10 üzerinden 3-4 puana düşürüyor, anneler için daha tolere edilebilir bir doğum sunuyor” dedi.</p>
<p><strong>ANNE VE BEBEK İÇİN FAYDALARI</strong></p>
<p>Suda doğum, annenin fiziksel ve psikolojik gerginliğini azaltıyor.</p>
<p>Dr. Gasimova, “Suyun kaldırma kuvveti kas yükünü hafifletiyor, hareket kabiliyetini artırıyor. Havuz, mahremiyet sağlayarak güven hissi veriyor” dedi.</p>
<p>Bebek için ise daha nazik bir geçiş sunuyor; kan akışı ve oksijen artışı sağlıyor, ten tene temasla anne-bebek bağı güçleniyor.</p>
<p><strong>KİMLER SUDA DOĞUM YAPABİLİR?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Vajinal doğum yapabilen her anne adayı, suda doğum için uygun kabul ediliyor. Ancak sezaryen gerektiren durumlarda önerilmiyor. Uygunluk, hekim tarafından değerlendiriliyor.</p>
<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/08/22/1755844364-dr-ref-ka-gas-mova-1755874748-293-x750.jpeg" width="750" /></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Bebekler zaten anne karnında su ortamında gelişiyor. Suya doğan bebeği tekrar suya sokmamak önemli. Deneyimli bir doktor ve ebe ekibiyle bu risk ortadan kalkıyor” diyerek endişeleri giderdi.</p>
<p><strong>RİSKLER VE YANLIŞ BİLİNENLER</strong></p>
<p>Suda doğum, temizlik ve ısı koşulları sağlandığında güvenli. Müdahaleli doğum oranı azalıyor, dikiş ihtiyacı düşüyor. Dr. Gasimova, “Enfeksiyon riski veya ikiz gebelik, SSVD ve makat doğumda suda doğum yapılamayacağı düşüncesi yanlış. Deneyimli ekiplerle risk bulunmuyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/suda-dogum-giderek-yayginlasiyor-suda-dogumla-ilgili-merak-edilenler</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/suda-dogum-giderek-yayginlasiyor-suda-dogumla-ilgili-merak-edilenler.webp" type="image/jpeg" length="58843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Muratpaşa'da sağlıklı yaşam desteği]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/antalya-muratpasada-saglikli-yasam-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/antalya-muratpasada-saglikli-yasam-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin ücretsiz diyetisyenlik hizmeti, yalnızca obeziteyle mücadele edenlere değil; kolesterol, diyabet, tiroid ve tansiyon gibi kronik rahatsızlıkları bulunan vatandaşlara da kişiye özel hazırlanan beslenme programlarıyla sağlıklı yaşamın kapılarını aralıyor.<strong>ANTALYA (İGFA) - </strong>“Sağlıklı Muratpaşa Hareketi” kapsamında sunulan hizmetten bu yıl 2 bin 336 kişi faydalandı. Daha çok kilo vermek isteyenler tarafından tercih edilen diyetisyenlik uygulamaları, kronik rahatsızlıkları bulunan hastalar tarafından dayoğun ilgi görüyor.</p>
<p>Diyetisyenler, ilçe sakinlerinin sağlık durumlarına uygun kişiye özel diyet programları hazırlıyor ve belirli periyotlarla takiplerini gerçekleştiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p>Belediyenin uzman diyetisyenleri yalnızca beslenme planı hazırlamakla kalmıyor. Yağ, kas, sıvı, iç yağlanma ölçümleri ve vücut kitle indeksi analizleriyle vatandaşların düzenli takibini sağlıyor. Böylece bireyler hem mevcut sağlık durumlarını yakından takip edebiliyor hem de hedeflerine uygun bir yol haritası oluşturabiliyor.</p>
<p>Yoğun ilgi gören diyetisyenlik hizmeti, ilçe genelinde hastalıkların önlenmesine, mevcut rahatsızlıkların ilerlemesinin engellenmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına önemli katkılar sağlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/antalya-muratpasada-saglikli-yasam-destegi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/antalya-muratpasada-saglikli-yasam-destegi.webp" type="image/jpeg" length="67618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ordu’da medikal destekle yüzler gülüyor]]></title>
      <link>https://www.adaletbiz.com/orduda-medikal-destekle-yuzler-guluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.adaletbiz.com/orduda-medikal-destekle-yuzler-guluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ordu Büyükşehir Belediyesi, medikal eşya desteği ile hem hasta hem de hasta yakınlarının yükünü hafifletiyor.<p style="text-align: start;"><strong>ORDU (İGFA) - </strong>Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde sosyal belediyecilik alanında yapılan hizmetler vatandaşın yüzünü güldürüyor. Sosyal Market ile giyim, gıda; Aile Destek Merkezi ile psikolojik, Buharalı Şakir Efendi Aşevi ile sıcak yemek, Engelsiz Taksi ile ulaşım ihtiyacını gideren ve daha birçok alanda hizmet veren Büyükşehir Belediyesi hasta ve bakıma muhtaç vatandaşların da ihtiyaçlarını gideriyor.</p>
<p><p style="text-align: start;"><strong style="color: rgb(81, 85, 88); background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">HASTALARINA DAHA İYİ KOŞULLARDA BAKIYORLAR</strong></p>
<p><p style="text-align: start;">Sağlık sorunları nedeniyle yatağa bağımlı kalan, yürümekte güçlük çeken ya da tedavi sürecinde desteğe ihtiyaç duyan hastalar için aileleri Ordu Büyükşehir Belediyesine başvuruyor. Başvurusu değerlendirilen vatandaşların ihtiyaçları en kısa sürede ücretsiz bir şekilde karşılanıyor.</p>
<p><p style="text-align: start;">Hasta yatağından tekerlekli sandalyeye, solunum cihazından hasta yürütecine, hasta banyo sandalyesinden beyaz bastona kadar gereksinimleri giderilen vatandaşlar bu sayede daha rahat nefes alıyor, aileler ise sevdiklerinin yanında onlara daha iyi koşullarda bakabilmenin huzurunu yaşıyor.</p>
<p><p style="text-align: start;"><strong style="color: rgb(81, 85, 88); background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">“BİZLER İÇİN BİR NİMET”</strong></p>
<p><p style="text-align: start;">Bu kapsamda Fatsa ve Altınordu ilçesinde talepte bulunan vatandaşlara tekerlekli sandalye ve hasta yatağı teslim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
<p><p style="text-align: start;">Hizmetten oldukça memnun olan hasta yakınları yapılan bu çalışmanın kendileri için bir nimet olduğunu söylediler.</p>
<p><p style="text-align: start;">Hasta yakınları şöyle konuştular:</p>
<p><p style="text-align: start;">“Bu hizmetten oldukça memnun kaldık. Evlerimizde böyle bir hizmet almamız çok güzel. Bu bizler için hastalarımız için bir nimet. Her şey için çok teşekkür ederiz.”</p>
<p><p style="text-align: start;"><strong style="color: rgb(81, 85, 88); background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">YÜZLERİNDEKİ TEBESSÜM HİZMETİN EN BÜYÜK KARŞILIĞI</strong></p>
<p><p style="text-align: start;">Evlerine kurulan otomatik hasta yataklarıyla hastaların hareket kabiliyetleri artarken, tekerlekli sandalyeyle özgürce dışarı çıkabilen vatandaşların yüzündeki tebessüm verilen hizmetin en büyük karşılığı oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İGF</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.adaletbiz.com/orduda-medikal-destekle-yuzler-guluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Aug 2025 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://adaletbizcom.teimg.com/crop/1280x720/adaletbiz-com/uploads/2025/08/agency/igf/orduda-medikal-destekle-yuzler-guluyor.webp" type="image/jpeg" length="14939"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
