Yazar:Yusuf KILDİŞ*
Yaklaşım / Haziran 2011 / Sayı: 222
 
I- GİRİŞ
6111 sayılı Yasa ülkemizde 1924 yılından bu yana çıkartılan 29. Mali Af Yasası’dır. Ülkemizde yaklaşık her 3 yılda bir Mali Af Yasası çıkarılmıştır. Bu Kanun’un 10 ve 11. maddelerinde stok beyanı konusu düzenlenmiştir. Kanun’da stok beyanı olarak geçse de bu düzenleme bir tür af olarak adlandırılmış ve stok affı olarak sistemde yerini bulmuştur.
II- MALİ AFLAR
Aflar sadece gelişmekte olan ülkelerde değil gelişmiş ülkelerde de zaman zaman uygulanabilmektedir. Örneğin, OECD ülkelerinden Avusturya, Avustralya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Portekiz ve İsviçre’de ve Amerika Birleşik Devletlerinde eyalet düzeyinde (1980’lerden itibaren kırk kadar eyalette) vergi aflarına başvurulmuştur. Ancak, Fili, Arjantin, Bolivya, Brezilya, Hindistan, Meksika ve Türkiye gibi ülkelerde aflar değişik nedenlerle uygulamada daha sık yer bulmakta, bir anlamda afların rutin haline geldiği gözlenmektedir(1). Bunun yanında, örneğin İngiltere’de hiç Mali Af Yasası çıkartılmamış, Hollanda’da ise en son 1941 yılında çıkartılmıştır. Anayasamızın 73. maddesine göre;
● Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
● Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.
73. maddenin bir ve ikinci fıkrasında da görüldüğü üzere vergilendirme de mali güç esastır. Dolayısıyla çok sık vergi affı çıkarılmaması gerekmektedir. Türkiye’de bilinen ilk vergi affı 17.05.1924 tarihli olup, söz konusu tarihten bugüne geniş ya da dar kapsamlı pek çok vergi affı çıkarılmıştır.
Mali af yasalarının çeşitli sakıncaları;
Vergi gelirlerinde sadece kısa dönemde artış, uzun dönemde ise azalma; Bedavacılık sorununu yaratması (vergi ödemeden kamusal hizmetlerden yararlanma),
Vergi sonrası gönüllü uyumda oluşturacağı azalma ve aynı zamanda affın idarenin vergi uygulamalarında zafiyeti olduğu algısına yol açması,
Vergi aflarının sakıncalarından bir diğeri ise vergi kaçırma eyleminin taşıdığı  “suç” vurgusunda meydana getireceği rehavettir.
III- STOK KAVRAMI
Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne göre stok, kelime anlamıyla “bir satış yerinde, satışa hazır bulundurulan malların tümü”nü ifade etmektedir.
Halil SEYİDOĞLU’nun ekonomik terimler sözlüğünde ise; bir firmanın ortaya çıkabilecek ani ihtiyaçları karşılamak ve üretimin kesintiye uğramadan sürdürülmesini sağlamak amacıyla her an el altında bulundurduğu mamul mal, hammadde ve ara malları miktarıdır, şeklinde tanımlanmıştır.
Başka bir tanıma göre stok, bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümünü kapsamaktadır(2).
IV- STOK AFFI
Dar anlamda stok affı; ticari faaliyet sahiplerinin işletmeleri nezdinde faturasız ve gider pusulasına bağlanmamış bulunan alım-satım konusu malların emsal bedeli üzerinden, kanunla belirlenen oranda bir vergi ödenmesi suretiyle faturalı, daha açıkçası belgelendirilmiş mal kabul edilmesini ifade etmektedir.
Ancak stok affı geniş anlamda dikkate alındığında, bir ticari işletmede mevcut ve faturasız veya gider pusulasına bağlanmamış, demirbaş, makine, tesisat dahil tüm varlıkların emsal bedeli üzerinden belli bir oranda vergilendirilmesi suretiyle işletme aktifine dahil varlık olduğunun hukuken kabul edilmesine olanak sağlamaktadır. Bunun yanında stok affında emsal bedel üzerinden hesaplanan düşük oranlı bir verginin belirlenmiş olması, faturasız ve vergisiz mal edinilmesini ve ticari yaşamda yine belgesiz mal dolaşımını özendirebilmektedir. Çünkü bu dolaşım, belgesiz olduğu için bir yandan kazancın vergilendirme dışında kalmasına ve aynı zamanda da katma değer vergisi dışında işlem yapılması suretiyle, bu işi yapanlara önemli bir avantaj sağlayabilmektedir.
Son yıllarda özellikle yabancı ülkelerden ülkemize değişik şekillerde kayıt dışı giren malların dolaşımı giderek artmıştır. Bu bağlamda özellikle son dönemlerde petrol ve petrol ürünlerinde, dolaşıma çıkan araç sayısında artışa rağmen, petrol tüketiminde eşdeğerde artış olmamasının temel nedeninde, bu ürünlerde ortaya çıkan kayıt dışılığın etkili olduğu ifade edilmektedir.
V- STOK AFFIYLA İLGİLİ VERGİ MEVZUATIMIZDA MEVCUT DÜZENLEMELER
A- VERGİ USUL KANUNU’NUN 134. MADDESİ
Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzumgörüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebilir (kapsamına alınabilir).
Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından gerek görüldüğü takdirde işletmeye dahil bulunan iktisadi kıymetlerin fiili envanteri yapılabilmektedir. Kayıt dışılığın arttığı dönemlerde Maliye Bakanlığı’na bağlı inceleme elamanları Vergi Usul Kanunu’nda yer alan bu yetkilerini kullanmaları halinde, nezdinde fiili envanter yapılan ticari işletme zor duruma düşebilmektedir.
Dolayısıyla bir ticari işletmede belgesiz mal bulundurulması ve bu malların ticari dolaşıma çıkarılması devamlı risk oluşturmaktadır. Bu nedenle ticari işletmeler mali tablolarında gerçeği yansıtmayan varlıkların işletme varlıkları arasından çıkarılması, aktiflerinde bulunan belgesiz varlıkların belgeli hale getirilebilmesi için kendilerine 6111 sayılı Kanunla önemli bir imkan sağlanmıştır.
Diğer yandan Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca da belgesiz mal bulunduran veya belgesiz hizmet satın aldıkları tespit edilenler hakkında hukuki işlem yapılabilmektedir.
B- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU 9. MADDESİ
Fiili ya da kaydi envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğu veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle ziyaa uğratılan katma değer vergisi, belgesiz mal bulunduran veya hizmet satın alan mükelleften aranır.
Belgesiz mal bulundurdukları veya hizmet satın aldıkları tespit edilen mükelleflere, bu mal ve hizmetlere ait alış belgelerinin ibrazı için tespit tarihinden itibaren 10 günlük bir süre verilir. Bu süre içinde alış belgelerinin ibraz edilememesi halinde, belgesi ibraz edilemeyen mal ve hizmetlerin tespit tarihindeki emsal bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, alışlarını belgeleyemeyen mükellef adına re’sen tarhedilir. Bu tarhiyata vergi ziyaı cezası uygulanır.
Ancak belgesiz alınan mal ve hizmetleri satanlara, bu satışlarla ilgili olarak, vergi inceleme raporuna dayanılarak katma değer vergisi tarhiyatı yapıldığı takdirde, ziyaa uğratılan vergi ve buna ilişkin ceza ayrıca alıcılardan aranmaz.
1- Belgesiz Mal Bulundurmanın Yaptırımı
3065 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; fiili ya da kaydi envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan KDV’nin, belgesiz mal bulunduran mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan tarhiyata da vergi ziyaı cezası uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 6111 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre, kayıtlarda yer almayan mallar için yukarıda belirtilen şekilde sorumlu sıfatıyla KDV beyan eden ve ödeyen mükellefler bakımından KDV Kanunu’nun söz konusu hükmü uygulanmayacaktır. Buna göre, söz konusu hüküm kapsamında beyanda bulunan mükelleflere, KDV Kanunu’nun 9/2. maddesi hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen tarhiyat yapılmayacaktır.
2- KDV’den İstisna Olan Belgesiz Stoklar
Teslimleri KDV’den istisna olan mallarla ilgili olarak bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir. İstisnanın KDV Kanunu’nda tam istisna veya kısmi istisna olarak düzenlenmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır.
VI- 6111 SAYILI KANUN’DA STOK BEYANI
6111 sayılı Kanun’un stok beyanlarına ilişkin hükümlerinin temel hareket noktası kayıt dışı faaliyetlerin kayıt altına alınması ve mükelleflerin kayıtlarının daha sağlıklı haline getirilmesi olmuştur.
6111 sayılı Kanun’un 10. maddesi:
Bu madde ile işletmelerde mevcut olmasına rağmen kayıtlara yansıtılmamış emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilebilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmıştır.
6111 sayılı Kanun’un 11. maddesi:
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin kayıtlarının daha sağlıklı hale getirilebilmesi için kayıtlarda yer aldığı halde gerçekte mevcut olmayan mallarını fatura düzenlemek ve her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirebilmelerine imkan sağlanmıştır. Başka bir ifadeyle faturalı olarak alınıp kayıtlara geçen ancak belge düzenlemeden satılan malların halen stokta gözükmesi nedeniyle oluşan gerçek dışılığın, fatura düzenlenerek kayıtlara alınmasına imkan verilmiştir.
Örnek: Mükellef Caner ŞAHİN kayıtlarında yer almayan mal dolayısıyla beyanname ve eki envanter listesini 28.04.2011 tarihinde vermiştir. Mükellef söz konusu beyannameye göre tahakkuk eden vergiyi en geç Kanun’un 10. maddesinden yararlanma süresinin son günü olan 31.05.2011 tarihine kadar ödeyebilecektir. Daha açık bir ifadeyle, bildirim ve beyannamenin Mart veya Nisan aylarında yapılması, ödemenin de bu aylar içinde ya da beyannamenin verildiği tarihe kadar ödeme yapılmasını zorunlu kılmamaktadır. 25.02.2011-31.05.2011 tarihleri arasında herhangi bir tarihte verilen beyanname üzerine tahakkuk eden verginin vadesi 31.05.2011 tarihi olacaktır.
KDV beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, söz konusu beyannameyi de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.
VII- SONUÇ
Afların birçok sakıncasına rağmen stok beyanı, bilanço bozukluklarının düzeltilmesi için araç haline gelmiştir. Düzenlemeler sadece bir vergi affı olarak düşünülmemelidir. Çünkü 6111 sayılı Kanun ile gerçekleştirilen, aslında geniş anlamda bir tür mali yapılanmadır. Bu Kanunla ülkemizde artık bir alışkanlık haline dönüşmüş bulunan vergi ve sosyal güvenlik borçlarının ödenebilirliği sağlanır hale getirilmiştir. Bu Kanun aynı zamanda bir Bilanço Düzeltme Kanunu olarak da düşünülmelidir.
*          Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü
(1)         Fatih SAVAŞAN, “Vergi Afları: Teorik ve Türkiye Uygulamaları (Vergi Barışı Uygulama Sonuçları)”, Afyon Kocatepe Üniversitesi İİBF Dergisi, C.VIII, S. 1, 2006).
(2)         Veysi SEVİĞ, Referans, 09.10.2010