Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
10 Mayıs 2017 Çarşamba 17:22
Tanka karşı duran gazinin failleri bulunamadı

İSTANBUL

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Selimiye'de bulunan 1. Ordu Komutanlığında yaşananlar ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünün Üsküdar'daki yerleşkesinin ele geçirilmeye çalışılmasına ilişkin biri sivil, 127'si asker olmak üzere 54'ü tutuklu toplam 128 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, Üsküdar'da art arda geçen 2 tankın önüne yatıp onları durdurmaya çalışarak 15 Temmuz darbe girişiminin simgelerinden olan Sabri Ünal'ın üzerine tank süren şüphelilerin belirlenemediği belirtilerek, şüphelilerin kullandığı tankların da plakalarının tespit edilemediği vurgulandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Bülent Başar ve Hikmet Pak tarafından darbe girişimine ilişkin Selimiye'de bulunan 1. Ordu Komutanlığında yaşananlar ile Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünün Üsküdar yerleşkesinin ele geçilmeye çalışılmasına ilişkin yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamenin detayları ortaya çıkmaya başladı.

Şüphelilerin ifadelerine yer verilen iddianamede, tüm şüphelilerin darbe kalkışmasından haberlerinin olmadığı, bir kısmının seferberlik ilan edildiği, kimisinin terör saldırısı olduğu için görev yaptığı gibi beyanlarda bulundukları anımsatılarak, ''Bu bağlamda; zaman ve konum skalası da göz önünde bulundurulduğunda, 15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinden 16 Temmuz 2016 günü sabah saatlerine kadar kışlada / karargahta bulunan şüphelilerin, ellerinde mobil telefon cihazları bulunan ve internet hattı üzerinden yakınları ile iletişime geçme olanağına sahip olan şüphelilerin, sosyal medyada yayılan darbe kalkışmasına ilişkin haberlere ulaşamamış olmaları hayatın olağan akışına uygun değildir.'' denildi.

Tamamı rütbeli askeri personel olan şüphelilerin talimname ve yönerge hükümlerinin dikkate alınmadığını fark etmemelerinin ve olağan dışı bir askeri faaliyetin icra edilmekte olduğunu bilmemelerinin mümkün bulunmadığı değerlendirilen iddianamede, 15 Temmuz tarihi normal şartlarda alarm ve tatbikat gibi eğitimlerin asgari bir ay önceden tamamlanmış olduğu ve atama gören personelin ilişik kestiği, mehil müddeti kullandığı veya izinli bulunduğu bir dönem olduğu vurgulanarak, böyle bir dönemde kendisine alarm, veya tatbikat olduğu emri verilen profesyonel bir TSK mensubunun böyle bir emrin hayatın olağan akışına aykırı bularak sorgulaması gerektiği kaydedildi.

Günümüzdeki haberleşme imkanları göz önüne alındığında herkesin, tüm dünyadaki gelişmeleri gecikmeksizin cep telefonundan dahi takip edebildiği belirtilen iddianamede, ''Metropol ve büyükşehirler bir tarafa hiçbir meskun mahalde gerekli emniyet ve kontrol tedbirleri alınmadan sivil trafiğe açık yollarda gelişi güzel intikal ederek, asfalt yollara, alt ve üstyapı tesislerine en önemlisi sivil araçlara zarar vererek tatbikat icra edilemez. Bütün bunlara rağmen, 15 Temmuz gibi planlı tatbikatlarla alakasız bir tarihte kışlasına çağrılan şahısların, alarm ve tatbikatlarda icra edilen rutin faaliyetlerin tam aksine olacak şekilde, yoklama alınmadan, birlik bütünlüğü oluşturulmadan rastgele toplanılarak, gerçek mühimmat alarak birliğin planlı görevleriyle uyuşmayan sivil veya askeri yerlere intikal etmesi ve o mahallerde silahsız insanlara dahi ateş açacak şekilde davranması ancak örgüt saikiyle hareket ederek darbe yapmak düşüncesiyle izah edilebilir. Bunun alarm veya tatbikat kavramlarıyla ilişkilendirilmesi asla mümkün değildir.'' değerlendirmesinde bulunuldu.

İddianamede, şüphelilerin "Darbe kalkışmasından haberdar olmadıkları", "Karargahın güvenliğinin arttırılması için faaliyette bulundukları", "Üstlerinden amirlerinden aldıkları emir üzerine karargaha geldikleri" yönündeki savunmalarına bu nedenle itibar edilmediği, bu savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu kanaatine varıldığı belirtildi.

Üsküdar'daki eylemler

Darbe girişiminde Üsküdar'daki Çevik Kuvvet Yerleşkesinin ele geçirmeye çalışılması detaylı olarak anlatılan iddianamede, bu eyleme ilişkin 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı'ndan 12 tank 1 askeri araç içerisinde 1'i yarbay, 3'ü üsteğmen, 1'i asteğmen, 2'si astsubay, 22'si uzman çavuş, 46'sı er olmak üzere 75 askerin sevk edildiği kaydedildi.

Yarbay halen firari

İddianamede, darbecilerin başında yer alan Yarbay İrfan Arat'ın tankları Çevik Kuvvetin arka kapısına konuşlandırarak, polislere, "Size zarar vermeyeceğiz, ülke yönetimine el konuldu, teslim olun" dediği, polis amirlerinin de, "Yaptığınız kanunsuz bir eylem, teslim olmak yok. Kışlanıza dönün, binaya girmeniz durumda gerekli müdahale yapılacak" dediği vurgulandı.

Bunun üzerine darbeci yarbayın, bir tankın yönünü Çevik Kuvetteki amirlere doğru çevirerek, tank topu ile ateş etme emri verdiği belirtilen iddianamede, bu esnada kalkışmaya tepki göstermek üzere bölgeye gelen vatandaşların güvenlik güçleri ile birlikte şüphelilere müdahale ettikleri, zırhlı araçları durdurarak içindeki askeri personeli etkisiz hale getirmeye çalıştıkları, kalabalığın artması üzerine askeri birliğin olay yerindeki hakimiyetini kaybettiği, zırhlı araçların olay yerinden kaçmaya çalışırken girdikleri dar sokaklar içerisinde ilerleme ve manevra kabiliyetlerini yitirdikleri, bu durum üzerine Yarbay İrfan Arat'ın “araçları ezip geçin" emri üzerine bölgedeki birçok aracın tanklar tarafından ezildiği belirtildi.

Şüpheli yarbay İrfan Arat'ın firari olarak arandığı vurgulanan iddianamede vatandaşların ara sokaklarda sıkıştırdığı darbecilerin ateş etmesi sonucu, 1 kişinin silahla, 5 kişinin ise zırhlı tankların çarpmasıyla yaralandıkları, 2 kişiyi ise öldürmeye teşebbüs ettikleri belirtildi. Ayrıca darbecilerin söz konusu bölgede bulunan 1 ikamete, 18 sivil şahsa ait araca, 1 adet de kamu kurumuna ait araca zarar verdikleri tespitine yer verildi.

Tanka karşı duran Sabri Ünal

Çıkan olaylarda yaralanan veya zarar gören müştekilerin ifadesine de yer verilen iddianamede, Üsküdar'da art arda geçen 2 tankın önüne yatarak onları durdurmaya çalıştığı sırada yaralanarak gazi olan Sabri Ünal'ın da müşteki sıfatıyla ifadesine yer verildi.

Sabri Ünal ifadesinde, darbe girişimi gecesinde saat 01.30 da Altunizade yürürken TSK mensuplarının darbeye teşebbüs suçunu işlediğini öğrendiğini belirterek, ''Vatanım için tepkimi koydum. Olay yerinde leopar tarzı tank üzerime geldi, ben de kaçamayacağım için tankın orta açıklığına gelecek şekilde yere yattım. Tank üzerimde durdu, sonra devam etti. Ayağa kalktığımda karşımda yine bir tank vardı, üzerime geldi, dur işareti yaptım, fakat, üzerime gelmeye devam edince sağa doğru kaçmaya çalıştım, kaçamayınca yine tankın orta yerine gelecek şekilde yere yattım. Tank sağ kolumun üzerinden geçti. Darbecilerden davacı ve şikayetçiyim'' dediği kaydedildi.

Müştekinin yaralanmasına neden olan tankların olay yerinden uzaklaştığı ve kolundan yaralanan müştekinin hastaneye kaldırıldığı belirtilen iddianamede, müştekinin hastaneden aldığı rapora ve olay yerinden alınan kamera görüntülerine de yer verildi.

İddianamede, sevk ve idarelerindeki tankları müştekinin üzerine doğru süren tank sürücülerinin ve tankların plakalarının tespit edilemediği de vurgulandı.

Muhabir: Muhammed Enes Can,Murat Kaya,Murat Paksoy

Kaynak: AA

Son Güncelleme: 10.05.2017 17:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.