Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
23 Haziran 2017 Cuma 12:32
'Hainler topluluğu aracılığıyla darbe başlatılarak yönetildi'

BİTLİS-Şener Toktaş,Ahmet Okur

Bitlis'te Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde sözde "sıkıyönetim komutanı" olarak listede adı bulunan dönemin 10. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Arif Settar Afşar'ın da aralarında olduğu, 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 15'er yıl hapis cezasına çarptırılan tutuklu eski 4 rütbeli sanıkla ilgili gerekçeli kararın yazımı tamamlandı.

Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesince hazırlanan kararda, Fetullah Gülen'in liderliğini ve kuruculuğunu yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) 15 Temmuz gecesi kanlı yüzünü göstererek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik vehamet arz eden olayları gerçekleştirdiği anımsatıldı.

Tutuklu sanıklar Afşar, eski Kurmay Başkanı Ercüment Takır, eski Lojistik Şube Müdürlüğünden sorumlu Binbaşı Akın Cellat, eski Harekat ve Eğitim Şube Müdürü Yüzbaşı Halis Işıklı'nın, "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme", "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15'er yıl hapisle cezalandırıldığı bildirildi.

"Hainler topluluğu"

Kararda, darbe girişimi gecesi Türk Silahlı Kuvvetlerinde askeri hiyerarşi dışında kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak tanımlayan örgüt üyesi "üniformalı teröristlerin", anayasayı askıya alarak seçilmiş cumhurbaşkanını görevden almak, meclis ve hükümeti ortadan kaldırmak amacıyla demokrasiye karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulunduğu kaydedilerek, "hainler topluluğu" aracılığıyla darbenin başlatılarak yönetildiği vurgulandı.

Bitlis 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanıkların, Bitlis'in Tatvan ilçesindeki 10. Komando Tugay Komutanlığının eski personeli olduğu hatırlatılan kararda, şu ifadelere yer verildi:

"Yurtta Sulh Konseyi' olarak adlandıran hain topluluğun, 15 Temmuz akşam saatlerinde askeri birliklere gönderdiği 'Harekat Yıldırım' ibareli 'sıkıyönetim direktifi' konulu mesaj formu, sanıkların görev yaptığı tugaya da ulaşmıştır. Mesajın ekindeki sıkıyönetim komutanları listesine göre ihraç edilen sanık Tuğgeneral Afşar, 'Bitlis sıkıyönetim' komutanıdır. Sanığın kurumsal mail hesabına sıkıyönetim direktifi gelmiştir. Sanığın tugayının bağlı bulunduğu Kolordu Komutanı Korgeneral Yılmaz Uyar, sanığı aramış, gelen direktif ve ne tarafta olduğu hususunda kendisini sorgulamıştır. Sanık, kolordu komutanının FETÖ'cü olduğunu düşündüğünü, bu nedenle 'Ne taraftasın?' sorusuna 'Ne tarafı komutanım?' şeklinde cevap verdiğini açıklamışsa da tanık olarak dinlenilen kolordu komutanı, sanığın tereddütlü hal ve tavır içinde olduğunu, net şekilde darbeye karşı olduğunu söylemediğini ve daha önce böyle bir tereddütlü halini görmediğini beyan etmiştir."

Tanık İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Gezer'in de soruşturma ve kovuşturmada tutarlı beyanda bulunduğu, sanık Afşar'ın öncelikle alayı arayarak emir verdiğini beyan ettiği kaydedilen kararda, ilk emre göre sanık Afşar'ın alaya tüm il ve ilçe jandarma teşkilatı ile tugayın tüm personelinin derhal görev yerlerine geçmeleri için emir verdiği aktarıldı.

Kararda, "Bu husus dinlenilen çok sayıda tanık beyanı ve sanığın tevilli anlatımlarıyla sabittir. Tanık Gezer, görev yerine geçince Afşar'ı arayarak acil durumun ne olduğunu sormuş. Afşar, cevaben Bitlis sıkıyönetim komutanı olarak atandığını, kendisini de merkez ilçe sıkıyönetim komutanı olarak atadığını, ilçe jandarma komutanlarını da ilçe sıkıyönetim komutanı olarak atadığını söylemiştir. Bu hususlar, direktifin 4. ve 9. maddeleri gereğince icraya geçildiği ve emirler verildiğinin göstergesidir." değerlendirmesinde bulunuldu.

"Aramalar moral üstünlüğü taşıdıkları saatlerde gerçekleştirilmiş"

Sanık Afşar'a, direktifin 11. maddesiyle sorumluluk bölgesindeki vali ve kaymakamlar ile gerek görülmesi durumunda belediye başkanlarını atama görevi verildiği vurgulanan kararda, mesaj içeriğinde tüm vali ve kaymakamların görevden alındığı, atama yapmasının ihtiyari değil, zorunlu olduğu ve bu emri hain topluluğun verdiği kaydedildi.

Sanıktan, hem devletin mukavemetini kırmak hem de ertesi gün atama yapacağına ve aynı anda iki vali veya kaymakamın görevde olmasının çatışma yaratabileceğinden o an için görevdeki vali ve kaymakamları el altında tutmasının beklendiği belirtilen kararda, şunlar bildirildi:

"Vali, kaymakam, İl Emniyet Müdürü ile MİT Bölge Müdürü gibi etkin insanların derdest edilmesiyle kalan kuvvetlerin daha kolay sindirilebileceği de düşünülmektedir. Afşar, sanıklardan Takır, Cellat ve Işıklı'ya bu görevi vermiştir. Sanıklar, bu görevi kabul ederek aralarında yaptıkları taksimata göre emredilen görevi icra etmişlerdir. Taksimat da savunmanın aksine rastgele yapılmamıştır. Tugay komutanından sonra gelen kurmay başkanı il protokolünü ararken, diğer sanıklar da ilçeler düzeyinde aramalar yapmıştır. Sanıkların aradığı kişiler tanık olarak dinlenmiş ve aramaları teyit etmişlerdir. Sanıklar da bu iddialar karşısında külliyen ret yoluna gitmemiş ancak aramalarına başka anlamlar yüklemişlerdir.

Sanıklarca yapılan ve çok ciddi cesaret gerektiren bu derdest edebilme eylemine ilişkin tüm aramalar moral üstünlüğü taşıdıkları saatlerde gerçekleşmiştir."

Hiç kimsenin bu davete itibar etmediği ve çağrıldıkları askeri birliklere teslim olmadığı kaydedilen kararda, sanıkların bunun masumane bir çay içme daveti olduğu ve bir durum değerlendirmesi yapılacağı savunmasını ileri sürdüğü, çağrıların yapıldığı saatlerde TRT'de darbe bildirisinin okunduğu, tanıkların tugay personeli tarafından aranarak askeri birliklere çağrıldığı belirtildi.

Kararda, "Sanıklar, savunmalarında 'tugayın gücü belli, bölgedeki en güçlü birim, telefonla çağırmak da nedir? İstesek isteğimizi alırdık, istemedik ki almadık, masum bir çay içme davetiydi.' gibi argümanlar ileri sürmüştür. Sanıklar, milat kabul ettiğimiz Cumhurbaşkanımızın CNNTÜRK ile Facetime üzerinden yaptığı canlı bağlantı ve bunu takiben vatandaşın verdiği yoğun desteğin ardından 16 Temmuz'da saat 01.30 itibarıyla artık eylemsizliğe geçmiştir." tespitine yer verildi.

"Araçların kendi elinden çıkmasına kızmış"

Sanık Işıklı'nın, Afşar'ın, Bitlis'te o gün operasyona giden birliğin çıkmaması için emir verdiği ancak bu emri vermekte geç kaldığı, birliğe ait araçların Tatvan'dan geçerek Yolalan bölgesine gittiği ve bu nedenle Afşar'ın araçların kendi elinden çıkmasına kızdığını beyan ettiği bildirilen kararda, jandarma özel harekatın kendi emrine girmeyi reddettiği, elindeki hazır operasyonel birliği ise dakikalarla kaçırdığı ifade edildi.

Sanıklar Afşar, Takır, Cellat ve Işıklı'nın, "Harekat Yıldırım" ibareli sıkıyönetim direktiflerini içeren mesajı okuduğu aktarılan kararda, sanıkların ilk bakışta Genelkurmay'dan gelmesine rağmen Genelkurmay Başkanı imzası taşımaması sebebiyle hukuka aykırı olan bu emre itibar ettiği, uyduğu ve bu emir doğrultusunda Bitlis ölçeğinde atılması gereken tüm adımların atıldığı belirtilerek, eylemlerin açıklanan gerekçe ve delillerle sübut bulduğu vurgulandı.

Kararda, "Sanıklar, sıkıyönetim direktifini benimseyip açıklanan eylemleri ika etmişlerdir, icraya geçmişlerdir. Tüm darbeciler birbirlerinden cesaret almaktadır. Birinin eyleminin kararlılığını diğerlerinin varlığı güçlendirmektedir. Türkiye'de meydana gelen tüm saldırı ve katliamların failleri yönünden de varlıklarıyla güç ve cesaret verdiklerinin kabulü gerekir." değerlendirmesinde bulunuldu.

"Sanıklar FETÖ üyesidir"

Sanıklar Afşar, Takır, Cellat ve Işıklı'nın aynı gerekçeyle yasama organına ve hükümete karşı suç işlediklerine işaret edilen kararda, sübut bulan suçlardan hüküm giyen sanıkların bu örgüte üye oldukları vurgulandı.

Kararda, şunlar kaydedildi:

"Sanıklardan Işıklı, ByLock kullanıcısıdır. Sanık Takır da üzerine kayıtlı hiçbir GSM veya internet hattından ByLock kullanmamışsa da telefonunda bu program yüklü olduğu belirlenmiş ve sürekli genel kullanıma açık kablosuz internet hatlarından bunu kullanmıştır. Tıpkı terör örgütü PKK yönünden kod isim verilecek kadar güvenilen ve örgütün gizli yapısına dahil olan kişinin eylemleri tespit edilemezse dahi örgüt üyesi kabul edileceğine dair yüksek mahkeme içtihatlarında da olduğu gibi, FETÖ yönünden de ByLock mesaj sistemine dahil edilecek kadar önem verilen kişinin örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekecektir."

Kaynak: AA

Son Güncelleme: 23.06.2017 12:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.