Rahmi
Rahmi
09 Şubat 2019 Cumartesi 11:20
Yargıtay kararlarında ankesörlü telefon

ANKESÖRLÜ

16. Ceza Dairesi 2018/1862 E. , 2018/2425 K.


"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E. 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında; “Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil” olacağının kabul edildiği gözetilerek;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bu delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olacağından, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirtilip duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
2) Örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafçı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı, Ankesörlü telefon tespitleriyle örgütle irtibatlı olan şüphelilerle ilgili delil elde edildiği anlaşılmakla, sanığın örgütle irtibatını ortaya koyucu tüm deliller araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün BOZULMASINA, verilen ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında tahliye talebinin reddine, 13.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


 

16. Ceza Dairesi 2016/927 E. , 2016/3874 K.


"İçtihat Metni"

İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 tarihli 2009/213 esas ve 2013/137 sayılı kararı

Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmak

İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesi gereğince; Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde aleyhe, süre koşulu olmaksızın lehe itiraz edebilir. İtirazı, kararı veren daire inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
İtirazı incelemekle görevli daire, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temyiz inceleme tarihi itibari ile 6545 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik Yargıtay Kanununun 14. maddesi hükmü, 20.07.2014 gün ve 29066 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 17.07.2014 tarih ve 2014/2 sayılı kararına göre Yargıtay 9. Ceza Dairesidir.
Ancak, 2797 sayılı Yargıtay Kanununa 6572 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen geçici 14. madde hükmü doğrultusunda Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulunun 19.01.2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/ 8 sayılı kararı ile itiraza konu suçların kanun yolu incelemesi yapmakla Yargıtay 16. Ceza Dairesi görevlendirilmiştir.
Yasal düzenleme ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun kararı doğrultusunda itirazın incelemesinde Dairemizin görevli olduğu kabul edilmiştir.

II. İTİRAZ OLUNAN KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarih 2015/406122 sayılı yazısı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.12.2014 tarih, 2014/5464 Esas ve 2014/12447 sayılı onama kararına aşağıdaki nedenlerden dolayı itiraz edilmiştir.
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan;
... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 tarih, 2009/213 Esas ve 2013/137 sayılı kararında;
"Devrimci Karargah terör örgütü faaliyeti kapsamında, örgütle bağlantısı olduğu yapılan teknik ve fiziki takiplerle anlaşılan ve bu nedenle hakkında soruşturma başlatılan ...'ın 1980 ve öncesi eylemleri dolayısıyla THKP/C- Kurtuluş örgütü mensubu olmaktan Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılandığı, 7 yıl süre tutuklu kaldığı, sanık serbest kaldıktan sonra, daha önce sol örgütlerde faaliyette bulunmuş kişileri bir araya getirmek için çalışmalar yaptığı, bu bağlamda Devrimci Karargah terör örgütünün stratejileri arasında yer alan çatı partisi oluşturma ve demokrasi için birlik hareketi faaliyeti kapsamında örgütün bağlantısı olduğu SDP mensupları ile buluştuğu, onlarla toplantılar yaptığı, teknik fiziki takip ve mahkeme kararı ile alınan telefon tapelerinden anlaşılmıştır.
Devrimci Karargah terör örgütü faaliyeti kapsamında örgütle bağlantıları olduğu şüphesiyle ve sanığa ait evin yakınında bir çok görüşme sinyali vermesi sebebiyle ... adına kayıtlı telefon ile ... adına kayıtlı telefonların mahkeme kararı ile dinlenmesine, teknik ve fiziki takipte bulunulmasına dair karar alınmış, yalnız yapılan dinlemeler sonucunda ... adına kayıtlı ...4 nolu telefonu ... 1970 doğumlu ... tarafından kullanıldığı, ... adına kayıtlı... ... nolu telefonun ise ... 1956 doğumlu ... tarafından kullanıldığının anlaşılması üzerine mahkeme kararında belirtilen süre dolmadan takibe son verildiği, yalnız ... adına kayıtlı ... sayılı hizmet numaralı IDSL'den ...@hotmail.com e-posta adresinin 09/10/2009 tarihinde ...'a ait IDSL adresinde kullanıldığı anlaşılmıştır.
Aynı soruşturma kapsamında sanığın kullandığı ... , ... nolu telefonlar hakkında mahkeme kararı ile dinleme teknik ve fiziki takip kararları alınmış, bu bağlamda, ... Emniyet Müdürü ... tarafından kaleme alınan "Haliçte Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat" isimli kitabın 500. Sayfasında Devrimci Karargah terör örgütü ile ilgili İstanbul C.Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2009/1868 sayılı soruşturma kapsamında, hakkında işlem yapılan ...'ın kullanmış olduğu... nolu telefon numarası kitapta alenen yazılarak sanık ...'ın ve kullandığı telefonun teknik takipte olduğunun deşifre edildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda 26/08/2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan ...'ın...nolu telefonu kullanan ... isimli şahsı aradığı ve kitabın 500. Sayfasını okumasını istediği, dolayısıyla kendi hakkında yürütülen soruşturmadan bilgi sahibi olduğu tespit edilmiştir.
..., ...'nın yazdığı "Haliçte Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat" isimli kitabın kimliği tespit edilemeyen X şahısla 26/08/2010 tarihinde yaptığı telefon görüşmesinde X şahsa kitap hakkında bilgi vererek okumasını tavsiye ettiği, yine aynı tarihte sanığın ... adına kayıtlı telefonu kullanan şahısla yaptığı telefon görüşmesinde, kitabı okumasını istediği, ...'nın da ... adına kayıtlı numaralı telefonu kullanan şahsın bürosunu aradığı anlaşılmıştır.
Devrimci Karargah örgütünün kuruluş, amaç ve stratejisi bölümünde açıkladığımız üzere, örgütün Sosyalist Demokrasi Partisi ile ilişki içerisinde olduğu, SDP'nin bazı yönetici ve üyeleri tarafından örgütün faaliyet, amaç ve stratejisi benimsenip özümsendiği, bu bağlamda faaliyetlerde bulunulduğu, Devrimci Karargah örgütü milatanı ve 27/04/2009 tarihli çıkan çatışmada ölü ele geçirilen ...’nın SDP'nin bazı yönetici ve üyeleri tarafından yüceleştirilip devrimci komutan edasıyla sahip çıkıldığı, yine yukarıda bu kapsamda açıkladığımız üzere SDP içerisinde faaliyet gösteren .... ve ...'nun ... ile irtibat halinde olduğu, örgütün stratejisi arasında yer alan demokrasi için birlik ve çatı partisi oluşumunda birlikte hareket ettikleri, yapılan teknik ve fiziki takiplerde bu amaçla dönem dönem buluştukları anlaşılmıştır.
... tarafından yayınlanan kitapta ...’a ait telefonun yapılan soruşturma kapsamında dinlenildiğinin deşifre edilmesi üzerine, sanık ... ve adı geçen sanıkların harekete geçtiği, 30/08/2010 tarihinde sanığın... ile arasında geçen konuşmada, telefonlarını kapatacakları konusunda anlaştıkları, aynı tarihte ...'ı arayarak "telefonu kullanmayacağını belirttiği" 01/09/2010 tarihinde ...i arayarak kendi adına kayıtlı olan telefon işini halletmesini istediği, 02/09/2010 tarihinde...’un ... arayarak telefonu kapatacağını söylediği, 03/09/2010 tarihinde ... sanık ...'i arayarak telefonlarının dinlendiğinin belirtildiği konuşmada kendisine ait yeni telefon numaraları verdiği, 06/09/2010 tarihinde ...,...'u arayarak kendi adına kayıtlı telefonu kapatıp yeni telefondan aramasını istediği, aynı tarihli telefon konuşmasında... ...'ı arayarak yeni telefon numarasını verdiği ve ... adına kayıtlı telefon numarasını kapattığını belirttiği, 09/09/2010 tarihinde ...,... isimli kişiyi aradığında, diğer telefonunu kapattığını söyleyip, neden kapattığını yüz yüze görüşmesinde anlatacağını söylediği, 16/09/2010 tarihinde ...-... arasında geçen gönüşmede, ...'ya takip edildiği konusunda bilgi verdiği, ... da gözaltına alınması halinde kendisine bilgi verilmesini istediği, yine devam eden telefon konuşmalarında sanığın ...'ya takip edildiğine dair bilgi verdiği, 16/09/2010 tarihinde sanığın kullanmış olduğu telefonu arayan ... yeni dinleme kararının ulaştığını sanığa söylediği, sanığın ...'ya takip ile ilgili bilgiler verdiği telefon tape kayıtlarından anlaşılmıştır.
Sanığın 22/08/2010 günü ...ı ile yaptığı telefon konuşmasında, kitabın
satışına ilişkin müthiş bir şey diyerek kitaba dair konuşmalar yaptığı, bu konuşmadan sanığın kitap yazımında ...'ya katkı sağladığının anlaşıldığı, 16/09/2010 tarihinde ... ile yaptığı telefon konuşmasında ...'nın kedisine dinleme ile ilgili yeni bir karara ulaştığını, bu karar ile ilgili soruşturma numarasının 2009/1860 olduğunu söyleyerek mahkememizdeki davaya konu 2009/1868 soruşturma numarası ile alınan dinleme kararından sanığa bilgi verdiği, sehven son rakamının yanlış söylendiği kanaatine varıldığı, ayrıca yine telefon tapelerinden anlaşılacağı üzere sanığın 20/04/2010 günü ...'yı ... Emniyet Müdürlüğü'ndeki makamında ziyarete gittiği anlaşılmıştır.
Sanık 10/09/2010 tarihinde kendisine ait telefondan yaptığı görüşmede .....) gibi isimleri bir araya toplamaya çalıştığı "herkesi kucaklamaya çalışıyoruz yani, benim söylediğim isimleri aklında tut, tamam mı, gelenler bunlar yani, bütün dedeler, ağalar gelecek, anladın mı her türlü” şeklindeki beyanıyla sol terör örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş kişileri örgütsel faaliyet kapsamında buluşturmaya çalıştığı tespit edilmiştir.
Sanığa ait ikamette yapılan aramada ele geçirilen 2 GB flash belleğin incelenmesinde "movie00l" isimli video içerisinde ellerinde SDP pankartı taşıyan, yüzleri kırmızı siyah flarlarla kapalı kişilerin slogan atarak kaçtıkları, yine 2009 yılı 1 Mayısında çektiği değerlendirilen görüntülerde Dev-genç pankartı arkasında bulunan yüzleri maskeri grubun, SDP pankartı taşıyan yüzleri kapalı grupla birlikte ellerinde molotoflarla birlikte hareket ettiği, ellerinde SDP pankartı taşıyan, ayrıca taş ve sapanlarla güvenlik güçlerine saldıran grup içerisinde SDP MYK üyesi ...’nun yüzü kırmızı flar ile kapalı olarak elinde molotof bulunan eylemci grupla birlikte yapılan eylemler içinde aktif olduğuna dair görüntüler tespit edilmiştir.
Sanık hakkında yapılan araştırmada ... ilinde yasa dışı .../C-Kurtuluş örgütüne yönelik olarak yapılan operasyonlarda 1980 tarihinde yakalandığı, 12/03/1981 tarihinde gönderildiği Sıkıyönetim Mahkemesince tutuklandığı, 04/11/1987 tarihinde tahliye edildiği, 26/01/1981 tarihinde ..., ... ilçesinde yasa dışı kurtuluş örgütüne yönelik yapılan çalışmada 1980 yılı öncesi örgüt adına silahlı gasp, pankart asma, duvarlara yazı yazma, silahlı kahve baskını yapmak, bildiri dağıtma, silahlı adam kaçırma ve ... Zirai Donanım Kurumunun soyulmasına teşebbüs etmek suçundan yakalanan ve 11/03/1981 tarihinde yapılan sorguları neticesi sevk edildikleri Sıkıyönetim Mahkemesince tutuklanan ..., ...ve ... isimli örgüt mensuplarının ifadelerinde 1980 öncesi, ... ilçesinde kendileri ile birlikte faaliyet gösteren ... kod adlı örgüt üyesinin sanık ... olduğunu ifade ettikleri ve sanığın bu suçtan yargılandığı anlaşılmıştır.
Sanığın ikametinde yapılan aramada, ... seri numaralı ses ve gaz tabancası, 8 adet tabancaya ait fişek, 132 cm tek namlulu kırma av tüfeği, 18 adet av tüfeği fişeği ve 1 adet 9 cm uzunluğunda tek ağızlı, oluksuz, sivri uçlu, sol yüzeyinde ...” ibareli kırmızı siyah kabzalı sustalı bıçak, dijital veriler, ... tarafından ...'a hitaben imzalanmış olan "Haliçte Yaşayan Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat" isimli kitap ele geçirilmiştir.
Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; yukarıda açıkladığımız hususlara ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...'ın Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olduğu, üyesi olduğu bu örgüt faaliyeti çerçevesinde, daha önce üyesi olduğu Kurtuluş terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılandığı sanığın eski kurtuluş terör örgütü içerisinde yer almış bir kısım kişileri toplayıp birleştirmek suretiyle Devrimci Karargah ve SDP'nin birleşimi sonucu ortaya çıkan yapı ile birlikte hareket etme konusunda organizasyonlar gerçekleştirdiği, bu kapsamda yukarıda açıkladığımız üzere sanığın dosyamız sanıkları ...,..., ..., yakalamalı sanık... ile çeşitli tarihlerde buluşmalar yaptığı, yine dosyamız yakalamalı sanıklarından ... 05/10/2010 tarihli STV'deki yayında, sanığın birbirinden kopmuş kurtuluşcuları birleştirmeye çalıştığını, onun peşinden koştuğunu beyan ettiği, örgütsel faaliyet kapsamında adı geçen sanıklarla birlikte hareket ettiği, evinde yapılan aramalarda örgütsel doküman ve belgelerin ele geçtiği, Devrimci Karargah terör örgütünün 1 nolu bildirisinde açıklandığı üzere devrimci hareketin yenik ve teslimiyetçi akımlara kapıldığı şeklindeki görüşler doğrultusunda ve Devrimci Karargah örgütünün stratejisi kapsamında terör örgütlerini bir çatı altında toplamak amacıyla faaliyetler yürüttüğü, yapılan telefon dinlemelerinde de sanığın Devrimci Karargah terör örgütü mensupları ile olan ilişkisinin ortaya çıktığı, örgütün devrimci gruplar ile yan yana durup iş yapma stratejisi gereği olarak bir kısım isimleri bir araya toplamaya çalıştığı, sanığın diğer sanık ... ile olan irtibatının nedeni ile telefonunun dinlendiğini, yazılan kitaptan ve sanık ...'dan öğrenmesi sonucu, bir kısım sanık ve arkadaş çevresini dinlemeye karşı tedbir olarak telefonlarının kapatılması hususunda uyarıda bulunup, telefonlarını kapattırdığı, tüm bu hususlar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek", sanık hakkında Devrimci Karargah Örgüt üyeliği yönünden mahkumiyet kararı verilmiş ve bu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.12.2014 tarihli, 2014/5464 Esas ve 2014/12447 sayılı kararı ile onanmıştır.

III. İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarih ve KD-2015/406122 sayılı itiraz yazısı ile;
- Sanığın, Devrimci Karargah terör örgütü üyesi olduğu, üyesi olduğu bu örgüt faaliyeti çerçevesinde, daha önce üyesi olduğu Kurtuluş terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılanmış olan sanığın eski kurtuluş terör örgütü içerisinde yer almış bir kısım kişileri toplayıp birleştirmek suretiyle Devrimci Karargah ve SDP'nin birleşimi sonucu ortaya çıkan yapı ile birlikte hareket etme konusunda organizasyonlar gerçekleştirdiği, bu kapsamda yukarıda açıkladığımız üzere sanığın dosyamız sanıkları ...,..., ..., yakalamalı sanık .
... ile çeşitli tarihlerde buluşmalar yaptığı, SDP içerisinde faaliyet gösteren ...,... ve ...'nun ... ile irtibat halinde olduğu, örgütün stratejisi arasında yer alan demokrasi için birlik ve çatı partisi oluşumunda birlikte hareket ettikleri, yapılan teknik ve fiziki takiplerde bu amaçla dönem dönem buluştukları anlaşılmıştır yönündeki kabulün dosya içeriği ve deliller ile teyit edilemediği,
- Sanığın örgütsel görüşme yaptığı belirtilen ... ve ... hakkında SDP’nin Genel Başkanı ve yardımcısı olan sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü 9. Ceza Dairesinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilamı ile sanıkların anılan suçtan mahkumiyetlerine yeterli, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatlerine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu ve anılan bu kişilerle yapılan iletişim tespit tutanak içeriklerinin sosyal ilişki bağlamında konuşmalar olduğu, örgütsel nitelikte bir görüşme niteliği taşımadığı,
- Sanığın fiziki takibinin, örgütsel bir görüşme, örgütsel bir faaliyet olduğuna dair farklı bir delilin bulunmadığı,
- Sanığın eski kurtuluş terör örgütü içerisinde yer almış bir kısım kişileri toplayıp birleştirmek suretiyle Devrimci Karargah ve SDP'nin birleşimi sonucu ortaya çıkan yapı ile birlikte hareket etme konusunda organizasyonlar gerçekleştirdiğine ilişkin somut delillerin bulunmadığı,
- Sanığın, demokratik dönüşüm dergisi yazarları yanında sol terör örgütlerinde kurucu, aktif, sorumlu düzeyde faaliyet yürütenleri buluşturmaya çalıştığı ve bu suretle Devrimci Karargah Örgütü adına faaliyet yürüttüğünün fezlekede belirtildiği ve bu belirlemenin hukuksal değerlendirme ve delillendirmesi yapılmadan aynen iddianame ve kabule esas alındığı,
- İletişimin dinlenmesi, tespiti ve kayda alınması ile ilgili karar uyarınca kayda alınan ve hükme esas alınan konuşma metin içeriklerinin silahlı terör örgütüne üyelik niteliğinde eylemler olmadığı,
- Silahlı terör örgütü üyeliği açısından, gerçekleştirilen eylemlerin sürekli ve düzenli olarak örgütle bağlantılı yayın organlarında yer almasını sağlama şeklindeki bu ve buna benzer çeşitlilik ve süreklilik gösteren eylemlerin, sanık için hangilerinin geçerli olduğunun bu eylem örneklerinden hangisinin silahlı terör örgütü üyesi olmak suçuna vücut vereceğinin, sanık bazında somutlaştırılmadığı,
- Mahkemece, hükmün gerekçesinde, sanık hakkındaki iletişim tespit tutanakları içeriğinde ileri sürülen görüşlerin ne suretle örgüt adına eylem ve faaliyet teşkil ettiğinin, fiziki takipte ele geçen deliller ile bu görüş ve görüşmelerin bağlantısı, sanığın evinde ele geçen doküman ile fiziki takip ve iletişim tespit tutanak içeriklerinin birbirini teyit ettiği kısımlar irdelenerek, buradan hareketle sanığın örgüt ile arasında organik bağ oluşup oluşmadığının belirlenmediği,
- İletişim tespit tutanakları içeriği, fiziki takip tutanakları, tanık beyanları ve tüm dosya içeriğinden, sanığın savunmasının aksine örgütle organik bağ kurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı delil elde edilemediği,
Belirtilerek; ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 gün ve 2009/213 esas ve 2013/137 karar sayılı ilamının, sanığın silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna ilişkin mahkumiyetine yeterli, kesin, inandırıcı delil elde edilemediğinden beraati yerine yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle bozulması talep edilmiştir.

IV. DOSYADAKİ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME

A- Silahlı Örgüte üye Olmak
Örgüte katılmayı bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyeliği temadi eden bir suçtur. Örgüte üye olmak kişinin rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Sadece örgüte sempati duymak bu suçu oluşturmaz.
Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesinin ve Dairemizin yerleşik uygulamasında; silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır.
Temadi eden suçlardan olan örgüt üyeliği, hukuki veya fiili kesinti gerçekleşinceye kadar tek suç sayılır. Örgüt üyeliğinden mahkum olduktan sonra tekrar örgütle hiyerarşik bağ kurup süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlere katılması halinde yeniden üyelik suçu oluşacaktır.

B- Hükme Esas Alınan Deliller
1-Teknik Araçla İzleme ve Takip Tutanağı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250 SMY) ile koordineli olarak yürütülen 2009/1868 nolu soruşturma kapsamında DHKP/C terör örgütünün yapılanmasına yönelik olarak 2010/144 sayılı karara istinaden başlatılan teknik takip işlemleri kapsamında, ... sayılı adreste 05.02.2010 günü saat; 10:30 itibariyle çalışmaya başlanıldığı, 18.10 da ...'ın bahse konu adresten çıkarak ... Lisesi önüne kadar yürüyüp burada... ile görüştüğü, 19:20 de ... ve ... ile bir fotokopiciye girdikleri, buradan taksiye binerek uzaklaştıkları ve takibe son verildiği anlaşılmıştır.

2- İletişim Tespit Tutanakları (TAPELER)
... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2010 gün ve 2010/283 teknik takip nolu kararı ile ... adına kayıtlı ... numaralı telefonlar hakkında iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve teknik takip yönünde karar verdiği, bu kararın üç kez uzatıldığı, dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında hükme esas alınan tapeler;
- 26.08.2010 tarihinde saat: 12.06’da X erkek şahsın kullanmış olduğu ... numaralı telefon ile ... numaralı telefonu kullanan ... arasında görüşmede, ...’ın kitap hakkında bilgiler vererek okunmasını tavsiye ettiği, (Tape No: ...)
- 26.08.2010 tarihinde saat: 12.32’de ... numaralı telefonu kullanan ...’ın, ... adına kayıtlı ... numaralı telefonu kullanan şahısla yapmış olduğu görüşmede, ...’ın kitabı bulup okumasını istediği, ...’nın ... numaralı telefonu kullanan şahsın bürosunu aradığı, (Tape No: ...)
- 30.08.2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan şüpheli... ile ... nolu telefonu kullanan ... arasında geçen konuşmadan telefonlarını kapatacakları konusunda anlaştıklarının görüldüğü, (T...
- 30.08.2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan ... ... nolu telefonu kullanan ...’ı aradığında “Telefon kullanmayacağını” belirttiği, (Tape No: ...
- 01.09.2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan şüpheli ... ... nolu telefonu kullanan şüpheli...’u arayarak kendi adına kayıtlı olan “Telefon işini” halletmesini istediği, (Tape N...
- 02.09.2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan... ... nolu telefonu kullanan ...’ı aradığında, ... adına kayıtlı telefonu kapatacağını belirttiği, (Tape No: ...
- 03.09.2010 tarihinde ...nolu telefonu kullanan şüpheli ... ... nolu telefonu kullanan ...’ı aramış, telefonların dinlendiğinin belirtildiği konuşmada kendisine ait yeni telefon numarasını verdiği, (Tape No: ...
- 06.09.2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan şüpheli ... ... nolu telefonu kullanan şüpheli...’u arayarak, kendi adına kayıtlı telefonu kapatıp yeni telefondan aramasını söylediği, (Tape No...
- 06.09.2010 tarihinde ...nolu telefonu kullanan şüpheli... ... nolu telefonu kullanan şüpheli ...’ı aradığında, yeni telefon numarasını vererek ... adına kayıtlı telefonu kapattığını belirttiği, (Tape ...
-09.09.2010 tarihinde ... nolu telefonu kullanan şüpheli ... ... nolu telefonu kullanan İ...’nu aradığında diğer telefonunu kapattığını, neden kapattığı ile ilgili açıklamayı yüzyüze konuşarak anlatacağını belirtmiştir, (Tape No...
- 16.09.2010 tarihinde saat 16.33’de ... nolu telefonu kullanan
şüpheli ... ile ... numaralı telefonu kullanan şüpheli ... arasında geçen görüşmede, dinleme nedeniyle şahısların zaman zaman ankesörlü telefon ile görüştükleri
, ...’ın takip edildiğinden şüphelendiği ve ...’ya bilgi verdiğinin anlaşıldığı, (Tape N...
- 16.09.2010 tarihinde saat 16.35’de ... nolu telefonu kullanan şüpheli ... ile ... numaralı telefonu kullanan şüpheli ... arasında geçen görüşmede, ...’ın takip edildiğini ve gözaltına alınabileceğini ...’ya söylediği, ...’nın da alınması halinde kendisinin haberdar olmasını istediği, (Tape No:...
- 16.09.2010 tarihinde saat 16.37’de ... nolu telefonu kullanan şüpheli ... aramış olduğu ... numaralı telefonu kullanan Nejat isimli şahsa, takipte olduğunu, gözaltına alınabileceğini söylediği, (Tape No: ...
- 16.09.2010 tarihinde saat 16.44’de... nolu telefonu kullanan şüpheli ... aramış olduğu ... numaralı telefonu kullanan şüpheli ...ya takipte olduğuna dair bilgiler verdiği, (Tape No...
- 16.09.2010 tarihinde saat 16.52’de, şüpheli ...’ın kullanmış olduğu... numaralı telefonu ... numaralı telefondan arayan şüpheli...’nın, yeni dinleme kararına ulaştığını söylediği, (Tape No...
- 16.09.2010 tarihinde saat 17.54’de, şüpheli ...’ın kullanmış olduğu... numaralı telefonu ... numaralı telefondan arayan şüpheli ...’ya, takibi ile ilgili bilgiler verdiği, ...’nın yapması gerekenleri şüpheli ...’a söylediği görülmüştür (Tape No: ...) ayrıca;
Devrimci Karargah terör örgütünün devrimci gruplarla yanyana durup iş yapma stratejisinin gereği olarak ... nolu telefonu kullanan şüpheli ...’ın 04.09.2010 - 06.09.2010 - 10.09.2010 tarihlerinde yaptığı görüşmelerde; “...,..., ..., .........., ...” gibi isimleri bir araya toplamaya çalıştığı, “Herkesi kucaklamaya çalışıyoruz yani” “tamam benim söylediğim isimleri aklında tut tamam mı gelenler bunlar yani bütün dedeler ağalar gelecek anladın mı her türlü” şeklindeki beyanlarıyla Sol Terör Örgütlerinde kurucu, aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet yürütmüş kişileri buluşturmaya çalıştığı;
İletişim tespit tutanaklarda tespit edilmiş ve hükme delil olarak esas alınmıştır.

3-Sair Deliller
Sanık ...’ın diğer sanıklar... ve ...'la olan irtibatı, sicil geçmişi, sanığa ait ... numaralı ADSL hattına ilişkin inceleme tutanağı ve evinde bulunan 2 GB'lık flash bellekteki Movie_001” isimli video içerisinde, ellerinde Sosyalist Demokrasi Partisi pankartı taşıyan, yüzleri kırmızı-siyah fularlarla kapalı kişilerin sloganlar atarak kaçıştıkları, yine 2009 yılı 1 Mayısında çekildiği değerlendirilen görüntülerde DEV-GENÇ pankartı arkasında
bulunan yüzleri maskeli grubun SDP pankartı taşıyan yüzleri kapalı gurupla birlikte ellerinde molotoflarla ortaklaşa hareket ettiği, ellerinde SDP pankartı taşıyan, ayrıca taş ve sapanlarla güvenlik güçlerine saldıran grup içerisinde tutuklu Sosyalist Demokrasi Partisi MYK üyesi ...’nun yüzü kırmızı fular ile kapalı olarak ellerinde molotoflar bulunan eylemci grupla birlikte eylemler içinde aktif olarak yer aldığının görüldüğü "Movie_001" isimli video içerisinde, ellerinde Sosyalist Demokrasi Partisi pankartı taşıyan, yüzleri kırmızı-siyah fularlarla kapalı kişilerin sloganlar atarak kaçıştıkları, yine 2009 yılı 1 Mayısında çekildiği değerlendirilen görüntülerde DEV-GENÇ pankartı arkasında bulunan yüzleri maskeli gurubun SDP pankartı taşıyan yüzleri kapalı grupla birlikte ellerinde molotoflarla ortaklaşa hareket ettiği, ellerinde SDP pankartı taşıyan, ayrıca taş ve sapanlarla güvenlik güçlerine saldıran grup içerisinde tutuklu Sosyalist Demokrasi Partisi MYK üyesi ...’nun yüzü kırmızı fular ile kapalı olarak ellerinde molotoflar bulunan eylemci grupla birlikte eylemler içinde aktif olarak yer aldığının görüldüğü ve delil olarak hükme esas alındığı anlaşılmıştır.

C- Savunma Özeti
Sanık tüm dosya kapsamında verdiği savunmasında özetle;
"SDP üyesi değilim ama SDP’nin görüşlerine yakınım. ... benim yakın 30 yıllık arkadaşımdır, ben şunu söylüyorum bütün bu salondaki arkadaşlara bu davanın temel özü, ...'dan dolayı bir itibarsızlaştırmadır, siyasi polis burada ... üzerinden bir komplo kurmuştur, kendi evinde, benim kendi evim, kendi adıma, kendi telefonuyla, kendi telefonumla, kod adıyla yok, 12 Eylül öncesi vardı "Haşmet” ti kod adım. ... da bunu çok iyi bilir, e şimdi böyle bir şey yok. Nasıl oluyor, kod adım yok, kendi evinde, kendi adıma telefon, bütün dinlemeler onun üzerine, ben şuna yoruyorum bunu, siz de iyi bilirsiniz ki bu ... üzerinden bir itibarsızlaştırma operasyonu, ben daha öncede bunu söyledim, buna dikkat edilmesi ve konuda titizlikle, polis fezlekesine göre değil sayın savcının bizim leylimize de delilleri toplaması lazım, ben geçmiş tecrübeleri olan bir insan olarak, ebleh miyim ... ...’ı kaçırttırıp kendim burada kalacağım. ... avukatım biraz sonra söyleyecek, şimdi biz ben.....davet etmişim. Bu nostaljik bir yemek.
...’nın bu davada ne işi var Allah aşkına. Onun farklı bir bakış açısı var şeyi var. bizim farklı. Ondan dolayı benim tape telefon konuşmalarımda hep çarpıtma.
Ben eski tecrübelerime dayanarak takibi fark ettim ve gittim yakasına yapıştım polisin, kaçtı gitti. Sen beni niye takip ediyorsun dedim.
... 500. sayfada “Haliç te Yaşayan Simonlar’da” benim adım geçiyor. Yasadışı dinlemelerden dolayı.
Dinleme kararı benim adıma değil; tarihleri de farklı. Bunların hepsini avukatlarım sunacaktır Ben apartman yöneticisiyim. Galatasaray Lisesi’nin orada. Onu da söyleyeyim. Dünyada en fazla sinyal buradaymış. Bilimsel açıklama bu. İnsan ve trakarya! Diye. İstanbul'da da, Türkiye'de de Galatasaray Lisesi önü. Benim evimde orada. ...’nın telefon sinyalleri oradan bulunmuş falan. Kendisi anlatır zaten. Bunların hepsi hikaye.
Tutuyor benim evimin çatısında apartman yöneticisiyim ben. Toplantı yapıyoruz. Dış cephede. Diyorum ki çatı da akşam 6 da apartman... Onu Çatı Partisi olarak şey yapıyor. Böyle bir mantık olur mu ya ? Orada var. Belki de yoğunluktan dolayı, onun için bunlara dikkat etmek gerekir. Ya da tamamen kin ve intikam duygusuyla yaklaşmış.
Biz şu gelenekten geliyoruz, ben bu tarz işlerin içince olsaydım yaptım derdim. Ne alakamız var bizim karargahla. 9 ve 11 nolu bildirilerinde Devrimci Karargah yayın yapıyor ...'nın bizimle ne işi var, eşyanın tabiatına aykırı, benim ne işim var, mücadele anlayışım bir kere devrimci karargah ile uyuşmuyor, onlarda söylüyor zaten. Şimdi onun için fazla uzatmayacağım avukatım zaten hukuki olarak savunmayı yapacak, ben en azından bu davada hukuki eşitlik istiyorum.” şeklinde ifade vermiştir.
Sanık müdafii savunmasında; "CMK'da düzenlenen hükümlere aykırı olarak telefon dinlemesi yapılmıştır, ayrıca gizli teknik takip ve izleme yapılmıştır ve yine usule aykırı olarak evi aranmış ve evinde kullandığı bilgisayara el konulmuş, hala da adli emanettedir.
Tüm bunlara rağmen hukuka aykırı olarak yapılan bu işlemlere rağmen sonuçta müvekkil ile atılı suç arasında her hangi bir kuşkuya değil ki kesini bırakalım kuşkuya değil bir ize dahi rastlanılmamıştır, gerçekten de telefonu hukuka aykırı dinlenmiştir ben şuradan göstermeye çalışacağım; mahkemeniz heyetine kararlı iki sıranın altında iki açık sıra var orada bir e mail numarası var bu e mail numarası müvekkilim ... ait bir numaradır karşısındaki isim ... ismidir ve gerekçede organize suç örgütü mensubu olarak gösterilmiştir yani TCK'nın 220. maddesi kapsamında dinlendiğine ilişkin ve ... adına alınmış bir dinlemedir, müvekkilimin adı ... değildir.
Müvekkil, 16 Eylül 2010 tarihinde İstanbul'da gezerken takip edildiğini anlamıştır arkadan kendisini takip eden kişiye müdahale etmiştir. 16 Eylül 2010'da müvekkilin teknik takiple izlenmesine fiziki izlenmesine ilişkin bir mahkeme kararı bulunmamaktadır, gözaltına alındığı gün bilgisayarı CMK’nın 134. maddesinde düzenlenen usule aykırı olarak hard diski kendisine verilip imajı alınmaksızın avukatı ve bilgisayar konusunda uzman bir bilirkişi olmaksızın toptan emniyete götürülmüştür ve hala da biraz önce de söylediğim gibi adli emanettedir yani bir şekilde her türlü müdaheleye açık şekilde açık olacak şekilde götürülmüştür," şeklinde beyanda bulunmuştur.

D- Değerlendirme ve Gerekçe
Demokratik hukuk devletinde herkes kişi hüriyeti ve güvenliğine, haberleşme
hürriyetine, haberleşmenin ve özel hayatın gizliliği ile korunması hakkına sahiptir. Bu haklar, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında gösterilen nedenlerle belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde ancak yasa ile sınırlandırlabilir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinde "Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Sözleşmede belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz." şeklinde ifade edilmiştir.
"Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez". ( T.C. Anayasası 38/6. md.)
Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hakimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Yüklenen suç hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilir. (CMK 2/7. md.)
Hukuk devletinde ceza hukukuna egemen olan ilkeler; insan haklarının gerçekleştirilmesi, adaletin sağlanması ve güvenliğin temin edilmesidir. Bir hukuk devletinin varlık nedeni, insan haklarına dayalı adil ve güvenli bir toplumsal düzen kurmak ve bunu kesintisiz sürdürmektir. Güvenlik sağlanırken temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmaması da hukuk devletinin göstergelerindendir. Bu nedenle haberleşme hürriyetini ve özel hayatın gizliliğini sınırlayan iletişimin tespiti Ceza Muhakemesi Kanununda sıkı şartlara bağlanmıştır. Uygulayıcıların meşru amaca varmak için kullandıkları araçlarda meşru olmalıdır. Çok sayıda kişiyi dinler ve izlersem suç işleyeni tespit ederim düşüncesi demokratik toplumlarda kabul görecek davranış şekillerinden değildir. Bireylerin unutulma hakkı evrensel haklar arasında yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, yerel mahkeme sanığın öncelikle;
-Mahkemece sanık ...'ın, diğer sanıklar... ve ...'la ilişkisini örgüt üyeleriyle bağlantı olarak saymıştır. Sanığın, diğer sanıklar... ve ... ile eskiye dair tanışıklığı dışında hem iletişim tespit tutanaklarında hem de teknik takip tutanaklarında, örgütle organik bağına ilişkin samut bir delil bulunmamakla birlikte, yerel mahkemece hakkında silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkumiyet kararı verilen sanık ...'ın, mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, mevcut şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinden, Devrimci Karargah Örgütü üyeliğine ilişkin verilen mahkumiyet kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2014/5464 Esas ve 2014/12447 sayılı kararı ile bozulmuştur.
-İletişim tespit tutanakları da sanık aleyhine silahlı örgüt üyeliğinde delil kabul edilmiştir. Dosya kapsamında, sanığın iletişimlerinin yaklaşık 9 ay boyunca kayıt altına alındığı ve tapeleştirilen iletişim tutanaklarında mahkeme; sanığın para trafiği içinde olduğunu, bir kısım sanıklarla örgütsel bağlantı içinde olduğunu, toplu organizasyonlar yaparak örgütsel faaliyette bulunduğunu ve böylece sanığın Devrimci Karargah Örgütü üyesi olduğu kanaatine varmış ise de; sanığın tüm tape kayıtlarının incelenmesinde, sosyal ilişki bağlamında konuşmaların olduğu, iletişim tespit tutanaklarında olan parayla ilgili konuşmaların örgüte maddi kazanç sağlamaya ilişkin olduğuna dair delil olmadığı gibi sanık savunmasının aksine de bir tespit yapılamadığı, sanığın "nostaljik pilav günü" organizasyonu olarak düzenlediği etkinliğin savunmasında olduğu gibi tapelerde de geçmesine rağmen bu durumun dikkate alınmayarak örgütsel toplantı olarak değerlendirildiği, bu hususlar dışında ise sanığın örgüt üyesi olmayan sanık ... ile olan konuşmalarının hükme esas alındığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, Devrimci Karargah Örgütü üyesi olduğu kabul edilen ve sanık ... ile ... arasında 17.10.2010 tarih saat;19:22'de (Tape: 864256073) geçen konuşmada sanık ... hakkında aynen; "
...................
... : Usta sana ben birşey söyleyecektim ben bu şeye gittim ... diye bir şey var biliyorsun ... nün başını çektiği
... : Evet
... : Oraya oturmaya gittik böyle orda bu ...... varya şuanda tutuklu bulunan
... : Haaa
... : Onun ismi geçti işte senin ile menin ile alakası var işte seni şeyyaptılar senin ile lakası varmış güya
... : Hayır kesinlikle hiçbi tanışıklığımız bile yok
... : Bende dedimki ben uzun süredir ...inde Kaldım ATILIMDA çalıştım herkeste bili dedimki... eski ... bu adam dedim pilav günü yapıyordu ......r ... ne kadar Pilav günü ne geldi dedim şuan içerde olan ...... bile ben bunun yanında gördüm dedim eğer dedim KURTULUŞÇULAR dedim birazcık şerefleri varsa çıkıp derler he kabul edirik bu adam mafyacılık yapı herkeste biliyor
... : Hayır onlar söylüyor kontağımız onlar söylüyor kontağımız Diyoloğumuz vardı oturuyoruz konuşuyoruz sohbet ediyorduk diyorlar onlar
... : Yalan ama bu adam mafyacılık yapıdi bu adamdan nemalanilerdı yanı sen bilimidin bunları
... : Evet evet ... ile de görüştük ... de aynısını söylüyor görüşüyorduk amam o ilişkilerini bilmiyorduk
... : Bu adam mafya yalan söylüyorlar
... : Tek şey bu adamla bizim merhabamız bile yok
... : Yalan onlar yalan söyliyi ben ... ATILIMDA uzun süre çalıştım tama mı bu adam mafya herkeste bili bu adamla alakaları var bunların
... : Var tabi onuda inkar etmiyorlar aklı basında adamlar inkar etmiyorlar zaten
... : Bide bizim üstümüze atıyorlar bunu
...: Yok onu ibnelik olsun diye yaptılar yok onu tutturamadılar "
Şeklindeki, sanığın Devrimci Karargah Örgütü ile ilişkisinin olmadığına dair konuşmanın mahkemece dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.
- Sanığın silahlı örgüt üyesi olduğuna ilişkin kabul edilen ve içeriği yukarıda anlatılan, teknik araçla izleme ve takip tutanağında da örgütsel bağa ilişkin ne suretle kanaat oluştuğuna dair şüpheden uzak, somut ve inandırıcı gerekçeler kararda gösterilmemiştir.
- Bahsedilen deliller dışında hükme esas alınan ve gerekçede belirtilen ADSL hattında...@hotmail.com adresinin kaydının bulunması, sanığın evinde yapılan aramada CMK'nın 134. maddesinde aykırı olarak el konulan ancak sanıkça da kabul edilen görüntüler ile tüm dosya kapsamında bulunan diğer deliller de incelendiğinde,
Sanık ...'ın silahlı terör örgütü üyeliği için gereken, örgütle organik bağ kurduğuna, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunduğuna ve mahkumiyetine ilişkin kesin, inandırıcı ve yeterli delil elde edilememiştir.
V. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2)Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesinin 22.12.2014 tarih ve 2014/5464 Esas, 2014/12447 Karar sayılı ilamında;
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen ONAMA KARARININ KALDIRILMASINA;
... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 tarih ve 2009/213 Esas, 2013/137 sayılı kararı ile;
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üyeliği suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için; örgütle bağ kurup eylemlerine katıldığına, rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, mevcut şüphenin de sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliğinden verilen mahkumiyet hükmünün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 07.06.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Kararları yayıma hazırlayanın notu:

Yargıtay’ın yayımlanmış kararları arasında ankesörlü sözcüğünün geçtiği iki karar bulabildik.  Anlaşılan Ankesörlü telefonla ardışık aramaya ilişkin verilen kararlardan henüz Yargıtay denetiminden geçen bir karar bulunmamaktadır.

Müdafi olarak yaptığım bir savunmada şöyle demiştim:

V-Kuşkudan sanık yararlanır

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi birçok durumda uygulanma kabiliyeti olan ve uygulaması da görülen bir ilkedir. Buna göre; Suçun ispatına ilişkin, manevi unsura ilişkin, suçun indirim sebeplerine ilişkin, hukuka uygunluk sebeplerine, haksız tahrike ilişkin şüphe bütün bu ve benzeri durumlarda eğer mahkeme kesin bir kanaate varamıyor ise şüpheyi sanık lehine yorumlamalı ve öyle hüküm kurmalıdır.

Ceza yargılaması, şüphenin ortadan kaldırılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaçlar. Bu noktada yargılama konusu olayın mahkemece aydınlatılması mecburidir. Bunun için de hazırlık soruşturmasının eksiksiz yapılması ve toplanması gereken bütün delillerin toplanmış olması, mahkemenin de son soruşturma aşamasında maddi olayın sübuta erip ermediği konusunda sonuca varmadan önce, her türlü delili, eksiksiz, boşluksuz, çelişkisiz değerlendirmiş olması gerekir.

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi; özenle yapılmış bir hazırlık soruşturmasına, her türlü araştırma - soruşturma sonucu toplanmış ve değerlendirilmiş bütün delillere rağmen sanığın suçluluğu veya aleyhe durum konusunda var olan makul şüphenin giderilmemesi halinde uygulanmalıdır.

Her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilgisi bulunan şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre yapılan ceza muhakemesinin sonunda fiilin sanık tarafından işlendiği %100 belirliliğe ulaşmadığı takdirde BERAAT kararı verilecektir

Şüpheden sanık yararlanır  ilkesi ile güdülen amaç bir suçlunun cezasız kalmasının bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir,başka bir ifade ile masumluk karinesidir.(CMK adalet komisyonu raporu)

Bir  kimseyi bir suçtan mahkum edebilmemiz için,o kimsenin suçu işlediğinin %100 kesin olması gerekir,burada %1lik bir şüphe bile sanığın beraat etmesi gerektirir.Şüpheden sanık yararlanır kuralının anlamı budur.yani masum bir kimsenin cezalandırılmaması suçlu kimsenin cezalandırılmasına üstün tutulmaktadır..

Sadece ankesörlü telefonla aramaya dayanan mahkumiyet kararlarında ise %100 kesinlikten söz etmek mümkün değildir.

Yargıtay’ın bu konuda vereceği kararı merakla beklemekteyiz.

Av. Rahmi Ofluoğlu

Biz

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.