Mihriban
Mihriban
29 Aralık 2021 Çarşamba 11:11
İfade Vermeye Zorlama Amaçlı Olarak Mal Varlığına Elkoyma Tedbiri Uygulanması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmediği

Olaylar 

Başvurucu, Belçika'nın Brüksel şehrinde ikamet etmektedir. 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası Yunak Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı kişiler hakkında terör örgütü üyeliğinden soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında Yunak Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) kararıyla başvurucunun Konya'nın Yunak ilçesinde bulunan evinde yapılan aramada örgüte ait olduğu değerlendirilen eğitim kurumlarına ve derneğe ait tapu senetleri, kira sözleşmeleri, banka dekontları, banka hesap cüzdanları, yapı kullanma izin belgesi, yapı ruhsatı, deprem mevzuatına uygunluk belgesi vs. ele geçirilmiştir. Ayrıca aynı soruşturma kapsamındaki şüpheliler A.Y. ve N.K. ifadelerinde -kamu makamlarınca örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen- bir dernek binasının başvurucudan kiralandığını belirtmiştir.

Başsavcılığın talebi üzerine Hâkimlik, başvurucunun yokluğunda tutuklanmasına ve Türkiye'de bulunan mal varlığı ile hak ve alacaklarına elkonulmasına karar vermiştir. Kararda, başvurucunun yurt dışında ikamet ettiği ve iadesinin talep edilebilmesi için elkoyma kararı verildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun elkoyma kararına yaptığı itirazı Akşehir Sulh Ceza Hâkimliği (itiraz mercii) reddetmiştir.

İddialar 

Başvurucu, ifade vermeye zorlama amaçlı olarak mal varlığına uygulanan elkoyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi 

Somut olayda elkoyma tedbirinin amacı başvurucunun soruşturma ve kovuşturma mercilerinin önüne çıkarılmasını sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Kaçak olarak kabul edilen şüpheli veya sanığın soruşturma veya kovuşturma mercilerinin önüne çıkarılmasının sağlanmasında kamu yararının bulunduğu açıktır. Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Somut olayda kamu makamlarının başvurucunun terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinden şüphelenmelerini haklı gösteren olguların mevcut olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun soruşturma makamına başvurmasını sağlamak amacıyla mal varlığına el konulmasının bir toplumsal ihtiyaca cevap verdiği kanaatine varılmıştır.

Başvurucu, elkoyma tedbirinin hukukiliğiyle ilgili iddialarını itiraz merciinde ileri sürme imkânı bulmuş; bu süreçte kendisini avukatla temsil ettirebilmiştir. Başvurucu, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanmadığını ileri sürmekte ise de bu iddiaları soyut ve genel bir biçimde ileri sürmüş; kendisiyle ilgili yargılamaya özgü nedenlerin varlığını iddia etmemiştir.

Müdahalenin orantılı olup olmadığı değerlendirilirken dikkate alınacak unsurlardan biri de malikin davranışlarıdır. Başvurucunun soruşturma makamlarına müracaatı hâlinde tedbir ortadan kalkacaktır. Bu durumda başvurucu, Cumhuriyet savcısına başvurmayarak hakkında elkoyma tedbirinin uygulanmasına ve bu tedbirin devam etmesine kendisi sebebiyet vermiştir. Bu yönüyle başvurucunun hukuki ve fiilî engeller nedeniyle Türkiye'ye gelemediğini ve bulunduğu ülkedeki Türk makamları aracılığıyla ifade vermek istediğini soruşturma makamlarına bildirdiğini ileri sürmediğinin de hesaba katılması gerekir.

Somut olaydaki tedbir başvurucunun Türkiye'deki mal varlığıyla sınırlı olarak uygulanmıştır. Başvurucu, Türkiye'de veya Belçika'da yaşayan ve geçimini sürdürmek için bu mal varlığına bağımlı olan bir yakınının bulunduğunu iddia etmemiştir. Dolayısıyla elkoyma tedbirinin başvurucuya aşırı külfet yüklediğini değerlendirebilmek için elde herhangi bir neden bulunmamaktadır.

Bu durumda kaçak durumda bulunan başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine işaret eden şüphenin gösterilebilmiş olması karşısında Cumhuriyet savcısına başvurmasını temin etmek amacıyla Türkiye'de bulunan mal varlığına el konulmasının -başvurucunun kendi fiiliyle buna neden olduğu ve ayrıca elkoyma işlemi nedeniyle yakınlarının yoksulluğa düşeceğini iddia etmediği gözetildiğinde- ölçülü olduğu ve kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki adil dengeyi zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

https://www.anayasa.gov.tr/

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.