Mihriban
Mihriban
10 Ocak 2022 Pazartesi 18:12
Belli Suçlardan Hükümlü ve Tutukluların Kurum Dışına Çıkmalarını Kısıtlayan Kuralın İptali

Dava Konusu Kural 

Dava konusu kuralla, belli suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların kurum dışına çıkmalarının bazı gerekçelerle Cumhuriyet başsavcılığınca kısıtlanması öngörülmektedir.

İptal Talebinin Gerekçesi 

Başvuruda özetle; hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumu dışına çıkmaları keyfî bir şekilde sınırlandırılarak Anayasa’nın 42. maddesi ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan eğitim hakkının engellendiği, eğitim amacıyla kapalı kurum dışına çıkma hâlinde doğabilecek güvenlik risklerine karşı devletin gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, kısıtlama durumunda eğitim hakkının kullanılabilmesi için alternatif imkânların gösterilmediği, kısıtlamanın ölçüsüz ve keyfî uygulamalara yol açabileceği belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi 

Dava konusu kural gereği kısıtlama uygulanabilmesi için öncelikle kurum dışına çıkmaya ilişkin yetkili makamca verilmiş yazılı bir emrin bulunması gerekmektedir. Kanun’un ilgili maddeleri ile ikincil mevzuatla kurum dışına çıkma konusunda değişik hâller bakımından yazılı emir verme yetkisi; mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları, Adalet Bakanlığı ve kurumun en üst amirine verilmiştir. Buna göre kurum dışına çıkma emrini içeren kararların bir kısmı yargısal nitelikte bir kısmı ise idari nitelikte kararlardır. Kısıtlamaya yönelik işlemin idari işlem olması karşısında yargısal karara dayanan kurum dışına çıkma hâllerinin kısıtlanıp kısıtlanamayacağına ilişkin kuralda bir belirleme yapılmamıştır. Bu belirsizlik dolayısıyla kuralın yargısal kararla kurum dışına çıkma emri verilen hâllerde de uygulanabileceğinin kabulü hâlinde Anayasa’nın birçok hükmüne aykırı sonuçlar ortaya çıkacaktır.

Her ne kadar kısıtlama gerekçeleri arasında sayılan “yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği” gerekçesi eğitim amaçlı kurum dışına çıkma hâline işaret etmekte ise de bu hâlden bağımsız kısıtlama gerekçeleri olan “ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği” gerekçelerinin sadece eğitim amaçlı kurum dışına çıkma hâllerine işaret etmediği, diğer kurum dışına çıkma hâlleri bakımından da kullanılabileceği söylenebilecektir. Bu durumda ne dava konusu kuralda ne de kuralın içinde bulunduğu cümlede yer alan kısıtlama gerekçelerinden kısıtlama yetkisinin sadece eğitim amaçlı kurum dışına çıkma hâli ile ilgili olduğu sonucu çıkartılamamakta, kuralın bütün kurum dışına çıkma hâllerini kapsayacak biçimde de anlaşılabileceği görülmektedir.

Dava konusu kuraldaki belirsizlik nedeniyle kuralın bazı suçlardan hükümlü ve tutuklu olan kişilerin hastalık, doğal afet, yangın gibi hâllerde kurum dışına çıkmalarının kısıtlanabileceği şeklinde anlaşılabilmesi ve yaşama veya maddi ve manevi varlığa yönelik yakın tehlike bulunması durumunda dahi kurum dışına çıkmanın kısıtlanması, devletin yaşamı, maddi ve manevi varlığı koruma yükümlülüğü ile bağdaşmayacaktır.

Bunun yanı sıra söz konusu belirsizlik nedeniyle mahkemelerin kurum dışına çıkma emrini verdiği hâllerin kural kapsamında değerlendirilmesi ve kısıtlanması durumunda idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu yönündeki Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrası da ihlal edilmiş olacaktır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

https://www.anayasa.gov.tr/

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.