Geceye kadar çalışıyoruz, yatana kadar hatta.

Yorgunluk öyle yoğun ki, eşinin sırtını çiğnemesi bile kafi gelmiyor zaman zaman.

Çalışıyoruz, neticeten 3.dünya ülkesiyiz, sömürünün önde gelenlerinden hemde.

Krizdeki Yunanistan, battı denilen Portekiz, soyu tükenen İzlanda bile bizden kat be kat daha ferah, daha refah, daha bi daha...

Neticeden adamlar 09.00 da işe başlayıp 15.00 oldu mu paydos! Akabinde dileyen pub'a, dileyen kiliseye, dileyen evine-çocuklarına-eşine.

Biz, bizim milletimiz, cânım insanlarımız, eşşek gibi çalışıp eşşek gibi uyuyorlar yorgunluktan, bitap düşmüşüz ekmek parası için.

Hayatı kaçırıyoruz, sağımızdaki-solumuzdaki-arkamızdaki insanı, ailemizi, toplumu kaçırıyor, herşeyden bi haber oluyoruz.

Peki neden!

TEPKİ!!!

Tepkisiz birey, tepkisiz aile, tepkisiz toplum oluşumuzdan.

Aza tamah edip, çoğu, haram görmemizden.

3 ay, tepki gösterip, grev yapıp, direniş gösterselerdi şayet Soma madencileri, kayıp vermezdik.

İşvereni itekleseydi Mecidiyeköy işçileri, asansör faciaları olmazdı.

Duyarlı olsaydık toplumca, ne Hrant Dink suikasti, ne Balyoz-Ergenekon davası, ne de Kürt sorunu olurdu.

Biz, toplum olarak duyarsızız maalesef, hatta benciliz. Hem de çokkkk benciliz.

Çanakkale'de, Anafartalar'da birliktelik-beraberlik ruhuyla hareket edildi, Biz O kahramanlar sayesinde şuan bulunduğumuz topraklardaysak eğer, bu kahramanların yaptıklarına karşılık, bencillik, kişisellik armağan edemeyiz, etmemeliyiz.

Acı çekmemek, aç kalmamak, sorun yaşamamak için birine, birilerine tamah edip boyun büküyorsun!

İyi mi yapıyorsun Sence, günü kurtarmaktan başka?

Acı çekmeden, ne Sen, ne Ben, ne Toplum gelişir.

Kar-zarar ortaksa bu dünyada, acı ve mutluluk da ortaktır değil mi?

Mühim olan bugün değil, yarındır sevgili dostlar. Yarının Bizim olmayacağı aşikar ancak çocuklarımız, torunlarımız için bencilliği bırakıp, Onlar için büyük bir şemsiye açalım, hayatın azizliklerine karşı.

Sevgi ve saygılarımla...

Ulaş SABANCILAR

Katılım Büro-Sen Gnl.Bşk.Yrd.