banner237
Yeşim
Yeşim
22 Şubat 2018 Perşembe 10:30
Yargıtay 16 Ceza Dairesi'nin Silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile ilgili Bozma ve Onama Kararları

16. Ceza Dairesi         2016/7219 E.  ,  2017/5838 K.


    "İçtihat Metni"

    TALEP : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2016 tarih 2016/388953 sayılı yazıları ile:
    Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2009 tarihli ve 2009/76 esas, 2009/310 sayılı kararı ile 10 ay hapis cezasına hükümlü ... hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 01.07.2015 tarihli müddetnameye karşı yapılan itirazın kabulüne ve hükümlü hakkındaki infaz rejiminin 5275 sayılı Kanunun 107/2. maddesine göre belirlenmesine dair İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2015 tarihli ve 2009/76 esas, 2009/310 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2015 tarihli ve 2015/439 değişik iş sayılı kapsayan infaz dosyası incelendi.
    Dosya kapsamına göre, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. maddesinde yer alan hükmün "Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler." şeklindeki düzenlemesi karşısında, hükümlü hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan 5237 sayılı Kanunun 220/2. maddesi uyarınca verilen mahkûmiyet hükmünün infazının 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesi gereğince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.11.2016 gün ve 94660652-105-34-11016-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    I- Olay:
    Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan hükümlü ... Fodiyatis'in eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 220/2, 62 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna dair İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 04.12.2009 tarihinde verilen ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.05.2014 tarih 3549-3507 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen cezanın, 5275 sayılı Kanunun 108/1-c maddesi gereğince infazına dair İzmir C. Başsavcılığınca düzenlenen 01.07.2015 tarihli müddetname ile ilgili olarak, hükümlü müdafiinin talebi üzerine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2015 tarih, 2009/76-310 sayılı ek kararı ile özetle; sanık hakkında kesinleşen ilamda, verilen cezanın TCK'nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği hususunda bir tesbit bulunmadığından hükümlü lehine 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi gereğince müktesep hak oluşması nedeniyle cezanın 5275 sayılı Kanunun 108/1-c maddesi gereğince çektirilemeyeceği gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiş, Cumhuriyet savcılığının itirazı üzerine İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2015 tarih 439 sayılı kararı ile vaki itiraz reddedilmiştir.
    II- Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
    Dairece çözülmesi gereken uyuşmazlık; suç işlemek üzere kurulan örgüte üye olmak suçundan 5237 sayılı TCK'nın 220/2. maddesi gereğince hükümlü ...'in cezalandırılmasına dair temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen hükümde, işbu cezanın 5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmediğinden, 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi bağlamında infazın 5275 sayılı Kanunun 108/1-c maddesi gereğince yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
    III- Hukuki Değerlendirme:
    Konuyla ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
    Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
    Madde 58- (1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde,tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez.
    (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
    a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
    b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
    Geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
    (3) Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.
    (4) Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
    (5) Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
    (6) Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
    (7) Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir.
    (8) Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır.
    (9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
    Koşullu salıverilme
    Madde 107- (1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.
    (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
    (3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;
    a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı,
    b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,
    c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,
    d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,
    e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz,
    Yıldır.
    (4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler;
    a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk,
    b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
    c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
    d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört,
    e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki,
    Yıldır. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/9 md.) Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
    (5) Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.
    (6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.
    (7) Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında çalıştırılabilir.
    (8) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresinde eğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.
    (9) Hâkim, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.
    (10) Hâkim, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemeden geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde kaldırabilir.
    (11) Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemeye verilir.
    Mahkeme, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
    (12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu salıverilme kararı geri alınır.
    (13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün;
    a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasının aynen,
    b) (Değişik: 25/5/2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla takdir edilecek bir sürenin,
    Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.
    (14) Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
    (15) Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına;
    a) Hükümlü geri kalan süre içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse, hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi tarafından,
    b) Hükümlünün bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmemesi hâlinde koşullu salıverilme kararına esas teşkil eden hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi veya koşullu salıverilme kararını vermiş olan mahkeme tarafından,
    Dosya üzerinden karar verilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.
    (16) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" başlıklı Dördüncü Bölüm, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölüm, "Milli Savunmaya Karşı Suçlar" başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
    Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri
    Madde 108- (1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;
    a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılının,
    b) Müebbet hapis cezasının otuzüç yılının,
    c) Süreli hapis cezasının dörtte üçünün,
    İnfaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir.
    (2) Tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz.
    (3) İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda, hükümlü koşullu salıverilmez.
    (4) Hâkim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler.
    (5) Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır.
    (6) Hâkim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.
    (7) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Cezanın infazı tamamlandıktan sonra devam eden denetim süresi içinde, bu madde hükümlerine göre kendilerine yüklenen yükümlülüklere ve yasaklara aykırı hareket eden mükerrirler, infaz hâkimi kararı ile disiplin hapsine tabi tutulur. Disiplin hapsinin süresi on beş günden az ve üç aydan fazla olamaz.
    (8) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Çocuğa karşı işlenen bir suçtan dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde birinci fıkradaki koşullu salıverilme süreleri uygulanır.
    (9) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Birinci fıkradaki koşullu salıverme süreleri, 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102'nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan cinsel saldırı suçundan, 103'üncü maddesinde tanımlanan çocukların cinsel istismarı suçundan, 104'üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan, 188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında da uygulanır. 188'inci madde hariç olmak üzere bu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkûm olanlar hakkında, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içinde, aşağıdaki tedavi veya yükümlülüklerden bir veya birkaçına infaz hâkimi tarafından karar verilir:
    a) Tıbbi tedaviye tabi tutulmak
    b) Tedavi amaçlı programlara katılmak
    c) Suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak
    d) Mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak
    e) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak
    f) Çocuklar hakkında bakım ve gözetim yükümlülüğünü gerektiren faaliyet icra etmekten yasaklanmak
    (10) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Dokuzuncu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz.
    (11) (Ek: 18/6/2014-6545/82 md.) Bu maddenin dokuzuncu fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.
    (1421 sy.CMUK'UN)
    Davaya yeniden bakacak mahkemenin hak ve mecburiyetleri:
    Madde 326 – (Değişik: 21/5/1985 - 3206/66 md.)
    Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
    Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları
    tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.
    Yargıtaydan verilen bozma kararına mahkemelerin ısrar hakkı vardır. Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.
    Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291'inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
    (5271 sy.CMK'NIN)
    Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri
    Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
    (2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
    (3) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. (Değişik ikinci cümle: 24.11.2016-6763/36 md.) Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. (Ek iki cümle: 24.11.2016-6763/36 md.) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
    (4) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
    Bu düzenlemeler ışığında,suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular kurumlarının hukuki nitelikleri ile usulü kazanılmış hak kavramının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
    A-) Tekerrür yönünden:
    5237 sayılı TCK’nın “güvenlik tedbirleri” bölümünde düzenlenen ve aynı Kanunun, 7/3 maddesinin gerek sarahati gerekse madde gerekçesinde nitelik olarak “infaz rejimine ilişkin bir norm” olarak vasfı tayin edilen TCK’nın 58. maddesinin, hüküm fıkrasında anılan kanun maddesinin 7. bendindeki emredici düzenleme nedeniyle gösterilmesi zorunlu olup, kural olarak mahkumiyet hükmünde hiç belirtilmemesi halinde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi gereğince aleyhe temyiz bulunmayan durumlarda usulü kazanılmış hak kapsamında kalacağı kabul edilmekte ise de; hükümde sadece TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi ancak tekerrüre esas alınan mahkeme ilamı ve/veya 5275 sayılı Kanunun 108/3 maddesinde yer alan ikinci defa tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesi tesbiti yapılmamış bile olsa, zikredilen normun gerek güvenlik tedbiri (CGK’nın 12.12.2006 tarih 11-301-296 sy.ilamı), gerek infaz rejimi kuralı (CGK’nın 20.05.2014 tarih 2013/6-353, 2014/277 sy, 3. Ceza Dairesinin 25.02.2015 tarih, 4294-7344 sy. ilamları) olması gerekse 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesindeki düzenlemenin koruma kapsamının “ceza tür ve miktarı” ile sınırlı bulunması (CGK’nın 11.02.2014 tarih, 70-57 sy., Dairemizin 12.01.2016 tarih, 2015/1213-2016/124 sy. kararları) karşısında, aleyhe temyiz bulunmayan hükümde verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak uygulanmasında zorunluluk bulunan TCK’nın 58/9. maddesinin infaz aşamasında re'sen nazara alınması mümkün olduğundan ayrıca hükümde gösterilmemesinin 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi kapsamında kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilmelidir.
    B-) Özel tehlikeli suçlular yönünden:
    5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesinde, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçluların özel tehlikeli suçlu olarak kabul edildiği ve bunlar hakkında da mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedileceği öngörülmektedir.
    Örgüt mensubu suçlu kavramı, 5237 sayılı TCK'nın 6/1-j maddesinde;"Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi," olarak tanımlanmıştır.Suç işleme eğilimleri ve kişilik özellikleri itibariyle diğer suçlulara nazaran tehlikelilik hallerinin daha yoğun olduğunu kabul eden kanun koyucu hem toplumu bu tehlikeden korumak hem de bu kişileri ıslah ve topluma yeniden kazandırmak amacıyla bunlara özel bir infaz rejimi belirlemiştir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, TCK'nın 58/9. maddesi bir ceza değil, cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi olduğundan CMUK'nın 326/son maddesi kapsamında kazanılmış hak oluşturmaz.
    Diğer taraftan, örgüt mensubu suçlularla ilgili özel düzenleme olan 5275 sayılı Kanunun 107/4 maddesi de nazara alındığında özellikle süreli hapis cezalarının infazı yönünden, hükümde dayanak yasa maddesi gösterilsin ya da gösterilmesin kazanılmış haktan bahsetme imkanı bulunmamaktadır.
    Açıklanan nedenlerle yerinde olan itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
    IV- Sonuç ve Karar:
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2016 tarih 2016/388953 sayılı itirazının KABULÜNE, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2015 tarihli ve 2009/76 esas, 2009/310 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2015 tarihli ve 2015/439 değişik iş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA,
    Dosyanın gerekli işlemler yapılmak üzere mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını TEVDİİNE, 29.12.2017 tarihinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile karar verildi.

    ********************************************************************************************************************************************

    16. Ceza Dairesi         2017/2312 E.  ,  2017/5914 K.


      "İçtihat Metni"

      Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
      Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
      Hüküm : TCK'nın 221/2. maddesi delaletiyle CMK'nın 223/4-b maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına.

      Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
      TCK'nın etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi birlikte nazara alındığında, iki yıldır örgüt içerisinde kalan ve örgütteki konumu, faaliyetleri ve bu faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar bakımından yeterli ve samimi bilgi vermediği anlaşılan sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
      Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına göre olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen itirazlarının reddiyle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükmün ONANMASINA, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

      ********************************************************************************************************************************************

      "İçtihat Metni"

      Mahkeme Kararı : Ağır Ceza Mahkemesinin
      Hüküm : Onama
      Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma

      Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
      İtiraz Edilen Karar:
      Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısı ve ekindeki dava dosyası incelendiğinde; İzmir (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.10.2012 tarih ve 2008/159 esas, 2012/250 karar sayılı kararında ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, hükmün sanık müdafii tarafından temyizi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık yönünden onama talep eden tebliğnamesi üzerine, Dairemizin 13.07.2017 tarih ve 2015/2164 – 2017/4800 sayılı ilamı ile sanık yönünden hükmün onanmasına karar verilmiştir.
      İtiraz Gerekçesi:
      Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2017 tarih ve KD–16-2016/143777 sayılı yazısı ile yapılan itirazda; “UYAP üzerinden alınan nüfus kaydına göre sanığın 19/09/2012 günü öldüğü, hüküm tarihinin ise 03/102012 olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
      Sanığın ölümü halinde hakkındaki kamu davasının düşürülmesini amir TCK.nun 64. maddesi gereğince, yerel mahkemece düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla, Yüksek Daire onama kararına itiraz etmek gerekmiştir.” gerekçesi ile Dairemizin onama kararına itiraz ederek kararın kaldırılarak sanık ... yönünden bozulmasına karar verilmesini aksi takdirde itirazın incelenmesi için, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
      İtirazın Konusu:
      Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İzmir (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanık ... hakkında, ölüm nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
      Hukuki Değerlendirme:
      TCK’nun Genel Hükümler Kitabının, yaptırımlar başlıklı üçüncü kısmında "Dava ve Cezanın Düşürülmesi" başlığı altındaki dördüncü bölümünde 64 ilâ 75. maddeler arasında belirtilen beş sebep, dava ve ceza ilişkisini düşüren neden olarak tespit edilmiştir. Bunlardan 64. maddesindeki;
      “1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddî menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
      2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm infaz olunur” şeklindeki düzenleme ile sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla zoralıma tabi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği belirtilmiştir. Buna göre, kamu davası açıldıktan sonra sanığın öldüğünün belirlenmesi halinde mahkemece düşme kararı verilecek, ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirdiğinden iştirak halinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecek, sanığın ölümü niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmayacaktır.
      Uyuşmazlığın çözümüne yönelik olarak, sanığın öldüğüne ilişkin bir iddianın ortaya çıkması ya da UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden) alınan nüfus kaydında öldüğü bilgisinin yer alması veya sanık adına tebliğnamenin tebliğ edilmesi için çıkarılan evrakın öldüğünden bahisle iade edilmesi gibi durumlarda, ölümün kamu davasının düşürülmesini gerektiren bir neden olduğu da göz önüne alınarak, ölüm nedeniyle düşme kararının temyiz merciince dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında verilmesi yerine, ölüm bilgisi nedeniyle diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilerek yerel mahkemelerce mahallinde yapılan araştırmada sanığın öldüğünün kesin olarak belirlenmesinden sonra düşme kararı verilmesinin sağlanması gerekmektedir.
      Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
      UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus kaydına göre; sanığın, yargılama devam ederken 03.10.2012 tarihli hükümden önce 19.09.2012 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçesi yerinde görülmekle itirazın kabulüne karar verilmiştir.
      KARAR:
      1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
      2-Yargıtay Yüksek 16. Ceza Dairesinin 13.07.2017 tarih ve 2015/2164 E. 2017/4800 K. sayılı ilamında sanık ... hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçundan onama kararının KALDIRILMASINA,
      3-Sanık müdafıinin temyizine ilişkin incelemede;
      Sanık ...'nın hükümden önce 19.09.2012 tarihinde öldüğüne ilişkin kayıt araştırılarak TCK'nın 64/1. maddesi gereğince hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
      Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.

      ********************************************************************************************************************************************

      "İçtihat Metni"

      Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
      Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Resmi belgede sahtecilik
      Hüküm : 1-TCK’nın 220/6 maddesi delaleti ile 314/2, 220/6, 53/1, 58/9, 62/1 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince mahkumiyet                               
      2-TCK’nın 204/1, 62/1, 53/1, 58/9, 63 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince mahkumiyet


      Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
      1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
      Sanığın sahte olduğu belirlenen nüfus cüzdanını düzenlediğine veya kullandığına ilişkin mahkumiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığından beraati yerine yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi
      2-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
      Sanığın kargo şirketinden sahte nüfus cüzdanı alacağının ihbar edilmesi üzerine, içerisinde müşteki ...’ın kimlik bilgileri ve üzerinde silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkumiyeti bulunan ...’ın fotoğrafı yapıştırılmış sahte nüfus cüzdanı olan kargoyu teslim aldıktan sonra yakalandığı olayda, eyleminin bir bütün olarak silahlı terör örgütüne yardım etmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
      3)Kabul ve uygulamaya göre de;
      Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararının TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
      Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

      ********************************************************************************************************************************************

      16. Ceza Dairesi         2017/2570 E.  ,  2017/5913 K.


        "İçtihat Metni"

        Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
        Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
        Hüküm : TCK'nın 220/6. maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/6, 62/1, 53/1, 58/7-9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca mahkumiyet

        Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
        Sanık hakkında öncelikle temel ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220/6. maddesinin 2. cümlesi uyarınca gerekli indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış; Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih 2014/140 E. 2015/85 K. sayılı iptal kararının, TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; temel cezanın tayini sırasında uygulama maddesinin "TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle” yazılması yerine, “TCK'nın 220/6. maddesi delaletiyle” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
        Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

        ********************************************************************************************************************************************

        16. Ceza Dairesi         2017/2718 E.  ,  2017/5870 K.


          "İçtihat Metni"

          Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
          Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Görevi yaptırmamak için direnme, 2911 sayılı Kanuna aykırılık
          Hüküm :1-TCK’nın 314/3 ve 220/6 maddeleri delaleti ile 314/2, 220/6, 53/1, 58/9, 63 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince mahkumiyet
                                                 2-TCK’nın 265/1-3-4, 53/1, 58/9, 63 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri gereğince mahkumiyet
                                                 3-2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK’nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
                                                4-2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet

          Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
          Gerekçeli karar başlığında suç adının "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme" yerine "silahlı terör örgütüne üye olma" olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı iptal kararının TCK'nın 53. maddesinin uygulanmaları yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
          Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

          ********************************************************************************************************************************************

          "İçtihat Metni"

          Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
          Suç : Terörizmin finansmanı
          Hüküm : 6415 sayılı Kanunun 4/1, TCK’nın 62, 58/9, 53, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet

          Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
          Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
          1-Sanıkların savunmaları, tanık beyanı ve teşhisi ile tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, PKK silahlı terör örgütünün kırsaldaki mensuplarıyla irtibat halinde bulunmak suretiyle gerçekleştirdikleri yardım faaliyetlerini sürekli ve karşılıksız şekilde yerine getirdiklerine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı nazara alındığında, sübut bulan eylemlerinin TCK'nın 220/7. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 314/2. maddesi uyarınca örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
          2-Hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 85. maddesiyle TCK'nın 220/7. maddesinde yapılan değişiklik karşısında sanıklar hakkında verilen cezada indirim yapılıp yapılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
          3- Kabul ve uygulamaya göre de;
          a-Ancak örgüt mensubu suçlular hakkında uygulanabilen ve 5237 sayılı TCK'nın 6/1-j maddesinde tanımlanıp tahdidi olarak sayılan; suç örgütü kuran, yöneten, örgüte katılan/üye olan veya örgüt adına suç işleyenlerden olmadığı için örgüt mensubu sayılmayan, hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden sanık hakkında verilen cezanın 3713 sayılı Kanunun 17/1. maddesi delaleti ile 5275 sayılı Kanunun 107/4 ve 108. maddeleri gereğince infaz edilmesi gerekmekte ise de şartları oluşmadığı halde TCK'nın 58/9. maddesinin tatbik edilmesi,
          b-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53/1. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
          Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, CMUK 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

          ********************************************************************************************************************************************

          16. Ceza Dairesi         2017/2999 E.  ,  2017/5811 K.


            "İçtihat Metni"

            Mahkemesi :Ceza Dairesi
            Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
            Hüküm : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62,
            53, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına
            ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

            Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
            Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
            Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
            Hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
            Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
            Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 - 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığının tespit edildiği, evinde örgüt mensuplarıyla örgütsel toplantılar yaparak onlara talimatlar verdiği, toplanan himmet paralarının grup sorumlusu olarak sanığa verildiği, örgütün gizli haberleşme programı olan Bylock programının 2015 yılı sonlarında deşifre olduğunu, artık kullanılmaması gerektiğini etrafındakilere söylediğinin tanık beyanlarıyla belirlendiği, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma ve kovuşturma bulunan sanıklarla
            irtibatının bulunduğu, bazılarını tanımadığını ileri sürdüğü ancak HTS kayıtları ile bu kişilerle de irtibatlı olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, tahliye talebinin reddine, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

            ********************************************************************************************************************************************

            16. Ceza Dairesi         2017/1728 E.  ,  2017/5776 K.


              "İçtihat Metni"

              Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
              Suç : Terörizmin finansmanı
              Hüküm : 6415 sayılı Kanunun 4/1, TCK’nın 62, 58/9, 53, 63.maddeleri uyarınca mahkumiyet

              Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
              Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
              1-Sanıkların savunmaları, tanık beyanı ve teşhisi, sanıklardan ...'ın verdiği bir kış boyu erzak sağlama sözünün yerine getirilmemesi ile tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, PKK silahlı terör örgütünün kırsaldaki mensuplarıyla irtibat halinde bulunmak suretiyle gerçekleştirdikleri yardım faaliyetlerini sürekli ve karşılıksız şekilde yerine getirdiklerine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı nazara alındığında, sübut bulan eylemlerinin TCK'nın 220/7. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 314/2. maddesi uyarınca örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
              2-Hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 85. maddesiyle TCK'nın 220/7. maddesinde yapılan değişiklik karşısında sanıklar hakkında verilen cezada indirim yapılıp yapılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
              3-Kabul ve uygulamaya göre de;
              a-Gerekçeli karar başlığında suç adının “Terörizmin finansmanı” yerine "Silahlı terör örgütüne üye olma" şeklinde yazılması,
              b-Ancak örgüt mensubu suçlular hakkında uygulanabilen ve 5237 sayılı TCK'nın 6/1-j maddesinde tanımlanıp tahdidi olarak sayılan; suç örgütü kuran, yöneten, örgüte katılan/üye olan veya örgüt adına suç işleyenlerden olmadığı için örgüt mensubu sayılmayan, hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden sanık hakkında verilen cezanın 3713 sayılı Kanunun 17/1. maddesi delaleti ile 5275 sayılı Kanunun 107/4 ve 108. maddeleri gereğince infaz edilmesi gerekmekte ise de şartları oluşmadığı halde TCK'nın 58/9. maddesinin tatbik edilmesi,
              c-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53/1. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
              Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, CMUK 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

              ********************************************************************************************************************************************

              16. Ceza Dairesi         2017/2621 E.  ,  2017/5912 K.


                "İçtihat Metni"

                Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
                Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Görevi yaptırmamak için direnme
                Hüküm : 1-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan; TCK'nın 220/6. maddesi delaletiyle TCK’nın 314/2, 220/6, 62/1, 53/1, 58/9, 63, 54. maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca mahkumiyet
                2-Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; TCK'nın 265/1-3-4, 62/1, 53/1-3, 58/7-9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca mahkumiyet
                3-2911 sayılı Kanuna aykırılık ve Terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından; Kovuşturmanın ertelenmesi

                Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
                1-Sanık hakkında, 6352 sayılı Kanunun geçici 1/b. maddesi uyarınca verilen kovuşturmanın ertelenmesi dair kararlar, anılan maddenin 4. fıkrası ile CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkra 2. cümlesi hükmü karşısında durma kararı niteliğinde itiraz yasa yoluna tabi olduğundan temyizi mümkün olmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
                2-Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
                Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
                1-Görevi yaptırmamak için direnme suçunda, hüküm kurulurken 3713 sayılı Kanun uyarınca 1/2 oranında artırım yapılması sırasında hesap hatası sonucu hapis cezasının “1 yıl 24 ay” yerine “3 yıl” yazılıp ardından da 1/6 oranında takdiri indirim yapılarak “1 yıl 18 ay” yerine “2 yıl 6 ay hapis ”olarak yazılması suretiyle fazla ceza tayini,
                2-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan temel cezanın tayini sırasında uygulama maddesinin "TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle” yazılması yerine, “TCK'nın 220/6. maddesi delaletiyle” olarak yazılması,
                3-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması
                Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün ikinci bendinin dördüncü fıkrasındaki “3 yıl hapis” ibaresinin çıkartılarak yerine “1 yıl 24 ay hapis” yazılması ve beşinci fıkrasındaki “2 yıl 6 ay hapis” ibaresinin çıkartılarak yerine “1 yıl 18 ay hapis” yazılması; hükmün birinci bendindeki "TCK’nın 220/6. maddesi yollamasıyla" ibaresi çıkartılarak yerine "TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri delaletiyle" ibaresinin eklemesi; ayrıca hükümdeki TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlarının bütünüyle çıkarılarak yerine "Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK'nın 53. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına" ibaresi eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

                ********************************************************************************************************************************************

                Yorumlar

                Dikkat!

                Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

                Üye Girişi Üye Ol