24 Haziran 2014 Salı 14:49
ZİLYETLİK TAPU KAYDINDAKİ ÖLÜM KAYDI ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARI

T.C.
YARGITAY
8. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2013/5904 
KARAR NO : 2014/3399

Y A R G I T A Y İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/09/2012
NUMARASI : 2010/265-2012/494
DAVACI : Durmuş Samur
DAVALI : Ahmet Dığış vs.
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

Durmuş Samur ile Ahmet Dığış ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 265/494 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Nazmi Yılmaz tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 55,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 197,00 TL'nin temyiz eden davalı Nazmi Yılmaz'dan alınmasına, 26.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Başkan V. Üye Üye Üye Üye
S.Altıngöz A.T.Çevikbaş F.Akçin A.Eryılmaz N.Beyazıtoğlu Kuşçuoğlu
(Muhalif)




LİRA
252,00 OH.
55,00 PH.
197,00 Kalan.
-//-



2013/5904-2014/3399 -2-
KARŞI OY

Davacı vekili 31.05.2010 havale tarihli dava dilekçesinde özetle: kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 850 ada 54 parsel sayılı taşınmazın davalıların miras bırakanı kayıt maliki Ali oğlu Halit Alaptekin adına tespit ve tescil edildiğini, oysaki bu taşınmazı vekil edeninin davalıların murisi Halit Alaptekin’den 1974 yılında haricen satın alarak zilyetliğini de devir aldığını ve o tarihten beri en az 25-30 sene aşkın süre ile müvekkilinin bu taşınmazı elinde bulundurduğunu ileri sürerek davalılar adına olan (davalıların murisi adına olan) tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmiş olup, davalılardan Ayşegül vekili 02.07.2010 havale tarihli dilekçesi ile özetle: davacının bu yeri satın almasının mümkün olmadığını, davalıların İstanbul’da ikamet etmeleri nedeniyle ara ara kiracı olarak kullanmış olabileceğini, haricen satışın geçerli olmadığını, kadastronun kesinleştiği 1982 yılından itibaren dava tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini vs. açıklayarak davanın reddini savunmuştur. 
Mahkemece, TMK'nun 713/2. maddesindeki ölüm sebebi ve aynı Kanun'un 713/1. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilerek ve Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı iptal kararının bu olaya uygulanamayacağı ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürüyemeyeceğinden bahisle davanın kabulüne, dava konusu 850 ada 54 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. 
Hüküm süresi içerisinde davalılardan Nazmi Yılmaz tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir. 
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; eldeki dava harcı ödenmek suretiyle 31.05.2010 tarihinde açılmıştır. Dava konusu 850 ada 54 nolu parsele ilişkin kadastro beyannamesi fotokopisi getirilmiştir. 28.08.1940 tarih ve 61 sıra nolu tapu kaydı esas alınarak, bağ niteliğiyle, 739 m2 olarak, 26.04.1981 tarihinde tam mülkiyet üzere Ali oğlu Halit Alaptekin adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 21.12.1982 tarihinde kesinleştirilmiştir. Beyanlar hanesinde Ali oğlu Halit Alaptekin’in ölü olduğu yazılıdır. Revizyon gören tapu kaydı getirilmiştir. Bu tapu kaydının Ali oğlu Halit Alaptekin adına tescil olunduğu görülmüştür. Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.08.2010 tarih 2010/644-612 Esas ve Karar sayılı hasımsız mirasçılık belgesi dosyadadır. Miras bırakan hafız Halit Kahvecioğlu'nun 27.09.1942 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak 16 kişinin kaldığı ve isimlerinin veraset belgesinde yazılı olduğu görülmüştür. Haricen düzenlenen 10.08.1974 tarihli “ gayrimenkul satış senedidir” başlıklı belge fotokopisi dosyadadır. Satıcıların Halit oğlu Eşref Kahvecioğlu vekili Mustafa Kalafatoğlu olduğu, alıcının ise Durmuş Samur (davacı) olduğu, dava konusunun Elbiz mevkiinde sınırları yazılı 1.5 ırgatlık miktarındaki taşınmazın vekaleten alıcısına satıldığı, iki tanık ile Fns yukarı mahalle muhtarının imzaladığı görülmüştür. Mahallinde keşif yapılmıştır. Okunan harici satış senedinin mevki ve sınırları olarak dava konusu yere uyduğunu söylemişlerdir. Sair bilgi ve belgeler dosya içerisindedir. 
Somut olaya gelince: davacının dava dilekçesindeki asıl isteği tespit öncesi murisin mirasçılarından birisi tarafından yapılan harici satış ve eklemeli zilyetliğe dayalı olarak tespit öncesi sebebe dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Harici satışın yapıldığı 1974 yılı ve özellikle dava konusu parsele ilişkin kadastro beyannamesinin kesinleştiği 21.12.1982 tarihinden davanın açıldığı 31.05.2010 tarihine kadar 3402 sayılı KK'nun 12/3 maddesi uyarınca on yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Öncelikle davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. 
-//-
2013/5904-2014/3399 -3-

Bundan ayrı, söz konusu taşınmaz harici satışın yapıldığı 1974 yılında davalıların miras bırakanı Ali oğlu Halit Alaptekin adına 28.08.1940 tarih 61 sıra numarası ile kayıtlıdır. Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Dosya içerisindeki veraset belgesine göre haricen satış yapan kişi murisin mirasçısı değildir. Kaldı ki, elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olan tereke malının bir mirasçı veya vekili tarafından satışı da geçerli değildir. Ayrıca, 3402 sayılı KK'nun 13/B-b maddesi uyarınca harici satışın yapıldığı tarihten kadastro tespitinin yapıldığı 1981 tarihine kadar on yıllık süre geçmemiştir. 
Tüm bunlardan ayrı olarak, TMK'nun 713/2. maddesinde ölüm sebebine ilişkin kurallar ve istek bu davada dinlenemez. Şöyle ki, 1- Davacı öncelikle ölüm sebebine dayanmamıştır. 2- Dayanmış olsa dahi haricen satan murisin mirasçısı değildir. 3- Biran için mirasçı olsa dahi dava konusu taşınmaz tereke malı olup elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Bir mirasçı ya da vekilinin satışı geçerli bir satış değildir. 4- Tüm bunların bir an için geçerli olduğu kabul edilse dahi haricen satışın yapıldığı tarihten kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı KK'nun 13/B-b maddesindeki on yıllık süre dolmamıştır. 5- Yerel mahkeme hakiminin nitelendirmesinin aksine eldeki dava 31.05.2010 tarihinde açılmıştır. Kararına gerekçe gösterilen Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas 2011/15 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesindeki “ölmüş” sözcüğü yasa maddesinden çıkarılmıştır. Artık, o tarihten itibaren kanunun metninde ölmüş sözcüğü yoktur. Bu durumda, yerel mahkeme hakiminin dayandığı gerekçe Kanuna ve Anayasa Mahkemesi kararına aykırıdır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin kararları mer’i Anayasamızın 153/2 maddesi uyarınca derdest davalara uygulanacağı yönündedir. Esasen HGK’nun ve Dairemizin kıyı kenar çizgisi ile ilgili benzer somut olaylarda Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağı biçimindedir. 20. Hukuk Dairesi, 1. Hukuk Dairesi, 14. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararları da bu yöndedir. 
Netice olarak, eldeki davada istek tespit öncesi haricen satın alma olgusuna ilişkindir. Öncelikle hak düşürücü süre geçmiştir. Öyle ise işin esasına girilmeden davanın bu nedenle reddedilmesi gerekir. Kaldı ki, haricen satış yukarıda açıklanan nedenlerle geçerli değildir. İşin esasına girildiğinde iş bu davanın yukarıda açıklanan nedenlerle de reddi gerekir. Bir an için mahalli mahkeme hakiminin nitelendirmesi dikkate alınırsa ki somut olayda böyle bir şey söz konusu değildir. Gerek HGK kararları, gerekse yukarıda değinilen Hukuk Dairelerinin emsal kararları ve Dairemizin özellikle kıyı kenar çizgisi ile ilgili dosyalardaki Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının meri Anayasamızın 153/2 maddesi uyarınca derdest davalara uygulanacağına ilişkin istikrarlı uygulamaları dikkate alındığından mahalli mahkeme kararının usulden, esastan ve bir yasal dayanağı olmadığından her yönü ile bozulması gerekirken Dairenin sayın çoğunluğunun formül onama şeklinde tecelli eden görüşüne katılmam olanaklı değildir. Açıkladığım tüm bu nedenlerle mahalli mahkemenin kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. 26.02.2014

Satılmış ALTINGÖZ
Başkan Vekili

ONANAN MAHKEME İLAMI
: Davacı vekili tarafından mahkememize verilen 31.05.2010 havale tarihli dava dilekçesi ile, Develi ilçesi, Camicedit mahallesinde bulunan 850 ada 54 parseldeki bağın 1974 tarihinde müvekkilinin satın alarak zilyetliğine geçirdiğini, o tarihten beri de fiilen kullandığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında davalıların müşterek murisi Ali oğlu Halit Alptekin adına yazıldığını, müvekkilinin bu yeri 30 seneyi aşkın süre ile nizasız fasılasız kullandığını, bu yerin belediye, hazine ve diğer kişilerle ilgisinin bulunmadığını belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraflara davetiye tebliğ edilmiş, davalılardan Aygül Karadöl vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile, davacının bu davayı açma hakkının bulunmadığını, diğer davalıların dava konusu yerden istifade ettiklerini, davacının bu yeri satın almasının mümkün olmadığını, kadastro tespitinden sonra 10 yıllık zaman geçtiğini, haksız ve yasaya aykırı şekilde açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, diğer davalılar tebligata rağmen duruşmalara katılmamış ve herhangi bir cevap vermemişler, davalılar Perihan Yılmaz ve Nazmi Yılmaz duruşmadaki beyanlarında açılan davayı kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.
Dava konusu taşınmazın tutanak ve tapu kaydı celp edilmiş, muris Hafiz Halit Kahvecioğlu'na ait veraset ilamı ibraz edilmiş, mahallinde keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş, bilirkişiden rapor alınmıştır.
Mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları beyanlarında, dava konusu taşınmazı Durmuş Samur'un kullandığını, Durmuş Samur'un satın aldığını, 1940 tarih 61 nolu tapu kaydının ve sınırlarının dava konusu yere uyduğunu beyan etmişlerdir.
Dava, tapunun iptali ile tescilinden ibarettir, davacı tarafın iddiaları, bir kısım davalı beyanları, yapılan keşif, dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu Develi ilçesi, Camicedit mahallesinde kain 850 ada 54 parselin Halil oğlu Hafiz Halit Kahvecioğlu adına ölü olduğu belirtilmek suretiyle kayıtlı olduğu, davacı vekili TMK 713/2. Maddesine dayanarak 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğunu belirterek tapuda kayıtlı taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
TMK 713/2 ye göre malik tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş yada hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunun taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir kısmının zilyedi de o taşınmazın tamamının bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini talep edebilir ancak bunun için taşınmazın davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süre ile ve malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde bulunması gerekir. Her ne kadar tapuda kayıtlı olan taşınmazın 10.08.1974 tarihindeki harici senetle yapılan satışın geçersiz olup taşınmazın mülkiyetini davacıya geçirmemiş ise de, bu satış aynı zamanda mirasçılardan sadece biri tarafından yapılması nedeni ile geçersiz ise de taşınmazın malik sıfatıyla satın alındığı ve 1974 tarihinden bu yana davasız ve aralıksız olarak tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile sabit olduğu üzere davacının zilyetliğinde olduğu, bu zilyetliğin 1974 tarihli senet ile alınması nedeni ile maliki sıfatıyla olduğu, dolayısı ile TMK 713/1 ve 2 deki koşulların davada gerçekleştiği sabittir. Gerçekten dava konusu yerde 1981 yılında kadastro tespiti yapılmış ve bu tespit itiraz edilmeden 20.12.1982 tarihinde kesinleşmiştir. Kadastro tutanağında Hafız Halit Kahvecioğlu adına tesbit görmüş ve kişinin ölü olduğu belirtilmiştir. Dolayısı ile TMK 713/2 deki " ... yirmi yıl önce ölmüş" ibaresinden tapu malikinin 1982 tarihinde öldüğü kabul edilse bile bu tarihten itibaren dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve dolayısı ile TMK 713/1 ve 2 deki koşulların tamamen oluştuğu sabittir. Bir diğer husus ise ölmüş ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi sorunudur. Ölmüş ibaresi Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih 2009/58esas, 2011/52 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu karar yürürlüğe girmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararları geçmişe yürümez. yine TMK 713/2 de mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Mülkiyet hakkının tescil edilebilmesi için bu hakkın sabit olması gerekir. Bu hakkın sabit olması ise ancak TMK 713/1 ve 2 de öngörülen koşulların oluşmuş olması gerekir. Bu koşullar oluştuğu tarihte mülkiyet hakkı doğar ve tescili talep edilebilir. Anayasa Mahkemesi kararının 2011 tarihli olduğu kadastro tespitinden bu yana (20.12.1982) yaklaşık 30 yıla yakın sürenin geçtiği dolayısı ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce davacının mülkiyet hakkının doğduğu anlaşılmakla talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın kabulü ile, Kayseri ili, Develi ilçesi, Camicedit mahallesi, 850 ada 54 parsele ait tapu kaydının iptali ile, davacı .............. adına tapu kayıt ve tesciline, 
2-Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 70,69 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 480,35TL yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-AAÜT gereğince hesaplanan 443,4 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere okundu anlatıldı. T.C. YARGITAY 8. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2013/5904 KARAR NO : 2014/3399 Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 06/09/2012 NUMARASI : 2010/265-2012/494 DAVACI : Durmuş Samur DAVALI : Ahmet Dığış vs. DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Durmuş Samur ile Ahmet Dığış ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.09.2012 gün ve 265/494 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Nazmi Yılmaz tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 55,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 197,00 TL'nin temyiz eden davalı Nazmi Yılmaz'dan alınmasına, 26.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Başkan V. Üye Üye Üye Üye S.Altıngöz A.T.Çevikbaş F.Akçin A.Eryılmaz N.Beyazıtoğlu Kuşçuoğlu (Muhalif) LİRA 252,00 OH. 55,00 PH. 197,00 Kalan. -//- 2013/5904-2014/3399 -2- KARŞI OY Davacı vekili 31.05.2010 havale tarihli dava dilekçesinde özetle: kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 850 ada 54 parsel sayılı taşınmazın davalıların miras bırakanı kayıt maliki Ali oğlu Halit Alaptekin adına tespit ve tescil edildiğini, oysaki bu taşınmazı vekil edeninin davalıların murisi Halit Alaptekin’den 1974 yılında haricen satın alarak zilyetliğini de devir aldığını ve o tarihten beri en az 25-30 sene aşkın süre ile müvekkilinin bu taşınmazı elinde bulundurduğunu ileri sürerek davalılar adına olan (davalıların murisi adına olan) tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun olarak tebliğ edilmiş olup, davalılardan Ayşegül vekili 02.07.2010 havale tarihli dilekçesi ile özetle: davacının bu yeri satın almasının mümkün olmadığını, davalıların İstanbul’da ikamet etmeleri nedeniyle ara ara kiracı olarak kullanmış olabileceğini, haricen satışın geçerli olmadığını, kadastronun kesinleştiği 1982 yılından itibaren dava tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini vs. açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, TMK'nun 713/2. maddesindeki ölüm sebebi ve aynı Kanun'un 713/1. maddesindeki koşulların gerçekleştiğinden söz edilerek ve Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı iptal kararının bu olaya uygulanamayacağı ve Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe yürüyemeyeceğinden bahisle davanın kabulüne, dava konusu 850 ada 54 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davalılardan Nazmi Yılmaz tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir. Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; eldeki dava harcı ödenmek suretiyle 31.05.2010 tarihinde açılmıştır. Dava konusu 850 ada 54 nolu parsele ilişkin kadastro beyannamesi fotokopisi getirilmiştir. 28.08.1940 tarih ve 61 sıra nolu tapu kaydı esas alınarak, bağ niteliğiyle, 739 m2 olarak, 26.04.1981 tarihinde tam mülkiyet üzere Ali oğlu Halit Alaptekin adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 21.12.1982 tarihinde kesinleştirilmiştir. Beyanlar hanesinde Ali oğlu Halit Alaptekin’in ölü olduğu yazılıdır. Revizyon gören tapu kaydı getirilmiştir. Bu tapu kaydının Ali oğlu Halit Alaptekin adına tescil olunduğu görülmüştür. Develi Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 23.08.2010 tarih 2010/644-612 Esas ve Karar sayılı hasımsız mirasçılık belgesi dosyadadır. Miras bırakan hafız Halit Kahvecioğlu'nun 27.09.1942 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak 16 kişinin kaldığı ve isimlerinin veraset belgesinde yazılı olduğu görülmüştür. Haricen düzenlenen 10.08.1974 tarihli “ gayrimenkul satış senedidir” başlıklı belge fotokopisi dosyadadır. Satıcıların Halit oğlu Eşref Kahvecioğlu vekili Mustafa Kalafatoğlu olduğu, alıcının ise Durmuş Samur (davacı) olduğu, dava konusunun Elbiz mevkiinde sınırları yazılı 1.5 ırgatlık miktarındaki taşınmazın vekaleten alıcısına satıldığı, iki tanık ile Fns yukarı mahalle muhtarının imzaladığı görülmüştür. Mahallinde keşif yapılmıştır. Okunan harici satış senedinin mevki ve sınırları olarak dava konusu yere uyduğunu söylemişlerdir. Sair bilgi ve belgeler dosya içerisindedir. Somut olaya gelince: davacının dava dilekçesindeki asıl isteği tespit öncesi murisin mirasçılarından birisi tarafından yapılan harici satış ve eklemeli zilyetliğe dayalı olarak tespit öncesi sebebe dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Harici satışın yapıldığı 1974 yılı ve özellikle dava konusu parsele ilişkin kadastro beyannamesinin kesinleştiği 21.12.1982 tarihinden davanın açıldığı 31.05.2010 tarihine kadar 3402 sayılı KK'nun 12/3 maddesi uyarınca on yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Öncelikle davanın bu nedenle reddi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. -//- 2013/5904-2014/3399 -3- Bundan ayrı, söz konusu taşınmaz harici satışın yapıldığı 1974 yılında davalıların miras bırakanı Ali oğlu Halit Alaptekin adına 28.08.1940 tarih 61 sıra numarası ile kayıtlıdır. Murisin ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Dosya içerisindeki veraset belgesine göre haricen satış yapan kişi murisin mirasçısı değildir. Kaldı ki, elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olan tereke malının bir mirasçı veya vekili tarafından satışı da geçerli değildir. Ayrıca, 3402 sayılı KK'nun 13/B-b maddesi uyarınca harici satışın yapıldığı tarihten kadastro tespitinin yapıldığı 1981 tarihine kadar on yıllık süre geçmemiştir. Tüm bunlardan ayrı olarak, TMK'nun 713/2. maddesinde ölüm sebebine ilişkin kurallar ve istek bu davada dinlenemez. Şöyle ki, 1- Davacı öncelikle ölüm sebebine dayanmamıştır. 2- Dayanmış olsa dahi haricen satan murisin mirasçısı değildir. 3- Biran için mirasçı olsa dahi dava konusu taşınmaz tereke malı olup elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Bir mirasçı ya da vekilinin satışı geçerli bir satış değildir. 4- Tüm bunların bir an için geçerli olduğu kabul edilse dahi haricen satışın yapıldığı tarihten kadastro tutanağının düzenlendiği tarihe kadar 3402 sayılı KK'nun 13/B-b maddesindeki on yıllık süre dolmamıştır. 5- Yerel mahkeme hakiminin nitelendirmesinin aksine eldeki dava 31.05.2010 tarihinde açılmıştır. Kararına gerekçe gösterilen Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas 2011/15 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı TMK'nun 713/2. maddesindeki “ölmüş” sözcüğü yasa maddesinden çıkarılmıştır. Artık, o tarihten itibaren kanunun metninde ölmüş sözcüğü yoktur. Bu durumda, yerel mahkeme hakiminin dayandığı gerekçe Kanuna ve Anayasa Mahkemesi kararına aykırıdır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesi'nin kararları mer’i Anayasamızın 153/2 maddesi uyarınca derdest davalara uygulanacağı yönündedir. Esasen HGK’nun ve Dairemizin kıyı kenar çizgisi ile ilgili benzer somut olaylarda Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağı biçimindedir. 20. Hukuk Dairesi, 1. Hukuk Dairesi, 14. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararları da bu yöndedir. Netice olarak, eldeki davada istek tespit öncesi haricen satın alma olgusuna ilişkindir. Öncelikle hak düşürücü süre geçmiştir. Öyle ise işin esasına girilmeden davanın bu nedenle reddedilmesi gerekir. Kaldı ki, haricen satış yukarıda açıklanan nedenlerle geçerli değildir. İşin esasına girildiğinde iş bu davanın yukarıda açıklanan nedenlerle de reddi gerekir. Bir an için mahalli mahkeme hakiminin nitelendirmesi dikkate alınırsa ki somut olayda böyle bir şey söz konusu değildir. Gerek HGK kararları, gerekse yukarıda değinilen Hukuk Dairelerinin emsal kararları ve Dairemizin özellikle kıyı kenar çizgisi ile ilgili dosyalardaki Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının meri Anayasamızın 153/2 maddesi uyarınca derdest davalara uygulanacağına ilişkin istikrarlı uygulamaları dikkate alındığından mahalli mahkeme kararının usulden, esastan ve bir yasal dayanağı olmadığından her yönü ile bozulması gerekirken Dairenin sayın çoğunluğunun formül onama şeklinde tecelli eden görüşüne katılmam olanaklı değildir. Açıkladığım tüm bu nedenlerle mahalli mahkemenin kararının bozulması gerektiği görüşündeyim. 26.02.2014 Satılmış ALTINGÖZ Başkan Vekili ONANAN MAHKEME İLAMI : Davacı vekili tarafından mahkememize verilen 31.05.2010 havale tarihli dava dilekçesi ile, Develi ilçesi, Camicedit mahallesinde bulunan 850 ada 54 parseldeki bağın 1974 tarihinde müvekkilinin satın alarak zilyetliğine geçirdiğini, o tarihten beri de fiilen kullandığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında davalıların müşterek murisi Ali oğlu Halit Alptekin adına yazıldığını, müvekkilinin bu yeri 30 seneyi aşkın süre ile nizasız fasılasız kullandığını, bu yerin belediye, hazine ve diğer kişilerle ilgisinin bulunmadığını belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Taraflara davetiye tebliğ edilmiş, davalılardan Aygül Karadöl vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile, davacının bu davayı açma hakkının bulunmadığını, diğer davalıların dava konusu yerden istifade ettiklerini, davacının bu yeri satın almasının mümkün olmadığını, kadastro tespitinden sonra 10 yıllık zaman geçtiğini, haksız ve yasaya aykırı şekilde açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, diğer davalılar tebligata rağmen duruşmalara katılmamış ve herhangi bir cevap vermemişler, davalılar Perihan Yılmaz ve Nazmi Yılmaz duruşmadaki beyanlarında açılan davayı kabul etmediklerini beyan etmişlerdir. Dava konusu taşınmazın tutanak ve tapu kaydı celp edilmiş, muris Hafiz Halit Kahvecioğlu'na ait veraset ilamı ibraz edilmiş, mahallinde keşif yapılmış, tanıklar dinlenmiş, bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları beyanlarında, dava konusu taşınmazı Durmuş Samur'un kullandığını, Durmuş Samur'un satın aldığını, 1940 tarih 61 nolu tapu kaydının ve sınırlarının dava konusu yere uyduğunu beyan etmişlerdir. Dava, tapunun iptali ile tescilinden ibarettir, davacı tarafın iddiaları, bir kısım davalı beyanları, yapılan keşif, dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu Develi ilçesi, Camicedit mahallesinde kain 850 ada 54 parselin Halil oğlu Hafiz Halit Kahvecioğlu adına ölü olduğu belirtilmek suretiyle kayıtlı olduğu, davacı vekili TMK 713/2. Maddesine dayanarak 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğunu belirterek tapuda kayıtlı taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. TMK 713/2 ye göre malik tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş yada hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunun taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir kısmının zilyedi de o taşınmazın tamamının bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini talep edebilir ancak bunun için taşınmazın davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süre ile ve malik sıfatıyla davacının zilyetliğinde bulunması gerekir. Her ne kadar tapuda kayıtlı olan taşınmazın 10.08.1974 tarihindeki harici senetle yapılan satışın geçersiz olup taşınmazın mülkiyetini davacıya geçirmemiş ise de, bu satış aynı zamanda mirasçılardan sadece biri tarafından yapılması nedeni ile geçersiz ise de taşınmazın malik sıfatıyla satın alındığı ve 1974 tarihinden bu yana davasız ve aralıksız olarak tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile sabit olduğu üzere davacının zilyetliğinde olduğu, bu zilyetliğin 1974 tarihli senet ile alınması nedeni ile maliki sıfatıyla olduğu, dolayısı ile TMK 713/1 ve 2 deki koşulların davada gerçekleştiği sabittir. Gerçekten dava konusu yerde 1981 yılında kadastro tespiti yapılmış ve bu tespit itiraz edilmeden 20.12.1982 tarihinde kesinleşmiştir. Kadastro tutanağında Hafız Halit Kahvecioğlu adına tesbit görmüş ve kişinin ölü olduğu belirtilmiştir. Dolayısı ile TMK 713/2 deki " ... yirmi yıl önce ölmüş" ibaresinden tapu malikinin 1982 tarihinde öldüğü kabul edilse bile bu tarihten itibaren dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve dolayısı ile TMK 713/1 ve 2 deki koşulların tamamen oluştuğu sabittir. Bir diğer husus ise ölmüş ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi sorunudur. Ölmüş ibaresi Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarih 2009/58esas, 2011/52 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve bu karar yürürlüğe girmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararları geçmişe yürümez. yine TMK 713/2 de mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Mülkiyet hakkının tescil edilebilmesi için bu hakkın sabit olması gerekir. Bu hakkın sabit olması ise ancak TMK 713/1 ve 2 de öngörülen koşulların oluşmuş olması gerekir. Bu koşullar oluştuğu tarihte mülkiyet hakkı doğar ve tescili talep edilebilir. Anayasa Mahkemesi kararının 2011 tarihli olduğu kadastro tespitinden bu yana (20.12.1982) yaklaşık 30 yıla yakın sürenin geçtiği dolayısı ile Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce davacının mülkiyet hakkının doğduğu anlaşılmakla talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın kabulü ile, Kayseri ili, Develi ilçesi, Camicedit mahallesi, 850 ada 54 parsele ait tapu kaydının iptali ile, davacı .............. adına tapu kayıt ve tesciline, 2-Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 70,69 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 480,35TL yargılama giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-AAÜT gereğince hesaplanan 443,4 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Dair karar davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yasa yolu açık olmak üzere okundu anlatıldı.
Son Güncelleme: 24.06.2014 14:52
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177