Yeşim
Yeşim
01 Ekim 2015 Perşembe 12:03
Yargıtay’dan ilginç Fethullah Gülen kararı

Yargıtay, Fethullah Gülen tarafından açılan bir hakaret davasında 'Gülen'in kamuya mal olmuş' bir kişilik olduğunu gerekçe göstererek ceza hükmünü bozdu.

Yargıtay, Fetullah Gülen'in açtığı bir “hakaret” davasında, “Gülen'in her ne kadar siyasetçi değilse de kendisinin ve lideri olduğu Cemaatin ülkemizin özellikle son yıllardaki siyasi gündeminde ön sıralarda yer aldığını ve kamuya mal olduğunu” belirterek, “Hakkında yazılanların güncel tartışmalara katkıda bulunduğuna ve Cemaatin kamuoyu tarafından tüm yönleriyle tanınması açısından kamunun yararına olduğuna” hükmetti.                     

Yargıtay'ın bu kararına konu olan kişi; Noel Baba Barış Konseyi Başkanı Muammer Karabulut. 2008'de Ergenekon davasından tutuklanan ve ömür boyu hapis istemiyle yargılanan Karabulut 11 ay Silivri'de kaldı. Dava sonunda da 10 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Tahliye olduktan sonra 2012 yılında yazdığı “Protestan Kur'an” isimli kitapta Fetullah Gülen'e hakaret ettiği gerekçesiyle Karabulut hakkında dava açıldı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ve Nisan 2013'te sonuçlanan davada, Karabulut’un Gülen’e karşı “nefret suçu” işlediği sonucuna varıldı. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda bu suçun karşılığının bulunmaması sebebiyle, Karabulut “hakaret”ten 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ceza, “sanığın suçtan ötürü pişmanlık duymaması ve benzer nitelikte tekrar suç işleyebileceği" gerekçesiyle ertelenmezken, gerekçeli kararda Karabulut’un Gülen'i, “İslam dinini ve Kur’an’ı protesto ederek değiştiren, bunu da kanla beslenen para imparatorluğunun kirli düzenini biraz daha yaşatabilmek amacıyla yapan bir kişi olarak göstermeye çalıştığı” bildirildi. Bu durumu "nefret suçu" sayan ve davanın, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine hükmeden Mahkeme, Karabulut’un Ergenekon davası iddianamesi ve eklerine göre "örgütün amaçları doğrultusunda dezenformasyon faaliyetleri içinde bulunduğu” suçlamasıyla yargılandığını da hatırlatıp, “Bu kapsamda yazdığı yazılar ve dava konusu ‘Protestan Kur’an’ isimli kitabın, örgütün üst düzey yöneticileri tarafından okunduğu ve diğer örgüt üyelerinin de kitaptan haberdar olduğu” yönünde iddialar bulunduğunu vurguladı. 

Davanın temyizi Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nde görüldü ve Başsavcılığın cezanın onanması talebine karşın Daire oy birliğiyle hükmün bozulmasını kararlaştırdı.

Kararda, şu ifadeler kullanıldı:  

“Sanığın yazdığı davaya konu Protestan Kur'an başlıklı kitabın içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın kullandığı ifade biçiminin, AİHM kararlarından yararlanılarak yapılan kategorik sınıflandırmaya göre 'siyasi ifade' ya da 'kamusal ifade' olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür ifade açıklamaları AİHM'in ifade özgürlüğü uygulamalarında en geniş korumadan yararlanmaktadır. Kamusal ya da siyasi ifadeler yönünden üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri 'kamu yararı' kavramıdır. Bu kavram, Sözleşme'de özerk ve geniş bir anlama sahiptir. İçtihadlarda sosyal, ekonomik, kültürel ve hatta ticari ve dini yönleri de kapsayacak şekilde geniş olarak yorumlanmıştır. Anılan ifade biçimleri açısından önemli bir başka bir husus da açıklamaların, kamuoyunun gündemini oluşturan konuyla ilgili tartışmaya katkıda bulunup, bulunmadığıdır. Sanığın yazdığı kitapta yer alan açıklamalar, bilgiler, eleştiriler ve yorumların toplumda katılanan lideri olduğu cemaatle ilgili güncel tartışmaya katkısının bulunduğu ve cemaatin kamuoyu tarafından tüm yönleriyle tanınması açısından kamunun yararına olduğu kabul edilmelidir. Katılan her ne kadar siyasetçi değil ise de kendisinin ve lideri olduğu cemaatin gerçekleştirdiği söylem ve faaliyetler ile bunların topluma etkileri itibarıyla ülkemizin özellikle son yıllardaki siyasi gündeminde ön sıralarda yer almış ve kamuya mal olmuş bir kişidir. AİHM kararlarına göre, kamuya mal olmuş kişilere yönelik açıklamalar ve eleştirilerde, ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi daha geniş bir korumadan yararlanmaktadır.”

Kararda, “Kitapta yer alan sözlerin, toplumun bir kesimince rahatsız edici bulunsa bile nesnel bir değerlendirmeyle, ağır eleştiri niteliğinde görüldüğü” sonucuna varıldığı belirtilirken de “Sanığın ifade özgürlüğü ile katılanın şöhret hakları arasındaki çatışmada denge kurulurken; Yerel Mahkemenin sanığın cezalandırılması yönündeki kabulü, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayacaktır” denildi.

Kaynak: Müyesser Yıldız - ODATV
Son Güncelleme: 01.10.2015 12:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177