banner237
banner241
Yeşim
Yeşim
09 Haziran 2018 Cumartesi 15:02
YARGITAYDAN FETÖ/PDY İLTİSAKI NEDENİYLE İŞ AKDİNİN FESHİNE BOZMA KARARI

FETÖ/PDY İŞ AKDİNİN ŞÜPHE NEDENİYLE FESHİ BOZMA

Şüphe feshine dayanak olarak gösterilen somut ve objektif olguların ortaya konulması gerektiği.

22. Hukuk Dairesi 2017/40841 E. , 2017/21915 K.


"İçtihat Metni"

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : ... 7. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ... 10. İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 05.09.2013 tarihinde davalıya ait işyerinde altı ay süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, 13.05.2014 tarihli ve 55 sayılı karar ile Mali Operasyonlar Müdürlüğü’ne uzman yardımcısı sıfatıyla terfi ettiğini, 03.02.206 tarihinde ise yetkili uzman yardımcısı olduğunu, bu terfiler sırasında hiçbir disiplin soruşturması geçirmediğini, ancak ...’nın 04.01.2017 tarihli Yönetim kurulu kararı ile iş sözleşmesinin tek taraflı olarak hiçbir gerekçe bildirilmeden feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin ... Yönetim Kurulu’nun kararı ile, eşinin ... soruşturması kapsamında mesleğinden ihraç edilmesi ve tutuklu bulunması sebebiyle tüm yasal hakları ödenerek feshedildiğini, müvekkili kurumun stratejik bir konumda olduğunu, yapılan güvenlik soruşturması sırasında davacının eşinin tutuklu olduğu hususunu sakladığının ortaya çıktığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının eşinin ... soruşturması kapsamında mesleğinden ihraç edilmesi ve tutuklu bulunması sebebiyle kurumun bulunduğu stratejik konum gereği davacının tüm yasal hakları ödenerek iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmakla, davalının davacı hakkında şüpheye düştüğü ve taraflar arasındaki güven ilişkisinin zarar gördüğü gerekçesiyle, feshin geçerli sebebe dayandığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, istinaf dilekçesinde bildirilen sebeplerle ve kamu düzenine aykırılık hususları gözetilerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacının iş sözleşmesine 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4/1 maddesinin (g) bendine göre son verildiği, söz konusu KHK’nin 4. maddesinin 2. fıkrası gereğince, 1. fıkra kapsamında işten çıkartılanların bir daha kamu hizmetinde doğrudan veya dolaylı olarak çalıştırılamayacağının hükme bağlandığı, bu nedenle davacının açtığı davada feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığının denetiminin yapılamayacağı, davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı H.M.K.'nın 353/1-b(1) maddesi uyarınca esastan reddedilmiştir.
Temyiz:
Karar yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin şüphe feshi sebebiyle geçerli nedene dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında ihtilaf bulunmaktadır.
Şüphe feshi, işverenin işçisinin suç işlediği veya iş sözleşmesine esaslı şekilde aykırı davrandığını ispatlayamadığı veya henüz ispatlayacak durumda olmadığı hallere özgü istisnai nitelikte bir fesih türüdür.
Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı giderilemeyen şüphe, güvenin yoğun olduğu iş ilişkisinde, işverenin o işçiden beklediği işgörme ediminin ifasını anlamsız hale getirir. İşçinin kişiliğinin önemli bir yer tuttuğu iş sözleşmesinde, işverenin duyduğu güçlü şüphe işçinin o iş için uygunluğunu da ortadan kaldırır. (Yenisey, Şüphe feshi, Sicil İş Hukuku D., Eylül 2008, s. 66) Bu yönüyle şüphe feshi, işçiye verilen bir ceza olmamakla birlikte, işverenin kendisinin ve işletmesinin menfaatlerini korumak için sözleşmesel bir araçtır (Baysal, Şüphe Feshi Kavramı ve Şüphe Feshine İlişkin Yargıtay Kararlarının Değendirilmesi, Sicil İş Hukuku D, 2016/35, s. 89)
Şüphe feshi için, bu şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığının ispatı gerekmektedir. Ancak burada ispatı gereken şey vakıanın kendisi değil, şüpheyi haklı kılan vakıadır. Nitekim, işçinin davranışının İş Kanununda düzenlenen haklı veya geçerli sebeplerden birisi kapsamında olduğu açıkça anlaşılmakta ise, böyle bir durumda zaten şüphe feshi yapılamaz. Şüphe feshinin tayininde, sırf işverenin sübjektif değerlendirmesi yeterli değildir. Buna göre, şüpheye ait unsurların mevcut olup olmadığı, söz konusu şüphenin işverenin işçiye duyduğu güveni ağır biçimde zedeleyip zedelemediği ve son olarak bu şüphe sebebiyle işverenin işçiyi çalıştırmaya devam edip edemeyeceği her somut olayın özelliğine göre, hakim tarafından resen değerlendirilmelidir.
Somut olayda davacının iş sözleşmesinin, davalı Kurumun 04.01.2017 tarihli 2017/115 sayılı Yönetim Kurulu Kararına istinaden feshedildiği, söz konusu Yönetim Kurulu kararının incelenmesinde, “davacının eşinin ... soruşturması kapsamında mesleğinden ihraç edilmesi ve tutuklu bulunması nedeniyle Kurumun stratejik konumu gereği tüm yasal hakları ödenerek iş sözleşmesinin feshedildiği” açıklamasına yer verildiği görülmektedir.
İlk derece mahkemesi tarafından, işverence yapılan feshin şüphe feshi niteliğinde olduğu, böylece feshin geçerli bir sebebe dayandığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş; davacının istinaf başvurusu da aynı gerekçelerle reddedilmiştir. Ancak, davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak bilgi ve belgelerin işverence sunulmadığı, mahkemece de şüphe feshi ile ilgili olarak yeterli ve gerekli araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde şüphe feshine dayanak olarak gösterilen somut ve objektif olguların neler olduğu araştırılmalı, bu konuda taraflarca gösterilecek deliller toplanmalıdır. Bu çerçevede, davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank ... nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı, davacının bylock kullanımı, örgüt okulları ile bağlantısı gibi hususlar da araştırıldıktan sonra, şüpheyi haklı kılacak somut vakıaların mevcut olup olmadığı hususunda tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek varılacak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Son Güncelleme: 09.06.2018 17:58
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol