04 Haziran 2014 Çarşamba 14:06
Yargıtay: Masraf davasında mahkeme duruşmasız karar veremez
Kredi çeken tüketicinin dosya masrafını almak için ilçe hakem heyetinden çıkarttığı karara rağmen ödeme yapmak istemeyen banka, konuyu yargıya taşıdı. Tüketici mahkemesi, duruşma yapmadan dosya üzerinde karar vererek bankanın istemini kabul etti. Devreye giren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kanun yararına bozma istedi. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, duruşma yapılmadan karar verilmesini yasaya aykırı bularak yerel mahkeme kararını bozdu. Kararda, savunma hakkına vurgu yapıldı.

İstanbul'da bir banka şubesinden kredi çeken vatandaş, 'dosya masrafı' adı altında kendisinden tahsil edilen 983 lirayı almak için 2013 yılında ilçe tüketici hakem heyetine müracaat etti. Hakem heyeti, tüketiciyi haklı bularak banka şubesinin 983 lirayı tüketiciye iade etmesine karar verdi. Hakem heyetine itiraz eden banka şubesi, İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'ne '4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanuna aykırılık' iddiasıyla başvurarak hakem heyeti kararının iptalini istedi. Tüketici ise bankanın talebinin reddedilmesini istedi. Mahkeme, duruşma yapmadan, dosya üzerinde bankanın talebini kabul etti. Tüketici mahkemesinin kararının kesinlik özelliği taşımasına rağmen devreye giren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin kararını, kanun yararına temyiz etti.

'DAVALIYA SAVUNMA HAKKI VERİLMEDEN HÜKÜM KURULAMAZ'

Kararı değerlendiren Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, savunma hakkının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alındığını hatırlattı. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 27. maddesi hükmüne göre davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğunun vurgulandığı Yargıtay kararında, davalıya savunma hakkını kullanma imkanı verilmeden hüküm kurulamayacağının altını çizdi.

Kararda şu ifadelere yer verildi: "Kanunda, 'mahkeme mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği' belirtilmişse de bunun ancak ön inceleme aşamasında ve 'mümkün olan hallerde' olduğu belirtilmek suretiyle yasanın uygulama alanı dar bir çerçeve ile belirlenmiştir. HMK.'nın 27. maddesinde belirtildiği üzere davanın taraflarının, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakları mevcut olup, bu hak çerçevesinde tarafların açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeleri gerekmektedir. Mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Hal böyle olunca, tarafların hukuki dinlenilme hakkı bağlamında ilk derece mahkemesince duruşma yapılması kural olup, mahkemece tarafların iddia ve savunmalarının toplanarak duruşma açılması ve tarafların açıklamaları dinlenildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya üzerinde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir." CİHAN
Son Güncelleme: 04.06.2014 14:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177