06 Mayıs 2015 Çarşamba 11:43
Yargıtay Hukuk Dairesi Kararı
 T.C.

YARGITAY

Beşinci Hukuk Dairesi

 

E:2014/14842

K: 2014/27931

T: 01.12.2014

 

·                  Tapu Sicilinin Doğru Tutulması

·                  Devletin Kusursuz Sorumluluğu

 

Özet:          Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet kusursuz sorumlu olup; dava konusu taşınmaz değerlendirilirken belediye veya mücavir alan sınırları içinde olup olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı, arsa vasfındaysa taşınmaz emsal satış değerleri, arazi vasfındaysa gelir metodu esas alınmalı ve denetlemeye uygun bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmelidir.

 

(2644 s. Tapu K. m. 1007)

 

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nın 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davalılardan Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

 

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan Hazine vekilince temyiz edilmiştir.

 

Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden, davacıya ait 576 parsel sayılı taşınmazın, 1974 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 9600 metrekare yüzölçümlü olarak Ziya çocukları adına tespit edildiği, davacının 2008 yılında dava konusu taşınmazla birlikte bitişik 577 ve 2544 parselleri de satın almak suretiyle taşınmaza malik olduğu, her üç taşınmazın tevhit yoluyla tek parsel haline getirilmesi için yaptığı müracaat üzerine kadastro ekiplerince yapılan ölçümde 576 parselin 6787 m2 yüzölçümlü olduğunun tespiti üzerine davacının yaptığı başvuru üzerine, Kadastro Müdürlüğüne 2010 tarihinde, 9600 m2 alanlı 576 parselin yüzölçümünün 6787.46 m2 olarak kütük sayfasında düzeltilmesinin yapıldığı, daha sonra her üç parselin tevhit edilerek 46159.63 m2 yüzölçümlü 8093 parsel olarak davacı adına tescilinin yapıldığı iş bu davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.

 

4721 sayılı TMK.nın sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi "Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur." hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.

 

Bu nedenle, somut olayda 4721 sayılı Yasanın 1007. maddesi uyarınca Tapu Sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;

 

Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor ve yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;

 

Dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 26.08.2010 gününde belediye imar planı içinde olup olmadığı, değilse belediye veya mücavir alan sınırları dâhilinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun olup olmadığı hususları, ilgili Belediye Başkanlığından sorularak niteliği belirlenip, bu konuda taraflara delillerini ibraz etmek üzere süre verildikten sonra, taşınmaz arsa vasfında ise emsal karşılaştırması yapılıp; emsal satışların değerlendirme tarihi olan dava tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi, bunun için de, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgeden, benzer yüzölçümlü ve yakın tarihli satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak rapor alınması, arazi vasfında ise gelir metodu esas alınıp, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden resmi veriler de getirtilip rapor denetlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu yönteme uymadan değer biçen bilirkişi kurulu raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması,

 

Doğru görülmemiştir.

 

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 01.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 06.05.2015 11:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177