10 Haziran 2015 Çarşamba 11:40
Yargıtay Ceza Dairesi Kararı
 T.C.

YARGITAY

Onbeşinci Ceza Dairesi             

 

E:2013/3028

K: 2014/19218

T: 19.11.2014

 

Dini İnanç ve Duyguların İstismar Edilmesi Suretiyle Dolandırıcılık

Zincirleme Suç

Temel Cezanın Belirlenmesi

 

Özet: Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan temel cezanın belirlenirken, hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi ve ayrıca aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılandan menfaat temin eden sanık hakkında TCK.nın 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.

 (5237 s. TCK m. 43, 61, 158)

 Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

 Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

 Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK'nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.

 Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.

 Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.

 Somut olayda; sanık Orhan'ın, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği ve yaşının küçüklüğü nedeni ile soruşturması çocuk suçları soruşturma bürosu tarafında yürütülen suça sürüklenen çocuk Serkan'ın eylemine katıldığı, suça sürüklenen çocuk Serkan'ın de Hacettepe Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi şikâyetçi Ferhat ile Sıhhiye köprüsü üzerinde karşılaşıp tokalaştıkları, sohbet esnasında suça sürüklenen çocuk Serkan'ın dualar okuyup kişisel bilgiler sormaya başladığı, sohbet esnasında "Ben Hızır'ım, sen seçilmiş kişisin, senin annenin adak kurbanı var, ben bu adağı almaya geldim. 124.000 peygamber için 124,00 lira para vereceksin" dediği, şikâyetçiden hile ile bu parayı aldığı, daha sonra birlikte camiye gittiklerini, burada da suça sürüklenen çocuğun, "fakir bir öğrenci için kırtasiye malzemesine ihtiyaç var" diyerek şikâyetçiye 30 liralık kırtasiye malzemesi aldırdığı, suça sürüklenen çocuk Serkan'ın 18.01.2011 tarihinde de telefonla şikâyetçiyi arayıp Tevrez Sultan Türbesi yanına gelmesini istediği, birlikte Şekerci Baba Türbesi'ne giderek dua ettikleri, suça sürüklenen çocuk Serkan'ın burada da kendisine "annenin kurbanı var, ben almaya geldim" dediği, şikâyetçinin cep telefonunu 70 liraya satıp üzerine cebinde bulunan 40 lirayı da ekleyip verdiği, daha sonra suça sürüklenen çocuk Serkan'ın yine şikâyetçiyi Taceettin Dergahına çağırdığı, burada bir banka oturdukları, suça sürüklenen çocuk Serkan'ın kendisinin önüne geçerek "gözlerini ve kulaklarını kapat zuhul değiştireceğim" dediği, şikayetçinin de gözlerini ve kulaklarını kapattığı yaklaşık 15 saniye sonra gözlerini açtığında karşısında daha sonradan ismini öğrendiği sanık Orhan'ın olduğunu, bu sanık Orhan'ın da "adak istiyorum, bu adağın parasını bir saat içerisinde bul, yoksa adağın pişirileceği kazanın parası olan 150-200 lirayı bul" dediği, şikayetçinin "bulamam" demesi üzerine sanık Orhan'ın "70 lira ver, fakire götüreceğim" dediği ve şikayetçinin bir saat içinde 70 lirayı borç olarak bulup sanık Orhan'a verdiği, sanık Orhan'ın şikayetçiye "izine gideceği Sivas'tan 10 gün içerisinde dönmesi gerektiğini, dönerken de Sivas'tan 1000 lira para, dört keskin bıçak getireceksin ve buradan halı alacaksın" dediği, sanık Orhan'ın, böylece dini inanç ve duygularını istismar etmek sureti ile şikayetçiyi dolandırdığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

 Sanığın, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılandan menfaat temin etmesi nedeniyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

 Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazının reddine, ancak;

 Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,

 Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan; adli para cezasına ilişkin sırasıyla "60 gün", "30 gün", "25 gün" ve "500 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "2 gün", "1 gün" ve "20 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 10.06.2015 11:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177