Rahmi
Rahmi
19 Aralık 2015 Cumartesi 17:47
Yargılamanın yenilenmesi kesinleşmiş AİHM kararının tebliğinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre

 Hukuk Genel Kurulu         2014/2489 E.  ,  2015/1475 K.

  •  


"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ : İzmir 1.Aile Mahkemesi
TARİHİ : 01/07/2014
NUMARASI : 2014/94 E-2014/385 K.

Taraflar arasındaki “yargılamanın yenilenmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1.Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.06.2013 gün ve 2012/661 E.-2013/488 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 10.12.2013 gün ve 2013/22000 E.-2013/29091 K. sayılı ilamı ile; 
(...1-Davacı baba tarafından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2.Dairesinin 10.4.2012 tarihli İ.. U..-Türkiye davasında vermiş olduğu sözleşmenin 8.maddesinin ihlal edildiğine dair kararına istinaden, İzmir 1.Aile Mahkemesinin 24.06.2008 tarih ve 2008/328 esas ve 2008/504 karar sayılı ilamına karşı yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. 
Yargılamanın iadesini talep etme süresi; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır (6100 s. HMK'nun Geçici 3.maddesi ve HUMK md. 377/1,e)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Daire kararları, tarafların davanın Büyük Daire'ye gönderilmesini istemediklerini beyan etmeleri veya karardan itibaren üç ay içinde davanın Büyük Daire'ye gönderilmesini istememeleri veyahutta Kurulun 43.maddede öngörülen Büyük Daire'ye gönderme istemini reddetmesi halinde kesinleşir. (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi md. 44/2)
Yargılamanın iadesi talebine konu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2.Dairesinin 10.04.2012 tarihli kararı 03.05.2012 tarihinde davacı İlker Ensar’a tebliğ edilmiş, davacı tarafından, davanın Büyük Daire'ye gönderilmesini İsteme süresi olan üç ay 03.08.2012 tarihinde sona ermiştir. O halde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı 03.08.2012 tarihinde kesinleşmiş, iş bu dava ise 16.08.2012 tarihinde, üç aylık hak düşürücü süre dolmadan açılmıştır. Mahkemece bu yön gözetilmeden, davanın hak düşürücü süre yönünden reddedilmesi doğru görülmemiştir. O halde tarafların delilleri değerlendirilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Yargılamanın iadesi talebine konu dava çocuğun mutad meskenine iadesi istemine ilişkin olup, 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun hükümleri gözetildiğinde (m. 7/2, 9/1, 17/2) merkezi makam adına dava açan mahalli Cumhuriyet Savcısına usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilip duruşmalara katılımı sağlanmadan, gösterdiği takdirde delilleri toplanmadan, eksik taraf teşkili ve tahkikat sonucunda karar verilmesi doğru olmamıştır...) 
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı vekili 
HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
Yerel Mahkemenin, yargılamanın yenilenmesi isteminde Cumhuriyet Savcısının yargılamaya dahil edilmesinin usul hükümlerine aykırı olduğu ve davanın HMK 377/e maddesinde belirtilen 3 aylık sürede açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar, davacı vekilinin temyizi üzerine; Özel Dairece başlık bölümünde açıklanan gerekçe ile bozulmuş; yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. 

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne iki uyuşmazlık gelmektedir.  
Bunlardan ilki; Yargılamanın yenilenmesi isteminin süresinde olup olmadığı; ikinci uyuşmazlık ise; Cumhuriyet Savcısına usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilip duruşmalara katılımı sağlanmadan karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.  
I-Yargılamanın yenilenmesi isteminin süresinde olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık yönünden; 
Hemen belirtmek gerekir ki; kesin hükme bağlanmış olan bir davaya yeniden bakılamayacağına ilişkin kuralın en önemli istisnası yargılamanın yenilenmesi yoludur.
Buna göre, yargılamanın yenilenmesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün sona ermesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan, olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesi sebepleri, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HUMK)’nun 445. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK) m.375) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunun dışındaki bir sebepten dolayı, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.
Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebeplerindendir(1086 sayılı HUMK.m.445/11; 6100 sayılı HMK 375/i).  
Hukuk mahkemeleri tarafından verilmiş ve kesinleşmiş hükme karşı başvurulan İnsan Hakları Mahkemesi, başvuran tarafın İnsan Hakları Sözleşmesi'nde teminat altına alınmış olan bir hakkının, örneğin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini kesin olarak tespit ederse, bu durum da yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmıştır. Bu ihlalin yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılması, öncelikle 3.8.2002 tarihinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na 445A maddesi eklenerek düzenlenmişti. Ancak, bu hüküm, yürürlüğe girmeden 21.01.2003 tarihinde kaldırılarak, Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali, 4793 sayılı Kanunla 445. maddenin 11. bendinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmiştir. 
İnsan Hakları Mahkemesinin, incelediği kesin hükümde adil yargılanma hakkına aykırı davranıldığına ilişkin her tespiti, yargılamanın yenilenmesi sebebi değildir. Örneğin, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali, yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmaz, çünkü bu durumda adil yargılanma hakkının ihlali tazminatla giderilecektir. Aksine yeniden yargılama yapılmasının, yargılamayı daha da uzatmaktan başka bir yararı olmayacaktır. Buna karşılık hukuki dinlenilme hakkına aykırılık sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlali yeniden yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır. Yine tarafın mahkemeye usulüne uygun olarak davet edilmeden aleyhine hüküm verilmesi, savunma hakkını kullanma olanağı verilmemesi, delil sunmasına izin verilmemesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılacaktır. Bu durumda ihlal edilen hukuki dinlenilme hakkı sağlanarak yeniden yargılama yapılacak ve hüküm verilecektir.
Bu halde yargılamanın yenilenmesini isteme süresi, HUMK. 447/3 maddesi uyarınca AİHM'nin kesinleşmiş kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren bir yıl, HMK 377/1-e maddesi uyarınca ise üç aydır.
Somut olayda; yargılamanın yenilenmesi talebine konu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2.Dairesinin 03.05.2012 tarihli kararı aynı tarihte İlker Ensar’a tebliğ edilmiş olup, davacı tarafından, davanın Büyük Daireye gönderilmesini isteme süresi olan üç ay ise 03.08.2012 tarihinde sona ermiştir. Eldeki dava ise 16.08.2012 tarihinde açılmış bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece söz konusu AHİM kararının 03.08.2012 tarihinde kesinleştiği dolayısıyla HUMK. 447/3(HMK 377/1-e) maddesi uyarınca davanın süresinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
II-Cumhuriyet Savcısına usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilip duruşmalara katılımı sağlanmadan karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkin ikinci uyuşmazlık yönünden yapılan değerlendirmede:
Yargılamanın iadesi talebine konu dava, çocuğun mutad meskenine iadesi istemine ilişkin olup, 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun hükümleri (m. 7/2, 9/1, 17/2) uyarınca, davanın, merkezi makam adına dava açan mahalli Cumhuriyet Savcısının katılımı sağlanmak suretiyle görülmesi gerektiğinden yerel mahkemece mahalli Cumhuriyet Savcısına usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilip duruşmalara katılımı sağlanmadan eksik taraf teşkili ve tahkikat sonucunda karar verilmesi doğru olmamıştır. 
Hal böyle olunca; aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma ilamında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 29.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Son Güncelleme: 19.12.2015 17:49
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol