banner190
17 Kasım 2015 Salı 16:47
Vergi Suçlarında Şirket Yöneticilerinin Ceza Sorumluluğu

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

 

E. 2002/1198

K. 2001/3995

T. 9.5.2002

 

• 213 SAYILI KANUNA MUHALEFET ( Suça Konu Olan Sahte Faturaların Temin Edilmesi ve Kullanılması )

• CEZAİ SORUMLULUK ( Cezanın Şahsiliği İlkesine Bağlı Olarak Temsil Yetkisinin Bölüşümündeki Ağırlık ve Sınırlar Dikkate Alınıp Suçun Ayrıntısını Bilen ve Oluşumunda Rolü Olana Ait Olması )

• TEMSİLCİNİN SORUMLULUĞU ( Tüzel Kişilerin Birden Fazla Kanuni Temsilcilerinin Bulunması Halinde Cezanın Şahsiliği İlkesine Bağlı Olarak Cezai Sorumluluğun Belirlenmesi )

CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ ( Cezai Sorumluluğun Temsil Yetkisinin Bölüşümündeki Ağırlık ve Sınırlar Dikkate Alınıp Suçun Ayrıntısını Bilen ve Oluşumunda Rolü Olana Ait Olması )

• TÜZEL KİŞİLERDE SORUMLULUK ( Tüzel Kişilerin Birden Fazla Kanuni Temsilcilerinin Bulunması Halinde Cezanın Şahsiliği İlkesine Bağlı Olarak Cezai Sorumluluğun Belirlenmesi )

213/m.10,333,359,360

ÖZET : Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcilerinin bulunması, suçun eylem ve fikir birliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde cezai sorumluluk; cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınıp, suçun ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye ait olur. Buna göre, temsil yetkisinin bölüşümüne ilişkin önceden belirleme, iş bölümü ve gerektiğinde vergi dairesine beyannamelerin hangi temsilci tarafından verildiği de sorulmak suretiyle, suça konu olup sahte oldukları anlaşılan faturaları temin eden ve kullanan temsilci tespit edilerek, cezai sorumluluğun tayin ve takdiri gerekir.

DAVA : 213 Sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan sanıklar Adnan A. ve Bahadır A'in yapılan yargılamaları sonunda: 213 Sayılı Kanunun 359/b-1 ve TCK nun 59/2. maddeleri gereğince 15 ay ağır hapis cezası ile mahkümiyetlerine dair BATMAN Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 7.11.2000 gün ve 1999/213 Esas, 2000/181 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi sanıklar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen bila tarihli tebliğname ile daireye gönderilmekle sanıklar hakkında tayin olunan cezanın nev'i ve miktarı itibariyle temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verildikten sanıklar vekili Av. Levent Nasır savunmasını yaptıktan ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Fehmi Yıldırım'ın düşüncesi alındıktan sonra incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluğu düzenleyen 213 Sayılı Yasanın 10. maddesinde yer alan "tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği" 333. maddenin 4369 Sayılı Yasayla değişik son fıkrasında da "359. maddede yazılı fiillerin işlenmesi halinde 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezaların bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı" şeklindeki hükmü ve tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcilerinin bulunması, suçun eylem ve fikir birliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde sorumluluk; dairemizin süreklilik gösteren içtihatları Ceza Genel Kurulunun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında da açıklandığı üzere, cezanın şahsiliği ilkesine de bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınıp suçun ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye ait olacağı ve buna göre mevcut olması halinde temsil yetkisinin bölüşümüne ilişkin önceden belirleme iş bölümü ve gerektiğinde vergi dairesine beyannamelerin hangi temsilci tarafından verildiği de sorulmak suretiyle suça konu olup sahte oldukları anlaşılan faturaları temin eden ve kullanan temsilci tespit edilerek, cezai sorumluluğun tayin ve takdiri gerekirken yönetici durumunda sorumlu olduklarından bahisle her iki sanığın mahkümiyetlerine hükmolunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar vekilinin temyiz dilekçesi ile duruşmadaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı istem gibi CMUK'nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 9.5.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

 

E. 2001/5007

K. 2001/8710

T. 27.9.2001

 

• VERGİ USUL KANUNU'NA MUHALEFET ( A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanının Sorumluluktan Kurtulması Koşulları - Personelin Emir ve Talimatlara Kendiliğinden Aykırı Davranması )

KANUNİ TEMSİLCİLERİN CEZAİ SORUMLULUĞU ( VUK.' na Muhalefet )

ANONİM ŞİRKET KANUNİ TEMSİLCİLERİNİN CEZAİ SORUMLULUĞU ( VUK.' na Muhalefet )

• ŞİRKET PERSONELİNİN CEZAİ SORUMLULUĞU ( VUK.' na Muhalefet - Emir ve Talimatlara Kendiliğinden Aykırı Davranılması )

• TÜZEL KİŞİLERDE VERGİDEN SORUMLULUK ( VUK.' na Muhalefet - Kanuni Temsilci/Personel )

 213/m.359/a,10,333,360

 ÖZET : Tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmesi gerekir.

 Değişik amaçlarla, örneğin kişisel çıkar sağlamak, tüzel kişi ve kanuni temsilcisini zorda bırakmak için fiili işleyen personel, fiilinin sonucuna katlanmalıdır. Personelin, temsilcinin istek, irade ve onayı olmadan işlediği fiillerden temsilcinin cezai sorumluluğu kabul edilemez.

 DAVA : 213 Sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan sanık A. A.'ün yapılan yargılanması sonunda: 213 Sayılı Kanunun 359/a-2-son ve TCK.nun 59/2. maddeleri gereğince 2.657.812.500 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 8.11.1999 gün ve 1999/279 Esas 1999/307Karar Sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil vekili ve sanık vekili tarafından istenilmiş sanık yönünden duruşmalı inceleme isteğinde bulunulmuş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen 4.5.2001 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle sanık hakkında tayin olunan cezanın nev'i ve miktarı itibarıyla temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verildikten sanık savunmasını yaptıktan ve Yargıtay C. Savcısı Ahmet Gündel'in düşüncesi alındıktan sonra incelenerek gereği görüşüldü:

 KARAR : Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

 Ancak;

 1- Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk 213 Sayılı Kanunun 10 ve 333. maddelerinde hükme bağlanmıştır. 10. maddede tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği; 333 maddenin 4369 Sayılı Kanunla değişik son fıkrasında da 359. maddede yazılı fiillerin işlenmesi halinde 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı açıklanmıştır. Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcilerinin bulunması suçun, eylem ve fikir işbirliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak suçun şekil sorumluluğu değil ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir.

 Tüzel kişilerin Kanuni temsilci dışındaki personelinin sözü edilen maddelerdeki fiilleri işlemeleri halinde cezai sorumluluğun belirlenmesi üzerinde duyarlılıkla durulması gereken önemli bir konudur. Kanuni temsilcilerin suçtan kurtulmak için fiillerin; bilgilere emir ve talimatları dışında personel tarafından işlendiğini savunmaları olasıdır.

 Asıl olan tüzel kişilerin istihdam ettiği personelin kanuni temsilcinin emir ve talimatıyla hareket edip iş görmesidir. İdari yönden hiyerarşi piramidinin en üst noktasında kanuni temsilciler yer alırlar; diğerleri emir ve talimatı uygularlar. Bu uygulama sırasında işlenen fiillerden kanuni temsilcilerin cezai sorumluluğunu kabul etmek gerekir. Personelin fiillerin işlenmesinden doğrudan bir çıkarları yoktur. Örneğin mal ve hizmet alımı olmadığı halde alım belgesi alarak gideri arttırıp matrahın düşürülmesinde ya da komisyon karşılığında fatura düzenlenip verilmesinde personelin kişisel bir çıkarı olduğu düşünülemez. İstisnai de olsa, emir ve talimata karşı gelerek bu fiillerin personel tarafından işlenmesi mümkündür; bu durumda fiili işleyenin cezai sorumluluğunu kabul etmek gerekecektir.

 Ama her durumda; kanuni temsilcilerin, personelin fiillerini işlendiği sırada bilmediği, işlendikten sonra da bilmeyerek kullandığı savunma ve olgusunun geçerliliği tüzel kişinin iş ve yer yönünden faaliyet alanı, iletişim yoğunluğu ve olanakları, örgütlenme biçim ve yapısı, büyüklük ölçeği, personel sayısı, görev dağılımı, iş hacmi ve kapasitesi, bağımsız hareket etme olasılığı, mali bünyesi, mal varlıkları, kasa ve banka mevcudu, fiilin mahiyeti ve konusu gibi unsurlar dikkate alınarak değerlendirilmesi yapılıp sonuca varılmalıdır. Böylece isabetli ve adil sonuç elde edilir; cezaların şahsiliği ilkesine de uygunluk sağlanır.

 Değişik amaçlarla, örneğin kişisel çıkar sağlamak, tüzel kişi ve kanuni temsilcisini zorda bırakmak için fiili işleyen personel, fiilinin sonucuna katlanmalıdır. Personelin, temsilcinin istek, irade ve onayı olmadan işlediği fiillerden temsilcinin cezai sorumluluğu kabul edilemez.

 Davaya konu olayda, T... - S... Böbrek Taş Kırma Teşhis ve Tedavi Merkezi Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olan sanık, suça konu faturaların sahte olmadığı, gerçek alıma dayandığını, şirketin alım işleri sorumlusunun M. A. olduğunu, kendisinin bu işlerle uğraşmadığını savunmuş, duruşmada tanık sıfatı ile dinlenen M. A. ile şirketin muhasebecisi N. Ö., savunmayı doğrulayan biçimde anlatımda bulunmuşlardır.

 Savunma ve tanık anlatımları, yukarda açıklanan olgu ve ölçüler ile dosya edinilen kanaate göre faturaların sanığın emir, talimat ve onayıyla alınıp alınmadığı kullanılıp kullanılmadığı, şirketin satın alma sorumlusu M. A.'ünün kendiliğin sahte faturaları alıp, muhasebeye vermesinde özel amaç ve çıkarı bulunup bulunmadığı hususları değerlendirilip, gerektiğinde şirket ana sözleşmesi ve Ticaret Sicili Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın şirketin kanuni temsilcisi olup olmadığı araştırılarak sonuca varılması gerekirken, yetersiz gerekçe ve eksik araştırma ile mahkumiyetine karar verilmesi,

 2- Kabul ve uygulamaya göre; sanığın 213 Sayılı Kanunun 359. maddesinin yerine a-2 maddesiyle mahkumiyetine karar verilmesi,

 SONUÇ : : Kanuna aykırı, sanık ve müdahil vekillerinin temyiz itirazlarıyla sanığın duruşmalı incelemesinde savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenlerden dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA, 27.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

 


 

Son Güncelleme: 17.11.2015 17:14
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol