03 Aralık 2015 Perşembe 10:07
Vekâlet Ücreti

T.C

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi

 

E: 2014/12759

K: 2015/1618

T: 09.02.2015

 

Eğitim ve Öğretim Giderlerinden Kaynaklanan Alacağın Tahsili

Ödenen Meblağın Mahsubu

Vekâlet Ücreti

 

ÖZETİ: Davalıların borcu yargılama sırasında yürürlüğe giren Yasa hükümlerine göre yeniden belirlendiğine göre; taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücretiyle yargılama giderlerinin dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre belirlenmesi gerekir. Bu sebeple; mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6353 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı davaya konu asıl alacağın red ve kabul edilecek miktarları bilirkişiye hesap ettirilip bu miktarlar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde: davalılardan F. H.'nun D... Lisesi öğrencisi iken 17.6.2003 tarihinde başarısızlık sebebiyle okulla ilişiğinin kesildiğini, davalıya eğitimi boyunca yapılan 44.862,11 TL masrafın 8.500,00 TL'sinin ödendiğini, kalan kısmının ödenmediğini belirterek, 36.362,10 TL'nin sarf tarihinden itibaren işleyecek faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş; alınan bilirkişi raporunda davalıların borcu 12.7.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 6353 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesinin 2. fıkrası" uyarınca belirlenmiş ve mahkemece bu rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak,

1- )Dosya içerisinde bulunan yüklenme senedinde yükümlü F. H.'na yapılan masrafların sarf tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davacı idareye ödeneceği taahhüt edilmiş, davacı tarafça da yükümlüye yapılan masrafların sarf tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir. Sarf tarihinden maksat, ilgili kurum tarafından yükümlüye yapılan her bir kalem masrafın yapıldığı tarihtir. Şayet, sarf tarihlerinin tespiti mümkün değilse faizin başlangıç tarihi olarak Yargıtay uygulamalarına göre eğitim ve öğretim dönemi sonu ya da masrafın yapıldığı yılı takip eden yıl başı olarak kabul edilmelidir.

Somut olayda askeri lise dönemi maliyet çizelgesinde yükümlüye yapılan masraflar eğitim ve öğretim sonu itibariyle belirlendiğine göre, askeri lise dönemi masraflarının faizinin eğitim ve öğretim döneminin sonu olan 1.9.2000 tarihinden itibaren başlatılarak hesaplanması gerekirken mahkemece, daha sonraki tarihleri faiz başlangıcına esas alan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması,

2- )Davalı tarafça yapılan toplam 8.500,00 TL ödemenin 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi ( 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi ) hükmü uyarınca öncelikle asıl borcun ödeme tarihlerine kadar işlemiş faizinden, kalan miktarın ise asıl alacaktan düşülmesi suretiyle davalıların kalan borçlarının tespiti gerekirken yapılan ödemelerin önce asıl alacaktan düşülmesi suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu dogrultusunda hüküm kurulması,

3- )Davalıların borcu yargılama sırasında yürürlüğe giren Yasa hükümlerine göre yeniden belirlendiğine göre; taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücretiyle yargılama giderlerinin dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre belirlenmesi gerekir. Bu sebeple; mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6353 Sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı davaya konu asıl alacağın red ve kabul edilecek miktarları bilirkişiye hesap ettirilip bu miktarlar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 03.12.2015 10:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol