10 Nisan 2015 Cuma 17:29
TRAFİK TESCİL PLAKASINA KESİLEN CEZANIN İPTALİ
 T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2014/22963
KARAR NO : 2014/19969
KARAR TARİHİ:27.11.2014

Tebliğname No : K.Y.B. - 2014/250665

Y A R G I T A Y İ L A M I

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 51/2-b maddesine aykırı davranmak
eyleminden dolayı A. E. B. hakkında Kahramanmaraş Trafik Tescil ve Denetleme
Şube Müdürlüğünün 16/11/2013 tarihli ve GZ- 216156 nolu trafik İdarî para cezası
karar tutanağı ile uygulanan 343,00 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun
kabulü ile idari para cezasının kaldırılmasına ilişkin Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza
Mahkemesinin 04/02/2014 tarihli ve 2013/957 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek
Adalet Bakanlığından verilen 23.06.2014 gün ve 42442 sayılı kanun yararına bozma
istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2014 gün ve
KYB. 2014-250665 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Mezkür ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, hız sınırı ihlali yaptığı kamera görüntüsü ile tespit
edilen muteriz hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 116. maddesindeki
yetkiye dayanılarak tescil plakasına düzenlendiği anlaşılan idari para cezasına karşı
muteriz tarafından yapılan başvuru üzerine, Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza
Mahkemesince, 2918 sayılı Kanun’un 116. maddesine göre, trafik kural ve yasaklarına
aykırı davranışları belirlenmiş bulunan görevlilerin ikazına rağmen takip sistemine
girmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların tescil plakasına
ceza veya suç tutanağı düzenlenebileceği, olayda ise sürücünün tespit edildikten sonra
aracın durdurularak sürücüsünün tespit edilmesi ve sürücünün yüzüne karşı ceza
tutanağının düzenlenmesi gerekirken, tescil plakasına göre ceza tutanağı
düzenlemesinin 2918 sayılı Kanun’un 116. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle
başvurunun kabulüne karar verilmiş ise de,
2918 sayılı Kanun’un 116. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...ve
sürücüsü tespit edilemeyen.." ile "...tescil plakalarına göre..." ibarelerinin, Anayasa'nın
38. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemi üzerine, belirtilen ibarelerin Anayasa’ya
aykırı olmadığına ve itirazın reddine ilişkin Anayasa Mahkemesinin 06/03/2008 tarihli
ve 2004/116 esas, 2008/74 sayılı kararında yer alan, “ Başvuru kararında, bir kimsenin
yargı organınca suçluluğu kesin olarak belirlenmediği sürece masum sayılacağı, "ceza
sorumluluğun şahsiliği" ilkesi gereğince bireyin sadece kendi eyleminden sorumlu
olması gerektiği, oysa itiraz konusu kuralda bu ilkeler ters yüz edilerek, kişilerin
başlangıçta taşıt aracının eyleminden sorumlu tutulduğu, taşıt aracı sahibi olmak
suçluluğun karinesi sayılarak, kişilerin suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü altına
sokulduğu, bu nedenle itiraz konusu ibarelerin Anayasa'nın 38. maddesinin dört ve
yedinci fıkralarına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
-2-
Esas No : 2014/22963
Karar No : 2014/19969
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 116. maddesi, trafik kural ve
yasaklarına aykırı davranışları belirlenen ancak sürücüsü tespit edilemeyen araçlara,
trafik zabıtasınca tescil plakasına göre ceza veva suç tutanağı düzenleme olanağı
tanıyan bir kuraldır.
... Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Suçluluğu hükmen sabit
oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" denilerek suçsuzluk karinesi, yedinci
fıkrasında ise "Ceza sorumluluğu şahsidir" denilerek, herkesin kendi eyleminden
sorumlu tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı kimsenin
cezalandırılmayacağı ilkeleri kabul edilmiştir.
Suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin, adil bir yargılama
sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması
gerektiğini ifade eder.

2918 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasında sayılan ihlaller
nedeniyle, sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil plakalarına göre ceza veya suç
tutanağı düzenlenmesi, bir trafik kuralının ihlal edildiğine dair suç isnadı niteliğinde
olup suçsuzluk karinesine aykırılık taşımamaktadır.
Suçsuzluk karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin iddiasını ispatla
yükümlü olması kuralı da Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasının bireylere
sağladığı anayasal bir güvencedir. Madde gerekçesinde de bu konu açıkça ifade
edilmiştir. Ancak genel anlamda suçun kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı
sürece, savunmasını oluşturmak için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki
veya fiili varsayımların olduğu durumlarda ispat yükünün yön değiştirmesi, masumiyet
karinesine aykırılık taşımaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de birçok kararında
ispat külfetini tersine çeviren hukuki veya fiili karinelerin kabulünü Sözleşme'nin 6.
maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bulmamıştır.

Cezaların kişiselliği kuralı gereğince bir kişi, sadece kendisine ait kusurlu
fiilinden sorumlu tutulabilir. Bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı
cezalandırılması veya bir eylemin asli veya feri faili olmadan o eylemden sorumlu
tutulması, Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası gereğince olanaklı değildir.
116. maddedeki sorumluluk, iradi ve kusurlu olan sürücünün eylemine
dayanmaktadır. Ancak sürücünün kimliğinin belirlenmesinde, 116. maddede sayılan
ihlallerin niteliğinden kaynaklanan güçlükler bulunduğundan, trafik ihlaline ilişkin
tutanak, aracın tescil plakasına göre düzenlenmektedir.
Ayrıca kural ihlali yapan ve sürücüsü tespit edilemeyen araçların, trafik zabıtası
tarafından saptanabilecek plâkasından başka ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığı,
ancak plâka ile de araç sahibine ulaşılabileceği açıktır.
Dolayısıyla Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen düzenlemenin, gelişen, büyüyen,
çeşitlenen ve çoğalan trafik sorunlarını zamanında ve etkin bir biçimde
denetleyebilmek ve toplum hâlinde yaşamanın güvenli bir biçimde sürdürülebilmesi
amacıyla, demokratik toplumda zorunlu olarak getirilen uygulamalar olduğu kabul
edilmelidir.”
-3-
Esas No : 2014/22963
Karar No : 2014/19969

Şeklindeki gerekçesi nazara alındığında, idari para cezası karar tutanağının
resmi evrak niteliğinde bulunduğu ve aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, ispat
kuvveti bakımından başkaca bir delille (kamera kaydı gibi) desteklenmesinin
gerekmediği, bu yönde mevzuatımızda bir hüküm bulunmadığı, (kaldı ki somut olayda
görüntü kaydının mevcut olduğu) ancak muterizin belirtilen gün ve saatte başka bir
yerde olduğuna ilişkin veya tespit edilen aracın rengi ve modelinin kendi aracı
olmadığına dair geçerli sayılabilecek bir başvurusunun bulunması halinde ancak
görevli polis memurunun beşeri bir hata yaptığının kabul edilebileceği, somut olayda
bu yönde bir itiraz da bulunmadığı dikkate alındığında,idari para cezasına karşı yapılan
başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçeyle kabulüne
karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun
309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen
ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan
ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza
Mahkemesi'nin 04.02.2014 gün ve 2013/957 değişik iş sayılı kararının CMK.nun
309.maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 27.11.2014
günü oybirliğiyle karar verildi.


kararara.com
Son Güncelleme: 10.04.2015 17:31
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177