19 Şubat 2014 Çarşamba 16:26
TEBLİGATTA ÖĞRENME TARİHİNİN ESAS ALINAMAYACAĞI HALLER...
 İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilmiş, karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı alacaklının kira alacağının tahsili amacı ile başlatmış olduğu icra takibine yasal süresi içinde borçlu tarafından 05.04.2012 tarihinde itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin ise alacaklı asile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu’nun 11. maddesine göre vekille takip edilen işlerde tebligat vekile yapılmalıdır. Mahkemece her ne kadar alacaklı vekiline bir tebligat yapılmamış ise de, davacı alacaklı vekilinin başka bir mahkemeye verdiği 19/04/2012 tarihli dilekçede dava konusu takibe itiraz edildiğini belirttiği bu durumda alacaklı vekilinin itirazdan bu tarih itibarı ile bilgisinin olduğu kabul edilerek 25/01/2013 tarihinde açılan davanın 6 aylık süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesi gereğince tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılması için öncelikle yasal muhatabına tebligatın çıkarılması, ancak tebliğ işleminin usulüne uygun olarak yapılmaması gereklidir. Somut olayda ise davacı alacaklı vekiline hiç tebligat çıkarılmamıştır. Bu durumda tebligat Kanunu 32. maddesi gereğince öğrenme tarihi esas alınamaz. Dava süresinde açıldığına göre işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazıl gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Karar bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre de davacın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kararara.com
Son Güncelleme: 19.02.2014 16:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177