30 Mayıs 2014 Cuma 15:55
TAHSİLİ ENGELLEMEK İÇİN SAHTE BONOYU TAKİBE KOYDURAN BORÇLU
 Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 
Davacılar vekili, davalının başlattığı icra takibinin dayanağı olan bononun, gerçek bir borç ilişkisi için olmayıp sırf müvekkillerinin ilama dayalı alacaklarının tahsilini engellemek maksadıyla düzenlenmiş olmasına rağmen, bedeli paylaşıma konu taşınmazın satışı sonrası düzenlenen sıra cetvelinde davalıya 1. sırada pay ayrıldığını ileri sürerek, sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın iptali ile bu payın müvekkillerinin alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 
Davalı vekili, müvekkilinin takip borçlusundan taşınmaz satın aldığını ve bedelini ödediğini, ancak taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir kararı bulunması nedeniyle tapuda devrin gerçekleştirilemediğini, bunun üzerine taşınmaz için ödenen bedelin teminatını teşkil etmek üzere söz konusu bononun tanzim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının icra takibine dayanak yaptığı bonodan dolayı takip borçlusundan alacaklı olduğu ve bononun gerçek bir borç ilişkisi için düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 

Dava, muvazaa iddiasına dayalı olarak sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.

Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü alacağına itiraz edilen alacaklıya düşer. Alacaklı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyid eden usulüne uygun delillerle isptalamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli haleflerine karşı ileri sürüleceğinden, davacı üçüncü kişi bakımdan bir ispat vasıtası olamazlar. Öte yandan alacağın miktarına göre diğer tarafın açık muvafatı bulunmadığı sürece tanık dinlenemez ve tanık beyanına dayalı olarak hüküm kurulamaz. 

Somut olayda, ispat yükü kendisinden olan davalının, alacağının gerçek bir borç ilişkisine dayandığını yukarıda açıklandığı şekliyle ispat edememiş olmasına ve özellikle davacı takibinin dayanağı olan ilamın dava tarihinin 31.06.2006 tarihi olmasına, davalının takibine dayanak teşkil eden bononun ise 20.03.2008 tarihinde düzenlenmiş olmasına göre, davalının takibine dayanak olarak gösterdiği bononun muvazaalı olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle reddi doğru olmamıştır. 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kararara.com
Son Güncelleme: 30.05.2014 15:58
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol