Rahmi
Rahmi
08 Aralık 2015 Salı 14:02
Suç örgütü, denetimli serbestlik, lehe kanun uygulaması
"İçtihat Metni"

Tebliğname No :Kanun Yararına Bozma - 2015/285007

Çıkar amaçlı örgütü adına faaliyette bulunmak ve adam kaldırma suçlarından hükümlü M..U..'un 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu'nun 1/1-2-6,765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 499 ve 59.maddeleri uyarınca 22 yıl 2 ay 20 gün ağır hapis ve 3 yıl 4 ay ağır hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2003 tarihli ve 2001/80 esas, 2003/81 sayılı (Kapatılan İstanbul 1 no.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi) kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri doğrultusunda uyarlama yapılması sonucunda hükümlünün suç işlemek amacıyla örgüte üye olmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde yağma suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 220/2-3, 149/g ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 06/10/2005 tarihli ek kararı sonrasında, infaz savcılığınca örgüt üyeliği suçundan verilen hapis cezasının infazında tereddüt oluştuğundan bahisle örgüt mensubu olan hükümlü hakkında infazın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4.maddesi uyarınca yapılıp yapılmayacağı yönünde karar verilmesi talebinde bulunulması üzerine, örgüt üyeliği suçunun 5275 sayılı Kanun’un 107/4.maddesi kapsamında kalmadığı hükümlünün infazının aynı Kanun’un 107/2.maddesi uyarınca yapılmasına dair İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/03/2015 tarihli ve 2015/201 değişik iş sayılı kararına vaki itirazın reddine ilişkin İSTANBUL 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/05/2015 tarihli ve 2015/265 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 31/07/2015 gün ve 2015/15681/50898 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/09/2015 gün ve KYB/2015/285007 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 26/10/2015 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
(Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 02/02/2012 tarihli ve 2011/12507 esas, 2012/1273 sayılı kararında da belirtildiği üzere; suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olma suçundan verilen cezanın infazının ne şekilde yapılacağı hususu ile ilgili olarak;
5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden sonrasında işlenen suçlar bakımından, 5237 sayılı TCK’nın 58/9. maddesinin örgüt mensubu suçlu hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedileceği hükmünü içerdiği, anılan hükmün örgüt mensubu olma suçundan mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme olduğu ve kazanılmış hakka konu edilemeyeceği, aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 6/1-j maddesine göre örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişinin anlaşılacağı, buna göre 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesi kapsamındaki suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olanlar hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. maddesinde gösterilen koşullu salıverilme süresi ve aynı maddede düzenlenen infaz rejiminin uygulanacağı,
Somut olayda olduğu gibi 01.08.1999 ile 01.06.2005 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu döneminde işlenen suçlar bakımından:
5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesine göre suçun işlendiği zamanda yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması halinde hükümlünün lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı lehe infaz kanununun tespit edilmesi gerektiği; suç tarihinde yürürlükte bulunan 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’nun 13. maddesinde bu kanun kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar hakkında Terörle Mücadele Kanununun 17. maddesi hükümlerinin uygulanacağı atfının bulunduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki lehe olan 17/1. maddesine göre 647 sayılı Kanunun 19. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı ve koşullu salıverilme için hükümlülük süresinin dörtte üçünün iyi halli olarak çekilmesi gerektiği, bu durumda 3713 sayılı Kanunun 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17/1. maddesi hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren ve yukarıda uygulaması açıklanan 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesi hükümleri arasında yapılacak lehe kanun değerlendirmesinde, her iki durumda da koşullu salıverilme için cezaevinde iyi halli olarak geçirilmesi gereken sürenin hükmedilen süreli hapis cezasının dörtte üçü olacağı bu durumda ise değerlendirmeye konu edilen her iki kanun hükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275 sayılı Kanunun 107. maddesinde öngörülen denetim süresinin infaz rejimine ilişkin olup TCK'nın 7/3. maddesine göre derhal uygulanması gerektiği cihetle, hükümlünün infazının 5275 sayılı Kanun’un 107/4.maddesi uyarınca yapılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar tesisinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiştir.

TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A 
Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderme yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden, kabulü ile İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilip kesinleşen, 13/05/2015 tarih ve 2015/265 değişik iş karar sayılı hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 27/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi


Son Güncelleme: 08.12.2015 14:05
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol