23 Kasım 2013 Cumartesi 23:21
SORUŞTURMA İZNİ ALINMADAN İDDİANAME DÜZENLENEMEZ.
Daire:4 
Tarih:2012 
Esas No:2012/5915 
Karar No:2012/10384 
Kaynak:Uyap 
İlgili Maddeler:CMK.'nun 174. maddesi. 
İlgili Kavramlar:SORUŞTURMA İZNİ ALINMADAN İDDİANAME DÜZENLENEMEZ.
YARGITAY
4.CEZA DAİRESİ

ESAS NO. :2012/5915 
KARAR NO. :2012/10384

Görevi ihmal suçundan şüpheli Abdurrahman hakkında yapılan so­ruşturma evresi sonucunda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 17.11.2011 tarihli ve 2011/20336 soruşturma, 2011/8173 esas, 2011/4204 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle, aynı Kanun’un 174. maddesi gereğince iade­sine dair (Kocaeli Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi)’nin 28.11.2011 tarihli ve 2011/859 İddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itizarın reddine ilişkin (Kocaeli Dördüncü Asliye Ceza Mahkemesi)’nin 02.12.2011 tarihli ve 2011/494 değişik iş sayılı kararının Yüksek Adalet Bakanlığı’nca 23.01.2012 gün ve 2012/3790 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yar­gıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.02.2012 gün ve 2012/34750 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında “Kocaeli Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi’nce, kamu gö­revini ihmal suçunu işlediği iddia olunan şüpheli hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruş­turma izni alınmadan kamu davası açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, şüphelinin üzerine atılı "4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 11. maddesi gereğince 15 gün içerisinde kabul edilebilir mazereti olmaksızın bilgi edinmeyle ilgili başvuruyu cevaplandırmama" şeklinde ger­çekleştiği iddia olunan görevi ihmal suçuna ilişkin soruşturmanın, anılan Ka­nun’un 29/1. maddesi uyarınca genel hükümlere tâbi olduğu, keza 4483 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi gereğince görevleri ve sıfatları sebebiyle özel so­ruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu nazara alındığında, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” de­nilmektedir.

Gereği görüşüldü;

CYY’nin 174/1. maddesinde “Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil top­lanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın dü­zenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine karar verilir.” hü­kümleri yer almaktadır.

Somut olayda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, İ… Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü’nde kaçak yapı birim sorumlusu olarak görevli şüpheli Abdurrahman hakkında, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan başvuruyu yasal 15 günlük sürede cevaplandırmayarak görevini ihmal ettiği iddiasıyla soruşturma yapılıp kamu davası açılmıştır. İddianamenin iadesi nedeninin, şüpheli kamu görevlisi hakkında 4483 sayılı Yasa uyarınca soruş­turma izni alınmaması olduğu görülmektedir. Bu durumda somut olay açı­sından 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni alınması gerekip gerek­mediğinin saptanması zorunludur. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 29/1 ve anılan Yasa’nın Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yö­netmeliğin 42/2. maddelerinde “Bu Kanunun ve Yönetmeliğin uygulamasında ihmali, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hak­kında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması ge­rektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir. Yasa koyucunun bu düzenlemeyle kamu görevlilerinin bu yasanın uygulanması sırasındaki ihmal, kusur veya kasıtlı davranışları nedeniyle hem tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezalarıyla cezalandırılmalarını hem de fiilleri suç oluşturuyor ise haklarında ayrıca genel hükümler uyarınca ceza kovuşturması yapılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. 4982 sayılı Kanun’un özel bir yöntem öngörmeyen 29/1. maddesindeki düzenleme ile, kamu görevlisinin soruşturma usulü ba­kımından tabi olduğu yasal hükümler kastedilmiştir. Kamu görevlilerinin gö­revleri nedeniyle işledikleri suçlar açısından uygulanan soruşturma yöntemi 4483 sayılı Yasa’da belirlenmiştir. Anılan yasa uyarınca Cumhuriyet Savcısının görevi nedeniyle suç işlediği ileri sürülen anılan Yasa kapsamındaki bir kamu görevlisi hakkında doğrudan soruşturma yapması olanaklı değildir. Yasada belirtilen yetkili merciin vereceği soruşturma izni kararının kesinleşmesi üze­rine Cumhuriyet Savcısı soruşturmaya başlayacaktır. Yasa koyucu savcılıkça doğrudan soruşturma yapılmasına ilişkin genel ilkeden ayrılmak istediğinde bunu açık bir yasa hükmüyle gerçekleştirmektedir. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 29/1. maddesinin soruşturma yöntemi açısından bir istisna hükmü niteliğinde olmadığı açıktır.

Soruşturma izni alınması gerekliliğinin iddianamenin iadesi nedeni olup olmayacağı konusuna gelince; 4483 sayılı Yasa ve benzeri özel soruşturma usulünü düzenleyen diğer yasalar gereğince, ilgili idari merci tarafından so­ruşturma ve/veya kovuşturma izni verilmeksizin ceza soruşturması yürütüle­meyeceğinden ve soruşturma ve kovuşturma şartlarının gerçekleşmediği hal­lerini de içerecek şekilde 5271 sayılı Yasa’nın 172/1. maddesinde “kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir” hükmü de gözetildiğinde Ceza Yargılama Yasası’nın 174. maddesinde açıkça belirtilmemekle birlikte, iddianamenin iadesi kurumuna ilişkin yasal düzen­lemenin amacı gözetildiğinde soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğinde bu­lunması nedeniyle, 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni alınmamasının da iddianamenin iadesi nedeni olarak kabul edilmesi bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir.·Bu nedenle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka uygundur.

Açıklanan nedenlerle, istem yerinde görülmediğinden Adalet Bakan­lığı’nın kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 03.05.2012 tarihinde oy­birliğiyle karar verildi.YARGITAY 4.CEZA DAİRESİ ESAS NO. :2012/5915 KARAR NO. :2012/10384 Görevi ihmal suçundan şüpheli Abdurrahman hakkında yapılan so­ruşturma evresi sonucunda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen 17.11.2011 tarihli ve 2011/20336 soruşturma, 2011/8173 esas, 2011/4204 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesine uygun bulunmadığından bahisle, aynı Kanun’un 174. maddesi gereğince iade­sine dair (Kocaeli Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi)’nin 28.11.2011 tarihli ve 2011/859 İddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itizarın reddine ilişkin (Kocaeli Dördüncü Asliye Ceza Mahkemesi)’nin 02.12.2011 tarihli ve 2011/494 değişik iş sayılı kararının Yüksek Adalet Bakanlığı’nca 23.01.2012 gün ve 2012/3790 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yar­gıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.02.2012 gün ve 2012/34750 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi: İstem yazısında “Kocaeli Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi’nce, kamu gö­revini ihmal suçunu işlediği iddia olunan şüpheli hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruş­turma izni alınmadan kamu davası açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, şüphelinin üzerine atılı "4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 11. maddesi gereğince 15 gün içerisinde kabul edilebilir mazereti olmaksızın bilgi edinmeyle ilgili başvuruyu cevaplandırmama" şeklinde ger­çekleştiği iddia olunan görevi ihmal suçuna ilişkin soruşturmanın, anılan Ka­nun’un 29/1. maddesi uyarınca genel hükümlere tâbi olduğu, keza 4483 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi gereğince görevleri ve sıfatları sebebiyle özel so­ruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu nazara alındığında, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” de­nilmektedir. Gereği görüşüldü; CYY’nin 174/1. maddesinde “Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil top­lanmadan düzenlenen, c) Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın dü­zenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesine karar verilir.” hü­kümleri yer almaktadır. Somut olayda, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, İ… Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü’nde kaçak yapı birim sorumlusu olarak görevli şüpheli Abdurrahman hakkında, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan başvuruyu yasal 15 günlük sürede cevaplandırmayarak görevini ihmal ettiği iddiasıyla soruşturma yapılıp kamu davası açılmıştır. İddianamenin iadesi nedeninin, şüpheli kamu görevlisi hakkında 4483 sayılı Yasa uyarınca soruş­turma izni alınmaması olduğu görülmektedir. Bu durumda somut olay açı­sından 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni alınması gerekip gerek­mediğinin saptanması zorunludur. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 29/1 ve anılan Yasa’nın Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yö­netmeliğin 42/2. maddelerinde “Bu Kanunun ve Yönetmeliğin uygulamasında ihmali, kusuru veya kastı bulunan memurlar ve diğer kamu görevlileri hak­kında, işledikleri fiillerin genel hükümler çerçevesinde ceza kovuşturması ge­rektirmesi hususu saklı kalmak kaydıyla, tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezaları uygulanır.” hükümlerine yer verilmiştir. Yasa koyucunun bu düzenlemeyle kamu görevlilerinin bu yasanın uygulanması sırasındaki ihmal, kusur veya kasıtlı davranışları nedeniyle hem tabi oldukları mevzuatta yer alan disiplin cezalarıyla cezalandırılmalarını hem de fiilleri suç oluşturuyor ise haklarında ayrıca genel hükümler uyarınca ceza kovuşturması yapılmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. 4982 sayılı Kanun’un özel bir yöntem öngörmeyen 29/1. maddesindeki düzenleme ile, kamu görevlisinin soruşturma usulü ba­kımından tabi olduğu yasal hükümler kastedilmiştir. Kamu görevlilerinin gö­revleri nedeniyle işledikleri suçlar açısından uygulanan soruşturma yöntemi 4483 sayılı Yasa’da belirlenmiştir. Anılan yasa uyarınca Cumhuriyet Savcısının görevi nedeniyle suç işlediği ileri sürülen anılan Yasa kapsamındaki bir kamu görevlisi hakkında doğrudan soruşturma yapması olanaklı değildir. Yasada belirtilen yetkili merciin vereceği soruşturma izni kararının kesinleşmesi üze­rine Cumhuriyet Savcısı soruşturmaya başlayacaktır. Yasa koyucu savcılıkça doğrudan soruşturma yapılmasına ilişkin genel ilkeden ayrılmak istediğinde bunu açık bir yasa hükmüyle gerçekleştirmektedir. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 29/1. maddesinin soruşturma yöntemi açısından bir istisna hükmü niteliğinde olmadığı açıktır. Soruşturma izni alınması gerekliliğinin iddianamenin iadesi nedeni olup olmayacağı konusuna gelince; 4483 sayılı Yasa ve benzeri özel soruşturma usulünü düzenleyen diğer yasalar gereğince, ilgili idari merci tarafından so­ruşturma ve/veya kovuşturma izni verilmeksizin ceza soruşturması yürütüle­meyeceğinden ve soruşturma ve kovuşturma şartlarının gerçekleşmediği hal­lerini de içerecek şekilde 5271 sayılı Yasa’nın 172/1. maddesinde “kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir” hükmü de gözetildiğinde Ceza Yargılama Yasası’nın 174. maddesinde açıkça belirtilmemekle birlikte, iddianamenin iadesi kurumuna ilişkin yasal düzen­lemenin amacı gözetildiğinde soruşturma ve kovuşturma şartı niteliğinde bu­lunması nedeniyle, 4483 sayılı Yasa uyarınca soruşturma izni alınmamasının da iddianamenin iadesi nedeni olarak kabul edilmesi bir zorunluluk olarak kabul edilmelidir.·Bu nedenle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka uygundur. Açıklanan nedenlerle, istem yerinde görülmediğinden Adalet Bakan­lığı’nın kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 03.05.2012 tarihinde oy­birliğiyle karar verildi.
Son Güncelleme: 23.11.2013 23:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177