29 Nisan 2013 Pazartesi 17:21
Şirket Unvanının Açığında 2. İmzası Olduğuna Göre Borçtan Şahsen Sorumlu Olacağı
Daire:HGK
Tarih:2011
Esas No:E. 2011/12-480
Karar No:K. 2011/598
Kaynak:
İlgili Maddeler:2004/m.170, 6762/m.613
İlgili Kavramlar:Şirket yetkilisinin Senette Şirket Kaşesi Altına Attığı 2. İmzanın Aval Olarak Değerlendirilemeyeceği
ANONİM ŞİRKET YÖNETİM KURULU BAŞKANI TARAFINDAN SENEDE ATILAN İMZA ( Senette Şirket Kaşesi Altına Attığı 2. İmzanın Aval Olarak Değerlendirilemeyeceği - İcra Takibinin İptali Yönündeki Talebin Kabulü Gereği )
AVAL ( Hangi Şahsın Borcunun Tekeffül Edildiğinin Açıkça Anlaşılamadığı Hallerde Avalin Keşideci Hesabına Verildiğinin Kabulü Gerektiği - Anonim Şirket Yönetim Kurulu Başkanının Şirket Kaşesi Altına Attığı 2. İmzanın Aval Olarak Değerlendirilemeyeceği )
SENET ÜZERİNDEKİ İMZA DOLAYISI İLE ŞAHSEN SORUMLULUK ( Anonim Şirket Yönetim Kurulu Başkanının Senette Şirket Kaşesi Altına Attığı 2. İmzanın Aval Olarak Değerlendirilemeyeceği - İcra Takibin İptaline Karar Verileceği )
TEMSİL VE İLZAMA YETKİLİ KİŞİNİN SENET ÜZERİNDEKİ İMZASI ( Anonim Şirket Yönetim Kurulu Başkanının Senette Şirket Kaşesi Altına Attığı 2. İmzanın Aval Olarak Değerlendirilemeyeceği )
İCRA TAKİBİN İPTALİ TALEBİ ( Anonim Şirket Yönetim Kurulu Başkanının Senette Şirket Kaşesi Altına Attığı 2. İmzanın Aval Olarak Değerlendirilemeyeceği - İcra Takibin İptaline Karar Verileceği )

ÖZET :
İcra takibin iptali talebinde uyuşmazlık, takibe konu senette, keşideci ... San. ve Tic. A.Ş. kaşesi altına adı geçen şirketin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olan davacı tarafından, atılan 2. imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, borçtan şahsen sorumlu olup olmayacağı, noktasında toplanmaktadır. Aval, 3. bir kişi tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir kişi tarafından verilebilir. Aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir. Davacı/borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, davacı/borçlu Y. G.’in, münferit imzası ile, keşideci ... Sis. San. ve Tic. A.Ş. ni üç yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili olduğu ve takip konusu bononun ön yüzünde bulunan her iki imzanın da keşideci şirket kaşesi üzerine davacı/borçlu tarafından atıldığı, bu hususun davacı vekilince de kabul edildiği dikkate alındığında atılan 2. imzanın aval şerhi olmadığı belirgindir. Davanın reddi yönündeki direnme kararı hukuka uygundur.
DAVA :
Davacı/borçlu Y. G. vekili, müvekkilinin, davaya konu icra takibinin borçlusu ... Sis. San. ve Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olup, 18.222.75 TL bedelli ve 31.10.2008 vadeli bir adet senedi adı geçen şirketi temsilen ve şirket kaşesi altında imzalayarak davalı şirkete verdiğini, ancak davalı şirket tarafından bu senedin tahsili için başlatılan İzmir 21. İcra Müdürlüğü’nün 2009/6348 Esas sayılı icra takibinde, müvekkilinin, borçlu ( aval veren ) olarak gösterildiğini, takip konusu senet üzerindeki her iki imza müvekkiline ait olmakla birlikte bu imzaların, şirketi temsilen ve şirket kaşesi altına atılmış imzalar olduğunu, bu sebeple müvekkilinin aval veren sıfatıyla senet borcundan şahsen sorumlu olmadığını belirterek, icra takibinin İ.İ.K. nın 170/A-II maddesine göre müvekkili yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı/alacaklı M... Saç San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, bononun ön yüzüne davacı/borçlu tarafından konulan 2. imzanın aval olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı/alacaklı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü, davalı vekili temyize getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR :
Uyuşmazlık, takibe konu senette, keşideci ... Sis. San. ve Tic. A.Ş. kaşesi altına adı geçen şirketin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olan davacı tarafından, atılan 2. imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, borçtan şahsen sorumlu olup olmayacağı, noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, aval kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
Aval, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ( T.T.K.’nun 612. maddesine göre, poliçede yazılı bulunan borcun ticari senetler hukukuna göre tekeffül edilmesini sağlayan hususi bir kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir ( Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1911 ).
Aval, 3. bir kişi tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir kişi tarafından verilebilir. T.T.K.nun 613/3 maddesine göre aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir.
TTK’nun 612/2. maddesindeki 3. şahıstan maksat, henüz senette imzası bulunmayan kimselerdir. Poliçe borçlusu olan muhatap ile keşidecinin aval vermelerinde, itimat bakımından, hiçbir fayda yoktur. Çünkü birisi poliçenin "kabul" ile asıl borçlusu olan kimse, diğeri de "keşideci" muhatabın ödemeden imtinaı halinde senette yazılı meblağı en sonunda ödemek zorunda kalacak şahıstır ( Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1913 ).
Avalin ne şekilde verileceği T.T.K.nun 613/3 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj ( ek ) üzerine kimin hesabına verildiğinin yazılmasıyla mümkün olur. Fakat bununla beraber, isim yazılmadan da aval verilen ( kefalet edilen ) şahsın poliçedeki vasfı tasrih edilmek -mesela ilk ciranta, keşideci, muhatap gibi- suretiyle verilen aval muteberdir. Ayrıca, her türlü aval şerhinin altının da aval veren ( avalist ) tarafından imzalanmış olması gerekir ( Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1914 ).
Poliçenin yüzüne, keşideci veya muhatap müstesna olmak üzere poliçe borçlularının veya 3. şahısların sadece imza etmeleri halinde, imza eden kişi aval vermiş sayılır. ( T.T.K.m. 613/2 ). Bu, yasal bir karinedir.
Bono veya emre muharrer senet, senedi tanzim edenin imzasını ihtiva eder ( T.T.K.m. 688/7 ). Borçlu sıfatıyla senedi imzalayan kişinin gerçekte adının farklı olması, o senedi geçersiz hale getirmez. Önemli olan husus, senet altındaki imzanın, o senedi keşide eden ( düzenleyen ) borçluya ait olmasıdır. Kambiyo senetlerinde sorumluluğu tesbit eden husus, borçlunun ( keşidecinin ) imzasıdır. İmzanın, "borçlu" veya "kefil-aval veren" sıfatlarından hangisi ile atılmış bulunduğunun da senette belli edilmesi gereklidir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.2086)
TTK’nun 688/7. maddesiyle 613/7. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için, tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan 2. imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, bononun ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar T.T.K.nun 613. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci ünvanının poliçede yer alması, poliçenin kimin tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya ünvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür.
Temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzalayan kişi ile temsil yetkisini aşar biçimde poliçe imzalayan kişiler, poliçeden dolayı kişisel olarak sorumlu olurlar ( T.T.K.m.590 ). Bono borçlusunun tüzel kişi olması halinde, yetki belgesinde firmayı temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir.
Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan 2. imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Senette atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa, burada artık aval olgusundan söz edilemez.
Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde;
Davacı/borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan 11.04.2007 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, davacı/borçlu Y. G.’in, münferit imzası ile, keşideci ... Sis. San. ve Tic. A.Ş. ni üç yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili olduğu ve takip konusu bononun ön yüzünde bulunan her iki imzanın da keşideci şirket kaşesi üzerine davacı/borçlu Y. G. tarafından atıldığı, bu hususun davacı vekilince de kabul edildiği dikkate alındığında atılan 2. imzanın aval şerhi olmadığı belirgindir.
O halde, Yerel Mahkemenin aynı gerekçeye dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
SONUÇ :
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yerel Mahkeme kararının, yukarda direnme kararında gösterilen nedenlerden dolayı ONANMASINA, 05.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Son Güncelleme: 29.04.2013 17:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177