02 Ekim 2015 Cuma 15:52
Noterin Özen Yükümlülüğü

 T.C.

YARGITAY

Üçüncü Hukuk Dairesi

 

E: 2014/10848

K: 2015/3705

T: 09.03.2015

 

Noterin Özen Yükümlülüğü

Noterin Hukuki Sorumluluğu

Üçüncü Kişinin Kusuru

İlliyet Bağı

 

Özet: Noterler bir işin yapılmasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu olup, bu kusursuz sorumluluktur. Bu durumda kusursuz sorumlu olan noterin olayla zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir.

Noterin sahte belgeler ile işlem yapması ve gerçek maliki iyi tespit edememesi, hatalı ve eksik işlemdir.

Kamu hizmeti yapan noterin, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi onun ve onun adına işlem yapan diğer davalının sorumluluğunu gerektirdiğinden davacının uğradığı maddi kayıpların belirlenmesi ve davalılardan tazminine karar verilmesi gerekir.

(1512 s. Noterlik K. m. 72,162)

Taraflar arasındaki (noterin kusursuz sorumluluğuna dayalı) tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı Nihat vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, dava dilekçesi ile; müvekkili Mehmet'in gazetede gördüğü otomobil ilanı üzerine, ilan sahibini aradığını, adının Recep Mehmet olduğunu söyleyen şahıs ile telefonda görüştüğünü, aracın plakasını öğrendiğini, plakada yaptığı araştırmada araç üzerinde sorun olmadığını tespit ettiğini; önce, arabanın bulunduğu Menemen ilçesine arkadaşı Taner'i gönderdiği, isminin Murat olduğunu ve Recep Mehmet'in yeğeni olduğunu söyleyen şahsın Taner'e aracı getirdiğini, araç üzerinde inceleme yapıldığını; sonra, davacı Mehmet'in aracı görüp incelediğini, direk satış istenmesine karşın, şahsın müteahitlik yaptığını, yoğun olduğunu, satış için vekalet verebileceğini söylediğini; bunun üzerine, müvekkili Mehmet'in arkadaşı Taner adına vekaletname çıkarılabilmesi için Taner'in Murat isimli şahsa kimliğini teslim ettiğini, ertesi gün Murat'ın aracı ve Recep Mehmet tarafından aracın satışı için Bornova 2. Noteri davalı Musa'ya vekaleten noter baş kâtibi davalı Cemalettin tarafından düzenlenip imzalanan 23.05.2006                       tarih ve 11330 yevmiye nolu vekaletnameyi Taner'e teslim ettiğini; vekaletnameye istinaden, aracın, satışının davacı Mehmet'in işlerinin yoğunluğu nedeni ile davacı Nihat adına gerçekleştirildiğini; ruhsat işlemleri yapıldığı sırada aracın trafikte durdurulduğunu ve plakasının trafik ve tescil belgelerinin sahte olduğunun tespit edildiğini belirterek; vekaletnamenin düzenlenmesi sırasında dayanak belgeleri ve kimliği dikkatli incelemeyen davalılardan, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, 26.000,00 TL'nin 25.05.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, cevap dilekçesi ile; aracı satın alan kişinin Nihat olduğunu, davacı Mehmet'in ise vekalet ile herhangi bir ilgisi olmadığından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını; ibraz edilen sürücü belgesinin işlemi yapan katip tarafından incelendiğini, sahte olduğunu gösteren hiçbir belirtinin tespit edilmediğini; katibin eksik, kusurlu veya hatalı bir işlemi bulunmadığını; illiyet bağını kesen 3. Kişinin ağır kusuru sebebi ile davalı noter Musa'nın da sorumlu tutulamayacağını; davacıların gazete ilanı ile aracı bulduklarını, tanımadıkları bu kişinin kimliği ve araç konusunda hiçbir araştırma yapmadıklarını, davacıların da ağır kusurlu olduklarını; zarar görenlerin ve 3. Kişinin ağır kusurlarının illiyet bağını kesecek ölçüde olmadığı farz edilse dahi müterafık kusur nedeni ile zarardan indirim yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

 

Mahkemece; dava, davacılardan Mehmet yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle, diğer davacı Nihat yönünden ise esastan reddedilmiş; kararın, davacılardan Nihat tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, 11.11.2010 tarih, 2009/14326 Esas, 2010/11741 Karar sayılı ilam ile; "... dava konusu eylemi nedeni ile davalılardan Cemalettin hakkında açılan İzmir 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2007/636 Esas - 2008/391 Karar sayılı ceza dosyasının neticesinin beklenmesi ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, sonuca göre bir karar verilmesi gerekir, gerekçesi ile" mahkeme karan bozulmuştur. Mahkemece; bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın, davacılardan Mehmet yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle, diğer davacı Nihat yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.; hüküm, davacılardan Nihat vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dava; noterde düzenlenen araç satış sözleşmesiyle satın alınan aracın, alıcının elinden alınması nedeniyle, alıcının uğradığı maddi zararın, noter ve notere vekâleten vekâletnameyi düzenleyip imzalayan kâtipten tazmini istemine ilişkindir.

Temyize konu uyuşmazlık; dava dışı 3. kişinin kusurunun, noterin eylemi ile davacının uğradığı maddi zarar arasındaki illiyet bağını kesip kesmediği noktasında toplanmaktadır.

1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesine göre, "Noterler bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar." Bu maddeye göre noterlerin sorumluluğu Kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumlulukta ise, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur, aksine kusursuz sorumlu olan davalının (noterin) olayla zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir.

Sorumluluk Hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada; mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur.

Diğer taraftan Noterlik Yasası'nın 72. maddesi gereğince noter; iş yaptıracak kişilerin kimlik ve adresleri ile gerçek isteklerini tam öğrenmekle yükümlüdür. Noterin sahte belgeler ile işlem yapması ve gerçek maliki iyi tespit edememesi, hatalı ve eksik bir işlemdir.

Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; dava dışı 3. Kişinin sahte olarak düzenlediği ve gerçek araç maliki Recep Mehmet kimlik bilgilerini içeren sürücü belgesini, araç trafik tescil belgesini ve motorlu araç trafik belgesini notere sunduğu, davacıyı zarara uğratan vekâletnamenin, bu sahte belgelere dayalı olarak noterce yapıldığı anlaşılmaktadır.

01.06.2006                    tarihli ekspertiz raporu ile, tetkik için gönderilen motorlu araç trafik belgesi ile motorlu araç tescil belgesi üzerinde yapılan incelemede; belgelerin sahte oldukları, muhtemelen boş olarak temin edilip isteğe uygun olarak dolduruldukları, üzerlerinde sahte soğuk mühür izleri oluşturulup, sahte hologramlar yapıştırıldığı, mühür izlerinin basım yerleri ve özellikleri nedeni ile belgelerin iğfal kabiliyetlerinin bulunduğu kanaatine varıldığı rapor edilmiştir.

Ancak; vekâletname düzenlenirken kullanılan sahte sürücü belgesinin dosyada sureti mevcut olup, aslına ulaşılamamış, sürücü belgesine ilişkin herhangi bir bilirkişi incelemesi de yaptırılmamıştır.

Somut olayda; sahte sürücü belgesi kullanılarak düzenlenen vekâletname ile aracın satışının yapıldığı, davacının bu nedenle zarara uğradığı sabit olduğuna göre; nedensellik bağının kesildiğinin ispatı davalı notere düşmektedir.

Bunun yanında; dosyada fotokopisi bulunan sahte sürücü belgesinin "belge sahibi" bölümündeki imza ile, vekaletnamedeki vekalet veren Recep Mehmet tarafından atılan imza arasında gözle görülür şekilde fark bulunduğu hususunun noterce gözden kaçırıldığı ve böylece davalı noterin gerçek maliki tespit için gerekli özeni göstermediği nazara alınmamıştır.

Kamu hizmeti yürüten noterin, sürücü belgesindeki hatalar nedeniyle daha özenli davranıp gerekli araştırmayı yaparak sürücü belgesinin sahte olup olmadığını detaylı şekilde araştırması gerekmektedir.

Davalı noterin imza farklılığını fark etmeden sahte sürücü belgesine dayanarak vekaletname düzenlemiş olması özen yükümlülüğünün kusurlu şekilde aksattığını göstermekte olup, noterin eylemi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının kesilmediği açıktır. Bu nedenle, davalı noterin ve onun adına işlem yapan diğer davalının sorumluluğu cihetine gidilmelidir.

 

O halde, mahkemece; davalı noterin vekaletnameyi düzenlediği sırada kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediği gözetilerek, kamu hizmeti yapan noterin, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi onun sorumluluğunu gerektirdiğinden, davacının uğradığı maddi kayıpların belirlenmesi ve davalılardan tazminine karar verilmesi gerekirken; itibar edilmeyen gerekçeler ile, davanın reddine yönelik hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

 

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Son Güncelleme: 02.10.2015 15:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177