25 Mart 2014 Salı 15:20
  Nitelikli Zimmet
 T.C

YARGITAY

Beşinci Ceza Dairesi

 

E:2013/4320

K:2013/11510

T: 28.11.2013

 

·         Nitelikli Zimmet

·         Resmi Belgede Sahtecilik Suçların İçtimai

·         Lehe Yasanın Belirlenmesi

 

Özet: 765 sayılı TCK uygulamasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı TCK uygulamasında ise aynı Kanunun 212. maddesi hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek ve kullanmak suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı dikkate alınarak 765 sayılı TCK’nin 202/2, 80, 59, 219/son, 33. maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nin 247/1-2, 43/1, 204/2, 43/1, 53/1 ve 53/5. maddeleri uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmelidir.

(5237 s. TCK m. 43/1, 53/5, 204/2, 247)

(5271 s. CMK m. 34, 230)

(5252 s. TCKYK m. 9/3)

(765 s. TCK m. 33, 59, 80, 202/2, 219/son)

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

CMK'nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkı bulunduğundan, CMK'nın 237/2. maddesi ile 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasına katılmasına ve Ceza Genel Kurulunun 12.02.2008 günlü 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı gereğince sanık Alaattin müdafiin duruşmalı inceleme isteminin sonuç ceza miktarı itibariyle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık Recep hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;

Hükümden sonra temyiz incelemesi sırasında sanığın öldüğü UYAP ortamından temin edilen güncel nüfus kaydından anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 64 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu bozmayı gerektirmiş ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322, 5237 sayılı TCK'nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının sanığın ölümü sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,

Sanık Alaattin hakkında kurulan hükmün incelenmesinde ise;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suç tarihinde, E... A... İlköğretim Okulunda müdür vekili olarak görev yapan sanığın ilçe Kaymakamlığınca yardıma muhtaç öğrencilerin ailelerine verilmek üzere gönderilen bir kısım parayı hak sahiplerine ödemediği halde onların yerine sahte imza atarak, okula boya-badana yaptırılmadığı halde yaptırılmış ve ilgilisine elden ödeme yapılmış gibi tutanak düzenleyerek, kömür taşıma işi karşılığında ödenen para miktarını ise tutanakta fazla göstermek suretiyle zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli hareketlerle mal edindiği eylemlerinin ihbar dilekçesi ve tanıkların anlatımlarıyla ortaya çıktığı, dosya kapsamındaki diğer eylemlerle birlikte kül halinde zincirleme nitelikli zimmet ve sahtecilik suçlarını oluşturduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK uygulamasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı TCK uygulamasında ise aynı Kanunun 212. maddesinin "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması

halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur." şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek ve kullanmak suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı gözetilerek, sanık hakkında 765 sayılı TCK'nin 202/2, 80, 59, 219/son, 33. maddeleri, 5237 sayılı TCK'nin ise 247/1-2, 43/1, 204/2,43/1, 53/1 ve 53/5. maddeleri uygulanarak 5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK'nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle bütün olarak karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,

Kabule göre ise;

5237 sayılı TCK'nin 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin sanık hakkında altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilmesi,

Suçun 5237 sayılı TCK'nin 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkilerin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiin ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Son Güncelleme: 25.03.2014 15:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol