28 Aralık 2015 Pazartesi 14:06
Mal Rejiminin Tasfiyesi ile Artık Değere Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı Alacağı

 T.C.

YARGITAY

Sekizinci Hukuk Dairesi

 

E:2013/23955

K:2015/6541

T: 20.03.2015

 

Mal Rejiminin Tasfiyesi ile Artık Değere Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı Alacağı

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

Kıdem Tazminatı

 

Özet:          17.12.1988'de evlenen, 26.03.2010’da açılan boşanma davasının kabulüne dair hükmün kesinleşmesiyle boşanan taraflar arasındaki mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte son bulduğu, sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, tasfiyeye konu taşınmazın, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.12.2004 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edildiği, öte yandan davacının iş akdinin 27.08.2004’te feshedilerek kendisine kıdem tazminatı ödendiği, bu ödemeden yaklaşık üç ay sonra da davaya konu taşınmazın satın alındığı, davacının, kıdem tazminatını başka biçimde değerlendirdiği ya da harcadığı iddia edilip ispatlanmadığından, dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığını kabul etmek gerektiği, bu itibarla 743 sayılı TKM’nin yürürlükte olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak hak edilen kıdem tazminatının o eşin şahsi malı olduğu, 4721 sayılı TMK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki çalışma karşılığında ödenen kıdem tazminatının da edinilmiş mal grubuna gireceği anlaşıldığından, çalışma süresinin bir kısmının 01.01.2002 öncesine, diğer kısmının sonrasına isabet etmesi halinde ödenmiş toplam tazminatın çalışma tarihleri nazara alınarak kişisel ve edinilmiş mal oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi, bu belirlemeden sonra kıdem tazminatı da kullanılarak para ilave etmek suretiyle satın alındığı kabul edilen dava konusu taşınmazın edinilmesindeki kişisel ve edinilmiş mal oranlarının ayrı ayrı tespit edilmesi, bulunan oranların dava konusu taşınmazın tasfiye tarihindeki sürüm değeri ile çarpılarak her bir eşin artık değere katılma ve değer artış payı alacakları tespit edilerek talep hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir.

 

(4721 s. MK m. 179, 202, 219/1, 222/son,

225/son, 227/1-2, 229, 230, 231, 232, 235/1,

236/1)

(743 s. MK m. 170, 189)

(4857 s. İş K. m. 120)

 

Hüseyin Şinasi ile Hülya aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak ovasının reddine dair Zonguldak 2. Aile Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.09.2013 gün ve 79/49 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

Davacı Hüseyin Şinasi vekili, mal rejiminin tasfiyesi ile evlilik birliği içinde davacının katkısıyla satın alınarak davalı eş adına tescil edilen tasfiyeye konu 27 ada 245 parseldeki 5 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının yarı payının iptali ile vekil edeni adına tesciline, bu taleplerinin yerinde görülmemesi durumunda, fazlaya ilişkin alacak hakları saklı kalmak üzere 50.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

 

Davalı Hülya vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

 

Mahkemece, davalının kişisel malı olup, tasfiyeye dahil edilmesi gerekmeyen mal varlıklarından olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesi ile artık değere katılma alacağı ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.

 

Artık değere katılma alacağı; varsa eklenecek değerlerden (TMK 229. m) ve denkleştirmeden (TMK 230. m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219. m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231. m) yarısı üzerindeki (TMK 236/1. m) diğer eşin alacak hakkıdır. Bu alacak hakkına sahip olabilmek için, söz konusu mal varlığına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

 

Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (TMK 227/1. m). Denkleştirme (TMK 230. m) hariç, tasfiyeye konu mal varlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1. m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2. m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet katkısında bulunulmalıdır.

 

Artık değere katılma veya değer artış payı alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihdeki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır. (TMK 227/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222/son).

 

Taraflar, 17.12.1988 tarihinde evlenmiş, 26.03.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170. m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın 10, TMK'nın 202. m.ler). Tasfiyeye konu taşınmaz, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 01.12.2004 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179. m).

 

Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, davacının iş akdi 27.08.2004 tarihinde fesh edilerek kendisine 32.299,00 TL kıdem tazminatı ödenmiştir. Bu ödemeden yaklaşık 3 ay sonra tasfiyeye konu taşınmaz 40.000 TL'ye satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiştir. Davacının, kıdem tazminatını başka şekilde değerlendirdiği veya harcadığı iddia edilip ispatlanmadığından, hayatın olağan akışına göre dava konusu taşınmazın alımında kullanıldığının kabulü gerekir.

 

Kıdem tazminatı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, en az bir yıl süre çalıştıktan sonra ayrılan işçiye, işveren tarafından, çalıştığı her bir tam yıl için ücretinin otuz günlük tutarı kadar ödenen tazminattır. Kıdem tazminatını hak etmek için, en az belirtilen süre kadar çalışmak ve yasada açıklanan koşullarda iş aktinin sona ermesi yeterli olup, prim ödenmesine ihtiyaç duyulmamaktadır.

Başka bir anlatımla, geçmişe dönük çalışma karşılığında ve çalışma süresiyle orantılı olarak ödenen primsiz tazminat sistemidir. 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu döneme ilişkin çalışmanın karşılığı olarak hak edilen kıdem tazminatı o eşin kişisel malı olup (TKM 189), 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonraki çalışma karşılığında ödenen kıdem tazminatı ise edinilmiş mal grubuna girer (TMK 219/1). Eşin çalışma süresinin bir bölümünün 01.01.2002 öncesi, bir bölümünün sonrasına denk gelmesi durumunda ise, ödenmiş toplam tazminatın çalışma tarihleri göz önünde bulundurularak kişisel ve edinilmiş mal oranları ayrı ayrı belirlenmelidir.

 

Tüm bu açıklamalara göre, öncelikle davacının kıdem tazminatını hak ettiği işyerindeki çalışmasını ve süresini gösteren belgeler bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişilerden de yararlanmak suretiyle, kıdem tazminatının edinilmiş ve kişisel mal olan bölümlerinin oranları belirlenmeli, bu belirlemeden sonra, kıdem tazminatı da kullanılarak para ilave etmek suretiyle 40.000 TL'ye satın alındığı kabul edilen dava konusu taşınmazın edinilmesindeki kişisel ve edinilmiş mal oranları ayrı ayrı tespit edilmeli, bulunan oranlar dava konusu taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm değeri ile çarpılarak her bir eşin artık değere katılma ve değer artış payı alacakları saptanarak talep hakkında bir karar verilmelidir.

 

Mahkemece, bu hususlar gözardı edilerek, delillerin yanlış değerlendirilmesiyle eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.

 

Sonuç: Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul, kanun ve dosya içeriğine uygun düşmeyen mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), taraflarca HUMK'nın 388/4. (HMK m. 297/ç) ve HUMK'nın 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 28.12.2015 14:10
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol