09 Nisan 2014 Çarşamba 14:55
 Kiracılığın Tespiti, Fuzuli Şagil...
 T.C.

YARGITAY Altıncı Hukuk Dairesi

E: 2013/8913
K: 2014/1965
T: 24.02.2014

•             Kiracılığın Tespiti

•             Fuzuli Şagil

 

Özet: Davacı ile dava dışı kişi arasında 01.09.2009 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi olup, taşınmaz tapuda başka bir kişi adına kayıtlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle yapılan takip nedeniyle taşınmaz davalı banka adına 21.07.2011 tarihinde ihale edilmiş, cebri icra yoluyla taşınmazı iktisap eden davalı bankanın talebi ile kiracıya fuzuli şagil olduğundan bahisle tahliye emri gönderilmiş, davacı tahliye emrinin tebliğinden sonra süresinde itiraz ederek kiracılığın tespiti davasını açmıştır.

Davacı taşınmazın hacizden önceki bir tarihten beri kiracısı olduğunu iddia etmiş buna ilişkin kira sözleşmesi ve kiralanana ait resmi kurumlardan elektrik, su ve doğalgaz abonman sözleşmelerini ve faturaları ibraz etmiştir. Davalı, davacının kiracı olduğuna açıkça karşı çıkmadığından ve kira sözleşmesinin kimlere karşı ileri sürülebileceğine ilişkin savunmalarda bulunduğundan, davacının davalının kiracılığını kabul ettiği gözetilerek kiracılığın tespiti ve çekişmenin giderilmesine karar verilmelidir.

(2004 s. İİK m. 135/2)

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, kiracılığın tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2011/561 sayılı dosyada kiracı olduğu taşınmazın cebri icra yoluyla satıldığını

YARGİTAY KARARLAR/ DEREİSİ -f IK E

ve İİK 135. maddesine göre tarafına tahliye emrinin tebliğ edildiğini, tahliye emrinde fuzuli şagil olarak bildirildiğini, taşınmazda önceki malik Yılmaz ile aralarında 01.09.2009 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu yaklaşık 3 yıldır kiracı olduğunu, kiralarını düzenli ödediğini fuzuli şagil olmadığını kira sözleşmesine binaen açılmış olan elektrik, su doğalgaz telefon abonelikleri bulunduğunu, 6570 sayılı Kanuna göre tahliye davası açılması gerektiğini belirterek kiracılığın tespiti ile muarazanın giderilmesini istemiştir. Davalı vekili ise davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, İİK 235/2 maddesine göre mahkemenin görevsiz olduğunu, taşınmazda satıştan önce ipotek hakkı bulunduğunu ve tapuya şerh verildiğini, satıştan sonra ise müvekkilin malik olduğunu, mülkiyet hakkının ayni hak olduğunu kira sözleşmesinin şahsi hak olup ancak taraflar arasında ileri sürülebileceğini kira sözleşmesi noterden yapılmış olsa dahi bu hakkı aynileştirmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

 

Davacı ile dava dışı Yiğit arasında 01.09.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taşınmaz tapuda Hatice adına kayıtlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin paraya çevrilmesi nedeniyle yapılan takip nedeniyle taşınmaz davalı banka adına 21.07.2011 tarihinde ihale edilmiştir. Cebri icra kanalıyla taşınmazı iktisap eden davalı bankanın talebi ile İİK 135/2 maddesine göre davacı kiracıya fuzuli şagil olduğundan bahisle tahliye emri gönderilmiş tahliye emrinin davacıya 19.10.2012 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine süresinde itiraz ederek kiracılığın tespiti için bu davayı açmıştır. Davacı taşınmazın hacizden önceki bir tarihten beri kiracısı olduğunu iddia etmiş buna ilişkin kira sözleşmesi ve kiralanana ait resmi kurumlardan elektrik, su ve doğalgaz abonman sözleşmelerini ve faturaları ibraz etmiştir. Davalı vekili tüm savunmalarında davacının kiracı olduğuna açıkça karşı çıkmamış, kira sözleşmesinin kimlere karşı ileri sürülebileceğine ilişkin savunmalarda bulunmuştur. Bu nedenle davacının davalının kiracılığını kabul ettiğinin kabulü gerekir. Davacı açıkça kiracılığa karşı çıkmadığına göre davanın kabulü ile kiracılığın tespiti ve çekişmenin giderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 09.04.2014 14:57
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol