07 Aralık 2015 Pazartesi 12:18
Kadastro Tespitine İtiraz

T.C

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 

E: 2013/16-1571

K:2015/1000

T:11.03.2015

 

Kadastro Tespitine İtiraz

Taraf Teşkili

Temsilcide Yanılma

Davanın Gerçek İradesinin Açıkça Anlaşılması

 

Taraflar arasındaki “kadastro tespitine itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kırıkkale Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.08.2012 gün ve 2012/27 E.-2012/11 K. sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 10.12.2012 gün ve 2012/9125 E.-2012/10534 K. sayılı ilamı ile;

(...Kullanım kadastrosu sırasında Koçubaba Köyü çalışma alanında bulunan 191 ada 18, 19 ve 20 parsel sayılı 7764.40, 8227.06 ve 8529.73 metrekare yüzölçümünde tarla vasıflı taşınmazlardan 191 ada 18 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1988 yılından beri Hüseyin oğlu A.. U..'un kullanımındadır", 191 ada 19 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1989 yılından beri Necati oğlu İzzet Ulusoy'un kullanımındadır", 191 ada 20 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. 1987 yılından beri Necati oğlu Zeynel Ulusoy'un kullanımındadır" şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı A.. U.., 191 ada 18 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 191 ada 19 ve 20 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde tespit gördüğü iddiasına dayanarak Kadastro Müdürlüğü aleyhine dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın husumet nedeniyle reddine ve dava konusu 191 ada 18 parsel, 191 ada 19 parsel ve 191 ada 20 parsel numaralı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4.maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Yasa'nın, 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4/1.maddesi "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 20.06.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2.maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanun'larla değişik 2.maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11.maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı, kadastro tutanağının mülkiyet hanesinde adı yazılı tesbit malikleri ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi ya da kişilere aittir. Dava tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı H.M.K.'nun 119.maddesi uyarınca, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi zorunludur. Bu bildirim sırasında yapılan yanlışlık davanın, her zaman husumet nedeniyle reddi sonucunu doğurmamakta ve hatanın giderilmesi imkan dahilinde bulunmaktadır. Somut olayda, davanın, tesbit maliki olan Hazineye yöneltilmesi gerekirken, Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Ne var ki, dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Davacının somut olayda, tespit maliki olan Hazine yerine Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermesi şeklindeki yanılgısı, temsilcide hata niteliğindedir. Temsilcide hata halinde, davanın husumetten reddedilmeyip doğru hasma dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanabileceği, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Nitekim, 6100 sayılı H.M.K'nun "Tarafta İradi Değişiklik" başlığını taşıyan 124.maddesi ile temsilcide yanılgı hali de madde kapsamına alınmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece, dava dilekçesi ve duruşma günü gerçek hasım olan Hazine'ye ve taşınmazlar üzerinde lehlerine zilyetlik şerhi verilmiş bulunan İzzet ve Zeynel Ulusoy'a tebliğ edilip, adı geçenler davaya dahil edilerek savunma ve delilleri sorulup, saptanmalı, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece taraf koşulu tam olarak sağlanmadan davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

TEMYİZ EDEN : Davacı vekili

 

HUKUK GENEL KURULU KARARI

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4.maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.

Davacı, 191 ada 18 parsel sayılı taşınmazın zilyedi olduğunu, 2 B arazilerinin zilyetlerine satışı yapılacağından taşınmazlarında kadastro tespiti yapılırken yüzölçümünün eksik ölçülerek komşu 19 ve 20 nolu parseller içinde gösterildiğini ileri sürüp, 19 ve 20 nolu parseller içinde gösterilen kısımların iptali ile 18 nolu parsel yüzölçümünün 24.700 m2 olarak düzeltilmesini istemiştir.

Dosya üzerinden karar verildiğinden davalıya tebligat yapılmamıştır.

Yerel Mahkemece; davanın tespit maliklerine karşı açılmadığı, davalının pasif husumet ehliyeti olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın temyizi üzerine hüküm Özel Dairece; yukarıya metni aynen alınan ilamla bozulmuştur.

Yerel Mahkeme, tespite itiraz davalarının kadastro tutanağında malik olarak gösterilen tutanak maliki ile tutanağın beyanlar hanesinde ismi yazılı olan gerçek kişilere birlikte yöneltilmesi gerektiği ve davacı tarafından Hazine ve ilgili gerçek kişi hasım gösterilerek açılmış bir davanın bulunmadığı, davalı olarak gösterilen Tapu Kadastro Müdürlüğünün davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığından davanın reddi gerektiği gerekçesi ile önceki kararda direnmiştir.

Direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, dava dilekçesinde tespit maliki olan Hazine yerine Kadastro Müdürlüğünün hasım gösterilmesinin, temsilcide hata niteliğinde olup olmadığı, buna göre Hazine ve lehlerine zilyetlik şerhi verilmiş bulunan İzzet ve Zeynel Ulusoy'a dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 191 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 7764,40 m2 olarak Hazine adına 25.04.2012 tarihinde tespit edildiği, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve 1988 yılından beri davacı A.. U..’un kullanımında bulunduğu şerhi beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Yine 19 parsel nolu taşınmaz 8227,06 m2 miktarla Hazine adına tespit edilmiş olup, beyanlar hanesinde İzzet Ulusoy’un kullanımında olduğu ve 20 parsel nolu taşınmazın da 8 529,73 m2 olarak Hazine adına tespit edildiği ve Zeynel Ulusoy’un kullanımında olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, davayı Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle açarak, orman dışına çıkarılan ve Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazda zilyet olduğunu ve kullandığı miktarın eksik yazıldığını, bu kısmın 19 ve 20 parsel sayılı taşınmazların zilyetlerinin kullanımında olarak tutanaklarda gösterildiğini ileri sürerek, zilyetliğinde olan 18 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün düzeltilmesini istemiştir.

Kural olarak kadastro tespit tutanağına itiraz davaları, kadastro tutanağında adı yazılı tespit malikleri ile varsa tutanağın beyanlar hanesinde lehine şerh yazılan kişi veya kişilere karşı açılır.

Somut olayda; dava Hazineye ve lehlerine zilyetlik şerhi verilenlere yöneltilmesi gerekirken, Kadastro Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Dava dilekçesi ve davacının gerçek iradesi irdelendiğinde, davacının asıl dava etmek istediğinin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu belirgindir.Durum bu olunca, davanın, davalı olarak salt Kadastro Müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez.Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali bulunmakta olup, bu durumun mahkemece re’sen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yöneltilebilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekir.

Başka bir anlatımla; mahkemece, açıklanan hususlar ve dava dilekçesi içeriği de gözetilerek temsilcide hata halinin varlığının kabulü ile davacının davasını doğru hasma yani Hazine ve lehlerine zilyetlik şerhi bulunan İzzet ve Zeynel Ulusoy’a yöneltmesi için olanak sağlanması, açıklanan eksiklik giderildikten sonra da davalıların savunma ve delilleri toplanıp, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak davanın esasının çözümü yoluna gidilmelidir.

Öte yandan Özel Dairece bozma ilamında her ne kadar “…davanın esasına girilerek” yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilmişse de, bu belirleme sehven yazılmış olup, bozma ilamından bu ibarenin çıkartılması gerekmiştir.

Açıklanan bu değişik gerekçe ile usul ve yasaya aykırı olan direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçelerle, bozma ilamının son paragrafında yer alan “...davanın esasına girilerek...” ifadesi çıkartılmak suretiyle, 6217 sayılı Kanun’un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 11.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.                    a

Son Güncelleme: 07.12.2015 12:21
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol