01 Aralık 2015 Salı 12:08
İtirazın İptali Şeklindeki Rücuen Alacak İstemi

T.C

YARGITAY

17.HUKUK DAİRESİ

 

E: 2014/24543

K: 2015/3456

T: 26.02.2015

 

İtirazın İptali Şeklindeki Rücuen Alacak İstemi

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası

Hasarın Teminat Dışı Kalması

Sürücünün Alkollü Olması

İspat Yükü

 

ÖZETİ: Mahkemece öncelikle olay tarihinde aynı yerde başka kazaların meydana gelip gelmediği merciileri nezdinde araştırılarak varsa bununla ilgili kaza tutanağı v.s. gibi bilgi ve belgelerin getirilmesi, daha sonra İTÜ gibi kurumlardan seçilecek aralarında nöroloji uzmanı ve trafik bilirkişilerin bulunduğu farklı bir bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu, davacı tarafın iddiaları sürücünün savunması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki bilirkişi kurulu raporunun da irdelendiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalı adına kayıtlı aracın tek taraflı kazada bariyerlere çarparak hasarladığını, 2.343 TL hasar bedelinin dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ödendiğini, davalı aracının dava dışı sürücüsünün olay anında alkollü olduğunu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, davalı aleyhinde icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediğini, olay tarihinde havanın yoğun yağışlı ve yerlerin ıslak ve kaygan olduğunu, olumsuz hava ve yol koşulları sebebiyle kazanın meydana geldiğini, olay tarihinde aynı yerde pek çok kazanın olduğunu, kusuru, hasar miktarını kabul etmediğini, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını müvekkilinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının İzmir 19. İcra Müdürlüğünün 2013/734 sayılı dosyasına vaki itirazının kabulü ile takibin devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dava, davacı şirkete trafik sigortalı aracın, dava dışı sürücüsü Mennan'ın kaza esnasında alkollü olduğu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği iddiasına dayanılarak, itirazın iptali şeklinde, sigortalı aleyhine açılan rücuen alacak istemine ilişkindir.

2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu belirtilmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklanan rücuan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.

Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.

Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.

Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.

O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nın 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)

Somut olayda, davalı adına kayıtlı ve sigortalı aracın dava dışı sürücüsü Mennan, olay anında (Widmark formülüne göre tespit edilen) 0.61 promil alkollü olarak araç kullanırken, bariyerlere çarparak kaza yapmıştır. Sürücü beyanında; Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesinde başhekim yardımcısı olarak görev yaptığını, 1 gün önce yazlıkta alkol aldığını, ertesi gün öğle saatlerinde telefonla hastaneden çağrıldığını, çabuk gitmek için otobana çıktığını, havanın yoğun yağışlı ve yerde su birikintisi olduğunu, asfalt ile tekerler arasındaki su birikintileri sebebiyle kontrolünü kaybettiğini, toparlamak istediğini ancak beceremediğini, bariyerlere çarptığını, aşırı yağış ve yolun kaygan olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, o gün kaza mahallinde 10-11 tane farklı kaza olduğunu duyduğunu ifade etmiştir. Davacı şirket Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bariyerlerde oluşan zararı ödemiş ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini ileri sürerek, sigortalısı aleyhinde bu davayı açmıştır. Olay tarihinde havanın yağışlı, zeminin ıslak olduğu anlaşılmış, meteorolojiden hava durumu sorulmuştur. Kaza tutanağında havanın da yağışlı olması sebebiyle aracın direksiyon hakimiyetinin kaybedildiği belirtilmiştir.

Davalı tarafın talebine rağmen olay tarihinde aynı yerde başka kaza meydana gelip gelmediği araştırılmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ve ek raporda sürücünün havanın yağışlı, yerin ıslak olduğunu gözeterek aracının hızını ayarlaması gerektiği, hızını yol ve hava şartlarına göre ayarlamaması sebebiyle %100 kusurluğu olduğu, yoldan kaynaklanan fiziki etken tespit edilemediği, olayın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiği ifade edilmiş ise de; raporda yol ve hava şartlarının olumsuzluğu yeterince değerlendirilmemiş, dava dışı sürücünün savunması irdelenmemiştir.

Sürücünün %100 kusurlu olması dahi, ZMSS şirketi yönünden sigortalıya rücu sebebi değildir. Kaldı ki aracın hızının yol ve hava şartlarına göre ayarlanması hali tüm sürücüler için (alkollü olsun veya olmasın) geçerli bir kuraldır. Bilirkişi kurulu raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli değildir.

Yukarıda açıklanan ilkelere göre, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu durumda mahkemece öncelikle olay tarihinde aynı yerde başka kazaların meydana gelip gelmediği merciileri nezdinde araştırılarak varsa bununla ilgili kaza tutanağı v.s. gibi bilgi ve belgelerin getirilmesi, daha sonra İTÜ gibi kurumlardan seçilecek aralarında nöroloji uzmanı ve trafik bilirkişilerin bulunduğu farklı bir bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu, davacı tarafın iddiaları sürücünün savunması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli, önceki bilirkişi kurulu raporunun da irdelendiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.

Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı S. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı S.'e geri verilmesine 26.02.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.

Son Güncelleme: 01.12.2015 12:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177