24 Nisan 2013 Çarşamba 10:14
ISLAH, YENİ BİR DAVA OLMAYIP SADECE DAVA DİLEKÇESİNDE YAPILAN BİR DEĞİŞİKLİKTİR. BU YÜZDEN ISLAHA KARŞI ZAMANAŞIMI DEFİNDE BULUNULAMAZ.
Daire:4
Tarih:2012
Esas No:E. 2011/11327
Karar No:K. 2012/2564
Kaynak:
İlgili Maddeler:6100/m. 176, 177, 818/m. 41, 42, 60,
İlgili Kavramlar:ISLAH, YENİ BİR DAVA OLMAYIP SADECE DAVA DİLEKÇESİNDE YAPILAN BİR DEĞİŞİKLİKTİR. BU YÜZDEN ISLAHA KARŞI ZAMANAŞIMI DEFİNDE BULUNULAMAZ.
HAKSIZ EYLEM NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ (Islah İle Artırılan Bölümün Zaman aşımı Nedeniyle Reddedilemeyeceği)

ISLAH (Yeni Bir Dava Olmadığı/Dava Dilekçesinde Yapılan Değişiklik Olduğu - Tazminat Miktarının Islah İle Artırılan Bölümünün Zaman aşımı Nedeniyle Reddedilemeyeceği)

ZAMAN AŞIMI DEF'İ (Islaha Karşı Zaman aşımı Definde Bulunulamayacağı)

TAZMİNAT MİKTARININ ISLAH İLE ARTTIRILMASI (Islah İle Artırılan Bölümün Zaman aşımı Nedeniyle Reddedilemeyeceği)


ÖZET :

Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Islaha karşı zaman aşımı definde bulunulamaz. Islah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Islah ile artırılan bölümün zaman aşımı nedeniyle reddedilmiş olması hukuka aykırıdır.

DAVA :

Davacı K. vekili tarafından, davalı Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı aleyhine 06.04.2009 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın kabulüne dair verilen 17.02.2011 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı H. vekili, duruşmasız olarak da davacı G. vekili ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya görüşüldü. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR :

1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacılardan G.'nın tüm, davacılardan H. ile davalının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2. Davacı K.'nin diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz olunmuştur.
a) Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istemde bulunulmuş; bilirkişi raporundan sonra ise, ıslah dilekçesi verilmek suretiyle talep sonucu artırılmıştır. Davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp, dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu nedenle sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zaman aşımı itirazı ıslaha karşı ileri sürülemez. Islah, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 177/1. maddesinde ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği açıkça düzenlenmiştir. Şu durumda, ıslaha karşı zaman aşımı definde bulunulamaz. Zira ıslah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Açıklanan yasal düzenleme karşısında; yerel mahkemece, ıslah ile artırılan bölümün zaman aşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b) Dava, haksız el koymadan kaynaklanmakta olup; hukuka aykırılık da el koyma tarihinde gerçekleşmiştir. Şu durumda, talep de gözetilerek el koyma tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir. Mahkemece, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3) Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; mahkemece maddi tazminatın belirlenmesinde hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi uygun bulunmamıştır. Y..'nin Ticaret Odası'nın yazısına göre, el konulan aracın kullanılması halinde aylık 1.200.00. TL. net kazanç sağlanılabileceği belirtildiğine göre, el koyma ve iade tarihleri arasındaki zarar miktarının aylık kazanç üzerinden hesaplanması gerekir. Karar, bu bakımdan da yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ :

Temyiz olunan kararın, yukarıda (2/a - b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacılardan K.yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenle de davalı yararına ( BOZULMASINA, davacılardan Y.'nın tüm, diğer davacı K.ile davalının öteki temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve davacı K.'den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 21/02/2012 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Dava, haksız el koyma nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacılardan G.'nın davasının reddine, K.'nin maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür.
Dava sebebinin veya dava konusunun değiştirilmesi tamamen ıslah halleridir (Baki Kuru, 4. Cilt, Sf. 3990). Davanın kısmen ıslahında ise, dava dilekçesinden sonraki bir usul işleminin ıslahı söz konusudur. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği üzere müddeabihi (dava değerini) arttırma halinde kısmi ıslah söz konusu olup kısmi ıslahta, tamamen ıslahın aksine ıslah tarihine kadar yapılan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılmaz. Kısmi ıslah yapıldığı tarihten ileriye dönük olarak hüküm ifade eder.
Zaman aşımı ise borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zaman aşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. BK 133. maddede zaman aşımını kesen sebepler sayılmış olup, bunlardan biri de dava açılmasıdır. Davanın tamamen ıslahında dava baştan beri ( dava dilekçesinden itibaren) ıslah edildiği için ıslah edilen kısım içinde davanın açıldığı tarihte zaman aşımı kesilmiş olur.
Kısmi davada ise zaman aşımı yalnızca dava edilen kısım kesilir. Henüz açılmayan ( saklı tutulan) ve daha sonra ıslahla arttırılan bölüm için zaman aşımı işlemeye devam eder. Nitekim 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK 107. 'inci maddesinde düzenleme altına alınan belirsiz alacak davası ve tespit davasında davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunun arttırılabileceği kabul edilmiş, maddenin gerekçesinde de bu dava ile ilk dava tarihinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir.
Aynı Yasa'nın 109. maddesindeki kısmi davada ise zaman aşımının kesileceği yolunda bir açıklama yoktur.
6100 sayılı Kanun'un hazırlanması sırasında görev alan Prof. Hakan Pekcanıtez, Prof. Oğuz Atalay ve Prof. Muhammet Özeken tarafından yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku Kitabının 321. sayfasında "Belirsiz alacak davası açılabilmesinin mümkün olduğu hallerde kısmi dava açmak davacı açısından üç nedenle daha elverişli olmayacaktır. Birincisi kısmi dava açan davacının alacağının geri kalan kısmı için zaman aşımı süresi kesilmemiş olacaktır. Buna karşılık belirsiz alacak davasında zaman aşımı, dava sonunda alacağın tümü için dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır. İkinci olarak kısmi dava açan davacı dava sırasında alacağın geri kalan kısmını talep etmek isterse, bunu ancak ıslah ya da karşı tarafın açık rızası ile yapabilecektir..." şeklindeki açıklamaları ile gerek Dairemizin, gerekse HGK'nın önceki içtihatları gibi yeni HMK 'da da kısmi dava açılması halinde sadece dava edilen bölüm için zaman aşımının kesileceği yolundaki istikrarlı uygulamanın devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı K.adına kayıtlı araca kaçak akaryakıt taşıdığı iddiasıyla 02.10.2000 tarihinde el konulduğu, aracın 05.01.2004 tarihinde teminat karşılığında iadesine karar verildiği, Malatya Birinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2003/730-2004/68 sayılı ve 18.02.2004 günlü kararla sanıkların beraatine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay Yedinci Ceza Dairesi'nce 24/12/2007 tarihli kararla zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, teminatın da istek halinde sanığa iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar tarafından eldeki davada 06/04/2009 tarihli dilekçeyle, bu haksız el koyma nedeniyle uğradıkları zararın mahkemece tespiti ile tahsili için harca esas değer 10.000 TL olarak belirtilip dava açıldığı, 09.09.2009 günlü açıklama dilekçesi ile 239.588,38 TL kazanç kaybı araçta meydana gelen hasarın 2.469,00 TL araç içindeki motorin bedelinin 28.800 TL olduğu ve 20.000 TL de manevi tazminat ile toplam 290.557,38 TL zararları olduğunu, bu miktar harcı karşılama imkanları olmadığını, adli müzaheret talep ettikleri, daha sonra da 20.12.2010 günlü ıslah dilekçesi ile toplam taleplerini 284.409,98 TL olarak ıslah ettikleri, ayrıca G.'nın davacı sıfatı bulunmadığı belirtilerek aynı tarihte ıslah harcının yatırıldığı anlaşılmaktadır.
Ekte bulunan Malatya Birinci Asliye Ceza Mahkemesi dosyasından davacı vekilinin teminatın iadesi için 07/04/2008 tarihinde dilekçe verdiği ve mahkemenin aynı tarihli müteferrik kararı ile teminatın iadesine ve araç üzerine konulan ihtiyati tedbirin de kaldırılmasına karar verildiğinin anlaşılmasına göre, davacı tarafından açılan davada ilk istenen 10.000.TL. için 1(Bir) yıllık zaman aşımı süresi dolmamış ise de, ıslah dilekçesinin verildiği 20/12/2010 tarihi itibariyle bu sürenin geçtiği ve davalı Hazine vekilinin de ıslaha karşı süresinde zaman aşımı defi ileri sürdüğü gözetildiğinde, Dairemiz bozma kararının 2/a bendindeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum,,,
Son Güncelleme: 24.04.2013 10:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol