Rahmi
Rahmi
19 Aralık 2015 Cumartesi 17:09
İşe iade davalarında karar kesin değildir, direnme kararı yerindedir

 Hukuk Genel Kurulu         2013/2317 E.  ,  2015/1509 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2013/279-2013/465

Taraflar arasındaki “işe iade” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesince mahkemenin görevsizliğine dava şartı yokluğundan dava dilekçesinin usulden reddine dair verilen 14.05.2012 gün ve 2012/186 E., 2012/257 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 gün ve 2012/25534 E., 2013/1284 K sayılı ilamı ile; 
(...Davacı, davalı şirkette pilot olarak çalıştığını, aralarındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve 4 aylık ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, duruşma gününden önce İş Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin usulden reddine, talep halinde Bakırköy İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davacının davalı şirkette kaptan pilot olarak çalıştığı ihtilafsızdır. Davacı sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiği gerekçesi ile eldeki davayı açmıştır. 4857 sayılı İş Kanununun 4.maddesinde, bu kanun hükümlerinin uygulanmadığı işler ve iş ilişkileri sayılmış olup, havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler hariç olmak üzere hava taşıma işlerinde bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Şu halde bu davada Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemece, işin esasına girilerek, taraf delilleri toplanıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, davacının sendikalı olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir...) 
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, iş akdinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı işe iade istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette pilot olarak çalıştığını, aralarındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve dört aylık ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece, davacının sendikalı olduğu, talebinin iş kanunu kapsamında kaldığı, mahkemenin bu davaya bakmaya görevli olmadığı, İş Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin usulden reddine, dosyanın talep halinde Bakırköy İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. 
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir. 
Hukuk Genel Kurulunda görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesinde, mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay’ın vereceği kararın kesin olduğunun belirtilmesi nedeniyle, eldeki işe iade davasında Özel Dairece verilen bozma kararına karşı yerel mahkemece direnme hükmü kurulmasının mümkün olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
Anılan yasa maddesinde; iş sözleşmesi feshedilen işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği ve mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay’ın bir ay içinde kesin olarak karar vereceği düzenlenmiş durumdadır.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere Yargıtay Özel Dairesinin vereceği kararın kesin olmasından bahsedilebilmesi için işe iadeye ilişkin olarak “iş mahkemesince” bir karar verilmiş olmasının gerektiği belirgindir. 
Bu itibarla, somut olayda Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının bozulmasına ilişkin Özel Daire kararının anılan yasa hükmü çerçevesinde kesin hüküm niteliği taşımadığına karar verilerek ön sorun bu şekilde aşılmış ve uyuşmazlığın esasının görüşülmesine geçilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hava taşıma işinde çalışan davacı pilotun çalışmasının 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında mı yoksa Borçlar Kanunu kapsamında mı sayılacağı, burada varılacak sonuca göre eldeki işe iade davasında görevli mahkemenin İş Mahkemesi mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4.maddesinin 1.fıkrasının a bendi uyarınca, “deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmamaktadır.
Bahsedilen bu istisnalar arasında yer alan “deniz” taşıma işlerinde çalışanlar hakkında 854 sayılı Deniz İş Kanununun uygulanması için yasa çıkartıldığı halde, hava taşıma işlerinde çalışanlar için özel bir düzenleme yapılmadığından, bunlar hakkında Borçlar Kanununun genel hükümleri uygulanmaktadır.
Ancak bunun yanı sıra, hava taşıma faaliyeti yapılan işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi yapılmış ise, sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın mülga 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 66. maddesi (6356 S.K. m.79) uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir. Zira toplu iş sözleşmesi ile işçi ve işveren 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmiştir.
Anılan yasa hükmü aynen; “Bu Kanunda hüküm olmayan hallerde Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu ile hizmet akdini düzenleyen diğer kanunların bu Kanun aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Bu Kanunda aksi öngörülmedikçe tebligatlar Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Bu Kanunun uygulanmasından doğan bütün uyuşmazlıklar iş davalarına bakmakla görevli mahkemelerde çözümlenir” düzenlemesinin içermektedir.
Somut olayda, davacının Bakırköy 18. Noterliğinin 06.12.2004 tarihli sendika üyelik formuna göre 30.12.2004 tarihinden itibaren Türk Sivil Havacılık Sendikası (HAVAİŞ) üyesi olduğu ve davacının iş akdinin feshedildiğini bildiren yazının 23.03.2012 tarihinde davacı çalışana tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Sendika ile davalı işveren arasında 01.01.2009 ila 31.12.2010 tarihleri arasında yürürlükte olan 22. dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 27.maddesinin başlığı “İş Sözleşmesinin Sona Erme Şekli (Süreli Fesih)” ibaresini taşımakta olup, madde metni aynen; "süreli fesihlerde uçucu personel dâhil sendika üyesi tüm personele iş güvencesi hükümleri ile birlikte 4857 sayılı yasa hükümleri uygulanır" şeklindedir. 23. dönem toplu iş sözleşmesi de Yüksek Hakem Kurulunun 02.08.2012 tarihli kararıyla sonuçlanmış olup, bu sözleşmede de aynı düzenleme yer almıştır.
Bu durumda, davalıya ait işyerinde uçucu personel (pilot) olarak çalışan davacının Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlandığı, bu sözleşmeyle davacının 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesi hükümlerinden yararlanmasının öngörülmesi nedeniyle eldeki uyuşmazlıkta 2822 S.K’nun 66. maddesi (6356 S.K. m.79) uyarınca iş mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. 
O halde, eldeki işe iade davasında asliye hukuk mahkemesinin değil iş mahkemesinin görevli olması nedeniyle yerel mahkemenin aynı hususa işaret eden direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gereklidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 05.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

Son Güncelleme: 19.12.2015 17:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol