11 Aralık 2014 Perşembe 16:02
İŞÇİNİN REKABET YASAĞINDAN DOĞAN CEZAİ ŞART, GÖREVLİ MAHKEME
 YARGITAY 9. Hukuk Dairesi
ESAS: 2011/52388 
KARAR: 2014/3111

Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteğin reddine karar verilmesini istemiştir.

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı isteminin özeti: 

Davacı vekili, davacı işverenlikte çalışmakta olan davacının özel sebeplerle işten ayrıldığına dair dilekçesini verdiğini, bilahare, Noterlik ihtarnamesi ile maaşlarının zamanında ödenmemesi ve sair sebeplerle artık davacı Şirkette çalışmayacağını bildirdiğini, işe gelmemeye başladığını, ayrılışından sonra rakip bir işyerinde çalışmaya başlayan davalının iş aktindeki rekabet yasağı hükmünü ihlal ettiği, gene sözleşmede öngörülen asgari çalışma süresinin dolmasından önce işten ayrılan davalı işçinin cezai şart ödemesi gerektiğini ve ihbar öneline uymaması nedeni ile ihbar tazminatı da ödemesi gerektiğini ileri sürerek, davacı işverenlik tarafından davalı işçi aleyhine yapılan rekabet yasağının ihlal nedeni ile doğan cezai şart alacağı, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeni ile doğan cezai şart alacağı, sözleşmenin sona erdirilmesi esnasında davalı işçinin ihbar öneline uymaması nedeni ile ihbar tazminatı alacağı hakkındaki ilamsız icra takibine davalı işçi tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 

B)Davalı cevabının özeti: 

Davalı vekili, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, maaşları tam ve zamanında ödenmeyen davalı işçinin iş aktini haklı neden ile feshettiğini, başka işçilik alacakları da bulunduğunu, talep edilen cezai şartın uygulanma koşullarının ve rekabet yasağını ihlal şartlarının bulunmadığını, tüm taleplerin yersiz olduğunu, savunarak davanın reddini ve davacı işverenliğin %40 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

C)Yerel Mahkeme kararının özeti:

Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı işçinin ücretlerinin süresinde süresinde ödendiğine ilişkin davacı işverenlikçe yeterince belge ibraz edilemediğinden işçiye haklı sebeple derhal fesih hakkı tanındığı, davalı işçinin iş akdini haklı nedenle feshetmesi nedeni ile asgari çalışma süresini doldurmaması nedenine dayanarak davacı işverenliğin cezai şart alacağı talep edemeyeceği, davacı şirketin yaptığı işler ile davalı işçinin bilahare çalışmaya başladığı şirketin yaptığı işlerin birbiri ile tamamen örtüşmediği, davalının davacı işyerini zarara uğratacak bir işlem ve faaliyeti ispatlanmadığı gerekçesi ile davacı işverenliğin davasının reddine ve haksız icra takibi nedeni ile davalı işçiye haksız icra tazminatı ödemesine karar verilmiştir.

D)Temyiz: 

Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

E)Gerekçe: 

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 

2- Somut olayda, Taraflar arasındaki uyuşmazlık, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir.

Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 348. maddesi “İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapamamasını ve rakip bir müessesede çalışamamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olamamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet verebilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değil ise rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır.” hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin sözleşme yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme, hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet sözleşmesi süresi içinde yapılmaması gereken bir hususta değil, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir.

İş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizlik iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturur. Bu rekabet yasağının sözleşmeden veya kanundan kaynaklanmasının hukuki sonuçları ile aynıdır.

Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf, davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi sebebiyle cezai şart istemektedir. Rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesi iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkarmaktadır. Ayrıca rekabet yasağının belirlenmesinde ticari sırrın ne olduğu uzman mahkemelerce değerlendirilmesi gereken ve piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesiyle kanun koyucu çok açık bir şekilde 818 sayılı Kanun'un 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardandır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 29.02.2012 Tarih 2011/11-781 Esas- 2012/109 Karar sayılı ilamında da hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken uyuşmazlıklara ilişkin davaların 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3. maddesi gereğince mutlak ticari dava niteliği taşıdığı ve mutlak ticari davaların görülme yerinin ise, açık biçimde ticaret mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece mutlak şekilde ticaret mahkemelerinin görevine giren rakebet yasağından doğan cezai şart talebine ilişkin dava hakkında tefrik kararı verilerek görev yönünden reddi yerine esasına girilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 

3- Ayrıca Rekabet yasağını ihlal iddiasına dayanan cezai şart talebi hakkında yukarda açıklanan nedenle İş Mahkemesince işin esasına girilemeyeceğinden, bu alacak hakkında davacı aleyhine icra tazminatına da hükmedilemeyeceği, sadece iş aktinde öngörülen süreden önce iş aktinin feshine dayanan cezai şart talebi ve ihbar tazminatı talebi açısından davacı aleyhine icra tazminatına hükmedilebileceğinin gözetilmemesi de yerinde değildir.

SONUÇ: Açıklanan nedenler ile, temyiz edilen kararın BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine, 04/02/2014 gününde oybirliği ile karar verildi




kararara.com
Son Güncelleme: 11.12.2014 16:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol