ela
ela
13 Ocak 2017 Cuma 11:06
İş Verenin Çalışanını Haksız Yere Hırsızlıkla Şikayet Etmesi

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/16429
KARAR NO. 2016/5564
KARAR TARİHİ. 25.4.2016

MANEVİ TAZMİNAT DAVASI--HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ DİĞER ÖZGÜRLÜKLERDE OLDUĞU GİBİ SINIRSIZ OLMAYIP KİŞİ SALT BAŞKASINI ZARARLANDIRMAK İÇİN BU HAKKI KULLANAMAZ.
İŞ VEREN , DAVACININ EVDEN ÇALIŞTIĞINI VE İŞ YERİNE AİT EŞYALARINDA ZATEN DAVACIDA BULUNDUĞUNU BİLDİĞİ HALDE HIRSIZLIKLA ŞİKAYET ETMESİ. 

4721/m.24,25
ÖZET : Dava, haksız fiil nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Davalı işverenin, davacının evden çalıştığını ve eşyaların da zaten davacıda bulunduğunu bildiği halde, davacıyı şikayet ederek hak arama özgürlüğü sınırlarını aştığı ve şikayet hakkını kötüye kullanıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu şikayet sebebiyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmamış gösterilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.

DAVA : Davacı ... vekili tarafından, davalı ... aleyhine 21.5.2014 gününde verilen dilekçeyle haksız fiil sebebiyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 9.4.2015 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, haksız fiil nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, davalıya ait iş yerinde genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, davalının hakkında iş yerine ait cep telefonu, laptop ve ajandanın teslim edilmediği gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduğunu, sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, davalının şikayet tarihinden sonra iş akdini haksız olarak fesih ettiğini, kendisinin iş yerine ait eşyaları, halen çalıştığı düşüncesi ile iade etmediğini, evden çalıştığını, bunu davalının da bildiğini, kendisinden eşyaları istemeden şikayet ettiğini, İş Mahkemesi 2012/278 esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların işlerin evden yürüttüğünü beyan ettiklerini, davalının şikayet ettiği tarihte bile müşterilere iş ile ilgili mailler yolladığını, sabah saatlerinde hırsızlıkla itham edilerek polis zoru ile evden alınarak karakola götürülmesinin komşularına karşı kendisini zor durumda bıraktığını, ayrıca, davalının şirket yetkilisi olarak Olay Gazetesi'nin ekonomi sayfasında kendisi ile ilgili tam sayfa ilan yayınlattığını, davalının eylemleri ile kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek uğramış olduğu manevi zararın tazminini istemiştir.

Davalı, İş Mahkemesinde akdin haklı sebeple fesh edildiğinin kabul edildiğini, davacıya ulaşamaması ve iş yerine ait önemli bilgilerin bulunduğu laptop, cep telefonu ve ajandayı teslim alamamasından dolayı şikayet ettiğini, davacının müşterilerle ilişki kuran kişi olması nedeni ile iş akdinin sonlandırıldığını bildirmek amacı ile gazeteye ilan verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalının yapmış olduğu şikayette hırsızlık iddiasında bulunmadığı ve vermiş olduğu gazete ilanında da davacının iş akdinin sona erdiğinin bildirildiği bu sebeple manevi zarara uğramadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK'nun 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda; davalının 22.5.2012 tarihinde savcılıkta vermiş olduğu ifadesinde, "davacının 16.5.2012 tarihinde sabah saatlerinde şirkete gelerek şirkete ait cep telefonu, laptop ve müşterilere ait bilgilerin yer aldığı ajandayı alarak şirketten ayrıldığını ve kendisine ulaşamadıklarını ancak sonrasında davalının cenazesi olduğunu bildirdiğini, fakat kendisinde bulunan laptop ve ajanda da şirketle ilgili bilgiler olduğu için çok fazla mağdur olduklarını, kendilerine dönüş yapmadığını, şirketten haber vermeden ayrılan ve şirkete ait malzemeleri alan davacıdan şikayetçi olduğunu" beyan etmiştir.

İş Mahkemesi 2012/278 esas, 2014/276 karar sayılı dosyasının incelenmesinde davacının işlerini evden yürütttüğü, davalı tarafça fesih nedeni olarak devamsızlığa dayanıldığı ancak devamsızlık olarak belirlenen tarihlerde davacının yeğeninin vefat ettiği 17.5.2012 tarihinde davalıyı telefonla arayarak durumu haber verdiği, davalı tarafın 16.5.2012 tarihinden itibaren ortadan kaybolma, izinsiz ve mazeretsiz olarak devamsızlık yapma yönündeki savunmasının gerçeği yansıtmadığı, devamsızlık tutanakları düzenlenen günlerde ise davacının zaten evinden işleri yürüttüğü tanık beyanları ile sabit olduğu belirtilerek davacının iş akdini haklı sebeple fesih ettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüyle ihbar tazminatı talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.

Şu durumda, davalı işverenin, davacının evden çalıştığını ve eşyaların da zaten davacıda bulunduğunu bildiği halde, davacıyı şikayet ederek hak arama özgürlüğü sınırlarını aştığı ve şikayet hakkını kötüye kullanıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu şikayet sebebiyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmamış gösterilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.kararara.com

T.C.
YARGITAY
4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2015/16429
KARAR NO. 2016/5564
KARAR TARİHİ. 25.4.2016

>MANEVİ TAZMİNAT DAVASI--HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ DİĞER ÖZGÜRLÜKLERDE OLDUĞU GİBİ SINIRSIZ OLMAYIP KİŞİ SALT BAŞKASINI ZARARLANDIRMAK İÇİN BU HAKKI KULLANAMAZ.

>İŞ VEREN , DAVACININ EVDEN ÇALIŞTIĞINI VE İŞ YERİNE AİT EŞYALARINDA ZATEN DAVACIDA BULUNDUĞUNU BİLDİĞİ HALDE HIRSIZLIKLA ŞİKAYET ETMESİ. 



4721/m.24,25

ÖZET : Dava, haksız fiil nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Davalı işverenin, davacının evden çalıştığını ve eşyaların da zaten davacıda bulunduğunu bildiği halde, davacıyı şikayet ederek hak arama özgürlüğü sınırlarını aştığı ve şikayet hakkını kötüye kullanıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu şikayet sebebiyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmamış gösterilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.

DAVA : Davacı ... vekili tarafından, davalı ... aleyhine 21.5.2014 gününde verilen dilekçeyle haksız fiil sebebiyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 9.4.2015 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, haksız fiil nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş, karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.

Davacı, davalıya ait iş yerinde genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, davalının hakkında iş yerine ait cep telefonu, laptop ve ajandanın teslim edilmediği gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduğunu, sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, davalının şikayet tarihinden sonra iş akdini haksız olarak fesih ettiğini, kendisinin iş yerine ait eşyaları, halen çalıştığı düşüncesi ile iade etmediğini, evden çalıştığını, bunu davalının da bildiğini, kendisinden eşyaları istemeden şikayet ettiğini, İş Mahkemesi 2012/278 esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların işlerin evden yürüttüğünü beyan ettiklerini, davalının şikayet ettiği tarihte bile müşterilere iş ile ilgili mailler yolladığını, sabah saatlerinde hırsızlıkla itham edilerek polis zoru ile evden alınarak karakola götürülmesinin komşularına karşı kendisini zor durumda bıraktığını, ayrıca, davalının şirket yetkilisi olarak Olay Gazetesi'nin ekonomi sayfasında kendisi ile ilgili tam sayfa ilan yayınlattığını, davalının eylemleri ile kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek uğramış olduğu manevi zararın tazminini istemiştir.

Davalı, İş Mahkemesinde akdin haklı sebeple fesh edildiğinin kabul edildiğini, davacıya ulaşamaması ve iş yerine ait önemli bilgilerin bulunduğu laptop, cep telefonu ve ajandayı teslim alamamasından dolayı şikayet ettiğini, davacının müşterilerle ilişki kuran kişi olması nedeni ile iş akdinin sonlandırıldığını bildirmek amacı ile gazeteye ilan verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davalının yapmış olduğu şikayette hırsızlık iddiasında bulunmadığı ve vermiş olduğu gazete ilanında da davacının iş akdinin sona erdiğinin bildirildiği bu sebeple manevi zarara uğramadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25. maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK'nun 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda; davalının 22.5.2012 tarihinde savcılıkta vermiş olduğu ifadesinde, "davacının 16.5.2012 tarihinde sabah saatlerinde şirkete gelerek şirkete ait cep telefonu, laptop ve müşterilere ait bilgilerin yer aldığı ajandayı alarak şirketten ayrıldığını ve kendisine ulaşamadıklarını ancak sonrasında davalının cenazesi olduğunu bildirdiğini, fakat kendisinde bulunan laptop ve ajanda da şirketle ilgili bilgiler olduğu için çok fazla mağdur olduklarını, kendilerine dönüş yapmadığını, şirketten haber vermeden ayrılan ve şirkete ait malzemeleri alan davacıdan şikayetçi olduğunu" beyan etmiştir.

İş Mahkemesi 2012/278 esas, 2014/276 karar sayılı dosyasının incelenmesinde davacının işlerini evden yürütttüğü, davalı tarafça fesih nedeni olarak devamsızlığa dayanıldığı ancak devamsızlık olarak belirlenen tarihlerde davacının yeğeninin vefat ettiği 17.5.2012 tarihinde davalıyı telefonla arayarak durumu haber verdiği, davalı tarafın 16.5.2012 tarihinden itibaren ortadan kaybolma, izinsiz ve mazeretsiz olarak devamsızlık yapma yönündeki savunmasının gerçeği yansıtmadığı, devamsızlık tutanakları düzenlenen günlerde ise davacının zaten evinden işleri yürüttüğü tanık beyanları ile sabit olduğu belirtilerek davacının iş akdini haklı sebeple fesih ettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüyle ihbar tazminatı talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.

Şu durumda, davalı işverenin, davacının evden çalıştığını ve eşyaların da zaten davacıda bulunduğunu bildiği halde, davacıyı şikayet ederek hak arama özgürlüğü sınırlarını aştığı ve şikayet hakkını kötüye kullanıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu şikayet sebebiyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmamış gösterilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

www.kararara.com

Son Güncelleme: 13.01.2017 13:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol