Rahmi
Rahmi
01 Ocak 2016 Cuma 11:41
İş davalarında 5521 sayılı kanunda hüküm bulunmaması halinde yetkili mahkeme

 21. Hukuk Dairesi         2015/21159 E.  ,  2015/22801 K.
"İçtihat Metni"

Y A R G I T A Y İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Karşıyaka 4. İş Mahkemesi
TARİHİ : 02/11/2015
NUMARASI : 2015/325-2015/356

Davacı, yetim aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesildiği tarihten itibaren tekrar ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizliğine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, muvazalı boşanma nedeniyle yetim aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın Ankara İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde yer alan "İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikâmetgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz" hükmü ile işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin kesin yetki kuralı düzenlenmiş olup Kanun'un 1/B bendinde "İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar" hükmü doğrultusunda 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan davalar İş Mahkemesinde görülmekle birlikte Kurumun taraf olduğu uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin neresi olacağına dair Kanun'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
5521 sayılı Yasa'nın 15. maddesinde bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükmü yer almaktadır. 
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 447/2.maddesine göre "Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır" hükmü gereğince genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında 6100 sayılı HMK'da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerektiği ortadadır.
6100 sayılı HMK 6/1. maddesi genel yetki kuralını düzenlemekte olup; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." denilmektedir. 

.../....
Öte yandan tüzel kişilere karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme tüzel kişinin ikametgahının (merkezinin) bulunduğu yer mahkemesidir. (6102 s. TTK. 213., 339., ve 576. maddeleri) HMK. 14. maddesi ise, bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olabileceğini hüküm altına almıştır.
Diğer taraftan, yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde yetki itirazı cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülmelidir (HMK m.116 ve 117). Kesin yetki kuralı bulunmadığı durumlarda, hakim kendiliğinden (re'sen) yetkisizlik kararı veremez.
Somut olayda Mahkemece, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde re'sen yetkisizlik karar verilmiştir. Keza dosyadaki bilgi ve belgeler ile UYAP kaydına bakıldığında davalı Kurum tarafından süresinde ileri sürülmüş usulüne uygun bir yetki itirazı da olmadığı anlaşılmıştır. 
Kaldı ki, davalı Kurumun davacının ikametgahındaki 20. İcra Müdürlüğünde başlattığı icra takibinden sonra ileri sürebileceği yetki itirazının, TMK m 2. deki iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırı olacağı da göz önönünde tutulmalıdır.
Mahkemece, söz konusu uyuşmazlıkta kesin yetkinin söz konusu olmadığı, yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı, süresinde ve usulüne uygun yetki itirazı bulunmadığı ve davalı Kurumun davacının ikametgahında icra takibi başlattığı gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile re'sen yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 01.01.2016 11:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177