04 Ağustos 2015 Salı 17:37
İş akdinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz feshi nedeniyle alacak...
 YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 
ESAS: 2013/1462 
KARAR: 2015/869 


Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şanlıurfa 1.İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.09.2012 gün ve 2012/198 E.-2012/666 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 12.11.2012 gün ve 2012/33879 E. 2012/37327 K. sayılı ilamı ile; 

(...A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin tazminat ödenerek feshedildiğini, ancak kıdem tazminatının eksik ödendiğini, ödenmeyen işçilik alacakları olduğunu, tüm tatiller dahil ve ara dinlenmelerde çalıştırıldığını, izin kullandırılmadığını belirterek, kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili zamanaşımı itirazı yanında, davacıya tazminatlarının ödendiğini, alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. 

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda alınan hesap raporuna itibar edilerek, davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiği, ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile fark kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, tatil ücret alacaklarının tahsiline, fazla istem ile fazla mesai ücret alacağının reddine karar verilmiştir. 

D) Temyiz:

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

E) Gerekçe:

1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi, bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmesi gerekir. 
Hükme esas bilirkişi raporunda hafta tatil ücret alacağı hesaplanırken, davacı tanık anlatımları delil olarak değerlendirilmiş, ancak davalı tanıkların davalı işyerinde çalıştıkları bu nedenle tanıklıklarına itibar edilememesi gerektiği belirtilmiştir. Oysa davacı tanığı olarak dinlenen işçiler aynı şekilde davalı aleyhine dava açan kişilerdir. Davacının çalıştığı süre tüm hafta tatillerinde çalıştığına dair soyut tanık anlatımları dışında delil bulunmamaktadır. Ayrıca davacının fazla mesai ücret alacağı haftada 45 saatin altında çalıştığı belirtilerek hesaplanmamıştır. Hafta tatili ücret alacağı isteminin reddi yerine, yazılı şekilde kabul edilmesi hatalıdır. 

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, iş akdinin işveren tarafından haksız ve bildirimsiz feshi nedeniyle işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının iş akdinin işverence haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, çalıştığı süre içinde hak kazandığı ve kullandırılmayan yıllık izin, hafta tatili ve genel tatil günleri çalışmaları karşılığı ile fazla çalışma karşılığı ücretlerin fesih sırasında ödenmediğini belirterek, kıdem tazminatı, hafta tatili ücreti, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile bayram ve genel tatil ücretinin faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın hakdüşürücü süre ile zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını ve fesih sırasında hak edilen tüm alacakların ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece bilirkişi raporu uyarınca davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece aynı işveren aleyhine açılan seri dosyalardan büyük kısmı için verilen kabul kararlarının onandığı gerekçesiyle, direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, davacının hafta tatili ücret alacağının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanamadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, fazla çalışma yapıldığının, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatilinde çalışıldığının ispat külfeti iş hukukunda kural olarak, işçi üzerindedir. Zira, iş görme borcu bir yapma borcu olup, fiili bir olgu olduğundan bir hukuki işlem değildir. İşçi iş görme borcunu haftada 45 saatten fazla yapmış, hafta tatilinde veya ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmış ise bunları usul hukukunun öngördüğü her türlü delille ispatlayabilecektir. 

Bu kapsamda davacı işçi tarafından tanık deliline dayanılması halinde; gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 254. maddesi gerekse 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255. maddesi uyarınca, aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarının asıl olduğu ilkesi gözetilerek değerlendirme yapılmalıdır. 

Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz ise de işveren aleyhine dava açan kişiler davacı tanığı olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına kural olarak itibar edilmemesi; birbirlerine tanıklık eden kişilerin beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması ile bu tanıkların beyanlarının diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmesi gerekir. 
Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 13.04.2011 gün ve 2010/2-751 E. 2011/96 K. ile 12.09.2012 gün ve 2012/2 E. 2012/551 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. 

Somut olayın incelenmesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hafta tatil ücret alacağı hesaplanırken, davacı tanık anlatımları delil olarak değerlendirilmiş ise de davacı tanığı olarak dinlenen işçilerin aynı şekilde davalı işveren aleyhine aynı iddialar ile dava açan kişiler olduğu ve davacının hafta tatillerinde çalıştığına dair soyut tanık anlatımları dışında delil bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamaların ışığında uyuşmazlığın değerlendirilmesinde, diğer yan delillerle desteklenmeyen ve aynı işveren aleyhine aynı iddia ile açtıkları davalar nedeniyle menfaat birliği bulunan davacı tanıklarının beyanlarının hafta tatilinde çalışma iddiası yönünden hükme esas alınması mümkün olmadığından; diğer bir ifade ile davacı dinlettiği tanıklarla hafta tatillerinde çalıştığı iddiasını yöntemince kanıtlayamadığından davacının hafta tatili ücret alacağı isteminin reddi yerine, yazılı gerekçelerle kabul edilmesi isabetsizdir.

O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun'un 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 25.02.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
kararara.com
Son Güncelleme: 04.08.2015 17:39
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177