28 Ocak 2014 Salı 21:59
İNTERNET SİTESİ ARACILIĞI İLE ALINAN ÜRÜNÜN TESLİM EDİLMEMESİ
T.C. YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ E. 2011/23905 K. 2013/8224 T. 3.5.2013

• İNTERNET SİTESİ ARACILIĞI İLE ALINAN ÜRÜNÜN TESLİM EDİLMEMESİ ( Katılanın Bedeli Ödemesine Rağmen - Adli Para Cezasının Suçtan Elde Edilen Haksız Menfaatin İki Katından Az Olmayacak Şekilde Belirleneceği )

NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK ( Adli Para Cezasının Suçtan Elde Edilen Haksız Menfaatin İki Katından Az Olmayacak Şekilde Belirleneceği - Günlüğü 20 - 100 YTL Arasında Hesaplanacağı )
• ADLİ PARA CEZASININ BELİRLENMESİ ( Dolandırıcılık - Adli Para Cezasının Suçtan Elde Edilen Haksız Menfaatin İki Katından Az Olmayacak Şekilde Belirleneceği/Günlüğü 20 - 100 YTL Arasında Hesaplanacağı )
• ERTELEME ( Hapis Cezasının Ertelenebileceği Ancak Adli Para Cezalarının Ertelenemeyeceği Hükmünün Gözetileceği - Dolandırıcılık )
• FAİLLİK ( Dolandırıcılık/Sanığın Diğer Sanıklarla Birlikte Suç İşleme Kararı İle Fiil Üzerinde Müşterek Hakimiyet Kurduğu - Sanığın Eyleminin Faillik Kapsamında Değerlendirileceği/Yardım Eden Olarak Kabul Edilemeyeceği )
• YARDIM ( Dolandırıcılık/Sanığın Diğer Sanıklarla Birlikte Suç İşleme Kararı İle Fiil Üzerinde Müşterek Hakimiyet Kurduğu - Sanığın Eyleminin Faillik Kapsamında Değerlendirileceği/Yardım Eden Olarak Kabul Edilemeyeceği ) 5237/m.37, 39, 157, 158 ÖZET : Katılanın internet sitesinde yer alan satış ilanına istinaden parayı sanığın hesabına yatırdığı ancak bilgisayarın teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Nitelikli dolandırıcılık suçunda yer alan adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekir. Hapis cezasının ertelenebileceği ancak adli para cezalarının ertelenemeyeceği hükmü gözetilmelidir. Sanığın, diğer sanıklarla birlikte suç işleme kararı ile fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin faillik kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yardım eden olarak kabulü isabetsizdir. DAVA : Dosya incelenerek gereği düşünüldü: KARAR : 1-Sanıklar T.K. ve E.K. hakkında kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Somut olayda; sanık T.K.'ın, www.srexi.com isimli internet sitesi üzerinden, bilgisayar satış ilanı verdiği, bu ilanı gören, katılanın internet üzerinden 1 adet dizüstü bilgisayar siparişi verdiği, bilgisayarın bedeli olan, 1.094,60 TL parayı, Garanti Bankası Girne Caddesi Şubesinden, Garanti Bankası Güzelyalı Şubesinde bulunan, sanık T.B.'nın, 6677801 numaralı hesabına havale ettiği;sanıklar T.B. ve E.K.'ın, Garanti Bankası Mersin-Erdemli Şubesine giderek parayı, birlikte çektikleri;ancak katılana internet üzerinden sattıkları, dizüstü bilgisayarı göndermedikleri gibi, parasını da iade etmedikleri, anlaşılmakla mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 2-Sanıklar T.B. hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde; 5237 sayılı TCK.nun 158.maddesinin 1. fıkrasının ( e ), ( f ) ve ( j ) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir, 5237 sayılı TCK.nun 51.maddesinde hapis cezasının ertelenebileceği ancak adli para cezalarının ertelenemeyeceği hükmünün düzenlenmesi karşısında sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f maddesi uyarınca hükmolunan 1 yıl 3 ay hapis cezasının yanında adli para cezasıda verilmiş olduğundan hapis cezasının ertelendiğinin açıkça yazılması gerektiği halde "verilen cezasının ertelenmesine"denilmek suretiyle adli para cezasınında ertelenmiş olması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır, Sanığın, diğer sanıklarla birlikte suç işleme kararı ile fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 37.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı yasanın 39. maddesindeki yardım eden olarak kabulü ile eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 5237 sayılı TCK.nun 53/3.maddesi uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen sanığın "kendi altsoyu üzerindeki" velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun'un 53.maddesinin 1. fıkranın “c” bendinin uygulanmasına ilişkin kısımların tamamen çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Son Güncelleme: 29.01.2014 12:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol