03 Ocak 2013 Perşembe 11:52
İKİ AY SÜREYLE KÖYDEN ÇIKMANIN YASAKLANMASI ŞEKLİNDE BİR KARAR VERİLEMEYECEĞİ
 YARGITAY

2. Ceza Dairesi

2010/6038 E.N , 2012/4079 K.N.

 

İlgili Kavramlar

 

ZİNCİRLEME SUÇ

KISA SÜRELİ HAPİS CEZASI YERİNE SEÇENEK YAPTIRIMLAR

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI

HAKARET

ANAYASA VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ'NE AYKIRILIK

 

Özet

TEK BİR FİİLLE BİRDEN FAZLA MAĞDURA HAKARETTE ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİ UYGULANMALIDIR.

 

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINDA GÖZETİLECEK ZARAR, BASİT BİR ARAŞTIRMA İLE BELİRLENECEK MADDİ ZARAR OLUP, MANEVİ ZARARLAR BU KAPSAMA DAHİL DEĞİLDİR.

 

SANIKLAR HAKKINDA HÜKMEDİLEN 2 AY 27 GÜN HAPİS CEZASININ 5237 SAYILI TCY'NİN 50. MADDESİNİN 1. FIKRASININ (D) BENDİ UYARINCA "2 AY SÜREYLE K… S… KÖYÜ DIŞINA ÇIKMAKTAN YASAKLANMASI" SEÇENEK YAPTIRIMINA ÇEVRİLEREK, SANIKLARIN YAŞADIKLARI KÖYDEN DIŞARI ÇIKMALARI TAMAMEN YASAKLANARAK ANILAN YASA MADDESİNİN 1. FIKRASININ (D) BENDİNE AYKIRI NİTELİKTE VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ'NİN EKİ OLAN 4 NO.LU PROTOKOLÜN 2. MADDESİNDE DÜZENLENEN "SERBEST DOLAŞIM ÖZGÜRLÜĞÜ" İLE ANAYASA'NIN 23. MADDESİNDE YER ALAN "SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ" HAKKININ ORTADAN KALDIRILMASI SONUCUNU DOĞURABİLECEK BİÇİMDE HÜKÜM KURULAMAYACAĞI GÖZETİLMELİDİR.

 

 

İçtihat Metni

 

Dava dosyası başvuruların nitelik ve kapsamına göre görüşüldü.

 

I- 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYY'nin 310. maddesi gereğince Asliye Ceza Mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet Savcıları, mahkemelerinin yargı çevresi içerisindeki Sulh Ceza Mahkemelerinin hükümlerine karşı, karar tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz yoluna başvurabileceğinden, yasal süresinden sonra o yer Cumhuriyet Savcısı Murat (95…) tarafından yapılan 25.12.2007 havale tarihli temyiz isteminin tebliğnameye uygun olarak aynı Yasa'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE;

 

II- Sanıklar Halit, Mevlüt ve Durmuş haklarında hakaret suçu ile ilgili kararlarda öngörülen cezaların nitelik ve niceliğine göre hükümlerin 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CYY'nin 305/1. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, sanıklar savunmanının (müdafiinin) temyiz isteğinin tebliğnameye uygun olarak aynı Yasa'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE;

 

III- Sanıklar Hatice ve Ümmü hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;

 

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

 

Duruşma süresini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; sanıkların tek bir eylemle (fiille) katılanlar İsmail ve Ramazan'a hakarette bulundukları mahkemece kabul edildiği halde, 5237 sayılı TCY'nin 43/2. maddesinin yollaması ile aynı Yasa'nın 43/1. maddesi uyarınca sanıklara verilen cezada artırım yapılmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

 

Ancak;

 

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde gözetilecek zarar, mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsama dahil edilmemesi gerekmektedir. Somut olayda, katılanların hakaret suçundan doğan maddi bir zararları olmadığı gibi, herhangi bir tazminat istemleri de bulunmamaktadır. Adli sicil kaydına göre sabıkasız oldukları anlaşılan sanıkların, 5271 sayılı CYY'nin 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendi uyarınca "kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyecekleri hususunda kanaate varılması" koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre, Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, "CMK'nın 231/6-c maddesi gereğince" biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

 

2- Türk Ceza Yasası'nda açıkça "suçta ve cezada yasallık (kanunilik)" ilkesi düzenlenmiştir. Söz konusu bu ilkenin yer aldığı 5237 sayılı TCY'nin 2. maddesinin (1). fıkrasına göre; yasanın (kanunun) açıkça suç saymadığı bir eylem (fiil) için kimseye ceza verilemez, güvenlik tedbiri uygulanamaz. Yasada (kanunda) yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

 

Yine aynı Yasa'nın 2. maddesinin (2). fıkrasına göre ise, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

 

Sanıklar hakkında uygulanan 5237 sayılı TCY'nin 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ise; "belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma" seçenek yaptırımı öngörüldüğü halde;

 

Sanıklar hakkında hükmedilen 2 ay 27 gün hapis cezasının 5237 sayılı TCY'nin 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca "2 ay süreyle K… S… Köyü dışına çıkmaktan yasaklanması" seçenek yaptırımına çevrilerek, sanıkların yaşadıkları köyden dışarı çıkmaları tamamen yasaklanarak 5237 sayılı TCY'nin 50. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine aykırı nitelikte ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin eki olan 4 no.lu protokolün 2. maddesinde düzenlenen "serbest dolaşım özgürlüğü" ile Anayasa'nın 23. maddesinde yer alan "seyahat özgürlüğü" hakkının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek biçimde hüküm kurulması,

 

Yasaya aykırı ve sanıklar Hatice ile Ümmü'nün savunmanının (müdafiinin) temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, (HÜKÜMLERİN BOZULMASINA), 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

karara.com

Son Güncelleme: 03.01.2013 11:54
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol