31 Ekim 2014 Cuma 10:59
İdari Yaptırım Kararının Kaldırılması
 T.C.
YARGITAY
Yedinci Ceza Dairesi
E:2014/2954
K:2014/14281
T: 08.07.2014

  • İdari Yaptırım Kararının Kaldırılması 
  • Radar Kontrolü 
  • Radar İşaretinin Bulunmaması
  • Düzenli/İyi İdare İlkesi

Özet:
Radarla hız denetiminin karayolunun hangi kesiminde ve hangi sürelerde yapılacağı hususunda yol kullanıcılarının,
Trafik İşaretleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde düzenlenen usul ve esaslara göre konulacak “trafik işaret levhaları ’’ ile bilgilendirilmesinin zorunlu olduğu gözetilmelidir.
(2918 s. Trafik K. m. 50, 51/2-b)
(Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin Yönerge m. 34/1-ç,
47)
(Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin CM/REC 2007/7 Sayılı Tavsiye Kararı m. 10)
(3152 s. İBTGK m. 2, 29)

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51/2-b maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı Fırat hakkında Alaşehir Trafik Denetleme Birim Amirliğinin 27.05.2013 tarihli ve GT-525573 sayılı idari para cezası karar tutanağı ile uygulanan 343.00 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun kabulü ile idari para cezası karar tutanağının iptaline dair Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 05.07.2013 tarihli ve 2013/493 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2014 gün ve 2013/406441 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dosya incelendi:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talep yazısı şöyledir;
"2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51/2-b maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı Fırat hakkında Alaşehir Trafik Denetleme Birim Amirliğinin 27.05.2013 tarihti ve GT-525573 sayılı idari para cezası karar tutanağı Ut uygulanan 343.00 Türk lirası idari para cezasına yönelik başvurunun kabulü İfa idari para cezası karar tutanağının iptaline dair Alaşehir Sulh Ceza Mahkeme sinin 05.07.2013 tarihli ve 2013/493 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesince, radar kontrolü yapılan yerde radar işaretinin bulunmadığı, gerekli yasal uyarılar usulüne uygun şekilde yapılmadan kesilen para cezalarının hukuki mesnedinin bulunmadığı gerekçesiyle muteriz hakkındaki idari para cezasının iptaline karar verilmiş ise de;
"2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hız sınırları" başlıklı 50. maddesinin 3 ve 4. fıkralarında yer alan, ”(3) En çok ve en az hız sınırlarını gösteren işaret levhaları, gerekli görülen yerlere, ilgili kuruluşlarca konulur. (4) Bu Kanunla yetki verilen kuruluşlar tarafından yönetmelikte belirtilen hız sınırları yol ve trafik durumuna göre azaltılabilir veya çoğaltılabilir. Bu hallerde durum trafik işaretleri He belirtilir ve uygun vasıtalarla duyurulur." şeklindeki ve ay m Kanun 'un "Hız sınırlarına uyma" başlıklı 51. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer alan, "(1) Sürücüler, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar. (2) (Değişik fıkra: 08/01/2003 - 4785 S.K./4. md.) Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu hız sınırlarını yüzde ondan yüzde otuza (otuz dahil) kadar aşan sürücülere 64 700 000 Hra, yüzde otuzdan fazla aşan sürücülere 131 900 000 Hra para cezası uygulanır, "şeklindeki düzenlemeler İle yine bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Hız sınırları" başlıklı 100. maddesinin  1. fıkrasında yer alan, "(Değişik madde. 01.09.2010 - 27689 S.R.G. Yön./ll.mad) Karayolları Trafik Kanununda ve bu Yönetmelikte yazılı kayıt ve şartlar dışında ve aksine bir işaret bulunmadıkça yol durumlarına göre römorksuz araç cinsleri için saatteki asgari ve azami hız sınırları aşağıda gösterilmiştir." biçimindeki düzenleme ve aynı Yönetmeliğin "Hız sınırlarına uyma ve hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlama" başlıklı 101. maddesinin 1, 2 ve 6. fıkralarında yer alan, "(1) Sürücüler aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse bu Yönetmeliğin 100 üncü maddesinde belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar. (2) Araç sürülürken yapılan hız, radar ve benzeri teknik cihazlarla ölçülebileceği gibi kronometre veya değişik usullerle de ölçülerek tespit edilebilir. (6) Hız tahdidini belirleyen aksine bir işaret bulunmayan yerleşim birimleri içinden veya civarından geçen şehir dışı karayollarının bu kesimlerinde, can ve mal güvenliği açısından, karşıdan karşıya geçişler bir fiziki engelle yasaklanmış veya alt ve üst geçitlerle belirlenmiş ise ve hız yapmak yaya ve taşıt trafiği açısından bir engel teşkil etmiyorsa, taşıt sürücüleri yol ve trafik durumunu dikkate alarak yönetmeliğin kendilerine tayin etmiş olduğu azami hız sınırları içerisinde seyredebilirler." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, ne 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ne de Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde radarlarda denetimi yapılacak yerlerde denetim yapıldığına dair ikaz levhası ve işaretleme bulundurulmasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere aksine bir karar alınıp işaretleme yapılmadıkça sürücülerin yönetmelikle belirlenen hız sınırlarını aşmamak zorunda oldukları, somut olayda muteriz yerleşim yeri içerisinde otomobil araçlar için belirlenmiş olan 50 km/saat hız sınırını %10 dan daha fazla aşmak suretiyle 71 km/saat hızla gittiğinin radar cihazı He tespit edilmiş olunması karşısında, itirazın reddi yerine, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca Ala şehir Sulh Ceza Mahkemesinin 05/07/2013 tarihli ve 2013/493 değişik iş sayılı kararının bozulmasının İstenilmesi arz ve dosya birlikte takdim olunur."

I-Olay:
Alaşehir İlçesi Süleyman Demirel Caddesi üzerinde görevlilerce 27.05.2013 tarihinde radar aletiyle yapılan hız kontrolünde saat 14.54 de kabahatli Fırat'ın hız limitini aştığı tespit edilmiş ve hakkında aynı tarihte 525573 seri nolu tutanak ile 343.00 TL idari para cezası uygulanmıştır. Kabahatli Fırat bu idari para cezasının iptali için aynı gün Alaşehir Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. Sulh Ceza Mahkemesince, yapılan inceleme sonucunda "Muteriz hakkında hız ihlali sebebiyle idari para cezası verildiği, ancak radar kontrolü yapılan yerde radar işaretinin bulunmadığı, gerekli yasal uyarılar usulüne uygun bir şekilde yapılmadan kesilen para cezalarının hukuki mesnedinin bulunmaya cağı gözetilerek yapılan itirazın haklı olduğu kanaatine varılarak, usul ve yasaya aykırı idari yaptırım kararının 5326 sayılı Yasanın 28/8-b fıkrası uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle başvuru haklı bulunarak idari para cezası tutanağının iptaline karar verilmiştir. Bu karara karşı, Emniyet Genel Müdürlüğünün, mahkemenin gerekçesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkin müracaatı üzerine kanun yararına bozma talebinde bulunulmuştur.

II-Kanun Yararına Bozma Talebine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda ne de Karayolları Trafik Yönetmeliğinde radarla hız denetimi yapılacak yerlerde, bu denetimin yapıldığına dair ikaz levhası ve işaretleme bulundurulması konusunda herhangi bir hüküm yer almadığı halde "radar işaretinin bulunmadığı ve gerekli yasal uyarıların usulüne uygun yapılmadığı" gerekçesiyle "idari yaptırım kararının kaldırılması" yönünde ki Mahkeme hükmünün kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III- Hukuksal değerlendirme:
 Anayasamızın 2. maddesi hükmüne göre "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atat ılık milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik laik ve sosyal bir hukuk Devletidir" Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarına göre (örneğin 27.03.1986-E:85/31-K:86/111, 08.11.1991-E:91/9-K:91/36 tarihli ve sayılı kararlar) "Hukuk devleti her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, her alanda adaletli bir düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına hakim kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozulamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığımla geçersiz kalacağını bilen bir devlettir."
Kısaca, hukuk devleti "faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan devlet" demektir.
Hukuk devleti, hukuka bağlı olan devlet demek olduğuna göre, devletin üç erkinden biri olan yürütme organının da hukuk kurallarıyla bağlı bulunduğu kuşkusuzdur.
Yürütme organı bakımından, idari faaliyetlerinin belirliliği ve önceden bilinebilirliği zorunludur. Hukuk devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin idare edilenler tarafından önceden tahmin edilebilir olması gerekir. İdari işlem ve eylemlerde idare bu yetkisini tüzük ve yönetmelik gibi genel kurallarla düzenlemek ve bu düzenlemelere uymak zorundadır. Buna "düzenli idare ilkesi" denir. Keza, yine İdarî faaliyetlerin belirliliği ilkesi nedeniyle idarenin, istikrar kazanmış uygulamalarından vazgeçmemesi gerekir.

Yine hukuk devleti ilkesi, devletin "kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, kamu sağlığını ve çevreyi, ekonomik düzeni, toplum barışını ve düzenini, genel ahlâka ilişkin kuralları ihlal eden eylemleri yani suç ve kabahatleri, ulusal ve evrensel hukuk çerçevesinde, ödetme görev ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak Devletin, esasen ve öncelikle bu kuralların ihlalini önleme görevi bulunduğunun kabulü gerekir. Başka bir deyişle, hukuk devletinin bir erki olan idarenin görevi, öncelikle bireylerin kuralları ihlal etmesini bekleyip cezalandırma yoluna gitmesi değil, kurallara uygun davranma düzeyini ve alış-kanlığını geliştirmek olmalıdır. Bu husus "iyi idare ilkelerinin" de bir gereğidir. Keza idarenin (Yürütmenin) iyi idare ilkeleriyle bağlı olması da hukuk devletinin bir gereğidir. Nitekim ülkemizin de üyesi olduğu Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin 20 Haziran 2007 tarihli ve 999 sayılı Bakan Temsilcileri toplantısında, "İYİ İDARE KONUSUNDA ÜYE DEVLETLERE CM/REC(2007)7 SAYILI TAVSİYE KARARI" kabul edilmiştir.
Mezkur Tavsiye Kararının "Açıklık İlkesi" başlıklı 10 uncu maddesinde;
"1. İdare açıklık ilkesine uygun faaliyette bulunur.
2.İdare, karar ve işlemlerinden özel kişileri, resmi belgelerin yayınlan ması da dahil olabilecek şekilde uygun araçlarla haberdar eder.
3.Kişisel verilerin korumasına ilişkin kurallara uygun olarak resmi belge tere erişim hakkını tanır.
4.Açıklık ilkesi, yasayla korunmuş gizliliğe zarar veremez."
Hükmü bulunmaktadır.
Bu arada Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesi kararlarının hukuki niteliğini de izah etme gereği bulunmaktadır: Avrupa Konseyinin hukuksal etkinliği, sözleşmeler ve tavsiye kararları biçiminde ortaya çıkmaktadır. "Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararı" Bakanlar Komitesinin, Avrupa Konseyi Statüsünün 15/b hükmüne dayanan, ulusal yasa koyuculara ve idarelere ölçü getiren, üye devletlerin hükümetlerine yönelik kararıdır.

Bağlayıcı olmamakla birlikte, kararların uzlaşma ile alınması ve Komite'nin hükümetleri "tavsiyeler doğrultusunda karar alıp almadıklarını bildirmeye" davet etmesi yöntemi tavsiyelerin dikkate alınmasını sağlamaktadır. Zaman zaman Danıştay, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tavsiyelerini, kararlarında gerekçeyi desteklemek için kullanmaktadır. Örneğin, bir gazetecinin sarı basın kartı istemi idarece gerekçesiz bir işlemle reddedilmiştir. Danıştay, ret kararının gerekçeli olması zorunluluğunu kabul ederken diğer nedenlerle birlikte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin tavsiye kararına da atıf yapmıştır. (DİDDGK, E: 1995/769 K: 1997/525, 17.10.1997, DD, 95, 1998, s.87). (Kaynak: Onur KARAHANOĞUL LARI, İdarenin Hukukla Kavranması: Yasallık ve İdari İşlemler, 2. Bası, Ankara 2012, Turhan Kitabevi, s. 107, 395)
Konumuza ilişkin iç hukuk düzenlemesi şöyledir:
3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmüyle "Karayollarında trafik düzenini sağlamak ve denetlemek" görevi İçişleri Bakanlığına tevdi edilmiştir. Aynı Kanunun 33 üncü maddesi hükmüyle de İçişleri Bakanlığı "kanunla yerine getirmekle yükümlü oldukları hizmetleri; tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenlemek"\\e görevli ve yetkili kılınmıştır.
İçişleri Bakanlığının bu "düzenleme görev ve yetkisi" dahilinde, Trafik Denetimlerinde ve Trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin Yönerge hazırlanarak 31.10.2011 tarihli Bakan onayıyla yürürlüğe konulmuştur. "Trafik dene timlerinde; denetim öncesi, denetim anı ve sonrasında, trafik kazalarında ise; kaza mahalline intikal ve sonrasında yapılacak iş ve işlemlerin usul ve esasları ile trafiği yönetme ve düzenleme hareketlerini belirlemek" amacıyla çıkarılmıştır.
Yönergenin;
"Radarla hız denetiminde dikkat edilecek hususlar" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde şu kurala yer verilmiştir,
"Sabit denetim yapılması durumunda radar aracı, karayolunun her İki yönünden kolayca görülebilecek ve trafiği tehlikeye düşürmeyecek şekilde koşullandırılır."
"Yol kullanıcılarının bilgilendirilmesi" başlıklı 47. maddesi aynen aşağıdaki şekildedir:
"(1) Trafik kurallarına uyma düzeyini arttırmak, trafik güvenliğini sağlamak ve yol kullanıcılarını bilgilendirip, bilinçlendirmek amacıyla, denetimin karayolunun hangi kesimlerinde, hangi sürelerde yapılacağı ve hangi konulara yoğunlaştırılacağı ve bunlarla ilgili risk bilgileri, neden-sonuç ilişkileri ve denetim sonuçlarının açıklanmasında ulusal ve yerel medya He diğer iletişim araçlarından azami ölçüde faydalanılır."
Görüldüğü gibi İçişleri Bakanlığı bu Yönerge hükmüyle "trafik kurallarına uyma düzeyini arttırmak, trafik güvenliğini sağlamak ve yol kullanıcılarını bilgilendirip, bilinçlendirmek" amacıyla trafik denetimlerinin;
- Karayolunun hangi kesimlerinde ve hangi sürelerde yapılacağı,
- Hangi konularda yoğunlaştırılacağı,
Hususlarında ulusal ve yerel medya ile diğer iletişim araçlarından azami ölçüde faydalanılmasını öngörmüştür.
Böylece, İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edilmiş olan bir düzenleyici idari işlemle "trafik denetimlerinin karayolunun hangi kesimlerinde, hangi sürelerde yapılacağı ve hangi konularda yoğunlaştırılacağı hususlarında ulusal ve yerel medya ile diğer iletişim araçlarından da azami ölçüde faydalanılmak suretiyle yol kullanıcılarının (özellikle sürücülerin) bilgilendirilmesine" ilişkin bir düzenleme ihdas ettiği görülmektedir.
Sözü edilen bu düzenlemelerin, Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin Bakan Temsilcileri toplantısında kabul ettiği yukarıda gün ve sayısı yazılı "İyi idare konusundaki" tavsiye kararının 10. maddesinin 1. ve 2. fıkra hükümlerine uygun bulunmaktadır.
Yönergenin 3152 sayılı Kanunun 29. maddesi hükmüne göre İçişleri Bakanlığının bağlı kuruluşları olan ve mahsus kanunları uyarınca da bu Bakanlığın sevk ve idaresi altında bulunan genel kolluk kuvvetleri içinde yer alan trafik zabıtasını bağladığı da tartışmasızdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince:
Yönergenin 34/1-ç ve 47. maddesi hükümleri karşısında "radarla hız denetiminin karayolunun hangi kesiminde ve hangi sürelerde yapılacağı" hususun-da yol kullanıcılarının bilgilendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu husus aynı /.imanda Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin Bakan Temsilcileri tarafından kabul edilen tavsiye kararının iyi idare ilkelerinden olarak kabul edilen "açıklık ve uygun araçlarla haberdar etme" ilkelerinin de bir gereğidir.
Yönergenin 47. maddesi hükmüne göre, idare bu bilgilendirme faaliyetinde "ulusal ve yerel medya ile diğer iletişim araçlarından" azami ölçüde faydalanacaktır. İdarenin "yol kullanıcılarını her koşulda bilgilendirmek" ile yükümlü tutulduğu, bu amaçla "ulusal ve yerel medya ile diğer iletişim araçlarında da azmi ölçüde yararlanma cihetine gidebileceği sonucuna varılması gerekmekledir. İdare öncelikle kendi mutat vasıta ve yöntemleriyle bilgilendirme yapacaktır. Zira "karayolundan yararlananlara, yol, trafik durumu ve yakın çevre ile İlgili gerekli bilgileri vermek, yasaklama ve kısıtlamaları bildirmek suretiyle trafik düzen ve güvenliğini sağlamak amacına yönelik olarak karayollarında uygulanacak trafik işaretlerinin, standart, anlam, nicelik ve nitelikleri ile diğer esaslar", 19.06.1985 tarihli ve 18789 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Trafik İşaretleri Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Dolayısıyla, Trafik Denetimlerinde ve trafik Kazalarında Alınacak Önlemlere İlişkin Yönergenin 47. maddesi kapsamındaki bilgilendirmenin, bu Yönetmelikteki usul ve esaslara göre konulacak trafik işaret levhaları" ile yapılması gerekmektedir. Bu yöntem dışında gerekiyorsa medya ve diğer iletişim araçlarından da yararlanacaktır. Dolayısıyla, bahse konu Yönerge hükmü uyarınca, "radarla hız denetiminin karayolunun hangi kesiminde ve hangi sürelerde yapılacağı" konularında sürücülerin, her şeyden Önce trafik işaret levhalarıyla bilgilendirilmesi zorunludur.
Öncelikle kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla yapılması ge- teken trafik denetimlerini, yol kullanıcılarına ceza vermek amacıyla bilgilendirme yapmadan kural ihlali yapmasını beklemek, trafik kurallarının konuluş amacına uygun olmadığı gibi araç sürücülerine tuzak kurulması anlamına gelecektir ki bu durum, çağdaş hukuk devlet ilkeleriyle bağdaşmaz ve kabul edilemez.

IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği yerinde görülmediğinden (REDDİNE) 08.07.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.

Son Güncelleme: 31.10.2014 11:02
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177